ismail kartal gibi hatalarına rağmen performansı ortada olan bir teknik direktör varken 6 yıldır aktif çalışmamış birini hoca yapmak ne kadar mantıklı bilemiyorum.
camianın evladı diyorsan ismail kartal'ın kulüpte görev aldığı süre aykut kocaman'dan hem oyuncu olarak hem de teknik personel olarak daha fazla. ben ismail kartal tercihinden yanayım. ismail hoca'ya son iki döneminde haksızlık yapıldığını düşünüyorum.
2024'teki ismail kartal performansı olmasaydı aykut hoca derdim de. o performanstan sonra emre belözoğlu veya volkan demirel gibi denenecek toy biri gelmeyecekse ismail kartal'ı tercih ederim hoca olarak.
kralın dönüşü tamamı yayınlandığında 4.5 saat iken bizdeki bir dizi bölümü bakışmalarla kesişmelerle istanbul görüntüleriyle 3 saati buluyor. bir de reklamlar ekle sen buna. kalite için öncelikle dizi sürelerinin kısa olması lazım. bakışma kesişme ve şehir görüntülerinden arınmış ve 3 saate ulaşabilmek için saçma sapan karakter ve konulara değinilmemiş olur. o zaman kalite artar. süre her şeydir. ayrıca yakışıklı ve güzel diye oyunculuk yeteneği olmayan kişilerin oyuncu yapılması da kalitesizliğin sebeplerindendir. tv dizileri için belli kıstaslar getirilmelidir. en başta süre. reklamlarla 1 saati geçmeyecek şekilde düzenlenmeli.
özellikle ilk defa izleyen birisi için star wars izleme sırası 4-5-6-1-2-3 şeklindedir. bunu yapmayan empire strikes back'teki sürprizi kaçırmış olur. büyüsü bozulur. 6 filmin finali revenge of the sith ile yapılmalıdır.
tamamı izlendikten sonra rogue one izlenip 4-5-6 dan tekrar başlanabilir.
tekrar izlenmesi durumunda clone wars, bad batch, rebels , tales of the ... serisi ve son olarak maul ile devam edilebilir. özellikle clone wars star wars evrenine dair çok şey öğretir. sıkıcı olan bölümleri de olsa güç, kolonların ihaneti ve daha fazlasını öğrenebileceğiniz harika bir seridir.
7-8-9 star wars evrenine geçen ışın kılıçlı ergen komedi filmleri olduğu için onları dahil etmedim. star wars külliyatına hakim birisinin bunları star wars saga ya dahil etmesi mümkün değil.
belediye başkanı olduktan sonra belediyenin uzun zamandır hizmet veren geleneksel Türk sanatları kurslarının tamamını kapatmış, aşırı laik belediye başkanı. hizmeti filan geçtim de bir insan kadınların kültürümüze ait şeyleri öğrenmesini sağlayan bu kurslardan nasıl bir rahatsızlık duymuş olabilir anlamıyorum. ama Sanatların adının Türk-islam sanatları olması, beyfendinin laik atak geçirmesine neden olmuş olabilir. chp'nin bize gösterdiği yüzü bu, dertleri zorları islam. sanırım bu hiç değişmeyecek.
o mantıkla benzerini yazın meydan okumasına yeni bir "anayasa kitabı" ile karşılık verebiliyor olmak lazımdı. özellikle bu kadar dinsiz, din karşıtı varken bunu yapabiliyor olmaları gerekirdi. 1400 yıl öncesinde yazılmış bir kitaba gelişen teknolojiye rağmen bir cevap yok. ateist kaynaklı benzerini göremiyoruz.
--spoiler--
o zamanlar tek kitap devriydi. bütün kitaplar bütün bilgileri içeriyordu. ansiklopedi gibi, ilmihal gibi. uzmanlık alanları yoktu.
