Başta nefret ettiğim şehre gün be gün aşık oluyorum. Sokaklarında gezerken başka bir şehre gittiğimde özleyeceğim diye dertleniyorum. Ankara dışında nereye gidersem aynı yer olacakmış gibi hissediyorum. Ülke gözümde ankara ve diğer şehirler olarak ikiye bölünmüş durumda. Memleketimin de buna dahil olması çok garip tabii.
Bu başlıkta okuduğum onlarca entry ve çevremden duyduğum bir o kadar yoruma bakarak ankaralılara ankara hakkında yapılan olumsuz ve değişik yorumlara sinirlenmemelerini tavsiye ediyorum. Şehir gerçekten çok garip. Bir yandan çekici bir yandan itici. Bir yandan nefret ettirici bir yandan bağlayıcı. içindeyken sıkan, dışındayken kendini özleten bir karakterde.
Yıllar içinde duygularım dalgalansa da 6 yılın sonunda anlam veremediğim bir sevdayla ankara'ya tutulmuş vaziyetteyim. insanlarından, mekanlarından ve zamandan ayrı müşahhaslaşan ve gönlümde mülkiyet edinmeye ve bunu sinsice ilerletmeye devam eden garip bir şehir.
Hayatımın en zorlu ancak en güzel zamanlarını geçirdiğim şehirdir. Kasvetli, gri ve bürokratik bir şehir olmasından mütevellit insanların daha samimi ve sıcak ilişkiler kurduğu ve buna daha fazla önem verdiği yerdir. Farklı farklı birçok noktasında hayatımın en güzel anılarını biriktirmiş olmamdan mıdır bilmem ama hem Ankara'ya hem de orada yaşadıklarıma inanılmaz özlemim vardır.
Valilik tarafından toplu taşıma kullanımlarında hes kodu bulundurulması zorunlu hale getirilmiş.
otobüslerde göt göte yolculuk ediyoruz. Yeni mi aklınıza geliyor böyle şeyler?
bir Ankaralı olarak .özlenecek zerre bir olayı yok. bomboş ruhsuz karma karışık bir şehir. kafanı yukarı kaldırdığında her yer ev bina . ulan böyle şehir mı olur dersin ? oluyor . Anıtkabir ile başkent ünvanını kaldırın aha dümdüz bir iç Anadolu şehri .