bir şiir

entry111 galeri1
    61.
  1. YAĞMUR SONRASI

    Herkesin birçok keşkesi vardır herşeye dair
    Kimisi fakirdir keşke... der
    Kimisi zengindir(onun da keşkesi var)
    Ve kimisi de benim gibi keşkeler biriktirir yağmur sonraları pencere kenarını bekleyen akasya gibi
    Dingin bir sonhabar
    Kimsecikler yoktur;sokakta bir lamba, lambanın etrafında semah halindedir gölgeler
    Ve yıldızlar ıslandıktan sonra gökyüzünden yeryüzüne düştükçe ışıltıları, çok güzel!
    Başka hudutlarda nasıl karşılanır acaba özgürlüğün hayın bakışları
    arasında"hürüm!"derken o bitmez tükenmez aşk? (mayın tarlaları büyüye dursun)
    işte öyle bir keşke var tüm keşkelerden muaf
    Tuhaf hikayeler birikirken pencereme yağmur damlarının her vuruşunda, dağılışında bir bilinmezliğe"sırf" incinir kırılır da bu söze lal olur tarumar ile...
    Ve gözlerim kapanır bulutların göğü kapattığı gibi açılmak mı?belki bir hudut köyünde(sevdiğime)

    ViranŞairi
    0 ...
  2. 60.
  3. DEVRiMSiZ GÜNLERDEKi
    KADINIM

    Üç iklim ve beş sabah geçtikten sonra
    Uzak bir gülüş ve bakışlarınla intihar süsü verilmiş o gamze
    her yüzde gördüğüm ikilem mi yoksa kördüğüm mü? (sonra da benzese benzese sen-sizlik ancak bu kadar olur diyorum kendi kendime.)
    Yaraya sorsan hem ot hem od ikisi arasında kararsız
    Tarifsiz acılara"bulanık" rolünü uygun gördüğüm bir sırada
    izini kaybetmiş bir düş karşıma dikildi ki sorma,
    (ona bundan sonra düşizim dedim...)

    Dördüncü iklim ve altıncı gecenin yedinci sabahında
    Kırık bir türkü dolanmış dilime Macurlardan kalma
    Ucunda yanık hasret kokusu
    Islık makamında o korkak kuşku hani karanlık sokakta çaldığım(arkamdaki hain gölgeler hepsi birer puşttu)
    Kırlangıç sürüsü, kumru sıcaklığı öyle olmalı dediğim kadınım
    Hadi göç etmeden muhacir duruşu bu iz sürüşler,
    Tutuklu ellerimdeki"Yaren"özgür, çözün beni çabuk!
    Yazamıyorum artık, sana dair özlemle dolu bir mektup
    Benim yerime; volta, duvar, demir parmaklık arasındaki küf kokusu
    Henüz sorgusu tamamlanmamış kirli sakallı Sait Faik
    Ve mahlası kayıp şair şunları kadere yazgı diye yazdı
    "Geç kaldın"demeye daha çok var, Eylül."

    1980-Eylül-den ayrı kalalı bir sene geçti.

    ViranŞairi
    0 ...
  4. 59.
  5. PERDELER KAPALI

    Masa üstünde her zamanki yorgun haliyle duruyordu pencerenin demir parmaklıklı gölgesi
    Sesi her nereye çarptıysa kalın do ile fa ve sol anahtarı arasında gidip geliyordu piyanonun tuşları arasında o narin parmakları
    Yarı yarıya bölünürken zaman duvardaki baba yadigarı asılı saatte
    Henüz sonraya bağlanamayan sözler;eski, paslı,köhne -e harfi eksik daktiloda sahte ölümü bekliyordu.

    Komidinin üstünde bezden yapılmış bebek ağlamasını bilmiyordu hep gülüyordu sadece
    Yan taraftaki rafta,siyah beyaz, donuk donuk bize bakan eskiye dair birkaç fotoğraf
    Lafta kalıyordu tüm umutlar ve hayaller öylece bir zarfta çekmecenin içinde iç içe geçmiş"geçmişi" soluyordu
    Çekip gitmek gibi acele acele açılıp kapanıyordu tüm pencereler ama sokağa bakan balkon kapısı hariç.

