evimdir, memleketimdir. dört gün önce araptaydık, üc gün önce setbasında. oralar benimdi, bense oraların. simdi bilmediğim bir şehirde*, ne yaparım ne ederimleri aşma safhasındayım. nasıl annem, nasıl güzel mi hala oralar?
türkiye'nin minyatürüdür. her şeyden biraz vardır. ova ilçeleri, sahil ilçeleri, dağ ilçeleri, tutucu kesimin ağırlıkta olduğu inegöl gibi bir ilçesi varken son derece modern bir yer olan nilüfer gibi bir ilçeye de sahiptir.
ankara'dan gelen insanlar için 'nem' anlamına gelmektedir.
yok yani yıllarca bursa'da yaşadıktan sonra, son 1 yılımı ankara'da geçirdim ama, bursa'ya tekrar geldiğimde bu nem olayı bitirdi beni. 100 metre yol yürümesin insan, anında yapış yapış oluyorsunuz.
Bursa Belediyesi'nde, şehir adına şereflerine verilen ziyafette, Bursalıların duygularını dile getiren bir konuşmaya verdikleri cevap:
*
Kıymetli konuşmacı arkadaşımızın sözleri, benim üzerimde çok büyük duygusallık uyandırdı. Bunun derecesini anlatmak bence olanaksız.
Fakat, Bursa’yı ve Bursalıları seven ilk Türk ben değilim. Tarihte ve dünyada en büyük imparatorluk kurmuş olan Türkler de, öncelikle dikkat bakışlarını Bursa’ya, bu kıymetli şehre yöneltmişlerdir. Onun kıymetini anlamış ve anlatabilmişsem çok mutluyum.
Bursa, inkılâp hayatımızda birçok zor anlar geçirmiştir. Fakat Bursalılar kıymet, yetenek ve güçleriyle bu zor zamanları kolaylıkla atlatmıştır ve biz de kendilerine kavuşmak mutluluğuna sahip olduk. Bugün o mutluluğun safhalarından birine yetişmekle bahtiyar olduğumu bildirebilirim.
havasıyla olsun, insanıyla olsun, yeşiliyle olsun, gezilecek yeriyle olsun antalya'dan zilyon milyon kilyon bulyon kat güzel şehirdir. pazara kadar da ayrılmak istemediğim, ayrılmayacağım yerdir. yalnız bursa'ya da sıcak diyorlar, ben bunu anlamıyorum. yahu sıcak ne bilmiyor bu güzel insanlar.
antalya cayır cayır..gerçi kışın orası da adeta bir cennet. ama mümkünse yazın kalsın. alın, konyaaltı plajlarını tepe tepe kullanın.
--spoiler--
bursa'nın yolları taştan, sen çıkardın beni beni baştan.
--spoiler--
her şeye rağmen bulunmaktan pişman olmadığım şehir. ulu camii'siyle, pideli köftesiyle, heykel'iyle, dikkaldırım'ıyla, travestisiyle, kestane şekeriyle, her şeyiyle her şeyiyle çok sevdiğim şehir.
başka bir yerden taşınıp yaşamaya başlayana başlangıçta oldukça donuk görünen şehir. bir süre sonra, donukluğuna alışır, değişik mozaiklerini, renklerini keşfedersiniz.
memleketimden sonra en sevdiğim il dir. güzelliği, doğallığı bir yana önemli anılar taşımaktadır. mesela her senenin ağustos ayında 3 ay görmediğim malum kişiyle buluşma noktası olması yeterlidir benim için. bekle bursa yarın ordayım.
Arabayla şehir merkezinden yarım saatte Uludağ'ın zirvesine, yarım saatte Gemlik, Kumsaz, Burgaz gibi bilimum deniz kıyısına gidebileceğiniz, yeşilin hemen her tonunu içeren güzide şehir. Bu yıl yağan yağmurlarla birlikte daha bir yeşil oldu sanki.
gidinceye kadar binbirtürlü fantastik hayaller kurup, gördüdükten sonra beni hayal kırıklığına uğratan şehirdir, osmanlı ya başkentlik yapmış , içerisinde bir çok tarihi zenginlikler barındıran bu kent resmen kaderine terkedilmiş, tarihi ama her yanı tarumar edilmiş bir yapı gibi durmaktadır.
bu nasıl bir sehircilik anlayışıdır anlamak mümkün değil. yüzyıllık hanları, hamamları, camileri, çarpık ve düzensiz yapıların arasına adeta hapsedilmiş sanki geçmişin izleri silinmeye çalışılmıştır elbirliğiyle.
keşke hiç gitmeseydim bursa ya , hayallerimde tasarladığım şekliyle kalsaydı zihnimde hep. nerede o evliya çelebinin bursa sı nerede şimdiki bursa yazık güzelim şehirlerimizi katlediyor iş bilmez yöneticiler.
neyse ki güzel insanlarıyla bir nebze olsun hafifletti içimdeki öfkeyi , bursa halkının o sıcak samimi tavırları da olmasa daha derin olacaktı hayal kırıklığım. inşallah bir daha gittiğimde daha güzelleşmiş görürüm kapitalizmin kirlettiği bursa yı.