beni yıl itibariyle termofor denen $ey ile tanıştırmış şehir. ne güzel bişiiymiş lan bu. ohh, şu anda iki adet termoforumla ankara'dan yazıyorum sözlük. ankara soğuğu mu? hah.
ey insan arşı yayla! ey bozkır! ey ankara!
seslen bana: ben senden nasıl uzak yaşarım;
bahtım, senin bağrından ayrıldığım an kara,
ben sendeki gözlerden feyz alarak yaşarım.
halep ordaysa arşın burda. dersen ne çıkar?
sende al atım için meydan da cirit de var.
başka yerin sahrası hız almaya bile dar!
ben sende heyecanım şahlanarak yaşarım!
koşarım bozkırlarda gem bilmeyen bu tayla,
hislerim sürü sürü benim, bağrım da yayla.
ana gibi, yar gibi kaynaştım ankarayla,
alnım gökten yukarı, mermerden ak yaşarım.
fatihin gemileri nasıl kaydı karada?
nasıl bir sızı vardır şerefli bir yarada?
ben böyle imkânsızlık içinde ankarada,
hayatımı sürerim, hislerimi yaşarım.
gönlümü atsalar da dünyanın bir ucuna,
düşer bir gülle gibi ankaranın burcuna,
bilmem şahin sığar mı avuçların ucuna,
ankarada ben böyle çırpınarak yaşarım.
behçet kemal çağlar
gibi bir şiirin yazılmış olduğu ve yaşadığım şehir.
yıllarını geçirsen de aştiye her inişinde insana yabancı gelen şehirdir ankara, her zaman bir mesafelidir sana, içli dışlı olamazsın.
penceresiz ufak bir banyoda duş alırken içeri dolan sıcak su buharıdır ankara, içini hem ısıtır insanın hemde bunaltır arada sırada.
hayatın aslından çekilen çizgileri belirgin bir fotokopidir ankara, güzel hatlara sahip lakin renksizdir gökyüzü bile gri gelir insana.
ilk gelişinde sevilmeyen yerdir ankara zamanla stocholm sendromu misali sevilir ama asla aşık olmazsın sen ona.
gençliğinde çok eğlenmiş, seneler önce kendi içinde sahili, denizi barındırmış lakin orta yaşa gelince eğlenceye sırt dönmüş, suyu çekilmiş gibidir, elinde iş çantası, üzerinde koyu renk takım elbisesi, hafif yorgun yürüyen bir insan misali durgundur ankara istese de hareketlenemez bundan sonra.
dostluktur ankara... kardeşliktir... bize gidelimdir , bizde yiyelim , bizde kalalımdır... " bende para var oğlum sen gel " dir... beraber dayak yiyip kahkahalarla seneler boyu hatırlamaktır... sevgidir ankara... izmirli , istanbullu gibi denizini boğazını değil , sebepsiz yere seversin ankarayı... tıpkı anneni sever gibi karşılık beklemeden... ayıptır ankara... " yanında kız arkadaşı var boşver " dir... içindeki anadolu hamurunu kaybetmeyen tek büyük şehirdir... işte bu yüzdendir ki sizin orada dost dediklerinize biz ankara' da arkadaş deriz... bizim burada dost dediklerimiz ise sizin orada yok. (alıntı)
istisnalar olmakla birlikte sadece ankaralıların sevdiği şehir. herkes doğduğu toprakları sevdiğinden bu birşey ifade etmez. niğde den gelip ankara yı sevenlerde birşey ifade etmez. istanbul aşığı ankaralı izmirli çoktur. izmir aşığı istanbullu ankaralı çoktur. ama ankara aşığı istanbullu izmirli yoktur.
bir kış akşamı bu şehirde saat 20.00 sularında tunalı hilmi caddesi kuğulu parkta bulunmuştum. lapa lapa kar yağıyordu. o zaman karar vermiştim türkiye'nin en güzel şehirlerinden biri olduğuna. o kar, o sakinlik, o huzur, insanların sıcakkanlılığı ve ahşap döşemeli arjantin caddesi kafeleri. istanbul'a dönüşü gerçekten zor olmuştu.
dostluktur ankara.. kardeşliktir, bize gidelimdir, bizde yiyelim, bizde kalalımdır...
bende para var oğlum sen geldir.. beraber dayak yiyip kahkahalarla seneler boyu hatırlamaktır.. sevgidir ankara.. izmirli, istanbullu gibi denizini boğazını değil, sebepsiz yere seversin ankara'yı.. tıpkı anneni sever gibi karşılık beklemeden..
ayıptır ankara.. yanında kız arkadaşı var boşverdir.. içindeki anadolu hamurunu kaybetmeyen tek büyük şehirdir... işte bu yüzdendir ki; sizin orada dost dediklerinize, ankarada gardaş derler...
ankara bir erkeğin karısıdır. istanbul kaçamak yaptığı kadın.her ne kadar istanbula gidip gelse de dönüp dolaşacağı yer ankaradır. izmir ise aşık olup evlendiği kadındır. hiçbir yere gitmesine gerek yoktur artık.
şehirdir neticede. bakarsan başkent olur, bakmazsan köy olur. gel gelelim insan dediğin baksan da bakmasan da ayıysa ayı kalıyor. sözüm meclisten dışarı (meclis derken, tbmm'den bahsediyorum.) ankara'nın yerlileri bildiğin ayı.
buradan ulu önderimiz atamıza serzenişte bulunmak istiyorum izninizle. burayı başkent yapacak ne vardı atam? olmuş mu bu şimdi? yakıştı mı sana? sen beğendin mi? içine sindi mi yani? bu ayılar senin sayende devlete boktan arazilerini fahiş fiyattan satmış, rüyalarında bile göremeyeceği paraları devletin kesesinden sömürmüşler. olacak iş mi?