bazen evde bulaşık makinası,
bazen çamaşır makinası,
bazen fırın,
bazen temizlik aleti
yerine geçen bu durumlarda mahzun olduğum çok tatlı melek gibi bir varlık..
ister yalancı deyin, ister korkak. kişi kendinden bilir işi ve ben de bilirim kendimi. bu dünyanın da, hayatın da gözümde değeri yok. şükran duymayan umursamayacak kadar bıkkın biriyim. annemin depresyonuyla benimkinin çakışmış olması benim müntehir olma gayretimi sekteye uğrattı sadece. şu sıralar, ayrı geçirdiğimiz günlerin çoğalmış olması ise beni tekrar yarım kalmış işimi tamamlama düşüncesine meylettiriyor. bir şeyler başaracakmış gibi geliyor, birisiyle de tanıştı. sanki hayatını idame ettirecek gibi. bir çocuk daha yapıp yapamayacağını bilmiyorum, onun tek oğlu olmak zoruma gidiyor. bazen kendimin de bir yanlışlık olduğundan şüphe duyuyorum. çocukluğumdan beri sıkça yanımda olmadı, fakat beni sevmediğini söyleyemem. azimli ama şanssızdı, zekiydi ama şanssızdı. bir yerlere varmayı çok hak ediyor. başarılı bir iş kadını olabilecek kapasiteye sahip, bir edebiyatçı da olabilir. pek çok şey olabilir. çevresi geniş, arkadaşları bolca. hangi birisi gerçektir bilemiyorum, belki de sosyal becerisinden mütevellit sahip olduğu çıkar ilişkileri sadece... hayatına o kadar yakından vakıf değilim. ayrı geçiriyoruz hayatımızı çoğunlukla, bu sıralar daha da sıklıkla... ama sanki, bir şeyler o gün koptu. o gün, okul kapanmış ve şehirdışından evime dönmüştüm. birlikte ttnet'e başvuru yapmaya gidiyorduk eve internet bağlatmak için. emlak işiyle uğraşıyor bu sıra. bana, "çanakkale'ye taşınsam, orada ev tutup iş kursam benimle mi kalırsın; yoksa arkadaşlarınla mı?" diye sordu. bense okul kapanmadan hemen önce arkadaşlarımla yeni ev tutmuştum çanakkale'de. yine de sanki istediğim cevabı veremedim. seninle kalırım elbet diyemedim dosdoğruca. arkadaşlarımla olan münasebetimi açıkladım ve belki seneye gelebilirim gibisinden geveledim. "benimle mi rahat olursun; onlarla mı?" sorusuna ise gençliğin ayrı kalma hevesiyle "onlar" dedim pervasızca. canım o anda yanmıştı oysa. konuşmadık, çok önemsiz bir sohbetmiş gibiydi konuşmanın havası. ama sanki o hayatını çiziyormuş gibi geliyor düşündükçe. ve gözyaşlarıma hâkim olamıyorum. benim için azmettiğini biliyorum, ama şüphelerim ve acım azımsanacak gibi değil. çünkü mutlu olduğunu da hissediyorum. yanındakilerle, birisiyle ve yeni işiyle. bensiz ve mutlu olabiliyorsa, üzülerek de olsa artık yoluma devam edebileceğim anlamına geliyor bu. daha ne kadarını anlatabilirim ki? bir yerlerde övünebileceği başarılı ve zeki oğlunu kaybettiği için elbette yas tutacak, tutar herhalde... ama güçlü bir kadın o, etrafındakiler kendisini teselli edecektir ve hayatına devam edecektir. etmeli demeyeceğim. yine pervasızlığım başıma vurdu. hayatın ne değeri var ki? hepimiz acı çekiyoruz. ama "o da çeksin" diyecek kadar acımasızlaşamıyorum. seviyorum ben annemi. başkasını değil, ama annemi seviyorum. keşke daha kolay bir yolu olsaydı... keşke bilincimle bir başkası yer değiştirseydi, yaşamı seven, yeni ölmüş birisi... ve ben ölseydim onun yerine. annemin oğlu yaşamaya devam ederdi. bense huzuruma erişirdim. gönül kırmadan, bu aptal dünyadan, aptal benliğimden, hislerimden, yalnız kalma meylimden, bilincimden, varlığımdan kurtulurdum. ama hayır, anne. sen beni hapsettin, ben senin bir parçanım ve aramızda görünmez bir bağ var seninle ayrı olsak da, yaşam bağını koparıp gidemiyorum. birimizin hissinde birimiz ölmeden de gidemeyeceğim. bu kafa karışıklığı, ah lanet. toparlayamıyorum...
iYi YAPILMIŞ BiR iŞi TAKDiR ETMEYi
"Bana bakın, gidin birbirinizi dışarda gebertin, evi daha yeni temizledim...
DUALARIN GÜCÜNÜ:
"Yat kalk dua et ki baban müzik setinin bozulduğunu farketmedi..."
...
ZAMANA KARŞI YARIŞMAYI:
"O oyuncaklarını topla yoksa bi tekme attığım gibi hepsini karşı sahilden toplarsın.....
MANTIKLI DÜŞÜNMEYi:
"Ben öyle diyosam öyledir...!!!"
HAYATIN TRAJiKOMiK YANLARINI:
"Sen daha orda gülmeye devam et, birazdan ben seni tam güldürücem..."
HAYATIN çelişkilerle DOLU OLDUĞUNU:
"Kapa çeneni ve çorbanı iç ..!!"
DAYANIKLI OLMAYI:
" O ıspanak bitene kadar sofradan kalkmak YOK..!!!"
HAVA RAPORU TAHMiNi YAPMAYI:
" şu dağınıklığa bak... yabancı biri görse odanın ortasındaN kasırga geçmiş sanır..."
