bir şiir

entry111 galeri1
    86.
  1. yeni filizlenmiş bir kırda,
    genç bir karınca,
    bakıyor şimdi ufuklara varmı gelen giden diye,
    gri bulutların müjdesini bekliyor,
    bu topraklar ıslanacak mı diye.
    0 ...
  2. 85.
  3. ağlayan kediciğe ağıt

    kaldırımda ayakkabı tıkırtıları, tıkırtılar arasında kendini yineleyen bir yankı.
    mevsim kış, rüzgâr sert, soğuk acımasız...
    buz keserken ellerim ve düşlerim, bir ses yükseliyor gökyüzüne.
    parçalanıyor bulutlar, ağlıyor toprak.
    "miyaav! miyavvv! miyavv!" açlıktan ve soğuktan inleyen yetim bi' yavrunun son yakarışı.
    vicdan denilen şeyin cesedi gömüldü galiba insanlık tabutuna, baksana adaletten uzak bir yer artık dünya.
    0 ...
  4. 84.
  5. O denli o denli çok beklettin
    Alıştırdın bekletmeye kendini
    Çok zamanlar geçti de geldin
    Senden çok seviyorum senin özlemini

    Aziz Nesin.
    0 ...
  6. 83.
  7. ellerimi halepte bir sokak ortasinda kaybettim
    ortasinda degildi hayat ikiye bölünmekle mesgul
    ellerimi sokaga uzattim kayipti sokak
    gözlerimi avangart Les Deux Magotsdaki sokak dilencisine biraktim
    vitrinden iceriye bakmak yasak
    uzayip giden kalabalikta tanir birisi belki
    yüzümü yüzü bana dönük o kadinlarda gördüm
    kocasi söverken ana avrat

    (bkz: ) https://www.facebook.com/...C5%9Eairi/589678844382043
    0 ...
  8. 82.
  9. kibrit cöpünü yakti
    gözlerinden iki damla gözyasi akti
    kirpiklerinin ucundan yanlizliga dogru uzanan adama bakti
    yanik kibrit cöpündeki zaman kadardi
    yari kara yari akti

    sari gazete kagindaki bitap kelimesine takilmisti sanki giden gölge
    gizlenmis nemlenmis bir belge tozlu raftaki kilitli dolabin en alt cekemecesinde
    gecesindeki sabahi animsatmaktaydi aksak masadaki denge
    sariyede bir cinayet islenmisse bile bir kibrit cöpündeydi maktul

    küllükte yarim kalmis sigara
    gara gidilemeyi beceremeyen dokuz nolu kompartiman bileti
    kolu kanadi kirik bir pusttu kafesteki bülübül
    öbür yanda daginik silüte benzetmeyi bir türlü kendine yakistiramayan sair

    (bkz: ) https://www.facebook.com/...ri/589678844382043?ref=hl
    0 ...
  10. 81.
  11. BENi BÖYLE KOYUP GiTME NE OLUR

    Derin düşüncenin ince ipliğinde yürümek zor
    ininde kin beslediğimiz kurt bile bundan sonra hem kendine düşman,hem dost
    inince maphus koğuşlarına voltajı düşük ampuldaki gölge
    Cenine üflenince o ruh beni böyle koyup gitme ne olur.

    Uzun mısralara durak aramaya gerek yok artık
    Uz ile uzlaşmanın anlamındaki kayıp cümledir belki
    Yoksun halin soyunup yatağıma giriyor her gece
    Noksanlığını anlayan birisi varsa tek kişilik ranzamdaki yosun kokan yastık
    Yas tutma zamanı geldiğinde beni böyle koyup gitme ne olur.

    Sözün bittiği yer kör karanlık ve dört duvar
    Çözül istediğin kadar bit yeniği değiller sesini senden başka kim duyar
    Usul usul sus us ve elime dokunan hayali uzuv
    uzan ve tut,
    Yusuf'un kuyusunda ölümün uykusuna varamadan beni böyle koyup gitme ne olur.