    El dokuması halı cicili bicili dünyalar içinde gibi güya onu Vangohlu bir ressam yapmış öyle zannedersin
    Kül tablası dolu,bizden yana bakan natürmort tablo bomboş,
    vazoya bir hafta önce konulan bir demet gül çoktan mort
    "Zan"ne dersin hangi renkte daha berrak durursun?
    Ama bu kasvetli tavan arasına yakışmıyorsun bunu bil.

    Sandalye ile büyük karanfil motifli ayna yüz yüze bakarken yüzsüzce yüzüstü bırakılmış gibi
    Erken açılmıştı bu kez misafir odasındaki kapı
    Hepi topu üç kişilik kurulmuştu yaşam,rol alırken insan;gölge, hayali ve perde
    Sonraki gün duyduk ki kapılar sürgülenmiş,perdeler kapalı
    Yas tutuyor ölünün arkasından ahali.

    ViranŞairi
    0 ...
  6. 58.
  7. iÇiMDEKi ADININ K- HARFi EKSiK

    "Yıkık bir okul duvarında senin ismine K-harfi eksik olsa dahi rastlamak yine de güzel"
    Derken
    Kalp atışı uzaklığında özlem denen ebabil, sana Cebeci'de "ayrılırken ayrılığa dair ne varsa"cümlesini neden hatırlattı öyleyse
    Söyle,kaç kere daha seninle aynı dizede buluşacak senin yerine cebimde unuttuğum eski bir resim?
    ihtimaller ihmallere birkaç adım yaklaştı
    Uzak dur benden!

    ViranŞairi
    0 ...
  8. 57.
  9. DAĞINIK MASA

    içkimizi yarım bıraktığımızda masada sallanıp düşme faslındaydı suyla karışık dönülmez akşamın ufkundaki makam
    inzivaya çekilirken dut ağacının yaprağından usulca içimizi ısıtıp sonra bizi üşümeye sevk eden bulanık efkâr
    Suskunluklar bir anda ortaya çıkıp boğazmıza düğümlenip birer birer intikam almalıydı
    Ve bej renkli uçurtmalar özgürlüğün ilhamıyla şiirde yer almak için işgal altındaydı.

    Masamızdaki hayat oturmakla oturmamak arasında kararsızken
    Azınlığımız çoğunluğumuza çoktan muhalif
    Muhtelif dostlarla da ayrıldı yollarımız bir bir
    "Pencereden kar geliyor,aman annem
    "Gurbet bana zor geliyor....."
    0 ...
  10. 56.
  11. Yazgılı

    Mevsimlerin uzak kaldığını varsaydığım bir köşede zamandan öte demek isterdim ama bu arda zaman biter (varın gerisini siz sayın)
    Kendi halinde bir insan gibi soluk alıp verirdi,mavi göğü bulutların parsellemediği saatler dışında maviyi paylaşmasını da bilirdi, o kadar da bencil değil. (bencileyin)
    Pencere kenarını bekleyen yelken çiçeği için,
    Cami avlusuna henüz üşüşmüşken güvercin alayı, özgürlüğü onlara ithaf eder maphus Celal(demir parmaklıklar ardından göğü görebildiği kadar)
    Lal bakışlardaki o anlamsız çarpıntı(anlamını yüklemek mi?belki...
    Mevlana şöyle derdi; Kime aşk sırlarını öğrettilerse,ağzını diktiler, söz söyletmediler)
    Elinde parktan aşırılmış gül;
    Orada, kaldırımın köşesinde beklemekte uzun boylu genç Tuğrul
    Kime verilecek acaba intihar kırmızısı?
    Ve gitme kal demeye namüsaitken otobüs arada çirkin sesler çıkararak ayrılmaya pek hevesli: yol uzun, yol engebeli, yol özleme gebe gibi.

    Küçük gecekondu bakkalında birikmiş bir sürü borç; kimisinin üstü çizili, kimisi bol sıfırlı, kimisinin son bulmaya hiç itirazı yok gibi (kimisi bu dünyadan çoktan göçüp gitti)
    Evler hep aynı yerden giyiniyor galiba: kiremitleri çürük domates kırmızısı, küçük pencere cepli ve haraç mezata çimento ile sıvalı(harç borca karşılık yana yana yaşayıp giderler)
    Hangi semt bu kadar çapkın bakarsa işte o kadar; ne eksik ne fazla (işve ve cilve şivesini kaybetmiştir çoktan burada)
    Bizi anne sıcaklığında öyle bir sarar ki saşırırsın(ninniler kayıp inka şehri ki tarih içindeki yerini aldı muhakkak)