--spoiler--
aynen kanki, o yüzden her kitap yazan kuran gibi din yazıyor, kendi çağında bir insanın bilmesine imkan olmayacak bilgilere kitabında konu konu yer verebiliyor. kitapların konu içermediğini sanan birinin kuran gibi bir kitabın insan eseri olduğunu düşünmesi normal.
akp seçmeni değilim ancak chp'nin iktidar olması durumunda bizi 98 dönemine döndüreceğini hatta ülkeyi 50 yıl geriye götüreceğini bildiğim için chp'nin iktidar olmasındansa her türlü mevcut iktidarı tercih edeceğimi belirtmeliyim. bir tarafın yaptıklarını eleştirmek ondan daha da beter olan bir kitleye oy vermeyi gerektirmiyor. zaten zekası olan bir insan bunu dikkate alır. chp'li bir belediye başkanının soruşturulmasını kabullenmemeyi geçtim, "adam yargılansın aklansın, zaten suçsuz" diyen bir tane parti mensubu ya da seçmenini görmedim. demek ki sorun varsa ortaya çıksın zihniyeti burada da yok. çünkü onlar muhalefet olduğu için her türlü kirli işi çevirebilirler. çünkü halk seçti onları. adam belediye başkanı iken neler yaptı, cumhurbaşkanı olsa neler olur düşünemiyorum. belediyecilik namına da bir şey yapmamış olması hiç bir vaadini yerine getirmemiş olması ise ayrı bir konu.
ya da bir belediye başkanının 4 tane sevgilisini belediyede işe sokması, sonra onlardan biriyle "otelde sevişirken" gözaltına alınması bu seçmen kitlesini hiç rahatsız etmiş gibi görünmüyor. ama bu kitle bir kızın saçını örten örtüden inanılmaz derecede rahatsız olabiliyorlar. kabullenemiyorlar. kanları çekiliyor. laik atak geçiriyorlar.
ya da hafifleştireyim örneklerimi, misal oyunculuk yapan bir chp'li hiç bir vaatte bulunmadan belediye başkanı olduktan sonra neredeyse 20 yıldır etkin olan Türk-islam sanatlarına ilişkin belediye kurslarını neden kapatır? maksadı ne olabilir?
sonra bu kitleye oy vermeyenlerin zekasını oy verdikleri yer üzerinden eleştiriyoruz öyle mi? kimse kusura bakmasın ama ülkemin geleceği için chp'ye karşı odun olsa ona oy veririm.
--spoiler--
ali koç futbol alanında başarılı değildi. ama diğer birçok branşta fener'i ileriye taşıdı.
--spoiler--
zaten ileride olan bütün branşları düşününce ne içtin diye sorası geliyor insanın. ali koç ilk seçildiği kongrede "amiral gemimiz futbol değil mi" dedikten sonra seçilemediği son seçimde, zaten başarılı olan "diğer branşların hiç mi hatırı yok" dedi. kadın futbol takımı bile o gittikten sonra şampiyon olabildi. "ben varken bizi şampiyon yapmayacaklar" deyip halen aday oluyorsan sıkıntı var demektir. ali koç bize nasıl rezil olunur onu öğretti 7 yılda. ali koç beklentisindeki bir kişi fenerbahçeli olamaz.
haram yemeye o kadar alışmış bir camianın, daha bu sezon son maçta bile verilen komik penaltılar, atlanan kırmızı kartlık hareketler, karakter yoksunu sözde yıldız oyunculardan talimat alarak kart gösteren karakter yoksunu hakemleri düşününce çalınabilecek şampiyonluğu olduğunu düşünmek cidden ruh hastalıkları açısından üzerinde çalışılması gereken bir konu. psikiyatri alanında çalışıyor olsaydım bu camiayı yakından incelerdim cidden. son 20 şampiyonluğunun 15-16 tanesi haram işlenerek kazanılmış olunca yüzsüzlük seviyesi zirvelerde oluyor işte. bir de antalyaspor maçından sonra bile pişkin pişkin zafer kazanmış edasıyla dolaşan malum taraftarları görüp hayret edememek mümkün değil. sorsan onlar hakemi de yendiler. hakem oyuncunuzun talimatı ile kart veriyor. hakemin yenilmiş olduğu çok belli bu açıdan. 2022 şampiyonluğunuzun da çalındığını unutmayın, hatta o kadar çalındı ki 13. oldunuz o sezon. yok böyle bir çalma. sebebiyet verenlere, ülke futbolunun bu halinde zerre katkısı olanlara haram zehir zıkkım olsun.
