Affetmeseniz bile kin tutmayın. içinizde kin, nefret ve intikam duyguları olmasın. Bu sizi erken yaşlandırır ve yıpratır. Olanla ölmüşe çare yok biliyorsunuz. Sadece ders alın hatalarınızdan. Tekrar yapmayın.
bir kız çocuğu aldatır, çocuk bu tutumu affeder, kız "sen şimdi bunu benim başıma kakıp durursun" deyip ayrılır.
tarihte hiç kimse bir başkasının affetmesini gerektirecek kadar ağır bir kusur işlememiştir. belki adolf hitler hariç. çok daha ağırları çok daha öncelerinde zaten affedilmiştir. birinin kendini bir başka birini affedecek konumda görmesi ilginç bir kibir belirtisidir. olaylara karşı reaksiyonlar vardır, bu tepki vermek olabilir, affetmek olabilir, birisi diğerinden daha erdemli değildir. çünkü nihayetinde affeden taraf da bunu kendi çıkarı için yapmaktadır. örneğin çok sevmektedir ve onsuz yapamayacaktır. yapabilecek olsa zaten affetmezdi.
henri bergson'un elen vitale kavramıyla anlattığı üzere; herkes, herşeyi, her an tamamen içgüdüsel bir şekilde kendisi için en iyi sonucu verecek şekilde kurgular. sadece sonuçlar değişir, bazıları bu konuda başarılır, gerçekten de kendileri için iyi olan seçimleri yapabilirler, bazıları ise başarısızdır, iyi bir karar verdim derken batağa saplanırlar.
kimse kimseye götünü yiyim abi ayağı yapmasın diye özetleyebilirim türkçe.
daha düne kadar birisini affetmenin büyük bir erdem olduğunu düşünüyordum.
fakat şu dönemde kesinlikle enayilik olduğunu düşünüyorum. insanlar, kendilerini affeden kişiye "hata yapılabilir güzel insan" olarak bakıyorlar.
birini affetmeyi o kadar çok istedim ki. böyle bir dal uzatsa, bir kapı aralasa her şeyi unutabilirdim. bazen böyle olur ya hadi dersin tek bir hamle yap da seni gönlüme alayım. ama beklediğiniz o adım gelmez, o dal uzanmaz. sizde hayal kırıklıklarınızla kalakalırsınız..