bu şehre aşığım evet, kıyaslanan diğer şehirleri de gördüm. izmir'de 8, istanbul'da 2, antalya'da da 1 sene kadar yaşadım.
bu şehirleri ankara'dan farklı kılan tek özellikleri deniz kıyısında olmaları. bunun dışında hiç bir olumlu özellikleri yok. ha ankara'da doğup büyüyen bir adamın da zaten denize herhangi bir özlemi yoktur. gölbaşı ya da gençlik parkı ona yeter de artar bile.
bunun dışında, istanbul'un kalabalıklığı ve keşmekeşliği, izmir'in iğrenç yapılaşması ve acayip insanları, antalya'nın sadece binalardan ibaret olması ve vasıfsızlığı, bana açıkçası çok itici geliyor.
neymiş efenim, betonmuş... başkent lan burası, ne olmasını bekliyordun? o kadar devlet dairesini, suntadan, kerpiçten mi yapacaklardı?
neymiş efenim, resmiymiş, ciddiymiş, her yerde takım elbiseli kravatlı adamlar varmış... resmiyet sizi niye bu kadar rahatsız ediyor ki canım kardeşim? e senin takım elbise dediğin, kravat dediğin, şıklığın sembolü değil midir zaten? sen bir davete gideceğin zaman şık görünmek için giymiyor musun bu kıyafeti? e daha ne o zaman.
ankara'yı sevmeyen adamlar, kızılay'ı, tunalı'yı, yedinci cadde'yi, park caddesi'ni beğenmiyorlar da, sanki saydıkları diğer şehirlerde buralardan daha üstün bi şey mi var?
ha belki kordon diyeceksin, boğaz diyeceksin de, dediğim gibi, deniz bizim için olmazsa olmaz bir şey değil. bu şehirlere gittiğim zaman, denizi seyrederim, vapura binerim, martı'ya simit atarım ama sonra koşa koşa ankara'ya geri dönerim.
şu andan itibaren hayatımın sonuna kadar deniz görmeyeceğimi bilsem, hiç koymaz yani bana. ama karlar altında bir kuğulu park'ı görmeyeceksin bir daha deseler, yıkılırım, açık söyliyim.
son olarak, ankara yaşanmışlıkların şehridir. bu şehirde doğup büyümediysen, bu şehirde acı çekip mutlu olmadıysan, bu şehirde sende iz bırakacak bir insan tanımadıysan, sen bu şehri değil, bu şehir seni sevmez zaten.
uzun lafın kısası, sen ankara'yı sevemezsin, ankara' seni sever. seçici olan odur. o yüzden hiç kasma...
ankara tapılası şehir. taptığım şehir. seçeneklerim olsa bile asla bırakmam.
her duygusu farklıdır. kızarsın eşine dostuna kasvet ve karanlık dolu sokaklarda yürürsün. aşık olursun seğmenler parkında içersin eğlenirsin. ayrılırsın üzülürsün bestekar sokakta içersin. bir seneden fazla bu şehirde yaşadıysan bir daha asla bıkrakamazsın.
iyi kötü 5 senemi geçirdiğim şehir. hayatımın aşkı (bkz: pistolero) ve şimdiye kadar sahip olduğum en iyi dostlarımla tanışmama vesile olduğundan mıdır bilmem, izmir'in sıcak, yumuşak iklimi ve insanlarından sonra bile kötü bir izlenim uyandırmamıştır bende. hatta ve hatta istanbul'da yaşadıktan sonra kendini rahat trafiğiyle baya bir özletmiştir bana. ayrıca akademik çalışmalar yapmak için de bire birdir ankara.
bu şehre aşık olanı oldum olası anlamamışımdır.
neyine aşıksınız allah aşkına?
365 günün 250 günü sisli, gri olan havasına mı?
manzaralarına mı? hani şu paso beton bina olan manzaraları?
şu meşhur "kızılay"ına mı? 5 yıl yaşadım. hala ne olduğunu anlamış değilim oranın.
7. caddesine mi? tunalı'sına mı? ne var ki oraları bu kadar özel kılan.
aga buraya aşıksanız, izmir'e, antalya'ya, istanbul'a giderseniz komalık olursunuz heralde?
ne oluyooo arkadaş ankara'yı övgü gecesi var dediler geldik. zibidi istanbullular çekemese de, en yaşanabilir şehirdir ankara. ha bir tabir vardır, adam yiyor ama çalışıyor. işte o adamı da burada görebilirsiniz.
çoğu insana soğuk gelen şehirdir. sevilmez kolay kolay...
bir yeri sevmek için içinde yaşamak gerekir derler ya, içinde yaşasan dahi bazen sevebilecek hiçbir şey bulamazsın.
Misafirin geldiğinde yapabileceğin şeyler, gösterebileceğin yerler bellidir ki genellikle insan eseridir.
kızarsın, gitmek istersin, yeri gelir küfredersin...
ta ki gitme vakti gelene kadar.
işte o zaman öyle bir özlersin ki, ne zaman ankara'nın bu kadar içine işlediğini merak edersin.
nefret ederdim ben ankara'dan. 3 senedir en sevdiklerimi alıyor benden, benimle ne alıp veremediği varsa. sonra gezip gördüm sever oldum. o da karşılığında aldıklarından birini geri verdi. aramızdaki buzların eridiğini düşünüyorum. bazen canım çekiyor hatta ankara'yı ama hiçbir zaman orda uzun süre yaşamak istemem.
ne zaman uzaklaşsam özlediğim şehir. pek tabi bir insanın hayatına dair tüm anıları neredeyse tek bir şehirle bağlı kalmışsa aslında uzaklaşınca özlenen işte bu anılardır. ankarayı sevmek de zordur ayrılmak da. hele ki ardında bırakacağın biri varsa bu puslu, hüzünlü, mevsimsiz şehirde o gidişler yalnızca hüzün doğurur. Yok arkadaş ankara yalnızken hiç ama hiç çekilmiyor.
mecburiyetten bulunmak zorunda olduğum şehir. öyleydi. hala öyle mi bilmiyorum. anılar demişler.. anıların varsa seversin ankarayı.. tam olarak öyle sanırım. geçen sene cehennem olan günlerim bir bakıvermişim güneş altında kiraz ağacı gibi..
anılarım var artık.. yaşadığım şeyler.mutluluklarım var evet.mutsuzluklarımdan daha çok artık.birşeyleri yapma gücüm var artık.
aşık olduğum adam var artık. her yerde anılar.. ankara şimdi bana mutluluğu veren şehir.