tüpçü addettikleri yıldırım demirören adlı şahıstan nefret eden bir taraftarları varmış, bak sen! tüpçü başkanlığı devraldıktan sonra üstüste şampiyon olsaydı bu takım, tüpçüden nefret edilir miydi acaba?
bırakın bu duruş muruş ayaklarını da itiraf edin, bu adamın laga luga konuşması, saçma açıklamalar yapması ya da diğer kulüp başkanlarına yaltaklanması değil derdiniz. yıldırım demirören başkan seçildiğinden beri, ne doğru düzgün bir tek transfer yapabilmiştir beşiktaş, ne doğru düzgün bir hocayla anlaşabilmiştir, ne anlaşılan hocadan verim almıştır, ne de şampiyonluk yarışına ucundan dahil olabilmiştir. avrupa rezilliklerinden bahsetmiyorum bile...
sanki beşiktaş her sene şampiyon olsa, liverpool'dan fark yemek yerine içerde dışarda fark atsa nefret edecektiniz yıldırım demirören'den! neymiş duruşu bozukmuş... ulan süleyman seba'nın da mı duruşu bozuktu "ahmet dursun seba gitsin" diye rezil bir biçimde kovaladınız kulüpten? serdar bilgili'yi istifa ettirip bu tüpçü zatlarının önündeki engelleri kaldıran siz değil miydiniz? hadi serdar bilgili'yi aslında çok seviyordunuz da falan filan, tüpçünüz serdar bilgili'nin yönetiminde değil miydi?
bir de ona buna "önce öyle dedi sonra böyle dedi" diye bok atacağınıza, çarşı'nız neden salya sümük kendini feshedip birkaç hafta sonra tribüne döndü bir açıklayın bakalım. tüpçü'nüz gaz vermiş olmasın?
rakip takım taraftarlarının hazımsızlığını uç noktalara çıkarmış takımım. öyleki artık iç dengelerini, taraftar gurubunu, iç kültürünü dillerine dolamaya başlamışlar. bir maç kaybetti diye kaptanını dövmeyen, sevinmek için sevmedik diyebilme büyüklüğünü gösterebilen bu büyük taraftarın kıskanılması normal, ama bu seviyede değil.
tüpçü ve kumpanyası ile bir tutulmaması gereken kulüptür.
beşiktaş taraftarının %99'u tüpçüden nefret eder.
bahse konu örnekler de, tüpçü'nün saçmalıklarından ibarettir.
şampiyonluktan sonra diğer takımlara sallanmamıştır, sallayan tüpçü ve levent erdoğan adlı palyaçodan başkası değildir. taraftarda böyle bir kriz olmamıştır "şampiyonluğu gs ve fb hediye etti" edebiyatı yapanlara gereken cevabı vermiştir sadece taraftar.
tüpçü yaptığı her saçmalıktan sonra beşiktaş taraftarından tepki görnmüştür, gir bak adamım yıldırım demirören başlığına? hiç "büyük başkan" yazıyor mu veya "arkandayız" yazıyor mu? "arkandayız" minvalli sözler var mı?
mevkidaşları aziz yıldırım ve adnan polat'ın başlıklarına da bak hele? saçmaladıktan sonra nasıl bir kitle destek vermiş?
ofsayttan goller bulunan bir ilk yarı, sallama penaltılar kazanılan bir ilk yarı -2007-2008 sezonuna dokunmuyorum bile- ve beşiktaş'ın doğrandığı bir maçtan sonra "biz memnunuz, hakemler de insan" diyen adama 20 gün sonra "galatasaray türkiye'dir" edebiyatı yaptığında destek çıkarsanız veya "istifa ediyorum" edebiyatlarıyla, "ligden çekiliriz" tehditleriyle gündem değiştiren aziz yıldırım'a "büyük başkan" diye arkasında olduğunuzu hissettiriseniz bu saçmalıklar kulübe mal edilir.
ama beşiktaş'ta durum farklı, tüpçü ve kumpanyası kupa maçının akabinde de eleştirilmiştir, şampiyon olduktan sonra da! şampiyonluk kupası alınırken yapılan törende podyuma çıktığında stadta adama alkış çıkmadı, ıslık sesleri vardı cabası olarak.
"paf takımla çıkarız" edebiyatını zikrettikten sonra sivas maçında protesto eden, "beşiktaş burada, paf takımı nerede?" diyen de herhalde artvin hopaspor taraftarı değildi?
önce gideceksiniz kapınızın önünü temizleyeceksiniz, bu kulübün taraftarı ile kendinizin arasındaki benzer olaylardaki tavır farklılıklarını algılayacaksınız, ondan sonra öteceksiniz.
not: yazının art niyet içermediği başından sonuna bellidir.
fenerbahçe ve galatasaray'a göre daha düşük kapasiteli topçularla hem ligi hem de kupayı götüren takımdır. bunun tek açıklaması olabilir o da takım ruhudur. futbolcular da bunun bilincinde olduğu için sezon sonu gelen büyük başarıyı coşkuyla kutlamışlardır. bunlar alışılagelmiş sahnelerdir. 3 büyükler arasındaki rekabet, bok atma yarışı vb. durumlar tarih boyu olmuştur ve ne yazık ki de olacaktır. bu sadece beşiktaş'ı ilgilendiren bir konu değildir.