    Velhasıl elindeki fotoğrafa bakarak, birazcık da dalgın, "Adını kaderden aldığı besbelli"der MKE'den malulen emekli Adem Dayı
    Tesbih arası nikotin basan kahve misafirliklerinde, çoğu zaman küfür ile karışık zifiri karanlıkta sarhoş narası
    bu arada sen bu semtin neresindensin Zozan bakışlı güzel kız?
    (Ozan burada esir düsmüştür bir gece baskınında cümleleri mısralara dizmeye giderken kendisi dizilmiştir kurşuna)
    Kader dedik ya,
    Var mı ötesi?

    Viranşairi
    0 ...
  12. 55.
  13. ZAMAN ZAMAN

    Zaman biter bir damlayan muslugun ucunda
    Ucu ucuna denk gelir kimi zaman yanlizligin avucunda
    Avuntuda tükenenini hic sorma tami tamina koca bir yalan,gidenden sana kalan
    Zaman,saatin tik tagi degil bana göre
    Bir kum tanesi cölde
    Bir ölüm kadar yakin olan nefesin sesi
    Ya da dün birazcik,bugün cok ve yarin cok uzak
    Zamani bir yakalasam cekecegim kulaklarindan
    Bir daha yaramazlik yapmasin diye.

    viranşairi
    0 ...
  14. 54.
  15. BAZI GiTLER
    bazi gitler vardir gidersin ve biter
    bazi gitler tersine isler
    zaman,mekan ve hersey
    gelmekten yanadir git derken
    bazi gitlerse
    gel-git arasinda kalmissa
    en zor gittir.

    viranşairi
    1 ...
  16. 53.
  17. EFSUN-i MUAMMA
    Efsun bir renkse eğer benim için,
    Senin için değil
    Gözlerin derin ve anlamsız ve bazense serin;
    Muamma kelimesi yakışıklı durdu benim yüzümde
    Duruşum senden ötürü sefil
    -Ölüm dediğin nedir ki?
    Al efsun gözlerini içime muamma,
    Azrail dayanmadan kapıma...

    viranşairi
    1 ...
  18. 52.
  19. BiR iHTiMAL
    Bir kaldırımdan kalkan güvercin
    Kanadındaki ben olabilme ihtimalini de sayarsak
    Özgürlüğüm için çiçekçiden bir gül al
    Aşk ve tutku
    Kan kırmızı ihtimalini de sayarsak
    işte şimdi çıktı ihtilal
    Kanadın bugün de sol yanımdaki kadınım
    Vedalar bana yakışmaz gibi bakma sakın
    Bir el-veda kadar uzaksa nefesin
    içine çek derin derin
    Unutma!
    Lâl bakışmalarında bir adı var
    "Hoşçakal"
    1 ...
  20. 51.
  21. ENSTANTANELER

    Karla karışık bir havada yolunu kaybetmiş ayak iziydi beyaza bürünmüş istanbul
    inatla ama biraz da mahçup tavırlı bakışıyla açılıp kapanmak arasında kalan cevizden yapılmış kapı
    Neden Kapının ardındaki üstsüz ve tütünsüz kalmış sokak dilencisi elindeki bir kaç kuruş ekmek parasıyla bin parça içindeydi?
    Düşüncelere dalmış ihtiyar Halil Dayı ayaklarındaki ilatihabı düşünmekten aciz, yürür nedensiz ulu çınarın yanı başındaki camiye
    Sahtekar bakışlarının altında gizli hayranlıkla süzer uzun topuklu dilberi karşı kaldırımdan köşeyi dönen adam
    Damlarından damlarken erimiş buz gibi su damlalarını sadece onu pencereden bakan çocuk fark etti, kimse farkında değil
    Akardiyonun notaları biraz da eksik olsa çalmaktan memnun Polyushka Polye'yi camekan kenarındaki Gorki
    istasyon saati bir dakika geri, ileri alınırken tüm kavuşmalar Doğu Ekspresi garı bugün erken terk edip gitti
    Ayak sesleri, insan seslerine karışıp belli bir vakit sonra suskunluğa büründüğünde çoktan unutulmuştu orada mahsun haliyle sahipsiz bavul.
    1 ...
  22. 50.
  23. YANILGI
    Romani bitmemis bir zaman sayifesinde;
    Kalintilari arasinda dolasirken hangi ani, hangi aniyla bitisik kaldi bunca yildir,
    Hangi yanilgi gercegi ararken,
    Ve hangisi ayri kalan yanimla yalandi?
    Bu biraz karisik
    hicbiri, bir hic kadar

