etkileşimin verdiği çekimle,karakterlerin güzelliğin çekimiyle oluşan hislerin zamanla aşka dönüşüp tehlikeli bir hal almasından sonra durgunlaşıp yavaşlayıp tehlikenin aza inmesinden sonra sevgiye dönüşebilen duygudur. aşk tehlikelidir,huzursuzluktur,aşk ulaşılamadığında daha aşk olur imkansızlaştığında aşk olur,kişinin karşı tarafı ilah gibi görmesi sebebiyle. aşk tutkudur. fakat uzun sürmez,bir süre sonra durgunlaşır eğer dönüşebilirse sevgiye dönüşür,yada kıskançlık ve aşkın tehlikeleri dolayısıyla biter.
"Aşk ancak yatakta tedavi edilebilen bir hastalıktır." demiş öğrenci..
"Kimsenin tedavi olmak istemediği bir şey nasıl hastalık olur?" demiş doktor,
"Aşk olsa olsa sanattır." demiş ressam...
"Bu nasıl sanat ki, izleyicisi yok...sadece iki kişilik" demiş aktör,
"Aşk olsa olsa bilimdir..."
"Böyle bilim mi olur?" demiş profesör,
"En başarısız öğrencim bile başarıyor da ben sınıfta kalmışım!"
"Aşk uğrunda mücadele ister." demiş işçi, "Aşk emek vermektir..."
"Nasıl emekse bu..bizim patron bile onun tarafını tutuyor!" demiş mühendis,
"Aşk olsa olsa karşılıksız vermektir..."
"Bence biri, bir başkasına bir şey veriyorsa rüşvet de olabilir." demiş savcı...
"Bir dakika!" diye atılmış avukat,
"iki taraf da razı ise bu bir sözleşme sayılır.."
Tartışma böyle uzayıp gitmiş...
aşk tarihsizliktir. yani maşukla hiçbir tarihinin hiçbir iyi ya da kötü birşeyinin olmadığı zamanki duygudur. onu uzaktan seyrederken her detayına kadar onu gözlemlerken hissettiğin şeydir aşk. o kadar uzaktan bir kamera gibi gözlerini kullanıp onu zoomlayarak slow motiondan izleyebilme yeteneğidir aşk. onun bütün davranışlarından uzaktan uzağa mest olduğun zamanlardır aşk.
ama tanıdığın zaman aşk biter, birikim başlar. iyi ya da kötü sürekli birşeyleri birktirirsin ve kötü bir zamanda kötüler yığılır insanın kafasına. kırarsınız birbirinizi, önce birer ikişer sonra üçer beşer, ardından onar onar. ve katlanamaz olursun o uzaktan uzağa içinin gittiği maşuğuna. aşk uzakta uzağadır; daha doğrusu tarihsizliktir.
insanın kendini unutturan bir kavram. kim olduğunu ne olduğunu nasıl yaşadığını herşeyi unutturan bir kavram. sevgiliye yetebilme çabası halindeyken asıl yardıma kendinin ihtiyacı olduğunu gözardı edebilecegi, fedakarlığın tepene kadar çıkması (her iki taraf için) ve bunlar karşısında pembe panjurlu evlerinde mutlu mesut küçücük bir alanda insanın içini çocuklugunda annesinden istedigi sütlü kahve gibi ısıtan bir başka duygudur. ne tadından vazgeçilir nede acısından .ne yana baksan bomboş heryan o olmayınca . hayatından çekip gitse bir bakarsın hayatın onla doluymuş her ne olursa olsun her yanın onla sarılmış . çekişmelerin, kavgaların, kırıcı sözlerin bile ardından bekleyiş günleri çok güzelmiş onsuz kalmaktan mağde bunları çekmekte güzel geliverir insana belli bir zamandan sonra. hat safhada canın sıkkın olduğu zaman sinirini çıkarabileceğin yegane en yakın insandır aşık olunan kişi. paramparça olsada sineye çeker. herkesle edilen güzel sohbetler bir yana onun cümlelerini kimse gideremez onsuzken. tek bir şey kelimesi bile yetiverir , ta uzaktan bir kez araması, sesini duymak ne güzel olur sevgilinin derin bir hasretin sonunda. ne güzeldir onun gözlerinin içine çekinmeden utanmadan sıkılmadan bakmak derin derin... el ele tutuşmak izbe bir sokakta yürürken el ele. sanki parisin sokakları gibi romantik gelir insana . romantiklik hiç bu kadar sıcak olurmu ki aşık olmadan başka kimle hissedilir bu duygular, başka kimle?
