insanın kendini unutturan bir kavram. kim olduğunu ne olduğunu nasıl yaşadığını herşeyi unutturan bir kavram. sevgiliye yetebilme çabası halindeyken asıl yardıma kendinin ihtiyacı olduğunu gözardı edebilecegi, fedakarlığın tepene kadar çıkması (her iki taraf için) ve bunlar karşısında pembe panjurlu evlerinde mutlu mesut küçücük bir alanda insanın içini çocuklugunda annesinden istedigi sütlü kahve gibi ısıtan bir başka duygudur. ne tadından vazgeçilir nede acısından .ne yana baksan bomboş heryan o olmayınca . hayatından çekip gitse bir bakarsın hayatın onla doluymuş her ne olursa olsun her yanın onla sarılmış . çekişmelerin, kavgaların, kırıcı sözlerin bile ardından bekleyiş günleri çok güzelmiş onsuz kalmaktan mağde bunları çekmekte güzel geliverir insana belli bir zamandan sonra. hat safhada canın sıkkın olduğu zaman sinirini çıkarabileceğin yegane en yakın insandır aşık olunan kişi. paramparça olsada sineye çeker. herkesle edilen güzel sohbetler bir yana onun cümlelerini kimse gideremez onsuzken. tek bir şey kelimesi bile yetiverir , ta uzaktan bir kez araması, sesini duymak ne güzel olur sevgilinin derin bir hasretin sonunda. ne güzeldir onun gözlerinin içine çekinmeden utanmadan sıkılmadan bakmak derin derin... el ele tutuşmak izbe bir sokakta yürürken el ele. sanki parisin sokakları gibi romantik gelir insana . romantiklik hiç bu kadar sıcak olurmu ki aşık olmadan başka kimle hissedilir bu duygular, başka kimle?
aşk güzeldir yaşamasını bilene , cebinde para olmasada karşısındakini mutlu edebilene, derdinden başını kaldırmasada merak edip halini hatrını sorana, bir bankın üzerinde bir simiti paylaşırken bile onu en lüks restorana götürmüş gibi gururla yanında taşıyana... bu insanlara aşk güzeldir. sevgi güzeldir. özü güzeldir o insanların...