göğsünden ilk sütü emdiği an.öyle yükseldi ki ruhu havva\'nın,başı arş-ı rahmana vardı. cennetten sürgün edilmiş kadının cennet şimdi ayaklarının altındaydı.
hiç tanımadığım birinin ölümüne üzüldüm yine bugün, sanki bir parçamı yitirmişim gibi. ikinci kez, bir arkadaşımın annesinin, arkadaşımın kollarının arasından uçup gitti bugün. ben ise onun annesine bir kere bile teyze dememiştim, ismini bile daha yeni öğrendim. arkadaşım benden daha vakur, nasıl böyle sakin olabildiğine anlam veremiyorum...
bir yerlere yazmam, bağırmam lazım sözlük. o sakin sakin konuştukça ben ağlıyorum.
anneni kaybetmek, ne demek ki? annen, seni büyüten, her anında yanında olmaya çalışan...
bırak kalsın masada ekmek
testide su
ayna puslu, pencere camı kirli
bırak kalsın saçların dağınık,
gözlerin uykulu.
saksıdaki çiçek susuz, kedi
yalını bekler bir köşede
bırak kalsın meyva ağaçta
kırlangıç havada
dama düşen ince yaz yağmuru...
yoruldun artık, bütün gün
didinip durdun
toprak bile, gök bile, deniz bile
bir yerde yorulur
bırak kalsın süpürge duvarda
sabun kovada
anne, gel yanıma otur.
tatilin son günlerinde, arkadaşlarınızla geçirdiğiniz son gecenizin bitiminde, yatağınızın yanında valizinizi ve içindeki sizin için alınmış kıyafetleri gördüğünüzde onu çok özleyeceğinizi düşündürür...
önünde duran koca dağ, yanı başında yaslana bildiğin koca çınar, sığına bildiğin tek barınak, seni kendinden öte tutan, asla kıskanmayan, göz yaşın akmasın diye çabalayan fedakar varlık. kalbin tahtına oturacak tek sultan.
11-12 yaşındaydım sanırım. Grup vitamin'in turkish kovboylar kasedi yeni çıkmıştı. Pahalı tabi hemen lök diye alamıyorsunuz. Ev sahibimizin oğlunda vardı. Ondan alıp boş kasede çekecektim güya. Beceremeyip o kasetteki sağlam şarkının bir kısmını da bozdum. Kara kara düşünüyorum ne yapacağım diye, yeni kaset aldırmak gibi bir lüksüm yok anneme, babama zira çok varlıklı sayılmayız. Anneme söyledim durumu. Kadıncağız radyoda şarkı denk gelecek de üstüne aynı kısmı kayıt edecek diye kaç gün uğraştı hiç unutmam. Annemle alakalı en mucizevi şey buymuş gibi gelir hep. Nasıl oldu da başardı, nasıl oldu da yapabildi 27 yaşıma geldim hala anlayabilmiş değilim. çektiği stresi ve yaşadığım korkuyu çok net hatırlıyorum hala. böyledir işte anne olmak, mucizeler yaratırlar her zaman.
tanım : ne kadar düşünürseniz o kadar özlediğiniz varlık, can.
ne isterse yapılasıdır. başımda bir tane nicolas cage hayranı olanından var. ben milli maçı izlemek istiyorum, o da büyük hazine'yi izlemek istiyor. bize de maçı sözlükten takip etmek düşüyor bu durumda.
Annem,
Yine bir nevbahar öncesi, şubat başı.
Düşüme düştü de sancı, sana yazıyorum.
Başımda yine migren belası,
parmaklarım üşüyor hala...
ah bu akşamlar anne
yine bildiğin gibi kararıyor.
Başı kırlaşmış yıllara ağır hatıralar düşüyor.
Üşüyor annem, ellerim üşüyor.
Gözlerim yanıyor annem,
kırılıyor kifayeti sözcüklerimin,
düşlerimin gömüldüğü sokaklardayım, dilime sükutun işliyor..
Sessiz bir iniltidir rüzgara üflediğim annem
Faniyat içimde derin.
Bakışlarımda bitiyor ufuklar.
Ateş göğü sarmalıyor.
Acının dili yalındır anacım
Yüreğimde yetim sızılar var.
Ne imansız bir sabahtır bu!..
Sarkacından gözlerinin salındığı,
pencere kenarı bakışlarının efkarıdır bu.
annem, anneciğim!
evladının daha ilk kalp atışını bile duymadan sevgisni evladına bağışlayan bir mukemmelliyet. ilk nefeste, ilk adımda, ilk konuşmada, düştüğünde, kalktığında, mutluluğunda, mutsuzluğunda kısacası evladının her anında arkasında değil yanında olan sevilmeyi sonuna kadar hakeden kendini evladına adamış iyilik abidesi insan.
(bkz: evlat sevgisi bambaşka)