aşk güzeldir yaşamasını bilene , cebinde para olmasada karşısındakini mutlu edebilene, derdinden başını kaldırmasada merak edip halini hatrını sorana, bir bankın üzerinde bir simiti paylaşırken bile onu en lüks restorana götürmüş gibi gururla yanında taşıyana... bu insanlara aşk güzeldir. sevgi güzeldir. özü güzeldir o insanların...
o kadar farklıdır ki bu olay. insan yıllar boyunca hep aşkın nasıl olduğunu merak eder, tanımlamaya çalışır. çünkü her insanın aşk tanımlaması farklıdır. hani bunun en güzel örneği sözlük olsa gerek. yapılan 2634 girinin hepsi farklı farklı insanın, aşkı farklı şekilde yorumlayışıdır. bu yorumların hiçbiri birbirine benzemez; çünkü hepsi farklı farklı kalplerin dile gelmiş, duygularının bir kısmının yazıya dökülmüş halidir. duygularının hepsini dökemessin çünkü, anlatamassın bu duyguyu ...
onca yıl boyunca çevresindeki aşık insanlara bakar, acaba bende böyle aşık olabilecek miyim diye merak edersin. çünkü o zamana kadar karşına birisi çıkmamış, kalbin hiç küt küt atmamıştır. sonra aniden birisi çıkar karşına ve o andan itibaren yukarıda belirttiğim ikilemlerin cevabını bir anda alırsın. karşına çıkan o kişi hayatını bir anda değiştirir, kalbin küt küt atmaya başlar, heyecanlanırsın.
sürekli onu düşünürsün; sabah kalkınca, yemek yiyince, ders çalışınca, akşam yatmadan önce ... günün tüm zamanında düşünürsün. öyle bir hal alır ki, bazen düşünmek istemessin onu ama olmaz. o sürekli aklına gelir. aklından çıkarman olanaksızdır. sürekli cep telefonun elindedir, ondan mesaj gelmesini beklersin yada onun sesini duymak istersin. bazen telefonda susmak, sadece onu dinlemek gelir içinden. konuşur konuşur, bir kez daha aşık olursun ona. aşk öyle bir şeydir ki, gün boyu onun sesini duysan bıkmayacakmıssın gibi gelir sana. 7/24 onu görsen, onla beraber olsan yine bıkmassın. sürekli yanında olmasını, beraber vakit geçirmeyi istersin. sabah uyanınca beraber kahvaltı yapmak, sinemaya gitmek, gezmek - dolaşmak, ona güzel güzel hediyeler almak istersin. sırf onun gülümsemesi için neler yapmassın ki ! bazen onun canı sıkkın olur, doğal olarak senin de canın sıkılır, sen de onunla üzülürsün. çünki o senin diğer yarındır, sen ve o birsinizdir ...
önceden asi, en ufak şeylere kızan sen o andan itibaren uysallaşıp daha farklı bakmaya başlarsın hayatına. ne bileyim, önceden ailenle kavga eden, kardeşinle tartışan sen bundan sonra kavga etmeyi bırakmış, kardeşinle arayı düzeltmiş, kırgınları barıştıran bir sen olmuşsundur. sürekli içinden iyilik yapmak geçer, kardeşini sinirlendirmez, aileni üzmemeye başlarsın. hayatın çok güzeldir, artık aşkın ne demek olduğunu biliyorsundur, herşey rayına oturmuştur. hayatında kötü giden bişi kalmamıştır artık. etrafında çiçekler, böcekler uçar. hep böyle kalmasını istersin ...
tüm bunları özetlemek gerekirse, aşk'ı bir sözlük sayfasına yazmak çok zordur. hele hele tanımlamak. aşk içten gelir, tanımlanamaz, sözlere dökülemez ( dökülse de tam ifade edilemez ) , kalpten gelir bu duygular. bana göre de aşk bu olsa gerek ...
3 harften oluştuğu halde onu tanımlamak için sayfalar dolusu açıklamalar yazabileceğimiz bir kelime. her tanımlama onun karşısında yetersiz kalsa da...
pek çok bakımdan sınırlandırılmış dygu.
ona aşık olamazsın.
aşık adam kıskanır.
aşıksan 3 kere çaldır vs.
herkesin aşkı kendinedir, bu dünyadaki aşka en uzak adam ' öyle aşk olmaz' diyen adamdır. *