iyi ki geldiğim, bana daha çok şey katacak olan ve gerçek aşkı sonunda burada buldurtacak olan şehirdir, başkentimdir. -büyükşehir belediyesi adı altındaki sirke rağmen-
insanlara bağlanmak yerine beton yığınlarına bağlanmayı tercih edenlerin burun kıvırdığı şehir. müteahhit misiniz nesiniz? ankara deyince hep bir ağızdan "ıyy gri binalar öyk" tadında tepkiler. burada bizi bağlayan öyle süper kimseler var ki seviyoruz burayı, yemişim beton bloğunu da, grisini de, olmayan denizini de...
yılmaz erdoğan'ın "Ankara'yı sevmeyene bir zulümdür bu kadar insanın neden Ankara'yı sevdiğini anlamadan Ankara'da yaşamak" dediği ve hakkaten düşününce neden sevdiğimi bulamadığım ama tam anlamıyla aşık olduğum şehirdir Ankara. yaşanılması gereken şehirdir...
iki yüz metrelik mesafeyi dikine gidemeyip bir buçuk saatte dolaştığınız şehir. * ruhsuz taş yığını. sultanbeyli bile birkaç senede daha yaşanılabilir bir kent olur.
yarın ayrılacağım şehirdir. 15 gün boyunca ayrı kalınacak anılar gözde canlanacak her gün. karlara basa basa yürünen sigara dumanının,nefesin buharına karıştığı geceler canlacak gözde. dostlar gelecek akıla her biri yurdun bir köşesine dağılmış. kıymeti biraz daha bilinecek odanı derdini ekmeğini paylaştığın dostun, manasız muhabbetler yapıp kahkalara boğulduğun alt kattaki komşuların, soğukta kızaran burna gülen sevimli yaratığın. ve sonra geri dönülecek bu şehre biraz buruk anneyi babayı geride bırakarak. özlediklerine kavuşulacak, yeni özlemleri yüreğine ekerek. şairin dediği gibi hasretin nazlıdır ankara.
başka şehirlere giderken yaşanan hüznümüz varolacak.
ve geri dönüşlerimiz bir ankara sabahına denk gelecek, o havayı ciğerlerimize dolduracağız... hiç bir şehirde bulamadığımız o havayı su içermişcesine, yemek yermişcesine...
bir de ankara'ya kar yağacak. daha da aydınlanacak, parıldayacak şehrin sokakları ışıl ışıl... kravatlı insanların şehrinde gecenin bir yarısı herkes kar topu oynamaya çıkacak. kimisi hüznünü, kimisi sevincini paylaşacak yağan karla birlikte...
zordur ankarayı sevmek her şeye rağmen. bozkırın ortasında, havası soğuk, alabildiğine ayaz ! zordur ama zorla sevemez kimse !
sıcak yaz günlerinde kıpırdamayan yapraklar olur, bir meltem eser o yapraklar kıpırdar demeyin keyfimize...
ancak ne oldu ankara'ya ? biz bu kadar severken ankara'yı bir belediye başkanı yaşanmaz bir hale getirdi....
sanat damarlari kesilmis,
tretuvar çalışmalarının sadece başkanın oy aldığı yerlerde yapılmış,
gökyüzünün kışın hiç parlamadığı yazın sıcağından durulamayan gecesi serin gündüzü sıcak bir şehirdir. her kış insanın içini karamsarlık bulutları kaplar kimse de farkına varmaz. neden bu şehre aşık olan şairler olduğunu belki de anlamama yardımcı bir durum. şair adam karamsar adamdır. her türlü aydınlıkta bir karanlık nokta bulmakta üstüne yoktur. şimdi bakıyorum da gökyüzüne ankara'da bu şehir için bir sebep yok karanlık arayacak her yer kararmış zaten.
dün yaşadıgımız biber gazı olayından sonra şuan yağan kar sadece yerleri temizleyecektir. ankara daki kar daha cok sinirleri sakinleştirdiği için sevilir.
ankara da birden bir bakıyorsun çevik kuvvet arkanda, misal bir magazaya girdin cıkınca ortalık karışmış. başkent dediğin böyle olur. bence ileriki zamanlarda biraz daha heyecanlı olaylar olabilir.
problem child filmindeki gibi üstüne kusmak istediğim şehir.
başka hiçbir şehirde olmayan, "eksiltili cümle" tadında yaşatır hayatı.
ne yapılırsa yapılsın, nereye gidilirse gidilsin, "tamlık", "olmuşluk" hissiyatından uzaktır.
odalara, evlere sığamazsınız.
ya da ben uyuyamayan bir insan da olabilirim.
renk çalan gri şehir. belki başka bir yerde gelseydi yaşanılanlar başa bu şekilde olmazdı diye düşündüren, bir daha adım atma isteği uyandırmayacak şehirdir.