yapabileceğim bütün tanımların yapılmış olduğu hissiyat-ı zat zat. (bu cümlenin sonunu ben attım, kayda alınmasın.)
demek benim aşkım da herkes gibiymiş. (way bee demek geldi birden)
farkımız yokmuş bütün sözlükçülerden, herkes ama herkesten.
ne kadar farklı sanıyordum içimdekileri halbuki, eşiti olamazdı. aşktı ya hani?
bazılarının yaşayamayacağı şey. yaşamalarının imkanı yok. o kızda ya da erkekte bir şey eksik. kendine karşı tutumunda, ya da hayata karşı tutumunda bir yanlışlık var. kadınına ya da erkeğine karşı bir kaygısı var, ya da genel olarak hayata karşı. birşeyleri bilmiyor. o şey, onun aşık olmasını imkansızlaştırıyor.
aşk sahip olamamaktır, günler geceler boyu hayalini kurmak ve o hayalle yaşamaktır, aşık olduğun kişinin başkasıyla olduğu düşüncesinin beynini kemirmesi, kontrolünü kaybettirmesidir. aşk bir ilişkiyi tek başına yaşamaktır. ona ne pahasına olursa olsun ulaşmak istemektir. aşk her sarfettiğin çabanın boşa gitmesi sonucunda kalbinin ağlamasıdır. uğruna sahip olduğun en değerli şeyden vazgeçmeyi göze alabilmektir. aşk mantığın ve duyguların savaşıdır. her savaşın sonunda hem yenilgi hem zafer vardır. zaferinin sevincini yaşarken yenilginin canını acıtmasıdır. aşk her zaman mutsuz olmak ancak bu mutsuzluktan garip bir mutluluk duymaktır. aşk mantığın intiharıdır.
"aşk hayırlı bir anormalliktir."
ve onun "reddedilmek" adında bir sevgilisi vardır. aşkın sevgilisiyle karşılaşırsanız kendinizi "mal gibi ortada" kalmış hisseder; öküzün trene baktığı gibi dünyaya, varlıklara bakarsınız.
yaşatan biri ile anlam bulan duygudur. fedakarlık, saygı, paylaşmak ve hayatı yaşanılır kılmaktır. aşık olunan kişi size huzur veriyorsa, her dakika özleniyorsa aşk kendi yolunu bulmuş, son sürat gitmektedir.
aşk bir zaman kesicidir kuş sürülerinin soyut alfabesinde, söz gelimi. aşk bir terimdir; yaşamak adı verilen, her suyun yatağı ve kendisi olabilen, bilinmedik ama anne sahiciliğindeki yer yüzlü, gök hüzünlü ağır temaşa ile ilgili. raf ömrü kör kendi bilincine ve demir reçeli bütünleşik ruhlar labirentine çözünür kendi kendinde. aşk bir saman yalazıdır. yakın alev, sahte mumyalanma...değirmi, boz ve alelacele. acıya yatırılmış bir aksesuar gibi pespembe. sanrılanır burkutucu masalların uzun önsözlerinde. aşk bir sonsözdür. karşı tepenin bulutlara bakan esrarlı akşamlığı. bir balkondan bütün aşağıya bakmak, ışıklarda. seslerin dar kesimi. uzak bir çimenlik, ama gitmek kadar sevimli. yankılanır bir taşın ucunda, sonra geceleyin. sonra ölmek uzun uzadıya. sonrasız, kahrolası bir ayrıntıda nöbetleşe vardiyalanmak sonsuza değin. aşk bir zaman sendelemesi, besbelli. bütün renkli kelimelerimi alın bu kuşe kağıda basılı zamanlarımın. bana siyah beyaz acılarımı yeniden verin.
gurursuzluktur.. hep alttan almaktır.. yüzsüzlüktür.. yine de her gün gidip selam vermektir, yüzüne bakmasa bile.. onunla ilgili her şeyi öğrenme çabasıdır.. *
sacma sapan bir duygudur a$k. en olmadık zamanda en olmadık insanı, sana en a$ık olunabilecek insanmış gibi gösterir, lakin babayı aldırır insana bu aşk. gönül hep istediğine beslemek ister bu duyguyu ama hiç bir zaman istediğine besleyemez. o yüzden insanı derbeder eden bir duygudur bu. hatta duyguların en asili.
aşk hakkında şöyle bir anım vardır.
bir tıp öğrenci kongresinde, kızın biri kalkıp aşkın fizyolojisi gib bir şeyler anlattıydı. safhaları varmış aşkın, birinci safhada gaba salınırmış, yok glutamat artarmış falan döktürüyor. konuşması bitti. sonra kardiyolog bir hocamız "bu konunun bilimselliğinden kuşkuluyum. adam gibi şeyler anlatın, salak salak konuşmayın." mealinde lafı koymuştu.
yani neymiş, aşk maşk subjektif şeylermiş.
aşık olmayan birinin hiçbir şekilde tasavvur edemeyeceği, anlayamayacağı şeydir. öyle ki, sen anlatırsın, şöyle de böyle de.. o koy g.tüne gitsin der. sen yine sabırla anlatırsın, acıyla anlatırsın yaptıklarını o yine koy g.tüne gitsin der. ama onun g.tüne koyabileceğin g.t sende olmadığından o acıyı çekmeye mahkumsun. ve aşkı anlamayan kişinin de o sözlerini duymaya maruz kalmaya...
gelme. gelme artık.
bir buçuk sene, beşyüz allah ın günü seninle yaşadım. yüzümün güldüğünü gören olmadı. bir gün ağzımı açıp da isyan etmedim. hala da etmem. edemem. çünkü sana isyan etmek haşa allah a isyan etmekle eşdeğer gözümde. istesem de edemem zaten. senin sayende yaşıyorum. çok acı veriyorsun, süründürüyorsun ama hala senin sayende yaşıyorum...
yani aşkla yaşıyorum. aşık olunanla değil, aşkla...
ama gelme artık. hem ben yalnızlıkla çok mutluyum. geçinip gidiyoruz ne güzel. girme aramıza bu saatten sonra. yaşam kaynağım her ne kadar da sen olsan da istemiyorum artık...
gönlüm artık aşka değil, yalnızlığa aşık...
ben hala gönül diyorum, gönül de artık yalnızlık diyor...