aşk

entry15893 galeri793
    2139.
  1. iki yalnız ruhun, ortak bir yalnızlık yaratması.

    (bkz: kim kimi anlamış ki sevdiğim)
    (bkz: biz birbirimizi anlayalım)
    2 ...
  2. 2138.
  3. 2137.
  4. Aşk karşındakini bulunmaz hint kumaşı sanmanla hıyarın teki olduğunu anlaman arasında geçen zamandır.
    3 ...
  5. 2136.
  6. ikinci nesil bir yazar, nicki aşk mıdır, ingilizce de sormak manasına gelen ask mıdır bilinmez. *
    1 ...
  7. 2135.
  8. bitmeyen beklemek hali..
    bekledim
    bekliyorum
    bekleyeceğim
    ve o yine gelmeyecek..
    olsun beklemeye devam..

    (bkz: böyle askın ızdırabına sokayım)
    4 ...
  9. 2134.
  10. bazen dünyada en çok acı veren duygudur.
    ama yine de dünyanın en güzel ve en temiz duygusudur.

    insanı mazoşist yapar bu duygu.
    2 ...
  11. 2133.
  12. 2132.
  13. 2131.
  14. 2130.
  15. kan tahlili ile bilimsel olarak kanıtlanabilen duygu. zira aşık olanın kanındaki protein miktarı normal insana göre yüzde 40 az bulunur. bunun nedeni ise serotonin hormonudur. aşk serotonin salgılatır, serotonin de protein miktarını düşürür.
    2 ...
  16. 2129.
  17. hangi dildeki üç kelimenin birleşmesiyle baş harfler yan yana gelmiş diye düşünüp, sonunda çözüme kavuşturup gerine gerine sigara yakabildiğim kavram. kuvvetle muhtemel, kendine iyi bak, demektir...
    2 ...
  18. 2128.
  19. çok fazla aşk , aşk diye tekrar edice, sonuçta ağzımızdan şaka kelimesinin çıktığını gördüğümüz, geçici delilik durumudur.
    3 ...
  20. 2127.
  21. aşk güzel şey
    tanrıya olan
    tanrıdan uzak olan
    bir öpücük kondurmak güzel şey
    biraz sarılmak
    biraz da sarılarak uyumak
    uyku güzel şey
    bıkmıyorsun
    rahat bir yatak
    çok güzel şey
    ve rahat bir yatakta seninle yatmak
    muazzam...
    bu yatak bir sandal olsa
    bir denizde olsak
    bir okyanusa yol alsak
    bir okyanusta bir balina
    bir balina yutsa bizi
    biz karanlıkta kalsak
    uyku çökse üzerimize
    ve gökyüzünde uyansak
    tepesinden fışkırmış bir şekilde
    bazı bazı ıslansak
    serinlesek yanmışız ya aşktan
    derinlere dalsak
    balıklarla yanyana süzülsek
    nefes mi? ne gerek?
    inanmıyoruz ki ölüme
    aşka inanıyoruz biz
    güneşin ulaşamadığı kadar derinlere insek
    karanlık olsa yine
    uykuya dalsak
    uykuda batsak da batsak
    ve dünyanın öbür yanında, yüzeye çıkmış uyansak
    bir buz ülkesi olsa burası
    üşüsek de üşüsek
    birbirimize sarılsak
    ısınsak...
    en güzeli değil mi?
    sarılsak bir süre, bir sonsuz süre,
    erise buzullar da biz sarılmaya devam etsek
    sımsıkı, tek vücut, tam bir vahdaniyet
    mutluyuz biz değil mi?
    uyuya mı kalsak böyle?
    rüyalarımızda sevişsek karlar üstünde,
    pamuk ellerinle karları serpsen üstüme,
    bense ürpersem,
    öpsem seni, gözlerine baksam
    ısınsam...
    uyansak ki bir müzedeyiz, hangi çağdan kaldığımız belirsiz
    aşkın sembolü olsak,
    gülümsesek biraz da birbirimize,
    hüzünlü insanlar bizi izlerken gülmeyi öğrenseler,
    bir meteor mu yaklaşıyormuş dünyaya?
    bir damla su bile kalmamış mı?
    ne umurumuzda bizim, biz ölüme inanmıyoruz ki!
    biz aşka inanıyoruz,
    gülümsedikçe gülümsesek, biraz yaklaşsa yüzlerimiz
    nefesimizi dinlesek, gözlerimiz zevklense biraz da...
    *
    1 ...
  22. 2126.
  23. tarifi binlerce yıldır kesin olarak yapılamamış bir kavram olmasına ve bir o kadar da görece olmasına rağmen
    yine de çorbada benim de tuzum olsun diye bir tanım da ben yapmak istiyorum izninizle.

    aşkın tamamiyle duygu ve düşünceden ileri geliyor olmasından ötürü, genelde hep sanatçılar ve düşünürler tarafından
    yapılmıştır aşkın tanımı. çoğuna göre hep bir anafikir üzerinde durulmuştur: aşkın insanın gözlerini kör etmesi,
    aşık olan bünyenin bir anlamda etrafında olup biten olaylara kayıtsız kalması, onları görememesi esasına dayanır
    bu anafikir.

