açıkçası beni, kendisinin nasıl bir manyak olduğundan çok, kendisinin ''nasıl böyle bir manyak haline geldiği'' ilgilendirmektedir. bir adam düşünün ki, ressam olmak istiyor. sigara içmez, alkolle alakası yok, hatta dindar bile sayılabilir. sonra bu adamın milyonları savaşa sürükleyen bir cani olarak tasavvur edildiğini düşünün. düşünebildiniz mi? zorlanıyorsanız, haklısınız, bu çok mantıksız. ama tüm bunlar gerçekleşmiş... hitler'i ressamdan caniye çeviren değişiklikleri anlamak, insanın doğasını da bir nevi kavramaktır bana göre.
almanların hayal kırıklıklarıyla geçen 19.yüzyılının ardından gelen ilk cihan harbi de, hayal kırıklığını coşturmaktan başka bir şey yapamamıştı. böyle bir dönemde ortaya çıkan hitler, gerçekten oldukça garip olan fikirlerini yayarak oldukça başarılı oldu. burası çok ilginç gelir bana. demokrasilerin zaafını ortaya çıkarıyor burası. adolf hitler'in fikirleri canice, kendi içinde bile tutarsız olsa dahi, bu adamın alman milletini ayağa kaldırmak için halka yaptığı kolaylıklar, arkasında müthiş bir taban toplanmasını sağladı. sanayicilerle toplantılar yaptı, ucuz otomobiller ürettirdi, işten adam çıkarılmasını zorlaştırdı, yaptığı ekonomik hamleyle herkese iş buldu, alman parasının itibarını yükseltti... ve bu adam şunu yaptı: yıllar yılı ezilmiş alman milletinin kendisini yeniden önemli hissetmesini sağladı. 'uluslararası parya' olarak görülen alman halkı, bu nedenle hitler'i çok sevmiştir. fikirlerine karşı dahi olsalar, bu adam kimsenin beceremediğini yaptığından, alman halkının günümüzde dahi sevdiği bir karakterdir hitler. sorsanız, kabul etmezler. ama içten içe, almanya hitler gibi bir lideri şuanda da beklemektedir... dilerim, bulamazlar...
öte yandan hitler'in fikirlerinin nereden geldiğini araştıran var mı? bu adamın fikirleri; bir ingiliz bir de fransız bilim adamının araştırmalarından geliyor. gobineau ve chamberlain adlı iki bilim insanının aryanlarla alakalı araştırmalarından. tafsilata girmiyorum. hatta chamberlain işi ileri götürmüş ve almanya'nın ırkçı lideri hitler'e teveccühlerini sunarak ölürken, alman halkının sonunda 'dünyaya kültürü taşıyacak' olan aryanları yeniden canlandıracağını düşünerek mutlu mesut düşüncelere gark olmuştur. üstelik şuanki ateistlerin pek sevdikleri Arthur Schopenhauer ve Friedrich Nietzsche isimli iki ırkçı, katil ruhlu filozof görünümlü şeytan heriflerin fikirlerini de pek beğenirdi hitler. bu adamların da yardımıyla kendi ideolojisinin manifestosu niteliğindeki ''mein kampf''ı yazmıştır. gidin okuyun bakalım, çok sevdiğiniz bu adamlar neler söylemiş...
hitler aynı zamanda sanatın da önemini kavramıştır. dönemin önemli opera yazarlarından richard wagner'in dokunaklı ve insanı coşturan, almanların milli değerlerine dokunan, alman ''volk''una vurgu yapan (volkun ne olduğu bilinmese de, alman halkının ruhu olduğu kabul edilir. volk, asla mağlup olmayan, mutlak galip mitolojik bir enerji olarak tasvir edilir.) eserleriyle de halkı etkilemiştir. alman halkı bu kadar coşunca da, bu sonuçlar kaçınılmaz oldu.
ingiliz ve fransızlar, kendi bilim insanlarının ortay attığı teorileri işleyen hitler'i suçlarlar ve bu abestir. hitler denilen canavarı kendileri yarattı. hitler de sonradan demokrasi hakkında şunu söylemişti zaten: ''Seçim yolu ile büyük bir adam bulup çıkarmak, bir iğnenin gözünden deveyi geçirmek kadar zordur.'' hitler'i güçlendiren bir seçimden, onu meşru kılan bir seçimden ne beklersiniz ki? demokrasilerin zaafı işte budur. halka istediğini verdiğin zaman, ondan da istediğini alırsın. sonra da 2 manyak bu zaafı kullanırsa, dünyayı defalarca kan gölüne çevirirler.
bize düşen, demokrasiyi halkımıza iyi anlatmaktır ki, böyle manyaklara bir daha fırsat verilmesin!
not: biraz karışık oldu, kusura bakmayın.
edit: bunu eksileyen nazi mi, demokrasi şövalyesi mi; nedir yani?