yaşatan biri ile anlam bulan duygudur. fedakarlık, saygı, paylaşmak ve hayatı yaşanılır kılmaktır. aşık olunan kişi size huzur veriyorsa, her dakika özleniyorsa aşk kendi yolunu bulmuş, son sürat gitmektedir.
aşk bir zaman kesicidir kuş sürülerinin soyut alfabesinde, söz gelimi. aşk bir terimdir; yaşamak adı verilen, her suyun yatağı ve kendisi olabilen, bilinmedik ama anne sahiciliğindeki yer yüzlü, gök hüzünlü ağır temaşa ile ilgili. raf ömrü kör kendi bilincine ve demir reçeli bütünleşik ruhlar labirentine çözünür kendi kendinde. aşk bir saman yalazıdır. yakın alev, sahte mumyalanma...değirmi, boz ve alelacele. acıya yatırılmış bir aksesuar gibi pespembe. sanrılanır burkutucu masalların uzun önsözlerinde. aşk bir sonsözdür. karşı tepenin bulutlara bakan esrarlı akşamlığı. bir balkondan bütün aşağıya bakmak, ışıklarda. seslerin dar kesimi. uzak bir çimenlik, ama gitmek kadar sevimli. yankılanır bir taşın ucunda, sonra geceleyin. sonra ölmek uzun uzadıya. sonrasız, kahrolası bir ayrıntıda nöbetleşe vardiyalanmak sonsuza değin. aşk bir zaman sendelemesi, besbelli. bütün renkli kelimelerimi alın bu kuşe kağıda basılı zamanlarımın. bana siyah beyaz acılarımı yeniden verin.
gurursuzluktur.. hep alttan almaktır.. yüzsüzlüktür.. yine de her gün gidip selam vermektir, yüzüne bakmasa bile.. onunla ilgili her şeyi öğrenme çabasıdır.. *
sacma sapan bir duygudur a$k. en olmadık zamanda en olmadık insanı, sana en a$ık olunabilecek insanmış gibi gösterir, lakin babayı aldırır insana bu aşk. gönül hep istediğine beslemek ister bu duyguyu ama hiç bir zaman istediğine besleyemez. o yüzden insanı derbeder eden bir duygudur bu. hatta duyguların en asili.
aşk hakkında şöyle bir anım vardır.
bir tıp öğrenci kongresinde, kızın biri kalkıp aşkın fizyolojisi gib bir şeyler anlattıydı. safhaları varmış aşkın, birinci safhada gaba salınırmış, yok glutamat artarmış falan döktürüyor. konuşması bitti. sonra kardiyolog bir hocamız "bu konunun bilimselliğinden kuşkuluyum. adam gibi şeyler anlatın, salak salak konuşmayın." mealinde lafı koymuştu.
yani neymiş, aşk maşk subjektif şeylermiş.
aşık olmayan birinin hiçbir şekilde tasavvur edemeyeceği, anlayamayacağı şeydir. öyle ki, sen anlatırsın, şöyle de böyle de.. o koy g.tüne gitsin der. sen yine sabırla anlatırsın, acıyla anlatırsın yaptıklarını o yine koy g.tüne gitsin der. ama onun g.tüne koyabileceğin g.t sende olmadığından o acıyı çekmeye mahkumsun. ve aşkı anlamayan kişinin de o sözlerini duymaya maruz kalmaya...
gelme. gelme artık.
bir buçuk sene, beşyüz allah ın günü seninle yaşadım. yüzümün güldüğünü gören olmadı. bir gün ağzımı açıp da isyan etmedim. hala da etmem. edemem. çünkü sana isyan etmek haşa allah a isyan etmekle eşdeğer gözümde. istesem de edemem zaten. senin sayende yaşıyorum. çok acı veriyorsun, süründürüyorsun ama hala senin sayende yaşıyorum...
yani aşkla yaşıyorum. aşık olunanla değil, aşkla...
ama gelme artık. hem ben yalnızlıkla çok mutluyum. geçinip gidiyoruz ne güzel. girme aramıza bu saatten sonra. yaşam kaynağım her ne kadar da sen olsan da istemiyorum artık...
gönlüm artık aşka değil, yalnızlığa aşık...
ben hala gönül diyorum, gönül de artık yalnızlık diyor...
bakma öyle sessiz durduğuma,
yüreğimde fırtınalar kopuyor.
sebebi; ne senin varlığın, ne de yokluğun
sebebi; benim sana duyduğum, adını bile unuttuğum...
aşk...
tek bi gülüş bile ürpertir .. tek bi dokunuşu hayal etmek bile içini kıpır kıpır eder .. onunlayken ezbere bildiğin şeyleri unutur iki kelimeyi bir araya getiremeze bütün karizmayı yerle bir edersin .. o karşında gülerlek alaycı sen en kadar güzel gülüyo dersin kıpkırmızı olmuş suratındaki o mahçup ifadeyle tabiki içinden .. hayatının ortasında olur her anında hiç yanında olmasada olur .. her şey onundur artık onunla ilgili düşler kurar o hayatındaymış gibi yaşarsın .. her nefeste birazdaha içinde olur engelleyemezsin daha derinlere gider ve bi bakarsın bütün vücüdünü kaplamış kurtalmak imkansız hala gelmiş ama hala mutlusundur hala umutlu hala huzurlu ... bu ne dersin bu duygu nasıl tanımlanır .. üç harf oluşturur aşk dersin aşk.