anlatmaya başladığımda kor olmaya başlar yürek
gece vakti tik taklar sarar evin sessiz koridolarını
aklımın içinde dolaşan iki heceyken sen
anlamlı cümleler kurma yetimden uzaklaştım.
arkadaş sohbetlerini beğenmez, etrafı seyrederdim
ve hiç bir nesne sana ulaşmamın aracı değildi
bu şehrin küf kokan sokaklarında yalnızım ve isyan ediyorum:
sensiz gecelerin acısını çıkarmanın vakti ne zaman gelecek?
dört tarafım duvar
yosun tutmuş, taşdan duvar
kapım demir
kurşun işlemez
top atsan yıkılmaz
tavanım koyu beton grisi
başka renk kabul etmez
yani diyorum ki
zindanda olsam
ve görmesem maviyi, güneşi, denizi...
çizerim kafama resmini
maviyi bulutlarıyla
güneşi sıcaklığıyla
ve hayatı tüm renkleriyle
olur ya
birgün göremezsem seni
şimdiden çiziyorum yüreğime resmini
yürek kör olmaz
görmemek imkansız seni.
altı ay oldu
kadınım demeyeli sana
yanaklarında sakladığın
gözyaşlarından öpmeyeli
tam altı ay
bunca zamandır duymadım nefesini
sesine katamadım sesimi
sen yeryüzünün tanrısıydın
bense gökyüzünün
sen bana
yağmur kokulu topraklar getirirdin
bense
dünyalarca yıldız yağdırırdım saçlarına
sen
yeryüzünde ulaşılmaz dağlar yaratırdın
ben
güneş olup ilk önce sna doğardım.
ta ki
tanrılar ölüp
tek tanrılı sistem
gelinceye dek.
dünyanın bütün medeniyetlerini büyütüp
beşikliğini yapan her yerde
efes'de bağdat'da kudüs'de
paris'de roma'da istanbul'da...
sen varsın.
kimi yerlere bombalar yağıyor
kimi yerlerde şenlikler kuruluyor
bazılarında bahar yaşanıyor
bazılarında ölüm kanıksanıyor