öncelikle söyleyeyim karacabeyde oturuyorum üniversiteyi önce ankara (bırakıldı) şimdilerde de eskişehirde okuyorum. yani eve gitmek için her seferinde eskiden içinden, şimdilerde kenarından kıyısından geçmekteyim. bursada oturan milyon tane akrabam var ancak yaklaşık iki senedir bir kere bile gidemedim. her geçişimde dağa doğru bakıp hatıralarıma kapılıp giderdim ancak şimdi sözlükte şu toki'nin sıçtığı blokları görünce neden son zamanlarda otobüsle geçerken bursa'nın, havanın ya sisten ya yağmurdan bana yüzünü göstermemesini anladım ve bir kez daha aşık oldum ona. bu şehir tamamen canlı ve insanların ona yaptığı işkenceden büyük bir utanç duyuyor. nolur ona daha fazla acı çektirmeyin. nolur...
Belli bir süre yaşandıktan sonra insanı kendi monotonluğuna alıştıran şehir. Sanayinin gelişmiş olması ve işçi yoğunluklu nüfus yapısından mıdır bu yavaşlığı ve boğuculuğu bilinmez.
özledim be.
Geri gelmeyecek günlerini özledim bu şehrin. Doğum evi kantininde içilen sigarasını, kükürtlüsünde yapılan yürüyüşünü, osmangazi kültür merkezinde film seyrettiğim ucuz sinemasını, bursa anadolu lisesindeki halı sahasını, kayhan pideli köftecisindeki pideli köftesini, 48'ini, kozahanını, ulu camisini, yeşilin oraya giderken ki kaymak kadayıfçısını ve en çokta yurdumu ve bir daha asla birlikte o günleri yaşayamayacağım dostlarımı özledim be!..
"BURSA gibiyim artik..!! Gülmeyi Yıldırım da Bıraktım.. Vefayı Setbaşın da.. Altıparmak kadar yorgun. Kamberler kadar yıkık .Garajaltı kadar atarLı.. Yeşil kadar vedalara alışık. Heykel kadar kalabalık.. Gürsu kadar sıkıcı.. BURSA gibiyim yani.. Uzaktan bakinca ışıl ışıl ama aslında yorgun, bitkin, tükenmiş..."
şimdi insan okuyunca tabii bi hani nerde fsm hani nerde kestel efendim hani nerde mudanya ya da görükle demiyor değil. ama öncelikle ben ne alaka lan dedim, vefa neden setbaşında bırakılmış, yeşil neden vedalarla özleşleşmiş? bunca yıllık bursalıyım böle şey duymadım arkadaş. bi garajaltının atarı doğru olmuş.
kargoların adres fişlerinde türkçe karakter yazılmamasından ötürü büşra ismi ile karıştırılan şehir ismi.
haa, bir de nüfus cüzdanınızı göstermenize rağmen yurtiçi kargo'nun pek saygı değer elemanı tarafından şüphe ile karşılanır ve azarlanırsınız "burada bursa yazıyor ama neyse..." diyerekten.
kargonuzu nihayet alıp herifi postaladıktan sonra bakarsınız ki fişte isim doğru yazıyor. tek derdi noktasız harfler kullanılmış.
hem yanlış okuyor, hem posta koyuyor. adama bak yaaa...
kaç aydır gitmediğim, çok özlediğim şehir.
yerleşilip yaşanacak yemyeşil bir kent burası.
çok büyük alışveriş merkezleri için bile gidilip görülmesi gerekir. üsküp'ü hatırlatır bana bu şehir.
geceleyin sokaklarında yeterli aydınlatma yapılmayan şehir. izmir' in pırıltısına, eskişehir' in hareketliliğine sahip olmasa da, sürekli artan ağır abi ve delikanlı özentiliği can sıkıcı hale gelse de, değişik bir mozaik barındırmaktadır.
başlangıçta sevmeyebilir ancak zamanla alışır gidersiniz.
7 senedir yaşadığım, köyleri muhteşem olan, geze geze bitiremediğim şehirdir.
ayrıca 2 sene içinde, istanbul gibi yaşanamayacak hale gelecek "büyükşehir"dir.