yalnızca savaşmasını değil, ölmesini de biliyordu. gecenin karanlığında kaçan ile kovalayanı ayırt etmek zordur fakat bir gün haklı olduğu anlaşılacak... eninde sonunda... (88)
1935 yılında almanya da tren taşımacılığını güölendirmek için otobüsleri yasaklayan ve bu yasağaı hala yürürlükte olan kişi. 1 ocak 2013 te yasak kalkıyor.
nasıl bir yaratıktır bilmiyorum, allah ona o yüreği nasıl verip de onu yaratmıştır aklım almıyor.geride bir cehennem bırakıp cehennem olmuştur kendisi. yeryüzünün en gereksiz kuludur.
facebook sayfası uzunca bir süre hackli durumda ya da yok. oysaki faşizmden çok daha tehlikeli, çok daha kanlı, çok daha bela olan komünizm ya da komünist liderlerin sürüyle sayfası var. çarkına tüküreyim dünya.
tek taşşağını savaşta kaybetmiş yahudi katilidir. Ancak "Bütün Yahudileri Ölmürmediğim için Bana Küfür Ediceksiniz" sözüyle ne kadar doğru konuştuğunu anlamış olduğumuz katildir.
almanlar üstün ırk falan derken tek başına alman ordusunun dünyaya kafa tutması ve sadece stratejik eksilik yüzünden savaşı kaybetmesi sonucunda , lan acaba? dedirtmiştir. sadece yahudileri öldürtmüş, istila ettiği hiç bir yerde sivil halka zarar vermemiştir.
amcık yahudi sinemasına (hollywood) bakıp aldanmayın, alman ordusu dünyanın en disiplinli ordusuydu ve tecavüzün (almana yada başkasına) cezası kurşuna dizilerek idamdı. yahudi öldürmek ise serbestti.
vakti zamanında ödev konum olmuş olan büyük katil. ressam olmak istersen nasıl bu kadar
uç bir kişiliğe bürünüp hayvanlaşmış, canileşmiştir düşünülesidir!
tarihin en büyük o.çocuklarından biridir.
öldürmediği 1 yahudi varmış. o da Hess denen bir komutanmış!
"Hess, Protestan olarak vaftiz edilmesine karşın anne tarafından Yahudi idi. Bu yüzden Naziler tarafından "tam kan Yahudi" olarak nitelenmiş ve 1935'te yargıç görevinden ayrılmaya zorlanmıştı. 1936 yılında Hitler'e dilekçe göndererek kurtarılmasını isteyen Hess, Yahudi olarak suçlanmasının kendisini için ölümden beter olduğunu söylemişti. Hitler bu dilekçeden sonra Hess'in gaz odasına gönderilmesini engelledi."
Sovyetler'e saldırması her ne kadar aptalca gözükse de Reich imparatorluğunun savaşı sürdürüp kazanması için mutlaka yapılması gerektiğini düşünen ve bu hususta da haklı olan şerefsiz, elleri götü başı kanlı lider.
Almanya'nın ve katlettiği ülkelerin doğal kaynakları, o korkunç harp makinesinin çarklarını döndürmek için yetersiz kalmaya başladığı zaman böyle bir karar almıştır Hitler. Amacı, uçsuz bucaksız toprakları, madenleri, petrolü ve tahıl ambarı tarlalarıyla Sovyet topraklarını talan etmek, sonrasında bu kaynaklardan aldığı güçle, ABD'ye dünyayı paylaşmayı teklif etmek; ABD'nin reddetmesi halinde de bu ülkeye savaş açarak onu da haklamaktı. Sovyetler Birliği'ni ele geçirince Bering Boğazı'ndan denizaltılar ile ABD'yi istilayı düşünüyordu.
Rusya'ya saldırmasa, kıta Avrupasında ilerleyebileceği her yeri ele geçirmişti zaten. ispanya italya müttefik, Fransa, Danimarka, iskandinav ülkeleri ve Balkanlar elinde. ingiltere'yi istilaya gücünün yetmeyeceğini biliyordu, etse de etmese de ABD kardeşlerinin yardımına gelecekti o yüzden, Sovyetler Birliği'ne saldırması çok mantıklıydı.
