* sarmaşık. farsca kökenli bir kelimedir aşk . manası sarmaşık sizden ayrı gayrı biri öylesine dolar ki sizi sizin beslenme kaynaklarınızı sömürür çoğu kez . dertlenmezsiniz bitirse de sizi. gönüllü mahkumiyet.
aşk, doğanın insanları üremeye teşvik etmek için damarlarımıza bastığı hormondan ibarettir. uyuşturucudur.. her uyuşturucu gibi, etkisi bitince "ben ne bok yedim?" dersin. fazla ciddiye almaya değmez. sevgidir esas olan.
hadi o sıcak yaz aylarında esen, insanın bedenini okşayan rüzgar var ya, işte onun gibi ruhu okşayan bir rüzgardır aşk. estiğinde insanı mükemmel hissettirir. ama sonra tekrar çöker insana o bunaltıcı sıcaklık. eskisinden de kötü.. ve tüm ruhu saran...
göğüsünüzde taşıdığınız kalbinizin, artık size ait olmadığını hissettiğiniz andır.
midede yaşanan, 'onu' gördüğünüz bir kaç saniyede yaşanan krampların sebebidir.
ellerin ani terlemesi,
beynin uçup gitmesi,
mantığın yok olması,
sonuçlar fiziksel olarak görünür olsada, aşk ruhta yaşanır.
sevgiye dönüşmeden önceki aşamadır.
çoğu aşk sevgiye dönüşemeden kavuşamamaktan bitmek zorunda kalır.
ama muhakkak hasar bırakır.
egemen olanın karşısında afazi olarak değil, eylem olarak da durmak gerekir. aşk örgütlenmektir! aşk iş bitirici popülizme direnişin son kalesidir. gönül gözüyle bakabilenlerin, her gün tekrar tekrar yinelenen, kendini yeniden yaratma şekilciliğine direnişinin ta kendisidir aşk. ve doğası gereği, elde edilememişin hayranlığı nefret uyandırır...
aşkı ölümden mi döndürmedim.
tenimden mi geçirmedim.*
elimde resimlerinle odamda sensizliği dinledim.*
masalken gerçek yapmaya çalıştım ben aşkı.
Bağlanmış kökler gibi
Hayat veren toprak gibi
Tüm anneler gibi güçlü olsun.
Camdan sızan güneş gibi
Gökte yıldızlar gibi
Dolu hayatlar gibi sonsuz olsun
diyen kadınları dinledim.*
Hareketlerim, tavrım, bakışlarım
Hiçbiri sana yetmiyor ya hani
illa ki duymak istiyorsun
Ona da peki
Anlaşalım orta yerde
Ne gerek var ki ellibin tane söze
istediğin şeyi tekrar edeyim
Bitsin bu işkence
diyenleri bildim.*
bunların hepsine karşı
şimdi farkettim bu kadar söze gerek yok.
akciğerlerimi üşüttüğümü sandım ben senle. öyle bir ağrı yani. ölmeden gel dedirten şey işte bu "aşk"
buzda dans etmeye benzer. kayarsın biyerini incitirsin, patenlerin jilet gibidir partnerini delik deşik edebilirsin ve sizi değerlendirmek için hep jüri üyeleri vardır. yıllar geçince partnerinin dizlerine koydun mu kafanı en büyük ödülü almış olursun.*
adını kendi seçen çocuktur.
yaşarken kulağına üfleyemezsin adını, ancak uzak zamanlarda, alakasız bir haber, bir kitap, bir mısra, bir eşya titretince içini ve yatamaz olunca yatağında onunla uyuduğun bir zamanlar, o kendi kurar ilk cümlesini hem de teklemeden: "aşk benim adım".