bir başkasının yokluğunda tutabilecek bir dal değilim ben. Bir başkasının bakışlarına saklanıp o naif bedeninin yaralarını saramam ki senin. Bensem o paslı demir yığınlarının arasında yaşamaya çalışan bir beden, Ben ki seni düşünmek için bahaneler üreten.
Ben o değilim, Bir yabancının artık yalan olmuş dokunuşlarında, ben o değilim çocukluğunun olgunlaşma evrelerinde, ben o değilim ki seni onun kadar çok seven, ben o değilim ki seni yüreğinin o kurak topraklarında susuzluğa terk eden.
bir başkasının yokluğunda tutunabilecek bir dal değilim ben. ipini koparttığın o uçurumun kenarında onu birleştirip özgür bedenler olarak yitip giden zamanları yaşayabilme çabasındır benimki.
Seni görme arzusuyla, ufunetlerle savaşmadır benimki... BEn başka bir başkasının bedeni, belki bir yabancı ama kapıları sana açık ve susuz topraklara yeşermeye çalışan küçük bir çiçeğin naif ve boynu dimdik durmaya çalışan sana dönük bir bedeni...
bu sözlükte içinde bulunduğum durum. nickime 1 karakterlik farklılık yapıp sözlüğe üye olan bir şahıs nedeniyle sürekli o sanılmaktayım. buradan sesleniyorum "ben o değilim!!!"
her ne kadar naif bir iç dillendirme gibi gözükse de, içten içe, sevgi-aşk mefhumundan nasibini almış, bir daha da tövbe etmiş erkek kısmısı için çokça dinlenebilitesi olan, güzel mi güzel mustafa ceceli parçası. klarnet ile elektro gitar, patates kızartması üzerine, mayonez ile ketçap gibi olmuştur, onu da belirtelim.