evrenin nihai gücü, düzeni ve adaleti olarak düşünüyorum ben, bizim gibi bir varlık olmasındansa. herkes neden iki tane allah yok diyor ama allah öyle bir canlı gibi değil işte, zaten olması gereken bir şey. anlatması da zor.
nasıl, bir ışık görsek, o ışığın bir kaynağı olduğunu biliriz; bilgi de, her şeyi bilen tanrı'nın ışığıdır. bu yüzden; bilginin her zaman var olduğunu göstermek, onu var edenin de her zaman var olduğunu göstermektir. onun, zamanı ve mekanı kuşattığını göstermekse onun tek olduğunu göstermektir.
"bilgi yoktur." ifadesini bilgi kabul etmek çelişkilidir. çünkü; bu kabul, aynı zamanda hem bilginin yok olduğunu hem de bilginin var olduğunu kabul etmektir. yani; bilgi vardır. bilginin, bilme fiili ile birlikte var olduğu ve bilme fiilinin failinin bilen olduğu dikkate alındığında; en az bir bilen vardır.
çevremize baktığımızda; bir takım olayların var olduğunu ve bu olayların, zaman ve mekan ile sınırlı olduğunu görüyoruz. bu olayların da bilgisi var. bilginin, bilme fiilinin sahibi bilen -şüphesiz- tüm bu olayların bilgisini de bilir. zaman ve mekan içindeki bu olayların bilgisini ise ancak zamanı ve mekanı kuşatıp gözlemleyebilen bir kimse bilebilir. demek ki bilginin ve bilme fiilinin sahibi bilen, zamanı ve mekanı kuşatıp gözlemleyebilendir. mekanı kuşatan, mekanı her tarafından kuşattığından tektir; mekanın üstünde olduğundan yücedir, mekanı her tarafından kuşatıp mekanın üstünde olduğundan ve de mekanın üstünde tek büyüklüğe sahip olduğundan sonsuz büyüklüktedir.
inkarcıların ortak özelliği tıpkı Allah'ı inkâr ettikleri gibi ruhu da inkâr etmeleridir. Açıklayamayacağımız şeylerin olmadığını iddia etmek, metafiziğe tapınmaktır. Bilimi kabul edip metafiziğe tapınmak da neyin nesi oluyor? Yobaz dinci ile bunların pek farkları yok.
--spoiler--
"penis yaratmakta ne bileyim dümen varken"
--spoiler--
geçen serin hikayelerini ballandırarak anlattığın kafan kadar memeler, o ağzına aldığın zekerin olmasa hiçbir işe yaramaz. ayrıca yine o zekerin içinden geçen yumurtanın suyundan çıktın. hani yaratmak derken Beğenmiyorsun ya elindekini..
----
bizi, bize ihtiyaç duyduğu için yaratmadı Allah..
yaratmak uluhiyetin alametidir. var mı başka yaratan? yok. işte bu bile tek başına cenabı allahın vahdaniyetinin alametidir. sen ben o, biz siz onlar, hiç birimiz olmasaydık da cenabı Allah yine yaratırdı ama sen olmazdın ben olmazdım. bak varız değil mi? iyi ki yaratmış çok şükür hamdolsun..ne iyi yapmış..
niye Allah sana muhtaç olsun ki? bütün mahlukat Allah'a muhtaçtır. Allah kimseye muhtaç değildir. bu düşünce bazı sapkın Yahudilere ait kibirli bir düşünce ve yüzden de kendilerini üstün sınıf olarak görüp siyonun emrine girip dünyayı yangın yerine çevirdiler Allah onları kahretsin inşallah. dünyanın düzenini bozdukları gibi cenabı Allah onları da ters yüz etsin..
Allahu tealanın varlığı bu alemin oluş sebebidir. Çünkü Allah vardı ve ondan öncesi yoktu. Allahın varoluşunu anlamak için kendine şunu sor zamanın başlangıcını ölçebilirmisin. Hayır çünkü onun içinde ayrı bir zaman kavramı gerekiyor. Alemler Allahın koyduğu nizamlarla çalışır. Kimileri buna fizik kanunu der. Bu evrende her şey döne döne Allaha ibadet eder.
her şeye bu temelde bakıp,
muhtaç olan değil,
ihtiyaç duyulan olduğunuzun farkına varıp o'na hizmet etme arzusuyla yaşamak istediğiniz,
onun sizden ihtiyaçları doğrultusunda çalışmaktan keyif almadığınız,
sizin için belirlediği ilahi amacı keşfetmek için çabalamadığınız sürece,
depresyon ruhunuzu esir almaya devam edecek.
çocukken dev gibi sarıklı bir adam olarak hayal ederdim. bir türlü kafamda tam büyütemezdim. evrenden bile büyük diyorlardı. benim hayal gücüm maks apartman kadar yapabiliyordu. bazen dünya kürenin yanında dünyadan az daha büyük hayal etmeyi başarıyordum, sonra diyordum ulan evrenden yine küçük! tı allaaam.
islam uleması, musa'nın tanrısının adını bilmemektedir. arapçada (nebatice, süryanice, nasturicede olduğu gibi ) her kelime dişil/eril anlamlar taşır. allah, lah lat değildir. lat'ın eril versiyonudur. lat, lah'ın dişil versiyonu. ve kuran yanlış bi kaynağı referans almaktadır. elohim, elaha'nın çoğul hali olmakla beraber, çok kadim bi nebati tanrısı "Dushara" (çöldeki yağmur ve fırtına tanrısı, zeus gibi ) nın en yaygın sıfatlarından biridir.
lat, kadim-yüce nebati tanrısı, pagan tanrılarının şefi olan Dushara'nın (lah) eşiydi, ve bu gerçeğe atıf yapan birçok kuran ayetiyle karşılaşabilirsiniz. etimolojik açıdan birçok kavram olduğu gibi kutsal kitaba geçmiş: https://en.wikipedia.org/wiki/Nabataean_religion
torah'ta musa'nın tanrısının adı allah, god, tengri, rab değil, yhwh'tir. bu kelime kendini 6800, 7000 kez tekrar ediyor!