    Yagmur yagarken pencereden disariya bakan cocuk nasilsa öyle
    Yagmur üzgündür ama o degil
    Ve cezaevindeki demir kapi gicirdar rüzgarin adini anarak
    özgür-hapis birbirine ne kadar zit
    Öyle iste
    Velhasil
    Üstsüz ve yüzsüz bir iz yüzümü cizdi
    aynadaki aksim sana bakmaktan aciz
    bana bakan seni görüyor cünkü.

    viranşairi
    0 ...
  24. 49.
  25. BENIM HAYATIM
    Öyle sıradan günler akıntsına kürek çekerken
    Hayatı durdur tam ortasında mavi ve derin düşlerimin
    Gök ve deniz ufka yakın;
    Ben kayık içindeki o kayıp balıkçı
    Derinlikler içinde kayboldum,
    içime çekildi o ağ yavaş yavaş
    Derin derin ağla: biraz tuz ve biraz aşk
    Uçsuz bucaksız sarıl bana sonra
    Katili olmadan benliğimdeki sensizliğin
    Heyhat isyanından sıyrıl ve sarıl maviyi düş sanarak.

    ViranŞairi
    2 ...
  26. 48.
  27. KAPI DUVAR

    Bir şeyler yazabilmek suskunluğun sözcüklerine ayak ucuyla basarak
    Basamak basamak düşüyor içimizdeki görünmeyen o ruh
    Güya, elimizden tutan o sıcak el bir anda terk edip gitti bizi
    Artık
    Girizgah mesafesinde duran o güruhi nefes bizden çok uzak.

    Portresinde çizdiği rüzgarın sesini duymadan öldü zavallı ressam
    Azıcık sussam, ben duyar mıyım acep?
    Adam avuç içindeki çizgeye bakıp kaderini okumasını bilmiyordu;
    Çingene suretli bir kadına rastlayıncaya kadar,
    Yineyi gene diye okudu ne adam anladı ne de ben.

    iki perde sonra sufle vermekten yorgun düştü onun hayali
    Perde perde düşüyor gaybı meşru her şey o malum hiçbir şeye
    Perdelerin tülünden bakarken Madam Emma süzülür usulca uzanır yatağa o son ölüm
    Le rideau desem kimsenin umrunda değil.

    Kapı pencere ve duvar sıfat olsa bu dizede
    Kurşuna dizilirken Balandi ve Alkozai
    Kim korkar karanlıktan
    Kapat tüm perdeleri, asıl korkak karanlık
    Şimdi her şey kapı duvar.

    ViranŞairi
    1 ...
  28. 47.
  29. "SON" YAZ

    Yazın sonuna yaklaşırken bütün gölgeler yavaş yavaş soğumaya başladı
    Göl kenarındaki yansımalar daha bir titrek sanki
    Ve dalından düşmeye hazır o yaprak
    Hayallerin sonu yok gibi, olmasın da

    Nahiyeye giden yol dolambaçlı, biraz çorak ve Mozart türküleri gibi melankolik bazen
    Küçük bir evde nahiyeden uzak(hikayeden ayraç), alkolik bir palyaço yaşardı(burnu kırmzı, bir gözü hep yaşlı ve ayakkabılarına sığmazdı üstelik)
    Hep Şopen(Waltz in A Minor)dinlerdi yatmadan önce muhakkak
    Sokak aralarında pandomim yaparken kardeşi, göz ucuyla gördüm sadece. (gözü, göz ucuma değdi)

    Yaz bitti; nahiye kendi kabuğuna çekildi nihayet(çekirdek çitleten kadınlar da oturmuyorlar her köşe başında)
    Sonbahar hazırlanılırken; tüm yaza dair ne varsa dolapta yerini aldı şimdiden(kısa gömlek, şapka ve naftalin kokulu aşk da dahil)
    Bir bizim kör Salih değişmedi ne yazne de kış hep aynı (mavi entari, beyaz çizgili, sol üstü yamalı pantolon, iki yanı da delik cepli ceket)
    Evet o son yaprak da düştü dalından pencere kenarındaki süsünü tamamlarken elli yıllık kavak (çıplak)

