ilk kez gittiğimde, halis muhlis ankaralı amcayla aramda şu dialog geçmiş şehirdir:
amca: görüyor musunuz ne kadar yeşil şehrimiz (refüjdeki çimlerden bahsediyor)
ben: .......
amca: bu yıl itibariyle yeşillendirmede ilk sıradayız, bursayı da geçtik
ben: iyi de amca bizim "yeşillendirmeye" ihtiyacımız yok ki, zaten yemyeşil, mis gibi bir şehrimiz var.
amca: .......
26 yaşından sonra bana hayatı öğreten şehir. türkiyede görüğüm yaklaşık 75 il arasında en düzenlisi. bir kaç eksiği olmasına ragmen yaşanılacak yer.
müzik isterseniz de ;
şu an bulunduğum mahallede abartısız 4 tane düğün var. sesler renkler birbirine girmiş vaziyette. o bişey değil ezan okuyan müezzin in kafasının karışıp ama benim adım elvan dalton ee öhmm dememesi için dua ediyorum.
Evim... kendimi evimde hissetiğim tek yer belkide. öyle huzurlu öyle mutlu. yeniden hayata gelsem, belki bir kuş belki bir çiçek orada yaşamak ister canım. yaniden yeniden...
ne vakit bir yaşamak düşünsem
bu kurtlar sofrasında belki zor
ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
ne vakit bir yaşamak düşünsem
sus deyip adınla başlıyorum
içim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
hayır başka türlü olmayacak ben sana mecburum bilemezsin.
bir başkent düşünün başka kent.
hala toz toprak yutuyorsun akşama kadar.
boğulacak gibisin trafikte, sağında beyaz halk otobüsleri, solunda sarı taksiler yığın yığın.
en büyük halk organizasyonu diye yutturulan "festivali" virane haliyle yıkımı düşünülen akm'de, yine toz toprak içinde.
herkesin ankara deyince ilk aklına gelen kızılay var ya, belki duyanların uğrayıp gelmek istediği.
hiç gerek yok söyleyeyim! ya koşarak geçersin kızılay'dan, ya da yolun düşer ayda bir, hiç uğramak istemezsin.
ulus mu?
bul karayı al parayı.
türkiye'nin hiç bir yerinde olmayacak derinlikte altgeçitler vardır ankara'da mesela, sık sık önünü göremeyen araçlar kaza yapar bu alt geçitlerin çıkış noktalarında.
istanbul yolu üzerinde demirden taç gibi bir şeyler gözünüze çarpabilir ankara'da. mesela benim en az beş yıldır gördüğüm o taç gibi olan demir yığınlarının, yolsuzluk sonucu yarım kaldığı söylenir durur. hiç bir melih de onları ordan kaldırmayı düşünmez.
üst geçitleri vardır ankara'nın asansörlüdür. ilk kez gören takdir eder. ancak ben beş yıldır görüyorum. hiç binebilenini görmedim. neden mi? eksik montajdan dolayı zaten kullanılmadı yıllarca. yıkıldı, kırıldı, döküldü. geçenlerde gördüm yenilenmiş kapıları. yine kullanılmıyor. ama önceden çam kapıları vardı içindeki pislikler görünüyordu, halkı rahatsız ediyordu. şimdi camsız, içini göremiyoruz. halk olarak rahatız.
en pahalı şehiriçi ulaşım sanırım ankara'dadır. protesto etmeye çekinirsiniz. çünkü yeri gelince başbakan tarafından dahi tehdit edilirsiniz.
yaklaşık 1.5 aydır her gün yaklaşık olarak aynı saatlerde yağmurun bastırdığı istikrarlı şehir. haziran'a gireceğiz, yeter artık kırkikindi yağmurları mısın nesin.
rte' nin yeni çılgın şehri. Aklımda kaldığı kadarıyla; kızıay' ı selçuklu mimarisine göre yeniden dizayn edecekmiş, zira "kızılay bildiğiniz gibi; çirkin" sözlerini sarfetmiştir. akyurt' a fuar ve kongre merkezi açacakmış, ankaraya 500.000 kişilik yeni bir şehir kuracakmış, hızlı trenin beşiği haline getirecekmiş, orta doğunun en büyük hayvanat bahçesini açacakmış, mış mış ta miş miş.
Şuan ise bitmemiş metro istasyonları olan, trafik ve ulaşım keşmekeşinin yaşandığı, aydın ve modern görünüşlü insanların sayısının giderek azaldığı ve i. gökçek tarafından yönetilen (peşkeş çekilen) güzide başkentimiz.
Son dakika haberi ise, Atatürk Orman Çiftliği (ki bize Atanın mirasıdır, Halka tarımcılık ve hayvancılık gibi konularda örnek olsun diye kurulmuş Ankara' nın ortasındaki bir vahadır.) belediye tarafından kavşak düzenlemesi için kullanılacak ve üzerine yollar yapılacakmış. Galiba Tandoğan sırtlarından bu iğrenç inşaatı izleyecek olan yüce adamın kemikleri sızlayacaktır.
ilk aşkımı yaşadığım, sıkı dostlara sahip olduğum, memleketim dediğim, Ankara' da yaşamadan anlayamazsın bu şehrin ne kadar sevileceğini; dediğim, ve dolayısıyla yukarıdaki tanımlara uyduğu için içim acıyarak ve üzülerek adını zikrettiğim şehir; Ankara.
nüfusun yoğunlaştığı yerlerde kendisini daha çok hissettiren.
merkez kızılay ve ulus. ne yaparsan yap yayılamıyor daha fazla.
bir de bütün hayatını burada geçirmiş biri olarak tanımadığım bir adam gibi ankara artık.