bu günlerde tek şanssızlığı, basiretsiz ve yönetcilik hakkında en ufak fikri olmayan kişilerin yönetiminde bulunmasıdır. izledikleri transfer politikası, maç sonu açıklamaları, tükürdüklerini defalarca yalamaları tüm camianın canını fena halde sıkmıştır. fakat bu durum beşiktaşımızın şanlı taraftarına yorulamaz! "ne kadar it kopuk varsa beşiktaşlıdır" tipi bir yaklaşım mantık dışıdır. çünkü taraftar çoğunluğuna sahip kulüpler galatasaray ve fenerbahçe'dir. toplumsal duyarlılığı en fazla olan kulup bu coğunluğa rağmen açık ara beşiktaş ise kusura bakmayın ama "it ve kopuk" ortadadır!
hiçbir zaman hiçbir kulübün gölgesinde olmamıştır beşiktaş. sadece kukla spor yazarları maaşlı işcisi olduğu için taraftarına verdiği sözü tutmak uğruna tüm kurumlarını baskı altında tutabilecek bir gücü yoktur o kadar. olmasın da! benim oğlum geçmişine baktığı zaman şerefli bir takımı tuttuğunu görsün yeter!
şampiyonlar ligi'ne doğrudan katılmanın değil, katıldıktan sonra gruplardan çıkmanın, çeyrek final-yarı final oynayabilmenin başarı olduğunu anlaması gereken kulüp. bugüne kadar ne halt yediniz şampiyonlar ligi'nde diye sorarlar adama...
tum yaşamı boyunca fenerbahçe ve galatasarayın golgesinde yaşamış bir takım. 3 buyuklerin sonuncusu olmayi neredeyse kabullenmiş, bu ezıklıgını 2 kupayı aldıktan sonra bile diger 2 takıma bok atarak gostermiştir.
bu içinde yaşadıgı gizli ezıklıgı dışarı beşiktaşlılık duruşu kisvesi adı altında lanse etmiş, yıllarca sportif başarı gelmeyince ovunecek tek şeyleri yaptıkları besteler olmuş, çarşı grubu olmuştur. çarşı onlar ıcın bir avunma, sıgınma yeri haline gelmiştir.
çarşı artık takımdan daha onemli hale gelince, bjk den daha fazla konusulunca kapatılmıştır.
laflarını yiyen bir takımdır ayrıca. ligten cekilme, paf takımla cıkma gibi uçuk soylemleri bir cırpıda soylerler sonra tek bir dil darbesiyle yutarlar onu. bu duyan bjk taraftari da hemen 'banane olm bizim başkan mal' diyip sanki o başkan artvin hopa sporlu da o yuzden onemsemiyor bukadar. biraz onurlu biraz gercekci olmasi gereken başkasına bok atarken, kufur ederken kendi tarıhlerine, soyledıklerıne bakması gerekir. siyah rengi kara leke olmasın sonra.
hakkında fazla ayar verdirtirmeye çalışan takımdır. meyve veren ağaç olayı arkadaşlar. olsun be olsun. ben kazakistanı severim zaten. ayarın kralı ordan gelsinde aklınız çıksın. *
avrupanın önde gelen klüplerinin averajlarının artması için şampiyonlar ligine direkt alınan takım. hepsi dua ediyorlar şuan bu takımla aynı gruba düşmek için.
fenerbahçelilerin son 14 senede 2 şampiyonluğu olduğunu söyleyip durduğu takım. halbuki 14 gibi küsuratlı sayılar yerine 20 gibi yuvarlak sayı kullansak daha güzel olur.
türk spor medyası tarafından açık açık art niyet duyulan ve her türlü olayın kamuoyuna yanlış aktarıldığı klüp. fenerbahçe ve galatasaray ile ilgili olumsuzluklar geçiştirilirken, beşiktaş ile ilgili ters giden bişiler olduğunda beşiktaş ta büyük şok! beşiktaş ta büyük ihmal! bıdı bıdı türünde haberler okuyoruz. bırakın bu işleri ulan spor medyası. objektif olun.
her zaman duyarsınız beşiktaşlı olanlardan, "beşiktaşlılık farklı bir şeydir be" diye.
sahiden öyledir. hayatınızla paralel gider kimi zaman. içinde bulunduğunuz durumu ona uyarlarsınız. deplasmanda yine hayata kaybettiğiniz herhangi bir hafta sonu o da yenilmiştir belki de...
hayatı bırakmak olmaz, onu da bırakamazsınız.
oh dersiniz ya da , her şey yoluna girdi; işiniz, aşkınız her şey düzelmiştir. ligde yeriniz gittikçe sağlamlaşır.
hüzünlenirsiniz, sevinirsiniz, heyecanlanırsınız... her şeyi onunla beraber yaşarsınız.
bazen de ayrı kalınan günlere hayıflanır, kendinize şöyle okkalı bir küfür sallarsınız.
olamaz mı, olabilir...
zira bir yaşam felsefesidir o, hayata bakıştır; siyah ve beyazdır.
yine de aradaki grilerin varlığını bilerek onurluca yaşanır...
Büyük ihtimalle gelecek sezon daha ilk yarı bitmeden Mustafa Denizli ile yollarını ayıracak kulüp. Demedi demeyin. Yıldırım Demirören kanımca rekoruna yeni bir rekor daha katacaktır.