    ViranŞairi

    (bkz: ) https://www.facebook.com/...C5%9Eairi/589678844382043
    0 ...
  12. 80.
  13. ay ışığına batmış
    karabiber ağaçları
    gümüş tozu
    gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
    yaseminler unutulmuş
    tedirgin gülümser
    çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
    çünkü ayrılık da sevdâya dahil
    çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
    hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
    her an ötekisiyle birlikte
    herşey onunla ilgili

    telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
    gittikçe genişleyen
    yakılmış ot kokusu
    yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
    yansımalar tutmuş bütün sâhili
    çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
    öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
    çünkü ayrılık da sevdâya dahil
    çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili..
    0 ...
  14. 79.
  15. kirik kalpler tasiyorduk hepimiz
    kirilmis bir cam bardagin parcalarinda gizliydik
    paramparca olmus hayatlardan geriye kalan sorulardan yola cikmak
    geriye getiremedikten sonra neye yarardi yaralarimizi daglamaktan baska
    yara bantlari da ise yaramayacak galiba

    kirik kalpler tasiyorduk hepimiz
    suskun göl kenarinda yansiyan oysa bizim yüzümüz de olsa
    üzgün cümleler kurmustu bize zaman coktan
    yüklemleri hep bir baskasina yükledigimiz
    yükün elimizden cikip gittigini düsündügümüzde
    karsimizda durmaktaydi banyomuzdaki kirli ayna

    kirik kalpler tasiyorduk hepimiz
    bir yeri bir yere terk ederken gecti artik bitti dedigimiz
    ama geriye dönüp baktigimizda hep orada gölgelik yapiyordu bize kimligimiz
    bir fotograf belki annemizden yadigar
    bir ani bir anlik gülümsemeye bedel berdeli agir olsa bile
    gardan uzaklasirken her sey teker teker
    sallanmayan el aglamakli haliyle icimizdeki beden

    kirik kalpler tasiyorduk hepimiz
    dilencinin göz bebeklerinde sakliydi belki
    sayikliyordu son cümlelerini maktül katile teslim ederken ruhunu
    kayip ilanlarinda rastladigimiz binlerce isim arasindaydik simdi biz
    afrikanin kücük bir kasabasinda acliktan ölen cocuktuk
    biz coktuk ve hic yoktuk
    biz kirik kalpler arasinda hep böyle tasiniyorduk belli belirsiz.

    viransairi.
    0 ...
  16. 78.
  17. Zaman akip gidiyor öyle sakin ve siradan
    Kurumus yapragin akan derede kaybolup gitmesi esnasinda
    Öyle hircin ve aldirmaz tavirlarla
    Vazoya koydugum kurumus gül öfkemle beraber bin parca
    Kirgin öylece kuytu köselerde saklambac oynamakla mesgul
    Darül Aceze`de aciz bakislarda kayip bir anlik bakis tanimadigim
    Ve kurtulmak imkansiz belki yorgun kalpte biraktigi yaradan
    Kurtalan Ekspiresi`nden el sallayan sevgiliyi yad ederken
    An gelip susuyor ellerini basinin arasinda onu tanimak namümkün
    Gün olup kurgulu saatin zemeberigi bos aliyor Taksim`de
    icimdeki zehir hem biraz capulcu hem biraz masum belki.

    YAZAN:viransairi

    (bkz: ) https://www.facebook.com/...ri/589678844382043?ref=hl
    0 ...
  18. 77.
  19. ANNEME

    Sabahleyin gökyüzünde kaybettiğim buluta binip uzak diyarlara gitsem
    Avuçlarımı açıp"La ilahe illallah"dediğimde düşse damla damla ellerime zemzem
    Teyzem gelse aklıma hani benim saçlarımda dolaşırken ellerin
    Derin bir hayal demek ki benimkisi annemden hariç

    Haliç uykusu,Huang Pu kadar sakindi kaçak göçmen Cheng Shen öyle diyor
    "Hiç" yorulup dayayıp masaya kafasını uyuyor sabahçı kahvesinde(bunu hayra yor)
    Karşı penceremde hayır!diyor kocaman puntolarla kırmızı yazısıyla duvarda haykırmaktan bıkmış nedense
    Sense uzun cümlelerin arkasına saklanıp nasılsın diyorsun saksım içindeki ıtır;hatrı sayılır birşeyden bahsetmek gibi
    Derin bir hayal demek ki benimkisi annemden hariç

    Kum tepeleri adlı tablomda savrulan rüzgar yorgundu artık
    Antikacıdan aldığım saat annemsi ayrıntılarda dursa ne olur(ayrılık çok uzak)
    Anemi hastalığı bedeninde yokken hani
    Seni neden mi sevdim belki bakışın anneme benzediği içindir
    Derin bir hayal demek ki benimkisi annem dahil.....

