Her ayrılık zor, bin yıldır söyler dururum,
Öğrenmiyor kalp, görüldüğü üzere durumum,
insan biraz olsun akıllanmaz mı büyümez mi er geç,
Yanardağ gibi için için sönmez mi bu sinsi ateş.
çok saçma bir kavramdır. bir kere ben seni seviyorsam sende beni seveceksin durum böyle iken ayrılmaya ne gerek var ben bunu kavrayamadım. ne güzel geçinip gitcektik ya valla sözlük benden nefret etti ayrılık acılarımı dinlemekten. ben bu kadar üzülmeye değcek insanmıyım. hayır değilim elimi sallasam ellisi ama benim salak kalbim seni istiyo işte naparsın. işte ayrıldık geçenlerde ikinci defa bu sefer herşey daha kolaydı ama şimdide kendimi içkiye vurdum ayıp bu yaptığın gerçekten. bide dalga geçer gibi balım dedin ya salakmısın oğlum sen. neyse susuyorum yine saçma bir entry girdim özür diliyorum sözlük ailesinden.
acısına tahammül edilemeyen, şunu yapsam şu an böyle olur muyduk, ne yapmalıydım, ya da neyi yapmadım diye ve sürekli neden gibi sorularla beyninizi meşgul eden, sürekli yüzünüzde hüzün emareleri oluşturan, acınası bir ruh haline sokan, sürekli pişmanlık hissi veren, tarifi zor bir duygu.
bitiyor mu bilmiyorum, bildiğim tek şey evrenin ayaklarımın altından yavaş yavaş kayıyor olması, bir daha sevmemeye and içtiğim günlere tekabül eder seninle tanışmamız. öyle dünyanın en tutkulu aşkı değil, koskoca iki senede, birbirimizi kırdığımız bir kavgamız bile yok. bitiyor ama... göz göre göre can veriyor içimizde büyüttüğümüz çocuk... şimdi sen bunu okumayacaksın da. yine de gitme be, utandıralım ayrılığı. gitme olur mu? daha yeterince geç kalmadık 8.15 vapurlarına.
sevgiliyle ayrılıksa eğer, hissettirdiği ya soğukluktur ya da sıcaklık. ya ateş basar teninizi ya da üşürsünüz yaz günü. ayrılık ne sondur ne de başlangıç.
ne tuhaf bir şeymiş. insan ne kadar da sakin olmaya çalışırsa çalışsın aldığı kararlar radikal olurmuş.
ayrılığın da bir adabı olmalıymış. ya yüz yüze medenice ya da hiç olmadı bir telefonla. ama mesajla olmamalıymış. kötü sözler sarfedilmemeliymiş. her gün adıyla uyandığın birini aşağılamamalıymış bir insan.
ayrılık, intikam almak için değil de çözüm yöntemi olarak kullanılmalıymış.
Özellikle 2 ayda herseyi paylaştığınız, Ve bu iki ayda ondan ayrı tek bir saatinizin bile gecmediğini düsünürseniz. Uyurken gördüğünüz son kisi o olduğu gibi uyandığınızdada ilk gordugunuz kisi o olmuş. Tüm alışkanlıklarınız, tüm hayatınız, aileniz, en yakın arkadaşınız, Sevgiliniz o olmuşsa ve artık ondan ayrı bir yaşam düşünemez o yanınızda kısacık bir süre uzaklaştığında bile onu özlüyorken, Onu kimseyle paylaşamaz, Ona zarar gelmemesi, mutsuz olmaması hayatınızın en büyük arzusu olmuşken... Artık onsuz bir hayat düsünemeyecek, o olmadan nefes alamayacak, gülemeyecek, tat alamayacağızı düsünürken gelen... hayatınızı alt üst eden, nefes alırken bile zorlanmanıza sebep veren acının en büyüğünü tüm vücudunuzda hissederek, acaba şu an ne düsünüyor, kiminle, nerede, ne yapıyor bilememek. Ve bunu öğrenememek. Bir zamanlar en yakınınız olan o kisinin artık bir yabancı olmasını kabullenememek. Ve asla kabullenemeyecek olma durumudur. Ha birde ümit denen şu meret şey vardır. O daha bir acıtır insanın canını, Her telefon çaldığında akla gelen ilk o olur. öyle koşulur çalan telefona. Belkide arayan o olmaz hiç bir zaman ama kabullenemezsin, kabullenemezsin iste...
"her şey çok kolay oldu. ne sızlandım ne de ağladım. ani bir ölüm ya da kalp krizi gibi kolay. bütün şehir üstüme gelecek, dünyam yıkılacak sanırdım ama olmadı. bitti işte. bir süre giden gelenler oldu. beni anlamaya çalıştılar. bir işe yaramadı. sıkıcı ve kasvetliydi. bazen bütün gün yorganı başımdan aşağı çekip uyudum. bazen de ucuz filmler seyrettim. günler böyle geçip gitti. şimdi iyiyim."
iki cismin fiziksel yahut metafiziksel olarak birbirinden uzaklaşmasıdır.
Evet, nedir ki? altı üstü ayrılmışsınızdır. altı üstü terkedilmişsinizdir, yarım kalmış cümleler olduğunu düşünürsünüz, neden sorularını cevaplayıp durursunuz. müzikler yoldaş olur acınızla size, not düşersiniz aklınızın ücra köşelerine. hem ondan nefret edersiniz, hemde garip bir his ile seversiniz hala. iyi olduğunuzun farkındasınızdır ama iyi şeyler olması için hiçbirşey yapamazsınız, bu farkındalık sizi farklı bir boyuta götürebilir belki iyi belki kötü kim bilir?
eveeeet dostlar. gelgelelim meşakkatli işlere. zor iş bu ayrılık usta. adamı kör ediyor. aşk gibi. ama çok beter. dilin tutuluyor. ellerin tutmuyor. kımıldamadan bekliyorsun. sürekli telefona bakarak zaman geçer mi? geçiyor kardeşim günler haftalar aylar yıllar geçiyor. zor iş efendiler zor. vücudunuzda bir yerler acıyor hep. neresi olduğu belli değil ama. ayrı yerlerde düşünmek, ayrı yerlerde yaşamak, ayrı yerlerde ölmek. çok zor iş çok.