"bilim, işbirliğine dayalı ve pek çok nesli kapsayan bir girişimdir. meşalenin öğretmenden öğrenciye ve tekrar öğretmene geçmesi, zihinlerin bir araya gelip geriye doğru antik zamanlara, ileriye doğru yıldızlara uzanmasıdır."
metodolojik anlamda; Denetimli gözlem ve gözlem sonuçlarına dayalı mantıksal düşünme yoluyla olayları açıklamak, sonrasında ise, bu açıklanan olaylara dair tekrardan gözlemlere dayanarak hipotez yaparak, hülasa; akabinde hipotezi doğrulamak işidir.
bir çok bilim sevicisi tarafından " gerçeği, hakikati bulmak için tek yöntem" olarak lanse edilen alan.
bilim, metafiziğin alanına giren " hakikat" gibi kavramlara ulaşmak amacında değildir. felsefeyi küçümseyip, yobaz gibi bilim seviciliği yapan kitle maalesef bu kısmı kaçırıyor.
bilimin amacı - ki bilimden kasıt pozitif bilimlerdir- doğayı ve mekanizmasını açıklamaktır. hakikati bulmak, gerçeği göstermek gibi kavramların cevap yeri bilim değildir. bilim aracılığıyla doğanın ardındaki şeye karşı bir çıkarımda bulunabilirsiniz elbette. ama bu da " bilim" değil.
Kılıcın bir tarafı yoksulluğu, hastalığı ve cehaleti kesebilir. Ancak, kılıcın diğer tarafı da insanları kesebilir. Bu kudretli kılıcın nasıl kullanılacağı, onu tutanların bilgeliğine bağlıdır.
temel analiz ile sizlere yiğit bulut gibileri çıkıp dolar 3 tl iken 2 tl olacak diyebilir. hatta birileri çıkıp sizlere dolar 10 tl olacak dahi diyebilir.
ancak bilim teknik analize dayanır ve eğer elliot, fibonacci, altın oran biliyorsanız size aylar önce doların tam olarak hangi hareketi yapacağını söyleyebilir.
bu elliot sayımı yapan bir arkadaşın 19 temmuz civarı yaptığı analiz.
Her zaman dinamik olan bir süreçtir.
Asla yerinde saymaz.
Bir araştırma yapıyorsunuz ve hangi yöntemi kullanırsanız kullanın sonucu elde edemiyorsunuz diyelim o zaman bekleyeceksiniz.
Bilim kendini doğrular.*
Birileri sizin araştırmanızı tekrar tekrar artırarak yapar.
Böyle olayları içinde barındırır.*
Var olanın çevreye ve popülasyona bağlı evrimleşmesi değil de çevreyi ve popülasyonu var olana -insana- evrimleştirmek (bkz: 21. Yüzyıl) (bkz: robotlar dünyayı ele geçirecek)
kendimizi ve evrenimizi anlamak ve açıklamak için tek ve güvenilir metottur. buluntularının akli ve deneye dayalı olması gibi iki önemli etken varken gidip uhrevi safsataların peşine düşmek saçmalıktır.
gerçeğe ulaşmak için bilim bir yoldur. o halde gerçeğe sadece bilimle ulaşalım.
bilmek, bilimin ilerlemesi bunlar gerçekten insanı mutluluğa götürüyor mu?? rousseau çok sert laflar eder bu konuda, entellektüel küfreder desek yeridir. benzer konuya erasmus desiderius da değinir. toplum okumadığı için öncelikleri okuyan insandan farklı olur. oturup 2 saat araba motoru yada telefona gelen bi güncelleme ile ilgili konuşabiliyorlar. şaşıyorum kitaplar herkes için varken nasıl bu kadar cahil kalan insan var. neden önemli konuları es geçerken önemsiz şeyler hakkında birbirlerinin sözünü kesecek kadar heyecanla ve hevesle konuşuyorlar. platon kafası önemli işlere basmayan önemsiz şeylerle ömür geçirir diyor??! haklı olabilir mi, ne dersin?? bu yani toplumdan kopmak her entellektüelin kaderi, düşünürlerin hayatını okuyunca bunu seziyorsun çoğu sürgün hayatında, kaçarak geçen bi ömür.
peki diğer soru??acaba bilmek, bilim bunlar ahlaki açıdan bizi doğru yerlere mi götürüyor?? acaba rahat etmesini sağlamak bi insanı mutlu etme yolu mudur yoksa rahatlık fıtratımıza aykırı mı??? marksizm bu konuda yanılır kanaatimce. evet bilim teknolojiyi geliştirdi evet doğru uzaklarda ki abini arıyorsun ne hoş ama çoğu kişi göremiyor teknoloji gelişmese zaten o kadar uzağa gitmeyecekti abin. teknoloji kendi açığını kapatıyor. dostoyevski medeniyet insanın duygusal dünyasını karıştırmaktan ötesine yaramadı der. ne haklı. neyse dediğim gibi teknoloji gelişti üretim arttı ama sonra hırs açığa çıktı. herkes diğerinin üstünde olmayı istediği için toplum birbirinden huylanan insanlarla doldu. beni ilk gördüğünde 40 senelik dostu gibi davranıp 40 sene sonra işim düştüğünde arkasını dönen insanlar var etrafta. ayrıca tatmin sınırımız çok arttı. çoğu şeye sahip olunca insan elinde olan 9 tanesi ile mutlu olmaktansa olmayan 1 ine üzülüyor. bi çok kullandığımız madde varlığı ile mutluluk getirmezken yokluğunda mutsuzluk getiriyor bize.
kısacası hırstan dolayı insanlar karşı tarafa zarar vermek isteyen, onun zararında kar edecekse bunun doğru olup olmadığı ile ilgilenmeyen, bunu hiç umursamayan kişilere döndü. budizmin tam tersi istikamete hareket edip her şeyi elde etmeye uğraş verdi ve bu uzun vadede bize mutsuzluk getirdi. insan ahlaki açıdan yanlış bi alana depar atıyor. dinler nefsine sahip çık derken kapitalizm her şeyi iste diyor. tükettiğin kadar varsın. insanların çoğu bunu göremiyor.
şüpheliyim, ilmin atılım yaptığı 20. yy'a 2 dünya savaşı sığdırdık?!? bi gariplik yok mu burada??? savunamıyorum bilimi. uçaklar-tanklar-uçak savarlar-savunma sistemleri geliştirmekten daha mutlu bi hayat kurabilirdik.
bu konuda daha çok edecek laf var ilaç sektörünü kitapları eleştirsem yeridir. hayatı basitleştirmenin depresyona gittiğinden bahsetsem de olur. schopenhauer desem erich fromm desem olur yada ibni haldun...