Bana kalırsa saldırı kararı doğru olmakla birlikte, en büyük stratejik hatasını Ukrayna üzerinden saldırmakla yaptı. Sovyetleri hafife almasının bedelini fena ödedi. Halbuki Balkanlardan girip Kafkaslardan çıksa, hem hiçbir gücü olmayan cılız Türkiye'yi baştan aşağı yararak kolayca geçecek, Sovyetler'e diş bileyen Kafkas halklarının "düşmanımın düşmanı dostumdur" mantığıyla desteğini alacaktı hem de önündeki korkunç kışı nispeten ılıman iklimlerde savaşarak atlatmış ve Ural dağlarında yaz aylarında savaşa tutuşmuş olacaktı.
Bu salaklığı sayesinde Türkiye Cumhuriyeti büyük bir yıkımdan kılpayı kurtulmuştur.
rusya'yı saldırı emrini vermesinde taktiksel bir hatası bulunmayan kişi. evet savaş içinde bir sürü hatası olmuştur. ama en büyük hatası italyanlarla işbirliği içinde olması. ulan bir millet savaşta bu kadar mı başarısız olur *mk. almanlar, italyanların afrika'daki yenilgisini düzeltmişlerdir. yetmemiş, italyanlar, almanların rusya seferi için yunanistan'ı işgal etmeye kalkmış ama orada da başarızlığa uğramış, sınırı dahi geçememişlerdir; bunun üzerine hitler ordusunun rotasını yunanistan'a çevirmiştir. saatler içinde yunanistan'ı işgal edip rusya'ya hareket emri vermiştir.
ulan moskova'ya bir adım kala, savaşı kaybetmiştir, bu adam. ordusunu arkadan destek birliklerle kuvvetlendirse idi eğer, soğuk savaş amerika ile almanya arasında olurdu. hatta öyle bir şey olmazdı. hitler yerinde durmaz. kıtalararası bir zıplamayla gider amerika'yı vururdu.
açıkçası beni, kendisinin nasıl bir manyak olduğundan çok, kendisinin ''nasıl böyle bir manyak haline geldiği'' ilgilendirmektedir. bir adam düşünün ki, ressam olmak istiyor. sigara içmez, alkolle alakası yok, hatta dindar bile sayılabilir. sonra bu adamın milyonları savaşa sürükleyen bir cani olarak tasavvur edildiğini düşünün. düşünebildiniz mi? zorlanıyorsanız, haklısınız, bu çok mantıksız. ama tüm bunlar gerçekleşmiş... hitler'i ressamdan caniye çeviren değişiklikleri anlamak, insanın doğasını da bir nevi kavramaktır bana göre.
almanların hayal kırıklıklarıyla geçen 19.yüzyılının ardından gelen ilk cihan harbi de, hayal kırıklığını coşturmaktan başka bir şey yapamamıştı. böyle bir dönemde ortaya çıkan hitler, gerçekten oldukça garip olan fikirlerini yayarak oldukça başarılı oldu. burası çok ilginç gelir bana. demokrasilerin zaafını ortaya çıkarıyor burası. adolf hitler'in fikirleri canice, kendi içinde bile tutarsız olsa dahi, bu adamın alman milletini ayağa kaldırmak için halka yaptığı kolaylıklar, arkasında müthiş bir taban toplanmasını sağladı. sanayicilerle toplantılar yaptı, ucuz otomobiller ürettirdi, işten adam çıkarılmasını zorlaştırdı, yaptığı ekonomik hamleyle herkese iş buldu, alman parasının itibarını yükseltti... ve bu adam şunu yaptı: yıllar yılı ezilmiş alman milletinin kendisini yeniden önemli hissetmesini sağladı. 'uluslararası parya' olarak görülen alman halkı, bu nedenle hitler'i çok sevmiştir. fikirlerine karşı dahi olsalar, bu adam kimsenin beceremediğini yaptığından, alman halkının günümüzde dahi sevdiği bir karakterdir hitler. sorsanız, kabul etmezler. ama içten içe, almanya hitler gibi bir lideri şuanda da beklemektedir... dilerim, bulamazlar...
