insanı son derece soğuk olan şehir. hatta birisine "kolay gelsin" dediğinizde, küfür edermiş gibi bakışlara maruz kalacağınız ender şehirlerden biri. velasıl-ı kelam evladın olsa sevilmez. evet, o derece.
10 yıl sonra izmir'i sollayıp türkiye'nin 3. büyük ili olmasına kesin gözüyle bakılan şehirdir. bu tezi kuvvetlendiren bilgiler şunlardır. 5 yıl içinde bitirilmesi planlanan istanbul-izmir otoyol projesi, yerel yönetimin projeleri, büyümeye çok müsait arazi yapısına sahip olması ve Osmanlı'nın eski başkenti olmasıdır. sürekli sanayisiyle ön plana çıkan şehir turizmde ciddi bir atak yapmaya hazırlanmaktadır.
ilk kez bu kadar ayrı kaldığım memleketim. tarihi yapısını öyle özledim ki, her türden insanı barındırmasını, her renge içinde yer vermesini. bursa eskiyle modernizmin, tarihle doğanın, eğitimliyle eğitimsizin harmanlandığı şehirdir, candır.
Ne olmak istediğine bir türlü karar verememiş şehirdir. Her ne kadar sanayi şehriyim ben, dese de binlerce yıllık tarihi peşini bırakmaz. Özellikle Osmanlı mirası, şehrin bugünkü misyonunu belirler. Sanki, tophane sırtlarından Osmangazi fırlayıp ''beni unutmayın ey Bursalılar'' diyecek gibi gelir insana. Ulucami de bir an, karagözle hacivatı görürür gibi olursunuz. Kozahan da çayınızı yudumlarken, ipek yolundaki kervanları aklınızdan geçirirsiniz. Siz gözlerinizi kaçırmaya çalışanız da, tüm ihtişamı ve görkemiyle şehrin her yerinden kendi gösteren Uludağ, her seferinde devasallığıyla kendinizi küçük hissettirir, acizliğinizi yüzüne vurur.
Evlenecek olanların, çeyiz düzmek için, kapalı çarşıdaki cıvıl cıvıl dükkanlar ilk uğrak yeri olur, sünnet gezdirmelerine ise Emirsultana gidilir Bursa da . Asırlık ağaçların arasındaki Emirsultan Külliyesi her daim, insana ölüm gerçeğini hatırlatır, kafanızı darmaduman eder. Uzun selvi ağaçlarının arasındaki yeşil türbe, turkuaz rengiyle sizi dinginleştirir. Bütün bu efsunlu havadan sizi ayıransa setbaşı köprüsüdür. Bir anda şehrin gürültü ve telaşının hakim olduğu heykel semtinin kucağına bırakıverir sizi, yaşamın gerçeğini acımazca yüzünüze vurur. Ardından Altıparmak, Çekirge derken Uludağ yolundasınızdır artık. Bursa ışıl ışıl ayaklarınızın altındadır. Yeşil vadide ilerlerken asırlık çınar inkaya , devasa dallarıyla sizi kucaklar, dalından yeni koparılmış meyveler ikram eder. Zirveyi , kayak yapmanın hazzıyla tamamlamışsanız , sizden mutlusu yoktur artık. Ama sizi, yeşil ve mavinin arasındaki şehir, denize çağırmaktadır. Mudanya da balık yemek, Gündoğdu manzarasıyla günü tamamlamak belki Bursa nın kısa özetidir.
Her mevsim ayrı güzel olandır Bursa. Bu bereketli toprakların havası solunasıdır. Lodosu meşhurdur. Çatıları uçurur, dükkan tabelalarını yerlere savurur, ağaçları kökünden söker, yeri gelir etraftan topladığı kurumuş yaprakları kümeler halinde, havada dans ettirir. Etrafta, pileli okul eteğini ansızın arkadan havalandırmaması için tutmaya çalışırken, elindeki kitaplarını düşüren liseli kızlar görürsünüz. Ama her şeye rağmen lodos, kışın şehrin tepesine çökmüş kirli havayı temizlemiş, insanların nefes almasını sağlamıştır. Görevini başarıyla tamlamış olan lodos, verdiği rahatsızlıktan üzülmüşçesine hüngür hüngür ağlar ve bir anda bardaktan boşalırcasına rahmet yağdırır bursa ovalarına. işte bu yüzden günlerce aralıksız yağmur yağar Bursa da her lodostan sonra.
