karlı bir kış gecesi tunalıda tek başına gezerseniz anlayabileceğiniz şehir. Ayrıca istanbul taraftarları o kadar delirmiş ki "istanbul'un trafiği daha fazla" diyerek övünecek hale gelmiş. *
kendisine sövenleri bile içinde barındıran merhametli şehirdir. ne istanbul gibi yutar ne de izmir gibi güzelliğiyle aldatır adamı. bozkırdır, soğuktur, "götü yiyen gelsin" şehridir. anıların şehridir ankara. yoksa bir anın sevemezsin. ayazinda it gibi sevdiceğini beklemediysen eğer sevmenin değerini de bilemezsin. varoşlarındaki "gardaşlığı" da hiçbir kıyı çocuğunda bulamazsın.
toplu taşıma sisteminin büyük bir bölümüne ve bu taşıtlara binerken kullanılan kartlara ego diye bir isim vermiş, şehirlinin diline yerleştirmiş garip şehir. birisi sorduğunda neden otobüse ya da kartlarınıza "ego" diyorsunuz diye, kişide syntax errora sebebiyet verebilecek başkent.
kaçmış olsam da kurtulamadığım şehirdir. evet 10 yıl yaşadım, üniversite okudum, aşık oldum, evlendim ve sonra en çok yaşamak istediğim yer olan bodrum'a yerleştim. ama bu kadar ilk ve önemli şeyi yaşarsan ezginin günlüğü'nün dediği gibi "bu şehir arkandan gelecektir"...
surekli istanbulla karsilastirilan, bozkir bitki ortusunden dolayi sevilmemek soyle dursun, nefret edilen, Turkiye nin baskenti -sehir-.
lakin ankara yi sevmek kolay birsey degidir.
oyle ki: bir insan
istanbul'u bogazi,
izmir'i karsiyakasi,
ICIN sevebilirken,
Ankara yi olsa olsa Ankara'ya RAGMEN sevebilir.
mecburiyetten bulunmak zorunda olduğum şehir. öyleydi. hala öyle mi bilmiyorum. anılar demişler.. anıların varsa seversin ankarayı.. tam olarak öyle sanırım. geçen sene cehennem olan günlerim bir bakıvermişim güneş altında kiraz ağacı gibi..
anılarım var artık.. yaşadığım şeyler.mutluluklarım var evet.mutsuzluklarımdan daha çok artık.birşeyleri yapma gücüm var artık.
aşık olduğum adam var artık. her yerde anılar.. ankara şimdi bana mutluluğu veren şehir.
ne zaman uzaklaşsam özlediğim şehir. pek tabi bir insanın hayatına dair tüm anıları neredeyse tek bir şehirle bağlı kalmışsa aslında uzaklaşınca özlenen işte bu anılardır. ankarayı sevmek de zordur ayrılmak da. hele ki ardında bırakacağın biri varsa bu puslu, hüzünlü, mevsimsiz şehirde o gidişler yalnızca hüzün doğurur. Yok arkadaş ankara yalnızken hiç ama hiç çekilmiyor.
nefret ederdim ben ankara'dan. 3 senedir en sevdiklerimi alıyor benden, benimle ne alıp veremediği varsa. sonra gezip gördüm sever oldum. o da karşılığında aldıklarından birini geri verdi. aramızdaki buzların eridiğini düşünüyorum. bazen canım çekiyor hatta ankara'yı ama hiçbir zaman orda uzun süre yaşamak istemem.
çoğu insana soğuk gelen şehirdir. sevilmez kolay kolay...
bir yeri sevmek için içinde yaşamak gerekir derler ya, içinde yaşasan dahi bazen sevebilecek hiçbir şey bulamazsın.
Misafirin geldiğinde yapabileceğin şeyler, gösterebileceğin yerler bellidir ki genellikle insan eseridir.
kızarsın, gitmek istersin, yeri gelir küfredersin...
ta ki gitme vakti gelene kadar.
işte o zaman öyle bir özlersin ki, ne zaman ankara'nın bu kadar içine işlediğini merak edersin.