kollanma kavramını küçük nüanslarla ele almak gerekir. mesela bir takımın bir futbolcusu var ki her maç en az 3 sarısı atlanıyor. takımının kritik oyuncusu. sonra bir takımın bir futbolcusunun güreş maçındaymış gibi rakibine dalması faul olmuyor. kartı geçtim, sonra milli maçlarda kırmızı görüyor aynı hareketleri yapınca. bir takımın bir oyuncusu çoook değerli olduğu için rakibine faul yaparak rakibinin kırmızı kart görmesine neden olabiliyor hatta kafasına eserse rakibin gırtlağına sarılıp kart bile görmeyebiliyor. ama sorarsan fenerbahçe kollanıyor. penaltı olan pozisyonu mala anlatır gibi kuralıyla anlatıyorsun eski hakemler bile kuralın aksini iddia edebiliyor konu fener olunca. ah güzel ülkem.
siyaseten nasıl değerlendirildiğini bilmem herkes kendince bir pencereden bakıyor davalara. ama ibb davası ile ilgili chp başkanının "seçimi kazandığımızda bizi yargılayan hakim ve savcıların çeyiz sandığını açacağız" ifadesi bugün eleştirdikleri şeyi yapacaklarının teminatı değil mi?
chp kanadından kimse de demiyor ki adam yargılansın, aklansın. ama aklanmayacağını bildikleri için son seçimdeki tepki oylarına güvenerek hakim ve savcıları tehdit ediyorlar. şaka gibi cidden
iyi kadro kurup tekrar seçilirim düşüncesiyle hareket ettiği için, sayesinde bir senemiz daha çöp oldu. haziran'da olması gereken seçimi eylül'e aldı adam. mayıs'ta göndermesi gereken mourinho'yla kadroyu kurgulayıp lig başladıktan sonra gönderdi. savunma futbolu oynatan adamdan hücum futbolu bekleyerek hem de. tedesco ve yeni yönetim geldiğinde elleri kolları bağlanmış oldu. tedesco bile yeni yönetim için hamle fırsatını ortadan kaldıran bir etmendi, ki iyi niyetle "devam etmek istemezseniz anlarım" demesine rağmen. ali koç'un takım kadrosuna doldurduğu çöpler(en neysiri, duran, nene, ederson ve daha niceleri) nedeniyle her sene yeni yeni kadrolar kurduk. bu sezon da iyi bir forvetimiz olmadığı için kaybettik şampiyonluğu. sezona 75 milyonluk çöp duran ve 30 milonluk en neysiri ile başladık.
ali koç'un fenerbahçe'ye faydalı tek bir hamlesi olmamışken, en kötü 2. oluyordu demek de ayıptır. ali koç ile küme düşme korkusu bile yaşadık. sadettin başkan forvet almayarak hata yapmıştır ama ali koç'un çöplerinin kokusu daha duruyor.
haziran'da yapılması gereken seçimi eylüle ertelersen, sezon biter bitmez göndermen gereken hoca ile sezona başlayıp 3 hafta sonra gönderirsen. ligi bilmeyen yabancı bir teknik direktörü o dönemde takımın başına getirirsen. devamında doğru kadro planlaması yapmazsan, forvet ihtiyacı varken almazsan, 10 numaranı yedeklemezsen, savunma hattın komple sakatlandığında oyun sistemini değiştirirsen, lig sonuncusuna 4 tane ön liberolu orta saha ile çıkarsan ve pozisyon bile bulamazsan, penaltıları hep aynı yere atan adama penaltı kullandırmaya devam edersen, ve bütün bunlara rağmen 2 kere 90+10 civarında gol yeyip eline geçen hiç bir fırsatı değerlendiremezsen, sonuçta kazanamazsın. özetimiz budur. 3-4 kere fırsat geçti elimize elimizle aldık rakibimize sen rahat ol ben nasıl olsa kazanamam dedik. sonuçta kazanamadık.