Bursa da bir zamanlar her evin kapısına ipler takılıydı. Konu komşu bu ipi çeker, komsunun evine girerdi. Zamanla bu iplerin yerini sürgüler, demir kilitler aldı. O gün anladık ki, artık Bursa da yolunda gitmeyen bir şeyler vardı.
Nereden başlayacağını bilemezsin Bursa da hayata,
Hangi asra demir atsan ihtişamlı bir efsanedir Bursa.
Uludağ dan süzülen sular gibi dalarsın da ümrana,
Mübarek bir felsefe olur çıkarsın insanlıkta hayata.
Bursa her kalbin atışında nice çağlara can vermiştir,
ilim irfan sanayi ve sanatta imanla bir yükseliştir.
Gücü güzeli sanatı ve asaleti solur ciğerleri,
Aşk vermiştir hayata Bursa nın çocukları, kadını, eri.
Bugün milyonlarla araçla dünyada aşarken engelleri,
Koşan at sesleriyle korumuştur, camileri köprüleri,
Ulucami de şadırvan bile adalete timsal olarak,
Kudreti bularak doğmuştur Bursa da nice nurlarla şafak.
insanlık yarışı değildir Bursa da yaşamak kendisidir,
Tevazu ve de hikmetle, medeniyetle çalan senfonidir.
istanbul un kıblesinde şevk veren, emin bir rehber gibidir,
Birlik beraberlik ve yüceliklere çarpan bir güzel kalptir.
Milyonları sevdasıyla meftun eden bu efsunlu güzelin,
Erguvanları, gülleri, ıhlamurları, leylağı ve serin,
Nice aşklarını beslemiştir, saflığıyla güzellerinin,
Altında yaşayanların kıymeti üstündedir kubbelerin.
Aşk olmuştur asırlarca desen ve desen tezgâhlarda Bursa,
ilmi ve irfanıyla insanlar imanından aldığı ruhla,
Paylaşılan nimetler için çalışan bir alet de değildir,
Fatih e Osmangazi den devredilen çok yüce bir tebcildir.
Baltığı Afrika ya dengeleyen bir mihenk taşıdır bursa,
Avrupa ve Asya nın özlenen ahengini yaşatır burda.
Bütün sermayenin itimadıyla güven vermiştir dünyaya,
Yeni baştan Bursa yla gerçek olacaktır bütün güzel rüya.
Dağla deniz ayrılmaz iki kardeştir her ant edişinde,
Binlerce yemin gibi konuşur her çiçek cennet yeşilinde.
Dünyadan cennete tarassut eder gibi yüz binlerce veli,
Emir sultan, Pir emir, Yıldırım, Üftade, karabaş-ı veli.
Ekmeğiyle doymuştur binlerce işçisi somuncu Baba nın,
Bolluk duasına mazhardır bursa altında ulu çınarın.
inkaya da ihtişamla asırlara vurulmuş bir kudrettir,
Bir ayağıyla dünya demektir bursa öbürüyle cennettir.
Manolyalar ıhlamurlar kestaneler güller ve hanımeli,
Sebildir milyarlarca güzellikle Uludağ ın çiçekleri.
Ezelden inşa edilen mutlu bir gelecektir güzel bursa,
Nur gibi doğacaktır insanlık için, bir gün parlak ufukta.
Karbon kağıdıyla doğan şehirlerin modernizasyonuna,
Ve yılların ihmalini aşıp kavuşacaktır misyonuna,
Bursa ne kadar geniş olsa da hiçbir asra asla sığamaz,
Başka bir Anadolu yok bu dünyada başka Bursa olamaz.
