dünyanın en zengin adamlarından biri olup da bu kadar kısmetsiz olmayı nasıl başarıyor gerçekten üniversitelerde tez konusu olur. vizyon diye geldik tansiyon hastası olduk çıktık, allah sonumuzu hayretsin.
ilk geldiği günlerde hepimize uzay çağını vadeden ama günün sonunda bizi yine klasik türk futbolu kaosuna hapseden ilginç bir hayal kırıklığı. o kadar büyük beklentilerle, o kadar şık sunumlarla girdi ki hayatımıza, insan ister istemez bu sefer gerçekten bir şeyler değişecek sanmıştı.
ama şimdi bakıyoruz, vizyon dediğimiz şey hakem odası basmakla, rakip yöneticiyle laf dalaşına girmekle eşdeğer hale gelmiş durumda. belki niyet çok iyiydi, belki şartlar zorladı ama o vadedilen beyaz yaka duruşu yerini bildiğimiz mahalle abisi moduna bıraktı, üzücü olan da bu zaten.
her sene şampiyonlar ligi vaadiyle başlayıp sezon ortasında takımı mahalle maçına çevirmeyi başaran garip bir illüzyon. o kadar zenginliğin içinde bize fakir edebiyatı yaşattığı için kendisini tebrik ediyorum.
büyük umutlarla başlayıp her sene hüsranla biten garip bir döngüye dönüştü. o kadar kaynağa rağmen başarısızlık istikrarını sürdürmek de bir başarı sayılır mı bilemedim. artık aziz yıldırım dönemini bile mumla aratır hale geldi, tebrik etmek lazım.