    fakat bir de şu bakış açısı vardır:

    insanoğlunu yaratılışı itibariyle beş duyu organının beyni ile bağlantılı sinir hücrelerinde, kalbinin duyguları ve
    hislerine göre kan basıncını ayarladığı bölgesinde kara bir tül perdeye benzer bir engel olduğunu varsayalım. bu
    engel nedeniyle gördüğü herşey silik, duyduğu her ses boğuk, kokladığı her koku karışık, tattığı her tat acımsı,
    dokunduğu her nesne bulanıktır. aşk ise, bu transparan perdeleri bir anda panjurun içine çeken sihirli bir el
    gibidir. aşık olan bir insanın gördüğü güzel bir kadın, erkek, çocuk, yaşlı, ev, sokak, manzara, şehir daha bir güzeldir;
    duyduğu her güzel ses, müzik, yankı daha anlamlıdır, kokladığı her güzel koku daha baş döndürücü, tattığı her güzel
    tat daha lezzetli, dokunduğu her güzel nesne daha somuttur. bu aşk bittiğinde ise, daha doğrusu biterken, bu
    kara perdeler yavaş yavaş tekrar musallat olur. ve malesef insan her seferinde "gerçekliğe!!" dönüş yaptığı için
    mutlu hisseder kendini belli bir süre. sonrasında akıl almaz bir sıkıntı. nedeni ise, gerçek "gerçekliği" bir kere
    tatmış olmasındandır. insanları düşünmeyen, konuşmayan, fikirlerini beyan etmekten yoksun, duygu yoksulu birer
    organizma haline getirmeye çalışan dünya düzenlerinin "gerçekliği", keşmekeşliği, büyük ve egzoz kokan şehirlerin
    insanı yutan kaosu "gerçek"tir hep. ve aşık olan insanı hep tehdit ederler. "işine önem vermelisin, sınavların kötü
    geçerse yandın!, hayat bu değil, okulunu bitirmelisin, adam olmalısın, iş güç sahibi olmalısın!!" eğer bu dünyaya
    göre düşünürsek, kendi kendimize yalan söyleyebildiğimiz sürece mutlu olabiliriz ancak. ya da, "kendi gerçeklerimizi"
    kabul ettiğimiz zaman. kendi gerçekliğimiz ise, hiçbir engel olmaksızın tamamen özgür bir kalp, beş duyu ve beyinle
    yaşamaktır. yani aşık olup, o aşkı doya doya yaşamaktır.

    insan olmanın birinci şartı "sevgi" değil midir? "düşünmek" değil midir? "aşık olmak" değil midir? insan
    sevgisinden yoksun bir birey nasıl "adam" olabilir? aşık olmayı tehlike olarak gören bir zihniyet nasıl birbirine
    yabancılaşmadan yaşayabilir? kadınlara sex aracı, erkeklere potansiyel sapık gözüyle bakan toplumlar nasıl kendisiyle
    ve dünya ile barışık olabilir?
    7 ...
  24. 2125.
  25. yokluğuda varlığıda bünyede fazlasıyla hissedilen his.
    2 ...
  26. 2124.
  27. çaresi olmayan, nedensiz hastalık..
    2 ...
  28. 2123.
  29. üç harflidir, çarpar der bi arkadaşım aşk için. gel gör ki bu tanım benim için hiçbir şey ifade etmiyor desem yeridir. kendi tanımımı sona bırakıp güzin ablaya seslenmek istiyorum bu satırlarda. güzin abla; lan niye ben aşık olamıyorum hiçbi boka. niye kandırıyorum milleti, neden ahını alıyorum bunca insanın? bende isterim içimde sevgi pıtırcıklarının oluşmasını, bende isterim birini kendim kadar sevmeyi. ama yok. olmuyor, yapamıyorum. yoksa bu dakkaya kadar söylenenlerin hepsi yalanda bi tek ben mi dobrayım. ama ben günah keçiside olmak istemiyorum allahsız güzin.

    yazarın naçizane tanımı: her duyduğumda kalaslığımı* yüzüme vuran kelimecik.
    2 ...
  30. 2122.
  31. einstein'a göre beğenilme ve istenme arzusu, yunus'a göre üç harfli uzun bir hece, hindulara göre siyah beyaz bir inektir tapmasını bilene.
    5 ...
  32. 2121.
  33. aşk ilahi bir duygudur, eğer oyunu kurallarına göre oynarsan her zaman kazanırsın, yoksa göz yaşlarının esiri olursun.
    3 ...
  34. 2120.
  35. Aşk, acı çekmeye başlamaktır. *
    2 ...
  36. 2119.
  37. seversen sikilirsin sikersen sevilirsin felsefesine(!) yenik düşen his. minik bir kelebeğin mideye yerleşmesiyle başkıyor. biterken ağlama ve sinir krizleri, sancılar yaratıyor.
    1 ...
  38. 2118.
  39. bazen bir filmde sevgiliyle beraber ağlamaktır. ardından birbirinize bakıp gülmektir.
    4 ...
  40. 2117.
  41. lanet bir tokanın sizinle yıllarca alay etmesidir bazen. *
    2 ...
  42. 2116.
  43. aşk olmak istediğiniz bir yerdir... olmak istediğiniz biriyle.
    6 ...
  44. 2115.
© 2026 uludağ sözlük