Bu kutlu şehirde insan asla fenerlerle aranmamıştır,
Verdiği feyz ile geçenler seven kalplerden ayrılmamıştır.
insanlık sınavında teslimiyet mizanıdır burda hayat,
Tayin etmektedir her görevi binlerle liyakat ve sebat.
Bursa her gün boyu cennetleri yaşatmaktan yorulmuş,
Altın sarısı bir hasretle bakar gurupta yücelerden,
Bir serçe yüreğiyle kıpırdayarak iner fecirde,
Cennete veda ederek ayrılır güneş tepelerden.
Hayat buğday tanesi yalnızlık ve bereketle doğar,
Her gönülden gönüle çağlayarak kurulur dünyalar.
Hançerelerde şarkıdır bazen ve resimdir tuvalde,
Duygudur asalettir sevgidir varlıklar bu şehirde.
Sonsuzu düşlerken kuşanmak gibidir geçmişi hali,
Bursa böyle kutsal bir aşkla sever güzel istikbali,
istanbulları doğuran ana şefkatiyle kalbinde,
Büyük Aşkla doğar bütün çocuklar yaşar bu şehirde
Yedi tepeler armağan etmiş civandır Yüce Bursa,
Uludağ dan dökülen çağlayanlarda arınmış ruhtur,
Belki Ulucami de saf tutan bir gencin namazında.
Bütün insanlığa yakarılmış duadır ve umuttur.
Sokaklar kaldırımlar eski evler konaklarla Bursa,
Camiler hanlar hamamlar medreseler köprüleriyle,
Tarihe atılmış tuğra haşmetiyle Anadolu nun,
Şahadetidir birliğine efradıyla anayurdun.
Tarihi konuşturmakla kalmaz yüce bir gelecektir,
insanlık yine bir gün yeniden Bursa yla gülecektir,
Bütün nimetini toplarken suları ve yeşiliyle,
Tüm insanlığı kapsayacaktır engin felsefesiyle.
Bursa tarihe sığınmış bir maziye asla sığamaz,
Onsuz gelecekler, Osmanlı nasıl olmazsa, olamaz.
ipekler kumaşlar ve binlerce nakışlarla bu şehir,
Dünya sevgiyi ondaki ince zevkiyle bilecektir.
Bütün dilleriyle insanlığın konuşan bir dilidir,
Bestelerde gönülleri coşturan aşkların güftesidir,
Kalbe tutulmuş bir ayna gibi aksederiz hepimiz,
Çalıkuşundaki büyük aşkı yaşatır kalplerimiz.
Bursa şehirlerin üst üste konulmuş kopyalarında,
Âdemle Havva nın aşka yemin ettiği gün gibidir.
Bursa bütün insanlık için barışın özlenişinde,
Ruhlara huzur ve aşk verecek kardeşlik bestesidir.
Bursa mutluluğun, inceliğin, güzelliğin şehri değil,
Bir aşkın, bir inancın, çalışkanlık ve azmin tarifidir.
Sende şöyle salına salına
Yıldızlarının altında yürümeyi özlemişim
Çıkıp dağına taşına, koyunlarına kaval çalmayı
Kestane ve ıhlamur çiçeklerini koklamayı
Sevdayla bakmayı özlemişim
Senin hasretini bile sevmişim ah Bursa
Tarih buram buram asırlık çınarlarında
Ağaçların yaprak döker sonbaharda
Sanki hepsi gönlüme düşer
Siyah beyaz olur eski düşler
Yağmurda oynamak istiyorum sokaklarında
Ayaklarım çıplak, sanki umarsız bir yumurcak
Sarsın her yanımı çamurun suyun, aldırmam
Aldırmam sen yağmana bak
Sen ki bana kutsal toprak
Ah Bursa, sana veda nasıl yakışacak?