    Hüzün hangi hazirana yakışmadı, (bu küçük köyde)şimdiden ekime ne gerek vardı
    Sivri Dağı'nda uçsuz bucaksız bir düşünce
    Ve ile içimdeki ben üşüyünce(tamamlanmayan yalnızlığın ve hali diye)
    Ve'yi yalnız bıraktım, ıpıssız ile tamamladım sonra
    Rüzgar "hangi" makamda ıslık çalınca
    Hatırlarım çocukken nenem hep bir bilmece sorardı "kime" ile biten
    Ben de bilemezdim
    Cevabı"kimse"dedi ölürken...

    viranşairi
    1 ...
  30. 46.
  31. BiR KUM TANESi SADECE

    Dağınık duran ve henüz toparlanmamış birçok kelime arasında gezinirken
    izini kaybetmiş bir ceylan kadar ürkek ve bir o kadar da sakin
    Sürüklendiği kıyıları benimseven kum tanelerini bir anımsa
    Yahut hayaline sığdırabilirsen; gözlerin neden kapalı değil öyleyse.

    Bu yokluklardan korkuyorsak korkuluklarımızı koyalım her düştüğümüz yere (kolay olmasa bile)
    Ya da küstügümüz her göze" kem"diyelim ve bizden azar işiten nazar ( mavi illa ki) boncuğumuz olsun bakış açılarımızda( b-aşka olmasın çünkü hepimiz aynıyız sanki)
    Uzak durduğumuz her adımda gölgeler ıraklaşırken
    Tuzak kurar oysa bize bencil yanımız yoksa siz de yok mu?
    Ben de var üstelik sizin kadar( ayna ayna söyle bana dünyada benden daha güzeli var mı?)
    Nasıl ve nicelik bakımından" birazcık insan"
    Keşke olabilsek (bu arada masal burada biter.)

    Kıyı kentleri bu yüzden güzeldir su ve tuz, mavi ve turkuaz
    Ve yalnızlığa saplanan bıçak: kemiğe dayanmaya görsün
    Kader tavan arasındaki örümceği farkedinceye kadar ağlarını örsün
    Ne kent kalır ne kıyı; azıcık yaklaş kulağına fısıldayacağım( sevgi)Uçuç ile uçup gitti.

    Kalan içindeki hangi pay ise; o ceylan
    parantez açarak düşünüyorumdur- ürkek kelime, ürkek kelime Fransızca'sını düşünmek yerine,
    Kendi içimizde bir yerlerde işte bunun Latince'sini de ben bilemem artık adını siz koyun
    Sadece kum bir avuç okyanus içine sığdırdığımız, oradan oraya savrulurken Kalahari'de
    Bir kum" tanesi"kadar olabilir miyiz? ( biz gizli özne)

    Viranşairi
    0 ...
  32. 45.
  33. O VAKITLERDE

    Afişlere basılı yan yatmış harflerle dizilmiş büyük puntolarla bir palto reklamı
    Aşifteler erken basmış St. Pauli yakasını kırmızı ışıkta beklemekte, tek yekün içinde tamamı
    istiklal'de akordiyon sesiyle yükselmekte eskimiş bir tango

    o vakitlerde

    Kör kuyudaki bakraç mesela
    Kaç yıldızla koyun koyuna uyur
    Kaç koyuna can olur çamurlu suyuyla

    Sarı çizmeleriyle salına salına nasırlı ellerine bakmadan yürüyor ispinoz kemal
    Espanyol meyhanesi'nde şişeler boş, Don Pablo Evingez acaba hala sarhoş mudur?
    Mundar bir kuş, serçe desek ne değişir gökyüzünden mahrum Gazze'de sokak ortasında sere serpe
    Gazetede küçük bir köşeye saklanmış katil okunmamakta
    (Acaba hangimiz masum? )
    Mamak'ta mapusların voltası pusu kurmuş gölgesi asılmakta

    o vakitlerde

    Carcharodus Flocciferus özgürlüğe kanat çırpıyordu
    Çırpınıyordu Karadeniz kayalarda olmasa kendinden çıkıp kendimi anlatacaktı
    Sence bu kadar mıydı içimdeki poyraz? (benliğimi bendime atacaktı. )