    viranşairi

    TÜM DEĞERLi ANNELERE,ANNEME
    1 ...
  20. 76.
  21. SONRA

    sabahci kahvelerinde uykulu yüzlerde kalan tahta masanin izi
    sisli bir gecede yolunu kaybetmis yavru sokak kedisi
    yagmurdan sonra eski ahsap evlerden yükselen nefesi sanki daha önce tanismistik der gibi
    her adim atista merdivenler düser yokus asagi
    sonra...

    kalabalik gölgeler arasinda bir güvercinin kanat cirpinislari
    duvarlar devrik cümlelerin anlatamadigi yüklem icinde
    bir yap boz tahtasindaki piyonlar misali kaldirimlar
    basilan her ayak izi gider ayak silinir gider der gibi
    sonra...

    viranşairi
    1 ...
  22. 75.
  23. ADI AÇIKLANAMAYAN ŞiiRDE

    Silivri yakınlarından güneş batmasını biliyor sert komposizyonlar çizerek
    Ardın sıra sürüklenirken vagonlar yalnızlığın istasyonuna dek
    Şehrin gürültüsünden uzak bir tarlada Kandamlası'na kondu yolunu kaybetmiş bir kelebek
    Şair kadının o tebessümündeki bakışı anımsayarak;
    -Bir yangının külünü yeniden yakıp geçti dedi.

    Siyah kunduralarına bakıp yanılgıdan geçip gitti boyacı çocuk
    Yere indirdi gözlerini masumca ekmek kokusunda açlığın ne demek olduğunu hatırlayarak
    Suskun lisanlar konuşuyordu her simada hepsi birbirinden değişik
    ilişikte tutturulmuş not "unutulmamak" der gibi ama unutuldu hepsi tek tek
    Ayrı yönlere doğru yol aldı dizeler;
    Kimi yolunu kaybetti bilerek (yol ikiye ayrıldı ortadan gitmek delilik belki)
    Kimisi fayansları çok eski natürmort bir banyoda bileklerini kesti
    Kimi,kimseden sordu kimisi de;adı açıklanamayan şiirde.

    viranşairi
    0 ...
  24. 74.
  25. HERKESiN BiR GÖKYÜZÜ VAR SENiNKi HANGiSi?

    Herkesin bir gökyüzü var seninki hangisi?
    Kayıp gitti şehir kıyısında avuçlarının arasından mavi balonlu çocuk
    Bir roman sayfasındaki buruşuk ve sararmakta hayatın önsözü
    Sahibini arayan yüklemi kime yüklesem kendinde bir şeyler gizler gibi bakar vitrindeki gocuk
    Yüzümüz gözümüz gök.

    Herkesin bir gökyüzü var seninki hangisi?
    Bir notadaki mevsimlik Vivaldi sancısı
    Resimdeki o kayıp sevgili belki
    Anlat istediğin kadar ama insan değil ki karşındaki duvar
    Yüzüstü bırakılmış gök gibi.

    Herkesin bir gökyüzü var seninki hangisi?
    Volta atmaktan yorgun düşen us mu?
    Sus mu,kimsesiz Kuyubaşı'nda yatan isimsiz mezar?
    Ve pusu kurmuş lal renginde sual
    Yüzsüz gök.

    viranşairi
    0 ...
  26. 73.
  27. SiL BAŞTAN

    Sil baştan cümleler kuruyorum usumda
    Saatini kurmayı unutan zamanı durdurarak
    Bu cümlenin üstünü karalayıp
    Saat kaç? diyorum sonra.

    Sil baştan cümleler kuruyorum usumda
    Kurgulu hayatımı sorgulayarak
    Kim,ne, nerede ve nasıl?
    "Uykusuna varmadan ne kadar ölümü düşünüyorsa insan"
    Uyansam bir yosmanın koynunda günaydın diyerek.

