1897 yılı temmuz ayında -adolf henüz küçük, masum, şirin mi şirin bir çocukken- haftasonunu evinde dinlenerek geçiren baba alois hitler gazetesini açmış ülke gündemini takip ediyordu. küçük adolf babasının yanına yaklaştı elinde bir kedi yavrusu tutuyordu. kediyi göstererek :" babacım bu kedinin kuyruğunu kesip tüylerini yolabilirmiyim?" diye sordu. babası şaşkın bir şekilde "oğlum delirdinmi yapılırmı öyle şey bırak zavallı kediyi" dedi. söz dinleyen uslu bir çocuk olan adolf peki babacığım diyerek kediyi bahçeye saldı. bir müddet sonra elinde bir kavanozla babasının yanına tekrar gelen adolf, kavanozun içinde akrebi göstererek: " babacğım kavanozu ateşin içine atıp akrebin ateşte ne yapacağını görmek istiyorum" dedi. baba artık sinirlenmeye başlamıştı. " adolf! rahat bırak hayvanları! hayvanlara işkence edemezsin" dedi. adolf tamam baba deyip çekildi yine. adamın bir haftasonu vardı ve adolf saçma ve kaçıkça şeyler yüzünden adamcağızın haftasonunu berbat ediyordu. bir müddet sonra adolf yine gelir. " baba komşumuzun çocuğu çok bağrıyor çocuğun ağzını dikmek istiyorum yapabilirmiyim?" diye sordu. baba sinirli bir şekilde " hayır yapamazsın" dedi. bir süre sonra adolf tekrar babasının yanına geldi. " baba peki yahudilerden sabun yapabilirmiyim? diye sordu. artık sıkılan baba:" ne yaparsan yap oğlum." der ve küçük hitlerimiz mutlu güle oynaya odasına plan yapmaya gider.