Ecel bakmaz gözümde ki yaşa
Beni senden ayıracak
Kader vermişti beni kucaklarına
Daha dört yaşında
Henüz hayalleri pembe bir yavrucak
Benim gibi ne âşıklar
Gömdün Ne sultanlar
Sen ki, tarihe koca mezar
Mavi bir perdede izlesem şanlı tarihi
Osman ı Orhan ı Mehmed i
Otursam Orhan camiinin avlusunda
Seyre dalsam ulu camiyi
Titretse iliklerimi Ezan-ı Muhammed-i
Sen olmasan kim açar bana secdegâhını
Sen anlamasan kim anlar içimde bu sevdayı
Senin nillerinde kim seyredecek balıklarını
Mavilerinde kim özgürlüğe kulaç atacak
Dağların telli duvaklı gelin
Şafaklarda kim seyre dalacak
Yağmurlu akşamlarında kim gözyaşlarını ıslatacak
Ah Bursa seni yaşayıp da, kim sana âşık olmayacak
Kuşlarını istiyorum ben
Yazın dağlarında kartopu oynamak
Deli sevdalarda yoğrulmuş aşklarını ver bana
Kırlarında uçurtmam olsun, gökyüzüne doğru
Göllerinde, benimde bir yansımam kalsın
Ah Bursa, ayrılık sana nasıl yakışsın
Sen en büyük çınarlara toprak olmuşsun
En büyük imparatorluklara vatan
Nasıl koyverdin beni sensizliklere
Bir bana mı yoktu senin sevdan
Ayrılık şiirlerinde mi olacaktı benimle buluşman
Ah Bursa, bana veda, nasıl yakışacak sana
Sırtımı verip saat kulesine
Gözlerim olsa üzerinde
Seyretsem, seyretsem seni gecede
Üşüsem karlar düşse iliklerime
Zaman erise bir kar tanesinde
Konuşsan benimle yorgun gecede
Ah Bursa
Beklesem, beklesem, gece yarısı olsa
Sokaklarda kimseler kalmasa
Sen ve ben kalsak
Zaman büyütüyor ayrılığı alın yazımda
Oynarken bir çocuk sinagogun dar sokağında
Daha çok vardı ayrılığa
Acı bir çığlık, eski kilise çanında
Soğuk bir his, çekiyor ihtiyar camideki musallaya
Bana verilen nefes, bitiyor zamanda
Ah Bursa, vedalar yakışır mı sana
Yar düşse aklıma
Kaybolsam suskun sokaklarında
Divane bir derviş edasıyla
Yağmuru çiğnesem kaldırımlarda
Kim basacak beni bağrına
Senden başka, ah Bursa
Bir karış toprak ver bana
Uzanayım, boylu boyuna
Sen bağrımda, ben bağrında
Beni de al, bu zaman yolculuğunda
Nefesim tükenmiş, soğuk bir taş musalla
Ölümüne sarılmak sana, en güzel rüya
Naaşım çürüyemeyecekse toprağında
Yazık bu sevdaya, ey Bursa .
Gençliğimin en güzel,dönemleriydin aslında
Ama hep stres, hep sıkıntı ile yer ettin aklımda
Bir yanda gurbet acısı,sınavlar bir yanda
Şimdi kıymetini yeni anlıyorum ey Bursa
Güzellerin her yerlerde de salınsa
Akılda ne vardı ki okuldan başka
Zaman kalmazdı gerçek bir aşka
Şimdi kıymetini yeni anlıyorum ey Bursa
Yağmurun durmaz her an yağardı
Yeşilliğinde her mevsim bahardı
Güzelliğinin tadı damakta kaldı
Şimdi kıymetini yeni anlıyorum ey Bursa.
15 senelik bursa yaşantımda bu şehir hakkında kayda değer şeyler söylemek isterim.