    Başlığı son olan;
    Sil baştan cümleler kuruyorum usumda
    Solan gül portresindeki ressamı anlatmak istedim hep aslında
    Nedense o kadar güzel kokuyor ki Bourbon resmimde
    Olmadı sil baştan.

    viranşairi
    0 ...
  28. 72.
  29. YAŞAMIN iCiNDEKi SEN

    Yerine koysam yaşamı saat kaç eder?
    Sen hangi dilimde olmayı dilerdin?
    Pay etsem seni günüme;
    Sabah baş ucumda uyuyan güzel,
    Öglen bir bardak çayımdaki seker,
    Aksam ağlamaklı bir şiir olurdun.
    Yaşamın kıyısında kaydı düşünülmüş bir sevda.
    Kıyısına mahkum olmak benim müdavim yerim,
    Koyu bir sevda taraftarı olmak öyle kolay değil
    Deyim yerindeyse;değilse bu yaşam yaşamımdan seni çal.

    viranşairi
    0 ...
  30. 71.
  31. 70.
  32. TOPLUMSAL KAYGILAR VE KAVGALAR

    Toplumsal kaygılarımız vardı bizim
    Gözlerimizle anlattığımız
    Bazen hüzünlü,bazen masum
    Bazense alabildiğine hırçın ve kırılgan
    Oysa inançlarımız O'na hitabendi hep
    Farklı olsa da gidilen mabed

    Dilimiz tenimiz kadar zıttı
    Sevgi her dilde aynı anlamı taşırdı oysa
    Ve her bedende aynı ritimde çarpardı o sevgi dolu kalp

    Herşeye rağmen
    Toplumsal kavgalarımız vardı bizim.

    viranşairi
    0 ...
  33. 69.
  34. ÇOCUKÇA

    Uzakta güvercin alayına takılmış koşar bulurum kendimi
    Uçurtmam tellere takıldı masum bir gülmesemeydi oysa seninki
    Bir yumak atlası içinde buldum kaybettiğim kedimi
    Gelincik yüreğine sahip çık ey sevgili yoksa vururum içimdekini.

    DUVAR

    Asılacak ve kırılacak gölgeler içinden çık ve gel
    Çarparak,susarak ve dört nala
    Çarpışanlar; darp ve harp
    Şarap kırmızısızına dönmüşken dönence
    içimdeki kalp atışlarım" daha var"demekle meşgul
    Usul usul kıyıma yanaş
    Yavaş,sakın suyu ürkütme
    Yoksa sana dayandığım duvar yıkılır.

    PENCERE

    Ahşap ,dört köşesi ufuk yüklü
    Uzağa aşık ve beklemek mecburi
    Henüz kırılmadı ve yıpranmadı saten boyası
    Ve ölü yıkanmadı bu evde henüz,yası tutulmadı
    inanmazsan varendadaki karanfile sor.

    viranşairi
    0 ...
  35. 68.
  36. GÖLGELER

    Gölgeler karışık ve suskun
    inadına ardışık ve aşık
    Ölüm bir adım,gerisindeki adam küskün
    Gölgeler yorgun ve kırışık.

    Gölgeler yansımasıysa hayatın
    Karanlık çöken gecelere sahip çık;kayıp iye içindeler gölgeler
    Salındılar birdenbire viran-ı eyleyerek perdedeki canın
    Tutundular ruhlar aleminden bedenler,tensel tinselliği gölge sanarak;
    Sonrasına sarıldılar gerçek ve yalan üstüne bu dünyanın
    Gölgeler ayrılıkçı ve yanlız
    Yansız ve cansız
    Lal,âmâ ve imkansız
    Gölgeler aslında,
    Onlar çoktan ölüler...

    viranşairi
    0 ...
  37. 67.
  38. iŞTE ÖYLE

    Öyle işte kelimelerin düştüğü yerde can havliyle kıvranır ahali
    Gecenin koynuna giren o sevda değil
    Düşünce dediğin boynu bükük karanfil
    Deli ve derin bakışlardaki muamma sana kalsın
    işte öyle...

    Öyle işte sonunda yol almayı seçmiş yolcu yolunda gerek misali insan
    Demiri bük, gölgeyi vur içindeki çirkinliklerinle beraber
    Hangi gerçeğe vardıysam aslında yalanmış baştan beri yalan
    Ve ölüm sen de ses ver benim gibi yüksek oktavlı söyle ta derinden "geber!"
    işte öyle...

