1 günlüğüne gittim. Soğuktur diye kazak giydim. Zannettiğimin tersi çıktı. Hemen dalıp bi mağazaya gömlek aldım. Havası yanılttı beni. Insanı yanıltmasın.
Hayatımın önemli anlarını yaşadığım şehir. Sevmiyorum ama gitmek de istemiyorum, gitsem özlüyorum, kalsam gönül razı değil böyle değişik bi durum. Beni karamsar yapan şey bu şehir galiba, her şeye rağmen seviyorum seni.
Burada mekan ile akıl doğru orantılı olarak şekilleniyordu insan kendi zihin yapısını bir şekilde odasına, birey olmak için yarattığı evine de yansıtıyordu. Aynı durum şehirler ve insanlar için de geçerliydi. Benim içimi ise Ankara'dan başka bir şehir yansıtamıyordu. Gece 22:00'a kadar resmi olan bu şehir yine aynı gece 22:00 sularından sonra ise kapılarını yalnızca fedailerine açıyordu. Şehir, beyaz yakalıların ve geçim derdine düşmüş memurların kaçıp saklandığı o saatlerde egzoz patlatan insanları, benzin kokusunu ve motor seslerini kucaklardı. Envai çeşit serserinin keyfi hizmetlerine tahsis ettiği arabaları, motosikletleri kucaklardı. Yüksek devirlerde tork üreten zihinlerin sırf eğlenmek için elciği bir başkasına devrettiği de bir gerçekti. Gerçekten, Ankara'da mekan ile akıl beraber şekil alıyordu.
eski sevgilim icin canakkaleden ankaraya kac kez gunubirlik görmeye gitmistim allah bilir. ankara benim icin huzunden baska bir sey hissettiremez bana.. behzat ç. izledigim zaman yuregim burkulur anilar gelir gozumun onune. sindirmeye calisirim ankara dendigi vakit.
nedensiz sevdiğim, her gittiğimde sonbahara denk gelen, ankara üniversitesi hukuk fakültesinde anılarım olan, türkiye voleybol federasyonu spor lisesinde ki sınavı hayatımı değiştiren benim için yeri ayrı olan şehirdir.
kara, kuru, sıkıcı ve sinir bozucu bir şehir ankara. yaşamımın ilk gününden beri burada yaşıyorum. ne yaptıysam sevemedim ankara'yı. yüreğimin bir yerlerinde hep ''istanbul'' vardı. o kadar sevdim ki istanbul'u; evimi, odamı istanbul'a çevirdim. odama girenin kendini istanbul'da hissetmemesine imkan yok.
öte yandan şairin dediği gibi; ''Bir ankaralı için istanbul başkasının çocuğu gibidir. gülünce seversin, ağlayınca bırakıp kaçmak istersin.'' elbette ki istanbul'a gittiğimde ''ah benim güzel ankaram vah benim ankaram'' şeklinde saçmalamadım ama istanbul, izmir ve antalya haricinde hep ''Ankara!'' dedim.
Her yolun olduğu şehirdir. Sabahları kültür satan kitapçıların ve mekanların önünde geceleri travestiler aşık atar. bilindik sokakları geceleri kartvizitlerle sulanır. Bu kartvizitler üzerinde envai çeşit fotoğraf olmakla beraber fantezi çeşitleri itina ile sıralanır. Şehrin takım elbiselileri, beyleri ve hanımları bu kartvizitler üzerinde rahatsız olmadan dolaşır. Bu şehir; gece ve gündüz arası iki ayrı formda biçimlenir. Her telden adamı ve her telin adamına hitap eden mekanı vardır. Pavyonu, gazinosu, randevu evleri, kitapçıları, kitap kafeleri, kütüphaneleri, mezarlıkları, ölüleri, dirileri ve niceleri bu şehirde kendi zümresine has bir mekan bulur.