yıllarını geçirsen de aştiye her inişinde insana yabancı gelen şehirdir ankara, her zaman bir mesafelidir sana, içli dışlı olamazsın.
penceresiz ufak bir banyoda duş alırken içeri dolan sıcak su buharıdır ankara, içini hem ısıtır insanın hemde bunaltır arada sırada.
hayatın aslından çekilen çizgileri belirgin bir fotokopidir ankara, güzel hatlara sahip lakin renksizdir gökyüzü bile gri gelir insana.
ilk gelişinde sevilmeyen yerdir ankara zamanla stocholm sendromu misali sevilir ama asla aşık olmazsın sen ona.
gençliğinde çok eğlenmiş, seneler önce kendi içinde sahili, denizi barındırmış lakin orta yaşa gelince eğlenceye sırt dönmüş, suyu çekilmiş gibidir, elinde iş çantası, üzerinde koyu renk takım elbisesi, hafif yorgun yürüyen bir insan misali durgundur ankara istese de hareketlenemez bundan sonra.