elinde forvetin yokken, yabancı forvet olarak istenilen oyuncu bulunamamışken, eldeki çöpler de gönderilmişken, en azından "yerli forvet alalım" dendiğinde "istemem ben" demeseydi, serdar dursun seviyesinde bir forvet şu takımda yer alıyor olsaydı bugün farklı şeyler konuşurduk. takımda asensio dışında hücum oynayacak orta saha bile yokken buraya kadar gelmiş olması cidden başarı benim gözümde. 10 numarası sakatken yerine koyacak oyuncusu yoktu. bir de savunma hattında 3 stoperin aynı anda sakatlanması da o süreçteki puan kayıplarının nedeni oldu. ama talisca'nın hep aynı yere kullandığı penaltılara rağmen halen ona penaltı kullandırması cidden şaşılacak bir şey. ben insani olarak kendisine bir şey diyemem mourinho gibi saha dışına çıkmadı ama yeterli değil işte. bu takımı o kurmadı, ederson'u o almadı mesela. ama ben bu adamı 4 tane ön libero ile çıktığı karagümrük maçı için suçlarım, stoperleri sakat iken 3'lü savunmaya döndüğü için suçlarım, yerli forvet istemediği için suçlarım.
ama buradaki en büyük suç seçimi haziran yerine eylül'e alan, sezon biter bitmez göndermesi gereken mourinho'yu seçime 2 hafta kala gönderen ali koç'a ve devre arası transfer döneminde en önemli ihtiyaç iken forvet alamayan sadettin başkan'a yazar. tedesco nun bu kadro mühendisliğinde bu kadar dayanması bile bence büyük başarıdır.
edit: irfan can kahveci asensio'nun yerini doldurabilirdi, cenk tosun forvetsiz takımdaki alternatif forvet olabilirdi. ama kadro dışı kararları da yönetime yazar benim gözümde. yine tedesco yu bazı tercihleri dışında suçlayamıyorum. şu takımda herkesi suçlasak en son tedesco suçlanırdı bence.
cidden enteresan, fenerbahçe şike davasında "çok özel yetkili fetö mahkemesince" yargılanırken suçlu idi, sonradan malum takımda yöneticilik yapacak olan tff mensubu tonla insan tarafından uefa kanalında da suçlu ilan edilip müsabakalardan men edildi. basın buna göre dizayn edildi.
sonrasında devletin mahkemesince aklandı. ama halen birileri tarafında şikeci muhabbeti dönüyor. eski karaktersiz topçuları trabzonspor'u kışkırtmak için bunun muhabbetini bile yapabiliyor. kendi başkanı tarafından açılan soruşturma ile aklanmışlar bir de. bir de kendi başkanı başvuruyor soruşturulsun diye. başvurmasa soruşturma bile açılmıyor düşünmek lazım.
--spoiler--
Ya bro demagoji yapmayın…karaborsa konusunda kulüp başkan seviyesinde başvurdu bizde soruşturma için yapıldı ve asılsız olduğu ortaya çıktı. Buyrun haberi de burada;
halen ali koç dönemindeki vizyoner yönetimin etkilerini yaşayan futbol takımı. haziran'da yapılması gereken seçimin eylüle alınması, sezon biter bitmez gönderilmesi gereken mourinho'nun lig başladıktan sonra gönderilmesi, 1-2 tanesi hariç yapılan kötü transferler. yabancı hoca'da ısrar edilmesi, takım kurulduktan sonra ligi hiç bilmeyen yeni hocanın gelmesi ve seçime gidilmesi gibi durumlar bu sezondaki olumsuz durumların temel nedenidir.
yeni yönetimin ve sadettin başkan'ın en büyük hatası da devre arası transfer döneminde adam gibi bir forvet alamamaları oldu. ki en az iki adam gibi forvet alınması gerekirdi forveti olmayan takıma. bunun neticesinde eline geçen fırsatları değerlendiremeyip şampiyonluğu kaybetti takım.
şimdi derbiyi kazansa bile sonraki 3 maçta ne yapacağı çok büyük soru işareti olduğu için, rakibi bir daha puan kaybetse bile şampiyonluğa dair ışık göremiyorum. şuradan trabzsonspor şampiyon olabilir ama biz olamayız. kupayı kucağımıza koysalar elimizle rakibimize hediye ederiz bence.
epstein dosyalarında neleri vardıysa artık 2 ay önce nükleer tesislerini bombaladıktan sonra yok ettiğini açıkladığı iran'ın, nükleer programını bir kez daha yok etmek için savaş başlatmıştır. kankisi israil ile birlikte okul bombalamış masum çocukları öldürmüştür. bugün ise dünya ekonomisinin içinden geçmektedir. inşallah amerika bir"LEŞ"ik devletlerinin yıkılmasına vesile olup son başkanı olur..