    Öyle işte huysuz ve uzun yolculuklar bize düşerken trenin camına buğulu o yazıyı yazdık "sev"
    Karşısına geçip o fotoğrafa takılan gözler sanki ağla dedi ama sustum yine de ben
    Hayalinde üç oda, bir salon kurulu o ev
    Bir türlü sonu gelmeyenlerle gömüldü gitti,geriye kalan nedir söyle?
    -işte öyle şinanay,şinanay, şinanay

    viranşairi
    0 ...
  39. 66.
  40. GÜNEŞi iÇENLERiN TÜRKÜSÜ

    Bu bir türkü: -
    toprak çanaklarda
    güneşi içenlerin türküsü!
    Bu bir örgü: -
    alev bir saç örgüsü
    kıvranıyor;
    kanlı, kızıl bir meşale gibi yanıyor
    esmer alınlarında
    bakır ayakları çıplak kahramanların!
    Ben de gördüm o kahramanları,
    ben de sardım o örgüyü,
    ben de onlarla
    güneşe giden
    köprüden
    geçtim!
    Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi
    Ben de söyledim o türküyü!
    Yüreğimiz topraktan aldı hızını;
    altın yeleli aslanların ağzını
    yırtarak
    gerindik!
    Sıçradık;
    şimşekli rüzgâra bindik!
    Kayalardan
    kayalarla kopan kartallar
    çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını.
    Alev bilekli süvariler kamçılıyor
    şaha kalkan atlarını!

    Akın var
    güneşe akın
    Güneşi zaptedeceğiz
    Güneşin zaptı yakın!

    Düşmesin bizimle yola:
    evinde ağlayanların
    göz yaşlarını
    boynunda ağır bir
    zincir
    gibi taşıyanlar
    Bıraksın peşimizi
    kendi yüreğinin kabuğunda yaşıyanlar!
    işte:
    Şu güneşten
    düşen
    ateşte
    milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!
    Sen de çıkar
    göğsünün kafesinden yüreğini;
    şu güneşten
    düşen
    ateşe fırlat;
    yüreğini yüreklerimizin yanına at!

    Akın var
    güneşe akın
    Güneşi zaaptedeceğiz
    Güneşin zaptı yakın!

    Biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk!
    Güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız,
    toprak kokuyor bakır sakallarımız!
    Neşemiz sıcak!
    kan kadar sıcak
    delikanlıların rüyalarında yanan
    o "an"
    kadar sıcak!
    Merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak
    ölülerimizin başlarına basarak
    yükseliyoruz
    güneşe doğru!
    Ölenler
    dövüşerek öldüler;
    güneşe gömüldüler.
    Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!

    Akın var
    güneşe akın
    Güneşi zaaaptedeceğiz
    Güneşin zaptı yakın!

    Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor!
    Kalın tuğla bacalar
    kıvranarak
    ötüyor!
    Haykırdı en önde giden,
    emreden!
    Bu ses!
    Bu sesin kuvveti,
    bu kuvvet
    yaralı aç kurtların gözlerine perde
    vuran,
    onları oldukları yerde
    durduran
    kuvvet!
    emret ki ölem
    emret!
    Güneşi içiyoruz sesinde!
    Coşuyoruz,
    coşuyor!...
    Yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
    mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!

    Akın var
    güneşe akın
    Güneşi zaaaaptedeceğiz
    Güneşin zaptı yakın!

    Toprak bakır
    gök bakır.
    Haykır güneşi içenlerin türküsünü,
    Hay-kır
    Haykıralım!
    0 ...
  41. 65.
  42. DUDAK PAYI "SUS"

    Sonsuzluğun kalbine düşen iki cümledir kayıtsız
    Dudak payında ayıp mührüyle kayıptır
    Ele el temasında usulen sahipsiz
    Derin olan kuyu değil kısa olan iptir.

    Yürü ve git tüm kaybolmuşluklara mosmor
    Maviyi as!
    Kırmızıyı vur!
    Nasıl olsa Güllerin içinden insitor yeniden bir aşk doğurur.

    viranşairi
    0 ...
  43. 64.
  44. VE
    GÜN BATTI

    itiraf hangi arzu halcide bir hiç olsun diye yazıldı
    Ben kimi sevdim,kimden nefret ettim hadi bu iki arada kalan araf;bari sen anlat
    iftira yalan ile kaç kez asıldı ve aslı neydi?
    Tut elimi ey çocuk beni kandır, mavi uçurtmanla ruhumu kanat
    Sana söz Martı aydan saymayacağım artık.

