iç Anadolu’nun hırtlığı ve gelişmişliğini bir arada tutan , cumhuriyet kokan , bürokrasi kokan , kendine has havası olan, ne izmir li ne istanbul lunun anlayamayacağı bir değişik rengi olan bir şehir.
Geçirdiğim beş yılın ardından izmir Li biri olarak çok özlüyorum.
Ankara bir başka ...
üniversiteyi izmir'de okumuş, neredeyse 1 yıl istanbul'da yaşamış, Antalya, muğla dahil güzel sayılabilecek şehirlerimizi görmüş,bir süre kalmış biri olarak, Ankara'ya Türkiye'de muadil bir şehir olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.
diğer şehirlerde güzel ancak bazı olumsuz yanlarıyla ankara'nın hep gerisindeler.
kolay ulaşımıyla, merkezin belli yerlerde toplanması-önemli yerlere erişilebilirliğiyle, tiyatrosuyla, konserleri-kafeleriyle rakiplerinden kolayca sıyrılıyor başkentimiz.
ankara bir halk şehri herşeyden önce. cumuriyetin kokusunu içinize çekersiniz ulusta her kaldırımı arşınladığınızda. halk ne demek, çoğunluğun-halkın egemenliği ne demek, mücadele-kurtuluş savaşı ne demek bu şehirde hissedersiniz iliklerinize kadar. afyondan ankaraya giderken her seferinde halkımızın verdiği büyük mücadelelerin yapıldığı muharebe alanlarından geçersiniz ve tarihte bir hızlandırılmış bir yolculuk yapmış gibi olursunuz.
yorgun bir mesai akşamı biraz dağıtabilceğiniz bir mekana gidip konserlere avazınız çıktığı kadar eşlik edersiniz, haftanın tüm yorgunluğu gider.
tunalıda amaçsızca saatlerce yürürsünüz hiç sıkılmadan, yaşayan binalar ve caddelerle sırdaş olursunuz.
bahçelide şehrin tüm mozaiğini tek bir caddede görürsünüz. kalbe pompalanan kan gibi sürekli bir sirkülasyon halindedir bahçeli.
eymirde bisiklet turu yaparsınız hafta sonu güzel bir güneşli günde. mola verip çimenlere uzanırsınız gölün sessizliğini dinlersiniz. karabataklar bozar sessizliği ve doğanın ahengine dalıp gidersiniz.
seğmenlerde katlanır sandalyenizi alır saatlerce oturur, bir yandan kitabınızı okursunuz. güneşin batarkenki muhteşemliğini ankara manzarası eşliğinde izlersiniz.
kısaca ankara güzel şehirdir, cumuriyetin kalbidir, ülkenin damarlarıdır.
Türkiye'nin başkenti, nüfus açısından istanbul'dan sonraki ikinci büyükşehir, bozkır bitki örtüsüne sahip, karasal iklim görülen, hemen her iç anadolu şehrinde olan ayazlarıyla meşhur şehir.
1 gün içerisinde yazdan kışa geçme becerisine sahip başkent. kaç yıldır buralıyım, bir türlü alışamıyorum şu soğuğuna... gerçi bugün fena değildi hava ama yarın ne olacağını kim bilebilir ki?
Başta nefret ettiğim şehre gün be gün aşık oluyorum. Sokaklarında gezerken başka bir şehre gittiğimde özleyeceğim diye dertleniyorum. Ankara dışında nereye gidersem aynı yer olacakmış gibi hissediyorum. Ülke gözümde ankara ve diğer şehirler olarak ikiye bölünmüş durumda. Memleketimin de buna dahil olması çok garip tabii.
Bu başlıkta okuduğum onlarca entry ve çevremden duyduğum bir o kadar yoruma bakarak ankaralılara ankara hakkında yapılan olumsuz ve değişik yorumlara sinirlenmemelerini tavsiye ediyorum. Şehir gerçekten çok garip. Bir yandan çekici bir yandan itici. Bir yandan nefret ettirici bir yandan bağlayıcı. içindeyken sıkan, dışındayken kendini özleten bir karakterde.
Yıllar içinde duygularım dalgalansa da 6 yılın sonunda anlam veremediğim bir sevdayla ankara'ya tutulmuş vaziyetteyim. insanlarından, mekanlarından ve zamandan ayrı müşahhaslaşan ve gönlümde mülkiyet edinmeye ve bunu sinsice ilerletmeye devam eden garip bir şehir.
Hayatımın en zorlu ancak en güzel zamanlarını geçirdiğim şehirdir. Kasvetli, gri ve bürokratik bir şehir olmasından mütevellit insanların daha samimi ve sıcak ilişkiler kurduğu ve buna daha fazla önem verdiği yerdir. Farklı farklı birçok noktasında hayatımın en güzel anılarını biriktirmiş olmamdan mıdır bilmem ama hem Ankara'ya hem de orada yaşadıklarıma inanılmaz özlemim vardır.