i melih gökçek i inşaatta çalışan adamı dahi çevirip aday yaparak devirebilecek olan deniz baykal ın, türkiye de bir elin parmakları kadar ankarayı alamayacak adamlardan birisini büyükşehir belediye başkan adayı yapmasıyla beraber melih i rekortmen yapan şehirdir.
pkk yanlılarıyla seçimlere girmiş adam(?) mı yoksa melih mi arasında seçim yapmak zorunda bırakılmış halk; doğal olarak melih i seçmiştir.
bir de alternatif olarak mansur yavaş vardı ancak; chp li partizanlar yüzünden geri plana atılmıştır.
akp yi başımıza musallat eden de; akp yi bu kadar yükselten de gene baykaldır, gene baykaldır.
bugün kaderini tayin edecek olan, doğup büyüdüğüm, bahtı kara olan şehir...
belki de terk etme zamanı gelmiştir.
edit: hangi ..... ya dokunabilir ki bu entry? belediye çalışanı mısın? ankarasporda yönetici misin? başkent doğalgazda baban mı çalışıyor? asfalt danışmanı mısın? askiden misin yoksa? ha p.. söyle hadi. delirttiniz!..
* noktaları siz doldurunuz. entry mecburen editlendi.
kendisi için pek çok şiir yazılmış,genelde memur kendi olarak bilinen,
denizi olmadığı için pek sevilmeyen ama denizi olsa adının ankara olamayacağı şehir.
karamsarlığın, bunaltının tavana çıktığı, soluk benizli, soğuk bakışlı, gökyüzünde uçan güvercinlerinin, kuğulu parkının kuğularının bile mutsuz olduğu.... dostluklar... birbirine tutunan hayatlar, hayaller..sana gelirken gözümdeki griliğinin yerinde binlerce renk şimdi..hepsi uzak bir geçmiş..hepsi sana duyulan özlem... Ankara'yı anlamak herkesin harcı değildir..hele ki bir şehri denizi için sevenlerin hiç harcı değildir... Ankara Kalesi' yle Anadolu' daki medeniyeti, Başkent olmasıyla Atatürk' ün ve Cumhuriyetin sembolü..ve Milli Mücadele 'nin... Sisli ve yalnız bir Ankara sabahı.... her insanın adapte olamayacagı, gri, sisli, puslu ama alışkanlık yapan şehir...
An itibariyle tayinimin çıktığını öğrendiğim şehir. Üzülsem mi sevinsem mi bilemedim. Yeni bir şehir yeni bir hayat. Bakalım kısmet. Ne getirecek bize.
Eğer havayı soluyabiliyor ama suyu içemiyorsanız geri kalmış bir ülkedesiniz....Eğer suyu içebiliyor ama havayı soluyamıyorsanız, kalkınmış bir ülkedesiniz... Eğer havayı soluyamıyor, suyu da içemiyorsanız Ankara' dasınız.
ilk kez bir sonbaharda sabaha karşı gelinir ankara' ya. bozkırın ortasında sarıdır ankara, hem de çok. hele ki deniz mavilerinden kopup geldiyseniz üniversite umutlarıyla.
ilk aylar grisini tanırsınız, sıkıcı bürokratik havasını teneffüs edersiniz, lanet okursunuz okuluna, işine. bulamazsınız tek bir neden sevmeye. kaçmak istersiniz hep.
kış olur beyazını görürsünüz ankara' nın; tertemiz olur içiniz. artık çok da kötü değildir, en azından alışılmıştır ankaraya, kurtuluş parkına, cebeciye...
bahar olur, umutlarınız da yeşermeye başlar, sarmalamaktadır bir aşk sizi, hem de ankara' da. ve siz baharda kuşlar gibiyi söylersiniz, selam edersiniz özdemir erdoğan' a ve de kuşlara.
ikinci, üçüncü yıllar cebeci, kurtuluş kesmez artık sizi. kızılay, sakarya, tunalı hilmi, tunus, bahçeli derken kendi ankaranızı bulmuşsunuzdur artık.
ankara'da gezip gorulecek nereler var? sorusuna cevap bile verilemeyen ama ona ragmen sevilen, ona ragmen kopulamayan sıkıcı ama esrarengiz sehir..guzel baskent..
dunyaya gozlerini istanbulda acan biri icin basta sıvanmamış beton gibi gözükür.. soğuktur, sabah 8 akşam 5 tir.. hatta simit tezgahları bile bu saatlere ayak uydurur.. her yer devlet binasıdır bu sebeple kışın kar yağdığı zaman kominist rusya'yı andırır.. belki herkes için yaşanmaz bir şehirdir ama yaşayan herkeste silinmeyecek birşeyler bırakır mutlaka..
gidişleride gelişleride kendi gibidir ankara nın. hep bir kasvet vardır üstünüzde ama bu kasvet aşti ile olan mesafe arttıkça azalır. içinde bulunan siyasetten yalandan sıyrılmanızı ister aslında ankara. çünkü sıkılmıştır bu yalanlardan yapmacık sevgilerden, dostluklardan. sizden doğru olan birşey bekler ve bunu yaptığınızda ankara size kollarını sonuna kadar açar ve bağrına basar. artık sende onun çektiği eziyetleri anlamışsındır.
ve bilirsin ki ankara bu yüzden hep kasvetli ve hep makina gibidir.