öte yandan hitler'in fikirlerinin nereden geldiğini araştıran var mı? bu adamın fikirleri; bir ingiliz bir de fransız bilim adamının araştırmalarından geliyor. gobineau ve chamberlain adlı iki bilim insanının aryanlarla alakalı araştırmalarından. tafsilata girmiyorum. hatta chamberlain işi ileri götürmüş ve almanya'nın ırkçı lideri hitler'e teveccühlerini sunarak ölürken, alman halkının sonunda 'dünyaya kültürü taşıyacak' olan aryanları yeniden canlandıracağını düşünerek mutlu mesut düşüncelere gark olmuştur. üstelik şuanki ateistlerin pek sevdikleri Arthur Schopenhauer ve Friedrich Nietzsche isimli iki ırkçı, katil ruhlu filozof görünümlü şeytan heriflerin fikirlerini de pek beğenirdi hitler. bu adamların da yardımıyla kendi ideolojisinin manifestosu niteliğindeki ''mein kampf''ı yazmıştır. gidin okuyun bakalım, çok sevdiğiniz bu adamlar neler söylemiş...
hitler aynı zamanda sanatın da önemini kavramıştır. dönemin önemli opera yazarlarından richard wagner'in dokunaklı ve insanı coşturan, almanların milli değerlerine dokunan, alman ''volk''una vurgu yapan (volkun ne olduğu bilinmese de, alman halkının ruhu olduğu kabul edilir. volk, asla mağlup olmayan, mutlak galip mitolojik bir enerji olarak tasvir edilir.) eserleriyle de halkı etkilemiştir. alman halkı bu kadar coşunca da, bu sonuçlar kaçınılmaz oldu.
ingiliz ve fransızlar, kendi bilim insanlarının ortay attığı teorileri işleyen hitler'i suçlarlar ve bu abestir. hitler denilen canavarı kendileri yarattı. hitler de sonradan demokrasi hakkında şunu söylemişti zaten: ''Seçim yolu ile büyük bir adam bulup çıkarmak, bir iğnenin gözünden deveyi geçirmek kadar zordur.'' hitler'i güçlendiren bir seçimden, onu meşru kılan bir seçimden ne beklersiniz ki? demokrasilerin zaafı işte budur. halka istediğini verdiğin zaman, ondan da istediğini alırsın. sonra da 2 manyak bu zaafı kullanırsa, dünyayı defalarca kan gölüne çevirirler.
bize düşen, demokrasiyi halkımıza iyi anlatmaktır ki, böyle manyaklara bir daha fırsat verilmesin!
not: biraz karışık oldu, kusura bakmayın.
edit: bunu eksileyen nazi mi, demokrasi şövalyesi mi; nedir yani?
bazı yazarların görüşlerinin aksine illuminati'ye üye olmayan hatta düşman olan dünya tarihinin en büyük lideri. illuminati yahudilik ile ilişkili bir hareket. illuminati'nin şu meşhur üçgeni davut yıldızından gelmedir. örgütün bir çok üyesi de kendini yahudi diye tanımlar. örgütün başı rockefeller ailesi bi yahudi ailesidir. şimdi illuminati tamamen olmasada büyük oranda eşittir yahudi desek ortaya pek yanlış bi şey çıkmaz. hitler ise zaten yahudilere düşman. yahudilere düşman birisine illuminatiye bağlı demek bilgisizliktir bana göre.
hitler, yahudilere soykırım yaptığı dönemlerde kendisinden daha hassas ve insancıl olan kardeşiyle konuşuyorlardı. ama adolf hitler kardeşini her zaman bir düşman olarak görmekten kendini alıkoyamıyordu. neredeyse yahudilerden farksızdı hatta onlardan bile tehlikeliydi gözünde. adolf hitler kardeşiyle masada yemek yerken birden belinden silahını çekti ve masanın üstüne koydu.