şaka gibi ülkem için şaka gibi bir ifade. iran'daki islam rejim'ine gönderme olsa gerek. bu adam ilk geldiği günden beri tek başına iktidar. yönetim şeklini bile değiştirecek gücü oldu. değiştirdi de. peki neden islam rejimi olmaya yönelik tek bir adımını dahi görmedik? çünkü amacı bu değildi. hiç bir zaman da olmadı. ha öteki zihniyet tarafında vatandaşlık hakları kıyafet bahanesiyle gasp edilen başörtülüye okuma ve kamuda çalışma hakkını verdiği için öyle yaptığını zanneden akılsızlar yok değil. tek yaptığı haksızlığa uğrayana hakkını vermek oldu. peki diğerlerinin hayatlarına dokundu mu? hayır, sadece alkol satış saatlerini avrupa'ya göre düzenledi. bu muhalefeti ile bu kadar yaşamış olması bile mucize olan güzel ülkem benim yaaaa. atatürk'ün partisi olmasa ülkede %3 oy alamayacak adamlar rejim filan konuşuyor.
tahliye olmuş futbolcu. asla büyük takım seviyesinde bir oyuncu değildir. ali koç'un gs'nin elinden aldım diyebilmek için transfer ettiği futbolcu. bir de bunu kaptan yaptı.
ciddi ciddi dinleyeceksin yani...
--spoiler--
şimdi kanal kanal gezip kafa s..cek bir dünya.
--spoiler--
öncelikle peşinen söyleyim b.k gibi film. senaryosu iyi filan diyen adam gitsin recep ivedik izlesin. dövüş sahneleri sayesinde sükse yapmış olabilir ama konu ve karakter motivasyonu bu kadar mı kötü olur? bir de bunun hollywood versiyonunu yaptılar.
--spoiler--
adam yıllarca odada kaldı, mal gibiydi. odadan bir çıktı ninja oldu. ayrıca o nasıl intikam. kardeşi ile ilişkiye giren bir sapık bu durumun ortaya çıkıp kardeşinin kendisini öldürmesine neden oldu diye bir adamı yıllarca hapsedecek, sonra intikam için onu kendi kızı ile birlikte olacağı bir duruma sokacak. akla mantığa sığıyor mu? bu şekilde yıllarca beklenen bir intikam olur mu? adam ölse, kıza araba çarpsa ne anlamı var? ayrıca beynini uyuşturduğun adamın bir anda ninjaya dönüşmesi.
--spoiler--
izlediğime pişman olduğum çok kötü bir film. squid game'in oyunları ne kadar saçma ise, bu film de o kadar saçmaydı.
intikam filmi izlemek istiyorsanız (bkz: kill bill) izleyin. orada bile çeşitli olağanüstü durumlar var ama ama bunlar filme mantık çerçevesinde yedirilmişler. bunda mantık yok.
maçı üniversitede kaldığım yurdun tv odasında izliyorduk. hırvatlar golü atınca odada bulunanların yarısından fazlası söve söve gittiler. neydi inancı kaybettirmeyen bilmiyorum ama bırakıp gitmemiştim. bir dakika sonra semih'in golü geldiğinde herkes koşarak odaya geri dönmüştü.
hayatımda öyle bir geri dönüş görmemiştim. geri dönüşten kastım bizim takımın geri dönmesi değil, söve söve gidenlerin koşarak geri dönmesiydi.
ilhan mansız'ın senegal'e attığı gol ile en anlamlı milli takım golüdür bu gol.
Milli takım tarihimizde yer alana 2 tane efsane golden birisidir. Trk futbolunun doruk noktasıdır. yalçın çetin'in "yarı finaldeyiz, yarı finaldeyiz" deyişi. ömer üründül'ün goooooaaaal diye böğürüşü. düşününce tüylerim diken diken oldu, gözlerim doldu.
eleştirilebilir yönlerini kenara ayırarak, yaptığı olumlu şeyleri 100 yılda yapamamış üniversite mezunlarını düşününce lise mezunu iken yapmışsa elleri öpülür o cumhurbaşkanının. kırmızı ışıkta geçmeyen ama ekonomik kriz oluşmasına neden olan çok okumuş cumhurbaşkanımız da oldu. biz ne faydasını gördük? ne kattı bu ülkeye? mesele eğitim değil vizyon meselesi.