GENETiK BiLGiLERi:
"Sen de o lanet olası babana çektin."
BiLGELiĞi:
"Benim yaşıma gel de anlarsın o zaman."
ABARTMAYI:
"Sana 500 bin defa söyledim kirli ayakkabılarınla içeri girme diye..!!"
DAVRANIŞ PSiKOLOJiSiNi:
"Babana çekeceğine biraz bana çekseydin noolurdu ..."
OLAĞANÜSTÜ DURUMLARA HAZIRLIKLI OLMAYI:
"Dinleme bakalım anne sözü dinlemee...!!! ''Kafana meteor düşecek kenara çekil" diye bağırsam onu bile dinlemezsin di mi......!!!!"
KISKANMAYI:
" Dünyada senin annen baban gibi mükemmel bi aileye sahip olmayan,
kaç milyon çocuk var biliyor musun..."
SABIRLI OLMAYI:
"Baban eve gelsin, sen görürsün''''
HAKKIMIZI ALACAĞIMIZI:
"Eve vardığımızda ben bilirim sana yapacağımı"
DiYALOG KURMAYI:
"Sana bir şey sorduğumda cevap ver...!!"
"Ne söyleyeyim anne?"
"Sus!! Bana cevap verme!!!"
TIP BiLGiLERiNi:
"Gözlerini şaşı yaparken bir gün öyle kalıvereceksin"
OLGUN OLMAYI:
"Bu tabağın hepsini bitirmezsen asla büyüyemezsin."
iLERI GÖRÜŞLÜ OLMAYI:
"çıkmadan önce temiz bi camaşır giy.. yolda Allah korusun başına
birşey gelir, kirli çamaşırla etrafa rezil olursun."
VE...ADALETi:
"Bir gün senin de çocukların olacak.. inşallah onlar da sana senin şimdi bana yaptıklarını yaparlar..." *
oğullarına tapan varlık. hangi eğitimi alırsa alsın, cahilinden eğitimlisine, bütün türk annesi böyle, oğluna tapar. ama kimisi fazla abartır.
gün gelip o taptığı oğlu bir el kızına aşık olup gidince de başlar didişmeler gelin ahalisiyle.
gene de nuh der peygamber demez, inadım inat 5 yaşındaki çocuk muamelesi yapar oğluna, gelini de dize getir oğlunu da, illa hepsini yönetecek.
ha bu arada eğer bir kızı varsa bu kadının, cümle ahalisine hizmetçi olarak yetiştirmek ister kızını. hem hizmet etsin, hem dışarda çalışsın para getirsin, oğlunun maddi bir ihtiyacı olunca kızı itiraz etmeden hooop o ihtiyaçları karşılasın.
oğlan kumar oynasın mesela, bir ev parası kadar para batırsın, anne ağlasın "ühüüüü oğlum bunalıma girip intihar ederse şimdi ne yaparım beeen" diye zırlayıp ortalığı ayağa kaldırsın, cümle ahali bir araya gelip tez vakitte kumar borçlarını kapatsın, ortalığı temizlesin. üç beş gün sonra, oğlunun uzak bir yere tayini çıksın "ühüüüüüü benim oğlum orda evsiz barksız ne yapacak, tez vakitte ev almamız lazım oğluşuma" diye zırlasın, hemen o mesele de hallolsun.
ama kızının hiçbir şeyi olmasın. ne bir hayatı, bir sevdiceği, bir dikili taşı, omzunu dayayacağı bir sıcaklık, hiçbir şey olmasın. taş olsun o kız. çalışsın, koştursun, didinsin, varını yoğunu onlara yedirsin...anca ya sabır çeksin o kız...ya sabır...
Canını yerim. En değer verdiğim. En sevdiğim olmasına rağmen, bana en çok iyiliği onun yapmasına rağmen, fedakarlıkta dibe vuran ama yinede en çok üzdüğüm kişi. anam benim çilekeş anam.
tamamen eleştiriye kapalı bir yapısı vardır "anne"nin. ne zaman yanlış bir yönünü görüp söyleseniz 2 saniye sonra siz haksız duruma düşersiniz. hatta o anki konuyla tamamen alakasız başka bir olaydan yargılanırsınız bir anda.
"anne bak akıllı telefon aldım" deseniz "komşunun oğlu daha akıllısı almış" diye sizi komşunun oğluyla aranızda olan versusta hep ezecek olan insandır.
bir insanı rahatlıkla çileden çıkarabilecek tek kişidir. 25 yıllık evladını hala tanıyamamış olması, yeterlidir delirtmeye. nasıl olur yahu?
he nasıl olur anne? nasıl olur da sen toplumun belli başlı davranış biçimlerine dahil olmadım diye hissizlikle suçlarsın beni? nasıl olur da midelerini doldurmak için geldikleri cenaze evlerinde, yapay üzüntüleri kusan ve mütemadiyen bunu tekrarlayan bireylerden daha hissiz bellersin beni?
sen nasıl insan olmadığım kanaatine varırsın ki? sokaktaki sakat kediyi veterinere götürmek için işinden geri kalan ben, daha insanım o cenaze evindekilerden. zira bu eylemi onlardan biri yapsaydı, sülalede nesilden nesle aktarılan ibretlik bir hikaye haline gelirdi. susmak mıdır insanlıktan çıkaran beni?
yahu aklım almıyor nasıl fark etmezsin benim 25 yıldır sustuğumu? hissettiklerimi dile getirmekten kaçındığımı ve son 3 yıldır insan üstü bir çaba sarf ederek kısmen de olsa bunu başarabildiğimi.
bir anne çocuğunu nasıl tanımaz da yargılar. aklım almıyor bunu. anlamama biraz yardımcı olsan... lütfen.