kardeşine;
- al bu silahı ve beni vur!!!
kardeşi şaşkın bir şekilde;
- ama sen benim ağabeyimsin neden seni öldüreyim ki ?
adolf hitler çok sakin ve soğukkanlı bir şekilde;
- çünkü sen beni öldürmezsen ben seni öldürücem
çünkü senin bir gün beni devirip alman ordusunun başına geçme olasılığı uykularımı kaçırıyor.
kardeşi;
- hayır ne senin yerine geçmek gibi bir düşüncem var nede şu an seni öldürmek
iyi peki der adolf hitler ve hiç düşünmeden silahı masadan alır ve öz kardeşini şakağından vurarak öldürür.
bir rivayete göre, adamın biri bir gün rüyasında herkesi öldürdüğünü görür. rüya o kadar karmaşıktır ve o kadar etkilemiştir ki kendisini bir türlü unutamaz, hayatını devam ettiremez olmuştur.
bir bilene sormaya karar verir. kehanetleriyle ünlü yaşlı bir kadına yönlendirirler. kadını bulur. fakat kadın kendisini görür görmez, sen , der. sen çok kişinin ölümüne sebep olacaksın!
adam o kadar etkilenmiş , kafası o kadar karışmış ki ne yapacağını bilememiş.
sonunda çılgınca bir karar vermiş. madem o kadar insanın ölümüne neden olacağım, buna asla izin vermeyeceğim, bunun yerine ben ölürüm çok daha iyi. düşüncesiyle intihar etmeye, kendisini tren raylarına bağlamaya karar vermiş. ancak böyle feci bir ölümü yakıştırmış, kendisi gibi kötü bir insana. fakat, tam o sırada bir bakmış yaklaşan bir tren ve kendisini raylara bağlamış küçük erkek çocuğu. hemen hareket edip çocuğu son anda trenin altından kurtarmış. çocuğun, belli korkudan, gözleri yaşlı. üstünü başını temizledikten sonra, adın ne senin oğul diye sormuş.
(bkz: adolf hitler)
1897 yılı temmuz ayında -adolf henüz küçük, masum, şirin mi şirin bir çocukken- haftasonunu evinde dinlenerek geçiren baba alois hitler gazetesini açmış ülke gündemini takip ediyordu. küçük adolf babasının yanına yaklaştı elinde bir kedi yavrusu tutuyordu. kediyi göstererek :" babacım bu kedinin kuyruğunu kesip tüylerini yolabilirmiyim?" diye sordu. babası şaşkın bir şekilde "oğlum delirdinmi yapılırmı öyle şey bırak zavallı kediyi" dedi. söz dinleyen uslu bir çocuk olan adolf peki babacığım diyerek kediyi bahçeye saldı. bir müddet sonra elinde bir kavanozla babasının yanına tekrar gelen adolf, kavanozun içinde akrebi göstererek: " babacğım kavanozu ateşin içine atıp akrebin ateşte ne yapacağını görmek istiyorum" dedi. baba artık sinirlenmeye başlamıştı. " adolf! rahat bırak hayvanları! hayvanlara işkence edemezsin" dedi. adolf tamam baba deyip çekildi yine. adamın bir haftasonu vardı ve adolf saçma ve kaçıkça şeyler yüzünden adamcağızın haftasonunu berbat ediyordu. bir müddet sonra adolf yine gelir. " baba komşumuzun çocuğu çok bağrıyor çocuğun ağzını dikmek istiyorum yapabilirmiyim?" diye sordu. baba sinirli bir şekilde " hayır yapamazsın" dedi. bir süre sonra adolf tekrar babasının yanına geldi. " baba peki yahudilerden sabun yapabilirmiyim? diye sordu. artık sıkılan baba:" ne yaparsan yap oğlum." der ve küçük hitlerimiz mutlu güle oynaya odasına plan yapmaya gider.