öncelikle türkiye' de bursa denilince insanların zihninde genel olarak yeşil, modern, zengin, kültür beşiği, belediyecilik olarak düzenli ve gelişmiş bir yerleşke şeması akla geliyor. özellikle gençlerin bu şehirden beklentisi çok yüksek oluyor. fakat bursa' yı gören büyük bir hayal kırıklığına uğruyor. sebebi bursa' nın hiç bir kavramla net olarak nitelenemeyecek kadar çok kavramı barındırmasıdır. bursa bana göre küçük bir türkiye minyatürüdür. büyük bir kaos içinde, doğu batı ikilemini çok şiddetli olarak göreceğiniz, zenginliği fakirliği, kültürü ve yozlaşmayı, düzeni düzensizliği ve birçok yönüyle aklınıza gelecek her türlü dualiteyi yaşayan bir şehirdir. kesinlikle tek bir kavramla bu şehri asla niteleyemezsiniz. köy değildir, metropol değildir, büyük veya küçük şehir değildir, apaçi yuvası değil, elit insanları olan değil, köylüsü zengini olan değil, tarım şehri değil, sanayi şehri de değil bunların hepsidir. yani genel bir kavram verecek olursak karmaşa anlamıyla çöplüktür aslında. derseniz batı şehirlerinin çoğu böyle diye kabul ancak bu zıtlıkları en şiddetli yaşayan bursa' dır.
15 sene içinde tanıştığım binlerce insanın hiçbirisinin bursalı olmaması kaotik yapısı hakkında ipucu verir sanırım sizlere. birçok etnik köken farklılığını içinde barındırır. sanayisi istanbul ile başabaş bence. ama ne hikmetse yukarıda dediğim gibi, gene de sadece sanayi şehri diyemezsiniz. çünkü aynı zamanda bi o kadar tarım ve turizm şehridir. yediğiniz gıdaların, bindiğiniz arabaların ve hatta yeşiliyle soluduğunuz havanın bile çoğunu bursa karşılar.
osmanlı eserlerinin varlığı bakımından istanbul' un hemen arkasından gelir. bu eserleriyle, uludağ kayak merkeziyle, deniziyle turizmde de hatırı sayılır bir yeri vardır. dağ ve deniz arasında mükemmel coğrafyası ve iklimi vardır. arabanızla giderseniz deniz 20-30 dakika, teleferikle de dağ 30 dakikadır. coğrafyası size çok şey sunar fakat şehir o kadar ihmal edimiştir ki bursa' da yaşantınız sadece betonların arasına sıkışıp kalır.
şehir ve şehircilik olarak son derece vasat bir yerdir. sanayi merkezi olması sebebiyle doğudan aşırı derecede göç alır. şehir tam bir şantiye gibidir. fabrikalara çalışmak için göç edenlerin hepsi şehre 2-3 katlı gecekondular çıkmıştır ve bursa' nın ortalama %65 i kaçak yapı ve gecekondudur. bu yüzden şehrin silüeti tam bir köy gibidir. modernizme dair pek bir şey bulamazsınız. ve bursa' nın düzensiz bir şehir olarak değerlendirilmesi de büyük oranda bu yüzdendir. çünkü buna bağlı olarak ulaşım mahvolmuş durumdadır. yol sayısı çok azdır ve dardır. park alanları çok azdır, yeşil bursa terimi tamamen palavradır. aslı beton bursa' dır. sadece dağ ve ova yeşildir. mimarlık ve estetik kavramı yoktur.
aslında inanın hiç abartmıyorum çok az bir ilgiyle istanbul'u gölgede bırakıp türkiye' nin sembolü olabilecek bir potansiyeldedir ama yazık ki belediyelerin aşırı ihmalkarlığı ve son derece yanlış projeleriyle, kaçak yapılanmaya göz yumulmasıyla ve aşırı göç nedeniyle değerini yitirmekte olan bir yer olmaya mahkum bırakılıyor.
tüm olumsuzluklara rağmen bursa herşeyiyle büyüktür. kimse dışarıdan gelip şehre biraz göz gezdirmeyle öff bende bir şey sanmıştım dememelidir. eğlenmek ve güzel zaman geçirmek isteniliyorsa şehrin hemen her yerini bilen biriyle gezilmelidir. kültür parka gidilip ruhunuzu dinlendirebilir, sevgilinizle aşkınızı doruklarında yaşayabilirsiniz. heykel de yürümenin tadını çıkarırken ulucami'yle karşılaşırsınız. tarihi yapılara çok heyecan duymayan biri olarak söylüyorum, ulucami ve çevresi gerçekten müthiştir, etkileyicidir, manevi havasına sokar. etrafındayken heyecanlanırsınız. heykelin yukarı kısmında geri planda kalmış bir çok tarihi evler vardır. osmanlı' yı gerçekten koklarsınız, mecazi değil, gerçekten hissedersiniz. yine heykel arkalarında birçok kafe ve güzel mekanlar vardır. bursa' da asla ana yol üzerlerinde gezinmekle yetinmeyin, dalın ara sokaklara. tabi gidip yıldırımdaki yavuz selim, mimar sinan, beyazıt gibi mahallelere dalarsanız ordakilerde size dalar. ıhlamur leylak ve tarih kokan sokakları tespit edin ve gezin.
tophaneye kesin çıkarsınız zaten bursa' ya geldiyseniz. manzaranın keyfini çıkarın. zenginlik sosyete felan derseniz çekirgeye gidin. nilüferde takılmaya gayret edin. bursa' nın ve türkiye' nin en modern yerlerinden biridir nilüfer. bar, kafe, alkol felan derseniz fsm bulvarı ya da arap şükrü derim. fsm daha modern, arap şükrü daha otantiktir. bursa' da merkez tek bir yer etrafında toplanmadığından, hemen her yeri çarşı hüviyetinde oldugundan zevkinize hitab eden mekanları arayıp bulmanız gerekir. bursa istediklerinizi ayağınıza getirmez siz aramalısınız. o kadar sene bursa' da kaldım ve inönü caddesinin aşağı taraflarında ki birçok barı diskoyu gazinoyu yeni keşfettim. yani eğlenebilmek için şehri çok iyi bilmek gerekiyor.
yedi adet büyük avm si vardır bursa' nın. tam bir avm şehridir. zafer plaza zaten bir sembol olmuştur ancak korupark' ı veya anatolium' u tavsiye ederim. ama alışverişte kapalıçarşının yeri bambaşkadır. insanlara çarpa çarpa sımsıcak ve otantik bir gezi yapılabilir kapalıçarşıda. tramvaylı cumhuriyet caddesinde de otantik bir atmosferi yakalayabilirsiniz.
şehir çok bunaltırsa asla ama asla üşenmeyip inin denize. alt tarafı 30 dk. ya da çıkın dağa kayak yapın. paranız az ise leğenle felan kayın. ama dağda mutlaka sucuk ekmek için paranız olmalı. kestane şekerini, iskender kebabını yerinden, şeftalisini dalından yemelisiniz. haftasonu alın arkadaşınızı hayvanat bahçesine ve hemen yanındaki botanik bahçesine gidin. sukaypark' a gidip sörfçüleri felan izleyin ya da hipodroma gidip at yarışlarını izleyin. bursaspor' un maçlarına gidin. ahmet vefik paşa tiyatrosu' nu sanırım anlatmama gerek yok. vs. vs. uzar gider ama vaktim yetmez.
saydıklarım zaten en bilindik şeylerdir. daha saymak isterdim ama ne buna ne entry yeter ne de vaktim. bunların haricinde aramaya inanır ve istemeyi bilirseniz bursa annenizin size veremeyeceği şey yoktur inanın bana. bursa' yı sevin, sevdirin, ona iyi davranın.
Arabayla Ankara'dan Bursa'ya giderken alabildiğince uzanan bozkır, Bursa' ya yaklaşıldıkça kendini muhteşem bir yeşilliğe bırakır. Resmen yeşillik, Bursa ve çevre şehirlerle doğal bir sınır çizmiştir.
başlarda nefret etsem de büyüdükçe aslında her şeye sahip çok güzel bir şehir olduğunu anlıyorum. dağa mı çıkmak istiyosun? deniz kenarı mı istiyosun? park bahçe yeşillik mi istiyosun? ne ararsan var etrafa bakınca. insanları biraz göçler nedeniyle sıkıntılı olabilir ama kesinlikle bursa'nın güzelliğini bozamaz. biraz da cepte para olması gerekiyor bu şehrin tadını çıkarmak için. makine mühendisliği okuyan biri olarak ayrı avantajlı benim için. umarım ilerde sağlam bi kapak atarım sana bursa.