sözlükte hakkında yazılan 10 dakikada her yeri bembeyaz olma olayını okuyup camdan dışarı bakınca beni iyice şaşırtan şehir. ulan sabaha ne planlarım vardı be. gerçi belliydi bugünkü keskin soğuğun ardından karın gelmemesi beklenemezdi.
bu şehri ayakta tutan öğrencilerdir. öğrenci nüfusu olmazsa bir hiçtir. sınav vakitlerinde bahçeliye bir gidin bakın. kimse yok lan. ne cafelerde, ne caddelerde. hayalet şehir gibi. normal zamanda bir tek sandalyenin boş olmadığı sıtarbaksın yarısında çoğu boştu. ne zaman gitsem boş yer zar zor bulduğum bir kafede sadece 3-5 kişi vardı ki abartmıyorum. ankara esnafının canı öğrencilerdir.
Sabahtan beri istanbul'da yağan karın tantanasına karşılık 10 dakikada her yeri bembeyaz olan şehir. Çok seviyorum be ben burayı. Kara aşığım ankaraya ayrı aşığım.
tabiri caizse ankara angara'dır yerlisinin dilinde. denizi olmasa da, gri olduğu düşünülse de ilk bakışta, aslında sıcak ve samimidir ankara. burada yaşamayanın tadını bilmeyenin alışmakta zorlandığı ama belli bir vakitten sonra da kopamadığı bir şehirdir ankara. lüksün yanında avam tabakadan insanlarında yaşadığı karışık olduğu halde bir o kadar renklidir de.
her ne kadar denizi tatmamış olsamda ankara'da doğup büyüdüğüm için mutluyum bu gri kentte...
kimilerinin sevdiği kimilerinin ise sevmediği-sevemediği, bana göre ise aşk gibi bir şehir.
uzun yıllar yaşamadım. orada doğmadım. büyümedim.
eski halini bilmem. altı üstü birkaç yıl kalmışlığım vardır.
şimdi bana ''ne oldu da bu kadar sevdin o zaman?'' diyebilirsiniz.
hiç duraksamadan ''o'' diyebilirim.
bir şehrin ne kadar gri olduğu biraz da bize bağlı değil midir?
yolları, sokakları, caddeleri, gidilecek görülecek yerleri midir hep bir şehri güzel ya da çirkin yapan?
yaşanmışlıkların/yaşanacakların hiç mi önemi yoktur?
bunun içindir sanırım bu şehri bu kadar sevmem.
artık başka bir şehirle kıyaslamam, kıyaslayamam.
benim en güzel, en muhteşem, en kötü ve en boktan anılarımı saklar/saklayacak her bir taşının altında. ankara'ya haksızlık edemem.
bunun içindir ki istanbul gibi bir şehirde yaşarken, öncelikle ''o'' orada diye; sonra da huzurlu diye özlerim hep ankara'yı.
vega söyler ''ankara''..
haluk levent söyler,
haramiler har yağıyor bugün ankara'ya...
alpay-ankara garında...
nazan öncel-ankaralı sevgilim.
''sen bir dost gibi, kardeş gibi özlenen sevgili..''
geçirilen 5 yılın ardından özlenilendir. Cebeci, kızılay, gazi mahallesi, beşevler, 19 mayıs stadı, gençlerbirliği maçları. kısmetse şark görevinden sonra kesinlikle dönüp hayatıma devam edeceğim şehir. ah ulan ne vardı, direkt hakkari'de mesleğe başlayıp iki yıl sonra ankara'ya dönseydik..
bakanlıkların, genelkurmayın falan önünden geçerken gerçekmiymiş la buralar dedirten, metrekareye 25-30 memur düşen şehir. pazar sabahları sokağa çıkma yasağı mı var dersin . bir evim bir arabam olsun çocuğumda odtü bilkentte okusuncu insan yığınları. (bkz: of sikildim)
adamı eğiten, öğreten, o ya da bu şekilde kendine uyduran şehir. denizsizliğine, ağaçsızlığına, gürültüsüne, kirliliğine alıştıran; istanbul gibi yedi düvelin dilinde, şiir tadındaki şehirde bile durup durup özleten, hoşlanılan kızın sınırları içinde bulunduğu başkent.
7/ 24 hareketli şehirdir. kızılay' dan dikmen' e dolmuşlarla gitmek söz konusudur. genelde öğlen saatlerinde kaldırıma iğne atılsa, birinin üzerinde kalır, yere düşmez. ankaragücü ve gençlerbirliği, şehrin hem renkleri hem süper lig temsilcileridir. herhangi bir maç günü sarı lacivert süslenmiş gelin gibi köprüler görebilirsiniz.