    Sığ bir limana sığınmış boyası dökülmüş kayıkta Sığıntı Cemal üşümemek için büzüşmüş
    Üşengeç haliyle gecenin karanlığında yırtılmış bir ıslık bellli ki Antuan sevgilisini çoktan unutmuş
    Düşengeç köyünde dört nüfusa bakar bir bakır tencere bulgur ve dört kaşık

    o vakitlerde

    Islak ağaca kazınmış N ve Ş kalbin içinden geçemeden yarım kalmış bir ok
    Yanından akar gider boşu boşuna kerpiçten yapılmış yosun tutmuş oluk
    Ve kabristanlıkta yana yatık taşlar arap saçı
    Arapça yazılmış mermere oyulmuş El Fatiha rengi soluk

    Varoş kahvesinde varoluşun tarihçesi yeniden yazılır ve çizilir
    Çehresi düşük, köçek Gül Ayşe'nin küçük yaşta rakıya meze olmak kolay değil
    Kalaylanır diyordu Çingen Memet kap kacak 3 ekmek fiyatına

    o vakitlerde
    Yeniden can buluyordu daldaki tomurcuk
    Tomurcuktaki larvanın içindeki böcek
    Buluyordu can
    Cam bir fanusun icinde canı alınmış bir çocuk hayat bulsa
    Darwin'e inat....

    ViranŞairi
    0 ...
  34. 44.
  35. UZAKTAKi SEVGiLi
    Adresi karışık bir yol tarifiyiz uzak ihtimallere karşılık
    Alışık olmayan adımlarla yaklaşmışız birbirimize bakmadan
    Ve ile aramızda kimse yok gibi
    Sen eski bir maviyi yakıştırırken bir pastane camında
    Ben maviye "eski hatıralar" derken içimden
    -Hatırlarım, sözünü bu kez çok önceden söylenmiş söz gibi söylerken kendime
    Satır arası
    Arasına şu sözü eklemesem hatrı kalır;
    Aramızda kalsın bu renk sana çok yakışmış.

    Viranşairi
    0 ...
  36. 43.
  37. ÇELiŞKi
    Simit çıtırtısından ürkek ve sıcak bakışın içinde gibisin
    Ben parça parça olmuş zaman içindeki o anım
    Ardına baka baka gidişin
    Anımı çalan guguk kuşum sanırım
    Yanılmışım, yanılmışım.

    Git ama yine gel, gitme hep kal
    Ahde vefa var bilirsin
    Gidenin kalana bıraktığı
    Çek al bakışlarını benden
    Yanılmışım, yanılmışım.

    Nuh´un gemisinin üstünde durduğu dağ gibisin önümde
    Terk edilmiş gemiler aklıma gelir nedense çölün mavi gözünde
    Ölümünde tüm ölüler masumdur bilirsin
    Terk eden ölüm gibisin
    Yanılmışım, yanılmışım.

    ViranŞairi
    0 ...
  38. 42.
  39. GÜZÜN YÜZÜNDEKi ÖTEKi HÜZÜN

    Yapraklar melodram misali dökülüyordu çınar ağacından
    Döne döne ve birbirine çarpmadan yere düşüp ölüyordu
    Annem sol elinde yıllardır taşıdığı yarayı sağ eliyle saklayarak hayatı diğerleriyle bölüşüyordu
    Karşı
    tarafta bizden yana bakan sokak gölgeler altında üşüyordu.

    Karşı kaldırımda kimseden habersiz serçe, serçeden habersiz kimse diye başlayan bir not rüzgar ile beraber uçuyordu
    ( Uçmak sadece serçeye mi mahsus? )
    Usul usul gün yüzünü dönerken, antikacıdaki Serkisof Rus yapımı köstekli saatte biraz mağrur, biraz mahmur çoktan zaman ikiyi beş geçe durmuştu
    (Aslında zamanı durdurmak ne kadar kolay )
    Karşı karşıya oturmuş aşka karşılık karşılıksız iki kişilik sandelye, hallerinden gayet memnun
    Dante'ye ise, usunda sus pus olmuş tüm Olimposlu ilahlar ile öylece düşünmek düşüyordu.

    viransairi
    0 ...
  40. 41.
  41. CiNAYET SAATi iZABEL

    Sözcükler orta yerde karmakarışık duruyordu
    Karmakarışık saçlarını her tarayışında izabel
    Sağ elindeki gül işlemeli ayna; mimiklerinin bile aksinde
    Aksinde takip ediyordu hayat, akabinde saat(akrep ile yelkovan da buna dahil)
    Onikiyi çeyrek geçe sustu.

    Cümleler kurulurken cinayet saatine müteakip
    Takip edilen ayak izleri nasılsa katile ait(belki değil)
    Maktul gayet sakin, gözleriyle göze göze geldiğinde
    Gözler önce yüze, yüz sonra gölgelere, gölgeler yüzsüze
    Yüzsüz ile gölgeler ise yüzüstü düşünceye dek
    Kim bilir ölü ölmeden az önce ne düşündü Jack (ölüler hep masumdur ya masum değilse)
    Sonrası derin bir sessizlik....

    iki çift yüksek topuklu potin sesi yankılanırken sesizlikle
    Sessizlikte ses olup uçtu baykuş
    Soğuktan uyuşmuş ellere bulaşan barut kokusu
    Çoktan uyumuş izabel'in pencesinden içeri girip sızdı
    Rakı kokulu masada meze niyetine, haraç mezata sevda herzamanki gibi satlık
    Alacağın olsun izabel,
    Alacağın olsun!

    Viranşairi
    1 ...
  42. 40.
  43. AYRILIĞIN ANATOMiSi
    kirmizi gömlekli adam
    siyah bakisli kadina asik olunca
    ten renginde yayildi yalnizligin kokusu
    tren yaklasiyordu kirli kirli ve ciglik cigliga
    adamin ensesine yapisti coktan ayrilgin korkusu
    kanlisi olan uzun boylu soluk renkli adamsa bir adim yaklasti adama sessizce"sus"dedi
    bir soluk kadar yakin
    sustali bicagin sesi duyulunca
    bir sus kadar uzak ten simdi.

    siyah bakisli kadin kim bilir nereye gitti
    tren kalkmak üzere:
    ciglik, figan ve feryat kan kardes oldular coktan
    kirmizi gömlekli adam,
    kocaman gözler,
    4 kisilik kompartiman,
    hicap renginde.

    Viranşairi
    0 ...
  44. 39.
  45. MÜTEVEFFA
    MÜELLiF

    Hızlı hızlı dillendiriyordu paragrafları
    Tüm noktalama işaretlerinde soluk soluğa
    Arada bir başa dönerek yazdığı kaderi siliyordu
    Bir saniye dur.

    Sonra kelimelerin peşi sıra bir anlam ifade edince cümle içinde
    Tırnak arası düşler kuruyordu kendince
    Tebessüm gülüşlerle, gülüşler kahkahalarla bittiğinde
    Satır arası.

    Yavaş yavaş sona geliyordu beyazın üstüne vurulan her harfte
    Sin ve tin ayrı harpte
    Gün, hafta, ay, yıl
    Düşünüyordu ölümü sonra
    Nokta.

    Viranşairi
    0 ...
  46. 38.
  47. BiRAZDAN YAĞMUR YAĞACAK

    Gökyüzünün dağınık saatleri,
    Birazdan yağmur yağacak
    Yine bircok deli toplanmış beynimde, senin namına

    Delil bulmak imkansız deliliğime
    Fail mechul bir kişilikte ortalıkta dolanır.
    Düsüncem de ki
    -Gel gülüm uzanalım ölümün bağrına
    Uzayan gecelerde yalnızlık bağrı yanık kaldığında
    Yağmurdan sonra yıkanan yıldızlara bakalım bir de Sivri'den
    acep nasıl göz kırpar, Diana Cupid'e?

    Viranşairi
    0 ...
  48. 37.
  49. SILADAN GURBETE MANZARALAR-1
    Bulutlar yer değiştirirken bir de bana öyle bak derinden
    Hem ürkek, hem delice
    Ellerim tütün kokar, yüreğim ekmek
    Al ve çek derin gözlerini yemenisi al yeşili sevdiğim
    Gurbete yolum düşecek
    Üşüyecek ellerim sensizken:
    Unutulmamak dileğiyle,
    işlemeli bir mendil yollarım sana Yemen ellerinden.

    ViranŞairi
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük