ben çocukken bazı akşamlar mutfağa sanki herhangi bir şey alır gibi girer, her zamanki sıradan hareketlerimle buzdolabını açar, içinden yumurta alıp soğukkanlı bir şekilde karşı pencerelerden birine açık camdan sallardım. ev ne kadar kalabalıksa, ne bileyim misafir filan gelmişse, böyle zamanları daha çok tercih ederdim. sanki arada kaynayacak gibi gelirdi. civcivlerin ayaklarını havanla döverken müziğin sesini sonuna kadar açmanın gizemli sapkın zevkini hatırlatırdı bana. sonra hiçbir şey olmamış gibi salona döner ve üç dört haneli sayıları nasıl da aklımdan toplayıp
çarpabildiğimi misafirlere gösterirdim. bu da bana masum, sevimli, her caninin, katilin, pisliğin
olması gereken temiz tarafı gelirdi, yapmak zorundaydım yani.
bir sabah komşu kadının yumurtanın sarısını malayla kazırken savurduğu beddualar üvey anneme kadar geldi. krep yapıyordu şansıma. halbuki mutfağa pek uğramazdı. hele sabahları asla. kafayı kaldırıp bana baktığın an ikimiz de anladık suçlunun ben olduğunu. yumuşak sordu. korkma bişey yapmayacağım dedi. cevap vermedim. krep yandı. benim yüzümden değil ama, beceremediğinden. bir daha sordu, "oğlum" diye başladı hatta, "m"harfi pek duyulmadı ama dedi sonuçta, "bak söz veriyorum". söyledim. neden dedi? hiç öylesine dedim.
sözünü tutmadı. tıpkı sanal dostlarım gibi gerçekleri söylediğimde beni acımasızca cezalandırdı. ama bu seferki oklava acısını benzemiyor. yüreğim kanıyor. bildiğimiz kanamak işte. emmek istiyorum, olmuyor, bişey basıyım diyorum, bulamıyorum, kanayan bir yerim var ama ben öylece duruyorum.
hani söz vermiştiniz... üç yazar... hani hiçbir şey olmayacaktı bana... hani gerçeği söylemek her
zaman iyiydi... peki ben niye çok kötüyüm ya? korkuyorum. neden gittiniz? neden eskisi gibi
değil hiçbir şey? acıyamıyorsunuz bile bana. yok saymayı tercih ettiniz. hiç yaşanmamış gibiyim.
sizi hiç büyülememiş gibi. yokum. daha önce olmadım da. bir gün kalkacağım ama bu arabadan. yemin ediyorum yazdıklarımı bir bir yaşayacağım. ben önce yazar, sonra yaşarım, hayır kendimi kandırmıyorum, gerçek bu, vallahi de bu, bana gerçeğin farklı olduğunu söylemeyin lütfen, sizin de yüreğiniz kanar yoksa, sizin de.
Şu küfürbaz albayı bırakta sözlükte sana yüzsüz diye iftira atılmış çok zoruma gitti. Gözünden kaçmıştır. Başlık duruyor ver şunlara ağızlarının payını.
Şu leş ortama bir kaç değil, üç beş beden büyük gelen yazar. Tek sorun Kemalist tayfadan hazzetmemesi, aksi olsaydı yere göğe sigdiramazdi bu çapulcular!
Sakaryaya geleceğim diyor, başkan bir uğra da -gider ayak- şu akp. meselesini konuşalım, hayrlısıyla!.
"KEREM-ALi dağları 'AKINCI TÜRK' adları,
Vatandır okulları yıktılar tağutları.
O dağlarda O dağlarda anlatırlar dünyaya,
Anlatırlar çağlara Lâ ilâhe illallah.
Akabede elleri Bedirde kardeşleri,
Vuruşurlar vuruşurlar bulurlar cennetleri.
Savaş bitmez şehit bitmez anlatırlar dünyaya, Anlatırlar çağlara Lâ ilâhe illallah.
Besmeleyle başlandı halka halka toplandı,
On beşinde genç yiğitler dağlarla nişanlandı.
O dağlarda O dağlarda anlatırlar dünyaya,
Anlatırlar çağlara Lâ ilâhe illallah.
Çocuklar şehit olup kıyam kıyam büyürler,
Silaha el erince o dağlara yürürler.
Savaş bitmez şehit bitmez anlatırlar dünyaya,
Anlatırlar çağlara Lâ ilâhe illallah" https://galeri.uludagsozluk.com/r/2370196/+
(Mesut YABANiGÜL)
not: "Kerem-Ali" Hendek de bir dağ silsilesi.
Özelden bugün ciddi tahrik edilen yazar. Özellikle kim olduğum soruluyor. Kim olduğumu bilmiyorum ama nasıl biri olduğumu tarif edebilirim.
Azizim ben anasız babasız büyümüş bir adamım. Kimsem yok. Belki de o yüzden Şu hayatta ciddiye aldığım hiç bir şey yok. Aşırı bencil bir adamım bunu biliyorum. Hani derler ya "sikmediği eşeğe ot vermez" , işte o adam benim. Kimseyle işim olmaz. Paramı kazanır kendi işime bakarım. Maddi menfaatim yoksa kimseyle muhattap olmam. Çok sinirli bir adam değilim. Çok okurum. Misal beni sevmeyen kemalist denyoların belki lisede okuduğu nutuk'u ben ilkokul 3 te okumuştum. Lise bitmeden klasik edebiyatın bütün eserleri bitmişti mesela.
Özetle azizim , okuyan ve dünya sikinde olmayan bir adamım. Günümü gün etmeyi severim. Zamanım oldukça buraya yani siz yazarların üzerine boşalırım. Yani rahatlamak için. Sonra da gider işime bakarın. Toprak olana kadar böyle yaşayacağım. Sonrası allah kerim.
sanırım itiraf vakti geldi sözlük... tanrı ve aziz paul tüm günahlarımı bağışlasın.
geçenlerde uyku sersemliğinin verdiği dalgınlıkla ev arkadaşımı ve onun kız arkadaşını becerdim. ikisini birden. çok hızlı oldu ve ertesi sabah bir kıç ağrısı ile uyandılar. allahtan hiçbir şey hatırlamıyorlardı.
oh mon dieu! ucuz atlattım. en yakın arkadaşımı kaybedebilirdim.