yemeğini bitiren genç adam peçeteyle önce sevgilisinin dudaklarını temizledi daha sonra peçeteyi katlamadan aynı yüzüyle kendi dudağını sildi. kıkırdayarak ayrıldılar mekandan. aşk tiksinmemek, bir olmak.. çok güzel şey vesselam.. *
oturuyorum. her zamanki gibi oturuyorum. çirkinliğimle, depresifliğimle, umutsuzluğumla başbaşa oturuyorum. önümden geçiyorsun. farkında değilsin beni. zaten ben bunu biliyorum. gözlerinin hep ileriyi arıyor. ona bakıyorsun. hep ona bakıyorsun. ondan başka hiçbir şey göremiyorsun. rezil olmana, küçük düşmene, ezilmene rağmen ona bakıyorsun. kendimi alıştırmak için içimden hep senin onu sevdiğini geçiriyorum. her etrafımda olduğunda dünyaya yabancılaşıyorum sanki. ama nafile, sevmiyorsun işte. ben bunu tam iki yıldır biliyorum. alıştım artık. ya da alıştığımı sanıyorum. bilmiyorum. içimden tam bunları geçirirken gözün telefonumun duvar kağıdına kayıyor. duraksayıp birkaç saniye bakıyorsun. ve sonra ilk defa gözlerimin içine bakarak adımı söylüyorsun. ne söylediğini şu an hatırlamıyorum, önemi de yok zaten. adımı o kadar güzel söylüyorsun ki ne yapacağımı şaşırıyorum. ama ilk defa afallamayıp konuşabiliyorum seninle. o kadar güzel ki gözlerin. hani derler ya gözlerinin içi gülüyor diye, aynı öyle. bana ilk defa öyle güzel baktığını görüyorum. belki de bana ilk defa baktığın için öyle sanıyorum. bilmiyorum.
hasta olduğun, hatta çok hasta olduğun için ona sensiz bir hayat bağışlamaktır bazen. karşılıklı ise; hasta olduğun, hatta çok hasta olduğun için hastalığın yokmuş gibi davranmasıdır. elini her zamanki gibi tutarken, gözlerindeki her zamankinden çok başka olan duyguyu net görmektir. sen uyurken onun uyuyamaması; sen uyanmakta zorlandığında çaktırmadan nabzını, kalp atışını kontrol etmesidir. ve kayıtsız, şartsız senin olmasıdır.
iş yerinde şefimle aynı odada çalışıyoruz. kendisi 50 yaşında iki çocuk babası. geçen gün telefonu çaldı, biraz uzakta olduğu için telefonu vermemi rica etti. telefonu elime aldım arayan eşiydi. eşinin adı dudu. telefona eşini dudum diye kaydetmiş. inşallah dedim ben de bir gün evlenirsem ve aradan 25 yıl geçerse eşimi böyle kaydedecek kadar seviyor olurum.
karşılıksızsa insanı yer bitirir. her an onu düşünürsün, o senin yanındayken bile bakmaz sana.
anlar senin duygularını ama görmezden gelir.
bilir kendisini sevdiğini ama bilmezden gelir.
sen onun gelişini özlersin ya, o senin geldiğini bile bilmez.
ölürsün onun için. yanarsın, yanarsın ama elden ne bir şey gelir, ne de dilden bir kelime. sadece gece vakti gözden bir yaş gelir, aslında gözden değil yürekten gelir...
seni seviyorum'u sana içimden yüzlerce kere dedim. ağladım geceleri beni sevmediğin için. ve ben 21 yaşımda ilk kez senin için ağlayan ben.
her fırsatta, birbirlerini sevmeyenlerin "seni seviyorum" larını duyarken senin karşına geçip bir kere olsun erkekçe "seni seviyorum" diyemediğim için kahroluyorum. kahroluyorummm...