    Gün batımı doğumundan çok dokunur dört duvar arasında derdi hep Uysal T.
    Arasıra uğranan nahiyeye yakın seni düşünürüm bu vakitlerde,yarasın aslında
    battı gün aha şurama daha acımadan susturdum usturpa keskin gülüşlerle
    Yazı ya da tura;aynı volta, aynı beton, aynı ranza aynıya mahkum kader
    Çirkin, kirli sakallı aynaya baktıkça
    Hain aslında yine biziz kendimden bilirim.

    viranşairi
    0 ...
  45. 63.
  46. merhaba anne
    yine ben geldim.
    merak etme, okuldan çıktımda geldim.
    annelerde babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama,
    ali okula gitmezsem annem çok kızar,merak eder demişti de,
    onun için söylüyorum.
    geçen hafta öğretmen sağ elimde sarımsak sol elimde soğan dedirte dedirte öğretti sağımı solumu
    ben biliyorum artık anne sağım neresi solum neresi.
    ağrıyan yerimin neresi olduğunu şimdi iyi biliyorum anne.
    hani geçen geldiğimde şuram acıyor şuram işte demiştim de bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne.
    bak şimdi söylüyorum şuram işte sol yanım çok acıyor anne hemde her gün acıyor anne her gün.
    dün sabah annesi ayşe nin saçlarını örmüştü elinden tutup okula getirdi yakası da danteldi zil çalınca öptü hadi yavrum sınıfa dedi bende ağladım ağladım hiçte utanmadım öğretmen ne oldu dedi düştüm dizim çok acıyor dedim yalan söyledim anne dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne .
    herkesin çorapları bembeyaz benimkiler gri gibi zeynep annem beyazlara renkli çamaşır katmadan yıkıyormuş dedi babam hepsini birlikte yıkıyor babam çamaşır yıkmasını bilmiyor mu anne.
    off babam her gün domates peynir koyuyor beslenmeme üzülmesin diye söyleyemiyorum ama arkadaşlarım her gün kurabiye börek pasta getiriyor.
    biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne.
    hava kararıyor ben gideyim anne babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum kim bozuyor toprağını çiçeklerini kim koparıyor izin verme anne toprağına el sürdürme eve gidince aklıma geliyor bir de bunu için ağlıyorum bak kavanoz yanımda toprağından bir avuç daha alayım biliyor musun anne her gelişimde aldığım topraklarını şu kavanozda biriktirdim üzerine de resmini yapıştırıp baş ucuma koydum her sabah onu öpüyor kokluyorum kimseye söyleme ama anne bazende konuşuyorum ne yapayım seni çok özlüyorum anne.
    ha unutmadan öğretmen yarın anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi ben babama yazdıracağım öğretmen anlarsa çok kızar ama bana ne kızarsa kızsın ben seni hiç görmedim ki neyi nasıl anlatayım anne.
    ben gideyim anne toprağını öpeyim sende rüyama gel ve beni öp.
    mutlaka gel anne sen rüyama gelmeyince sol yanımın acısıyla uyanıyorum sol yanım acıyor anne işte tam şurası sol yanım çok acıyor anne seni çok özledim anne çok özledim.
    0 ...
  47. 62.
  48. YOKLAR

    Evet hakkın vardı Behiye Hatun tansiyon ilacım,romatizma haplarım ve bilumum ağrı kesiciler; düşündüm de sizin ömrünüz benimkinden de fazla
    Uyan ve kalk her günkü aynı intihar
    Aynada buruşuk tende kaybolan yıllar,aramanın ısrarı ya da esrarı ne?sorarım size
    Dağınık yatak,toplamaya lüzum yok, nasıl olsa dağınık kalacak
    Keskin zifri karanlık gecelerde kınından çekilmiş bıçak "ah sözümü kesti, sustum"
    Zilli,kimse bilmesin aramızda değil mi?(penceremde büyümeye can atan ıtır)

    Ölü can sonsuzluktan sufle ver!
    -Kuzum buradaki bardak kırık, yan masadaki rakı susuz ve içimizdeki bizden önce göçüp giden dostlar, içimizi acıtan hani( eski tabiri yakışmasa da hep o sıfatı yakışıklı buluruz)
    Artık onlar da senin gibi yoklar
    Yalnızlığın adı herkese göre kimlik bunalımında ve farklı (kiminin kedisi,eski bir fotoğraf belki ve kimine göreyse ihtimalle beslenen küçücük sevgi)
    bana sorarsan sensin Behyem (i'yi kasten sildim yoksa kim bilirdi yavuklu diye bizi)

    Avluya çıkan yol uzun ve meşakkatli bundan sonra
    Sonrası u'nun yanı başında mut olmalı derken
    Hadi bugünü de devirdin koca ihtiyar
    "Heyhat!seyrüsefer içinde geçer bu ab-ı hayat"
    Yarın aynı mısralarla kaldığın yerden devam et.

    ViranŞairi
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük