adnan menderes

entry1176 galeri102
    673.
  1. ABD'nin oyuncağı olmuş, yasak aşk yaşamış eski başbakan.

    idamı tartışılır tabi ama bu adam demokrasi şehidi yapmak demokrasiye de şehitlere de ayıptır.
    4 ...
  2. 674.
  3. amerika'ya incirlik üssünü kiralayan, köy enstitülerini kapatan herif. liboşların çok sevdiği adamdır. amerikan mandacıları tapar bu adama. keşke bazılarının sonu da bunun gibi olsa.
    5 ...
  4. 675.
  5. chp'ye karşı siyasi çıkışını, diğer kafadarlarıyla birlikte verdiği "beşli takrir"le yapmış toprak ağasıdır. nedir beşli takrir? chp'nin kısmen uyguladığı toprak reformunu daha geniş alanlara yaymak için çıkarmak istediği kanuna karşı yazılmış bir bildiridir.

    neymiş? "chp zulmüyle inim inim inleyen halkın kurtarıcısı"nın asıl derdi topraksız köylünün toprak sahibi olmasını engellemekmiş. chp, köy enstitüleri açarak, toprak reformu yaparak "halkı aşağılıyordu" ya!... halk, menderes'i destekleyerek, toprak sahibi olma, eğitimli, vatandaşlık bilincine sahip insan olma gibi "aşağılayıcı muamelelerden" kurtulmuş oldu!

    ey yandaş güruhu, hadi yapabiliyorsanız bu gerçeği inkar edin!
    5 ...
  6. 676.
  7. Son döneminde diktatörlüğe oynayınca bir başka diktatörya olan kemalizm tarafından asılmıştır.
    3 ...
  8. 677.
  9. darbe olmasa da gidecek olan şahsiyettir.
    darbe o dönem neden yapılmıştır, ne ihtiyaç vardı diyen ak beyinler, günümüz aktif siyasi ideolojiye bakarlarsa, diyeceğim de demiyorum. bakmayın siz, düşünmeyin falan.
    2 ...
  10. 678.
  11. SAYESiNDE ABD HALA iÇiMiZDE GEZDiRMEKTEDiR.
    6 ...
  12. 679.
  13. Ezanı aslına çevirdiği için unutmayacağımızdır, nasıl nato için kore'de mehmetciği kediye boğdurduğunu unutmayacaksak.
    1 ...
  14. 680.
  15. 681.
  16. Amerikanın adamı, uşağı. Amerikaya yaranmak için Koreye mehmetçiklerimizi yollayıp şehit eden vicdansız.
    2 ...
  17. 682.
  18. 683.
  19. camiye uğramadığı halde üstünden müslümanlara sövülen sabetayist kökenli bol metresli vatan haini . celal bayar' ın yakın arkadaşıdır . bizzat atatürk'ün direktifiyle chp'ye girmiştir . yine de kötülükte başçalan ile yarışamaz . menderes , hainler tarafından asılmış bir vatan hainidir . cumhuriyet dönemi siyasi arenası yığınla çelişkiyle doluyken bu çelişkilerin üstünde en çok toplandığı kişi menderes'tir . celal bayar , atatürk gibilerin göz bebeği olmasına rağmen tayyip erdoğan kendisine sahip çıkmıştır . '' iktidar '' kavramı afili bir dönektir . girmeyeceği kılık yoktur .

    ismet inönü bildiğiniz üzere eğitim sisteminin ve türk halkının üzerindeki atatürk pompalamasını kaldırmıştı . menderes koruma kanunu çıkardığı ve ders kitaplarına atatürk'ü yeniden ağırlıkla koydurduğu halde nankör kemalistler tarafından sevilmiyor. menderes olmasa bugün atatürk'e duyulan saygının onda biri duyulmazdı .

    menderes türk halkı için korkunç bir iblistir . kore'de sayesinde binlerce kişi ölmüş, binlerce kişi esir kalmıştır . zeytinyağı fabrikalarının açılmaması için zeytin ağaçlarını kestirip yerine margarin ve ayçiçeği yağı fabrikaları açtırmıştır . kendinden sonraki nesillerin sağlığıyla oynamıştır . illa bir tarafı sevmek zorunda değiliz . menderes'te , onu asanlarda nefret edilecek insanlardır .
    2 ...
  20. 684.
  21. kendisi iyi ama çevresi kötü bir devlet adamı.
    0 ...
  22. 685.
  23. darbeye maruz kalmayıp asılmamış olsaydı celal bayar dan sonra cumhurbaşkanı olurdu.
    0 ...
  24. 686.
  25. arkadaşlarını yanlış seçmiş devlet adamı.
    0 ...
  26. 687.
  27. iyi bir amerikan yalayıcısı devlet adamı.
    0 ...
  28. 688.
  29. torunu dokuz eylül üniversitesi tıp fakültesi'nde plastik cerrahi profesorü olan devlet adamı. torununun adı da adnan menderes.
    0 ...
  30. 689.
  31. avrupa'nın herhangi bir ülkesinde olsa vatan haini diye anılırdı. türkiye'de demokrasi şehidi diyorlar.
    1 ...
  32. 690.
  33. bugün "demokrasi şehidi" diye yutturulan adam.
    demokrasi filan hak getire o da tayyip gibi kendi diktatöryasını yaratmıştı.

    --- alıntı ----
    Erdoğan grup konuşmasında, “Sokakların kaosa teslim olduğu o günlerde Merhum Necip Fazıl, merhum Adnan Menderes’i ziyaret ediyor. Gerekli tedbirleri almasını ve gösterileri bastırmasını tavsiye ediyor. Menderes ise mevcut tavrını sürdürmeyi tercih ediyor. Biz geçen yıl Gezi olaylarıyla bir darbe senaryosu devreye alındığında Menderes gibi üzerimize gelen bu tehdide sessiz kalmadık” dedi. Ne yazık ki Erdoğan hiç tarih bilmiyor…
    T­es­pit 1) Ne­cip Fa­zıl Kısa­kü­rek ön­ce Ce­lal Ba­yar ile ta­nış­tı. 1936’da Ba­yar ik­ti­sat Ba­ka­nı iken, “A­ğa­ç” der­gi­si­ni çı­kar­mak için pa­ra is­te­di. 1943’te “Bü­yük Do­ğu­”yu çı­kar­dı­ğın­da Ba­yar ile yol­la­rı ay­rıl­dı; mek­tu­bun­da “si­ze zıt is­ti­ka­met tu­ta­cak olur­sam be­ni ma­zur gö­rü­nü­z” di­ye yaz­dı. Ba­yar, “ser­best­si­ni­z” ya­nı­tı­nı ver­di.
    Tes­pit 2) Ne­cip Fa­zıl, De­mok­rat Par­ti dö­ne­min­de Ad­nan Men­de­re­s‘­e üç kez mek­tup yaz­dı. iki kez yüz yü­ze gö­rüş­tü. ilk gö­rüş­me DP ik­ti­da­rı­nın ba­şın­da ol­du. Son gö­rüş­me ise ik­ti­da­rın so­nun­da ger­çek­leş­ti.
    Tes­pit 3) Baş­ba­kan
    Men­de­re­s’­in dev­le­tin ör­tü­lü öde­nek he­sa­bın­dan pa­ra ver­di­ği der­gi ve ga­ze­te­le­re, “bes­le­me ba­sı­n” de­ni­yor­du. Ne­cip Fa­zı­l’­a top­lam­da 147 bin li­ra ve­ril­di. 1957’de Ata­tür­k‘­e ha­ka­ret da­va­la­rı ne­de­niy­le, 8 ay 4 gün ce­za alıp hap­se gi­rin­ce eşi Nes­li­han
    Kı­sa­kü­re­k‘­e de 5 bin li­ra ve­ril­di.
    “Ça­tı­” gi­ri­şi­mi kız­dır­dı
    Ta­rih: 27 Ekim 1957
    DP üçün­cü kez ik­ti­dar ol­du.
    DP’­nin, san­dık usul­süz­lük­le­ri yap­ma­sı ba­zı kent­ler­de olay­la­rın çık­ma­sı­na ne­den ol­du. CHP oy hır­sız­lı­ğı­nı ka­nıt­la­yan ki­tap çı­kar­dı. Se­çim bit­ti ama si­ya­si tan­si­yon düş­me­di.
    Men­de­res tep­ki­le­ri umur­sa­ma­dı; MiT’in (MAH) ba­şı­na DP’­li Hü­se­yin Av­ni Gök­tür­k’­ü ge­tir­di.
    CHP’­nin ka­zan­dı­ğı il­ler­de­ki bü­rok­rat­la­rı sür­gü­ne gön­der­me­ye baş­la­dı. işa­da­mı Veh­bi Koç teh­dit edil­di; “D­P’­ye ka­tıl­maz­sa­nız kre­di­le­ri­niz ke­si­le­bi­lir, işi­niz­de müş­kü­lat çı­ka­rı­lır.” Koç, CHP’­den ay­rıl­dı.
    Or­ge­ne­ral Fev­zi Men­güç ye­ri­ne Rüş­tü Er­del­hun Ge­nel­kur­may Baş­ka­nı ya­pıl­dı.
    4 Ağus­tos 1958’de de­va­lü­as­yon ol­du; do­lar 2.80’den 9 TL‘­ye çık­tı.
    Si­ya­si kri­ze eko­no­mik kriz de ek­len­di.
    Mu­ha­le­fet par­ti­le­ri iş­bir­li­ği yap­mak için gö­rüş­me­le­re baş­la­dı. Bu “ça­tı­” gi­ri­şi­mi DP’­li­le­ri kız­dır­dı.
    CHP li­de­ri is­met inö­nü 17
    Eki­m’­de par­ti kon­gre­si­ne ka­tıl­mak için git­ti­ği Zi­le­’ye so­kul­ma­dı. Çan­kı­rı­’da kar­şı­la­ma­ya ge­len­le­ri po­lis da­ğıt­tı.
    Men­de­res fark­lı ses duy­mak is­te­mi­yor­du. Öy­le ki…
    Dev­let rad­yo­su tek yan­lı ya­yın­la­rı­nı sür­dü­rün­ce is­tan­bu­l’­da, “A­jans Ha­ber­le­ri­ni Din­le­me­yen­ler Der­ne­ği­” ku­rul­du. Va­li­lik, der­ne­ği he­men ka­pat­tı.
    Men­de­re­s’­in
    kız­dı­ğı Ame­ri­ka­lı ga­ze­te­ci
    Ada­let Ba­ka­nı Esat Bu­da­koğ­lu, 1954-58 yıl­la­rı ara­sın­da 238 ga­ze­te­ci­nin mah­kum ol­du­ğu­nu açık­la­dı. An­ka­ra Ce­be­ci Ce­za­evi­’n­de ga­ze­te­ci­le­rin dol­du­rul­du­ğu ko­ğu­şa
    “Hil­to­n” de­ni­yor­du!
    Bir yıl ön­ce ba­sın ka­nu­nu çı­ka­ra­rak ga­ze­te­le­ri ka­pat­ma­yı, ga­ze­te­ci­le­ri ra­hat­ça hap­se gön­der­me­yi ko­lay­laş­tı­ran DP hü­kü­me­ti, bu kez özel sek­tö­rün ilan­la­rı­nı han­gi ga­ze­te­ye ve­ri­le­ce­ği­ni hü­kü­me­tin ta­yin ede­ce­ği ka­rar­na­me­si­ni çı­kar­dı!
    Ulus­la­ra­ra­sı Ba­sın Ens­ti­tü­sü (IPI) ba­sı­na yö­ne­lik bas­kı­la­rı kı­na­yın­ca Men­de­re­s’­in tep­ki­si­ni çek­ti.
    O gün­ler­de Ame­ri­ka­lı ga­ze­te­ci Eu­ge­ne C. Pul­li­am Tür­ki­ye­’ye gel­di.
    “Tür­ki­ye­’de On iki­ye Çey­rek Va­r” baş­lık­lı ma­ka­le­sin­de, “ken­di­ni dik­ta­tör mev­ki­ine ge­ti­ren Men­de­re­s’­in, kud­ret ve şah­si oto­ri­te­si­nin ge­niş­li­ği ba­şı­na vur­muş­tu­r” di­ye yaz­dı. (15.7.1959)
    Bu ma­ka­le­yi ya­yım­la­dı­ğı ge­rek­çe­siy­le Kim der­gi­si ile Ulus, Ker­van ve Va­tan ga­ze­te­le­ri ka­pa­tıl­dı; Şa­hap Bal­cı­oğ­lu, Ah­met Emin Yal­man gi­bi ga­ze­te­ci­ler mah­kum edil­di. (Yal­man, Ne­cip Fa­zıl gi­bi ya­zar­la­rın kış­kırt­ma­sı so­nu­cu 1952’de Hü­se­yin Üz­mez ta­ra­fın­dan vu­rul­muş­tu.)
    ‘i­nö­nü­’yü leş
    ha­li­ne ge­ti­ri­n’
    inö­nü­’nün 1959 ilk­ba­ha­rın­da­ki Ba­tı Ana­do­lu ge­zi­si olay­lı baş­la­dı. An­ka­ra ve Es­ki­şe­hir ga­rın­da inö­nü­’yü se­lam­la­mak is­te­yen­le­ri po­lis da­ğıt­tı. Uşa­k‘­ta olay­lar çık­tı; po­lis göz ya­şar­tı­cı bom­ba kul­lan­dı. DP’­li­le­rin at­tık­la­rı taş inö­nü­’yü ya­ra­la­dı. (Ne­cip Fa­zıl, “Bü­yük Do­ğu­” der­gi­sin­de, “Kü­çük bir ça­kıl ta­şı­nı bu ka­dar bü­yüt­me­ye ge­rek yok. Onu leş ha­li­ne ge­ti­re­cek gül­le­den ne ha­be­r” di­ye yaz­dı.)
    Va­li­ler CHP il kon­gre­le­ri­ni ip­tal et­ti.
    inö­nü dö­nüş­te is­tan­bul Top­ka­pı­‘da, DP’­li­le­rin taş­lı sal­dı­rı­sı­na uğ­ra­dı. Oto­mo­bi­li­nin üze­ri­ne çı­kıl­dı; ara­cın ka­pı­sı açıl­ma­ya ça­lı­şıl­dı; bir bin­ba­şı­nın mü­da­ha­le et­me­siy­le inö­nü linç­ten kur­tul­du.
    Po­lis, An­ka­ra­‘da kar­şı­la­ma­ya ge­len CHP’­li­le­ri de da­ğıt­tı.
    CHP, içiş­le­ri Ba­ka­nı Na­mık Ge­dik hak­kın­da so­ruş­tur­ma açıl­ma­sı­nı is­te­di. Red­de­dil­di.
    Mec­li­s’­te kav­ga­lar çık­tı.
    inö­nü uz­laş­ma­cı bir dil kul­la­na­rak ik­ti­dar­la gö­rüş­me­ye ha­zır ol­du­ğu­nu söy­le­di. 2 Tem­mu­z’­da­ki inö­nü-Men­de­res gö­rüş­me­si ha­va­yı yu­mu­şat­tı. Fa­kat, 2 yıl­dır ya­pıl­ma­yan muh­tar se­çim­le­ri­nin er­te­len­me­si si­ya­se­ti yi­ne ger­di…
    Ve tan­si­yon hep yük­se­le­cek­ti ar­tık…

    Tarih: 9 Eylül 1959
    CHP, 36’ncı Kuruluş Yıldönümü’nü yurdun dört bir yanında kutlama kararı aldı. Çanakkale’ye giden Kasım Gülek ve Esat Mahmut Karakurt partililerle buluştu. Bir partilinin, “CHP seçimi kazansa bile DP iktidarı vermeyeceği konuşuluyor, bu doğru mu” sorusunu Karakurt, “o zaman gayrimeşru hale gelirler” diye yanıtladı.
    Bu söz çarpıtıldı, “CHP’liler DP’lilere ‘piç’ dedi” diye yayıldı. CHP heyeti Geyikli’de taşlı sopalı saldırıya uğradı.
    CHP olayı TBMM’ye taşımadan önce bir heyet oluşturup bölgeye gönderdi. Menderes, içişleri Bakanı Gedik’in “CHP’liler kendini TBMM’nin üstünde görüyor” sözü üzerine heyetin Çanakkale’ye gitmesine izin vermedi.
    Ayvalık adlı gemi Çanakkale limanına varmıştı; CHP’lilerin inmesine izin verilmedi. Milletvekilleri sabaha karşı gizlice gemiden indi.
    Menderes bu kez milletvekillerinin Geyikli’ye sokulmaması için emir verdi! Emniyet Genel Müdürü Cemal Göktan’ı askeri uçakla Çanakkale’ye gönderdi.
    CHP heyeti de Geyikli yolunda taşlı-sopalı saldırıya uğradı!
    Sadece sokak değil; CKMP lideri Osman Bölükbaşı’nın TBMM’de yaptığı konuşma nedeniyle 10 ay hapse mahkum edilmesi siyasal krizi artırdı.
    DP de karıştı; çeşitli nedenlerle 6 bakan istifa etmek zorunda kaldı.
    Ve 3 Nisan 1960’ta büyük kırılma
    yaşandı…

    Her şey Kayseri’nin küçük bir kasabasında başladı: Yeşilhisar!
    1957 seçimlerinde CHP 3 bin 664, DP 2 bin 614 oy aldı. Kasaba ikiye bölündü; 6 mahallede CHP’liler 2 mahallede ise DP’liler oturuyordu. Ve… Tarih: 16 Şubat 1960.
    DP ilçe Başkanvekili Salih Kürkçü ile CHP ilçe Başkanı Mustafa Önal’ın şehir kulübündeki sözlü atışması büyüdü. DP’li Kürkçü, “bana silahını gösterip mermilerini boşalttı” diye şikayetçi oldu. Cumhuriyet savcısının uygunsuz sözler söyleyerek CHP’li Önal’ın “adam öldürmeye teşebbüs” suçundan tutuklanmasını istemesi bardağı taşırdı. Mahalleler birbirine girdi.

    Yetmezmiş gibi vilayetten görevlendirilen Necati Soyuyüce ve Abdulkadir Yücedağ adlı iki polis, yangının üzerine benzinle gitti. Gözaltına aldıkları CHP’li Mehmet Bozkurt’a işkence yaptılar.
    Bozkurt serbest bırakıldığında kahveye gelip vücudundaki yaraları gösterince CHP’liler kaymakamlığa yürüdü. Bu arada yine o iki polisin ateş açması sonucu üç kişi yaralandı.
    Kaymakam Nuri Erdem bir jandarmanın tüfeğini alarak “namussuz herifler” diye hücum ederken mal müdürünün müdahalesiyle
    durduruldu.
    Olaylarda 56 CHP’li gözaltına alırken hiçbir DP’liye dokunulmadı.
    Menderes, kaymakama bin lira, iki polise 500 lira ödül verdi.
    1.5 ay sonra…
    inönü’nün 3 Nisan 1960’ta Kayseri’de yapılacak CHP kongresine katılmasına hükümet izin vermedi!
    Karar; Başbakanlık Konutu’nda, Celal Bayar, Adnan Menderes, Kayseri Valisi Ahmet Kınık, 2. Ordu Komutanı Orgeneral Kemal Çarkın ve Atıf Benderlioğlu, Celal Yardımcı ile izzet Akçal’ın katıldığı toplantıda alınmıştı.
    PTT santral memuru Nazmi Ordulu’nun Yassıada Mahkemeleri’nde verdiği ifadeye göre Menderes, “Ne pahasına olursa olsun o namussuz adamı (inönü’yü) oraya sokmayacaksınız” demişti.
    Valilik kongreyi iptal etti.
    inönü, “silahlı tecavüzlere maruz kalan silahsız halka geçmiş olsun demek için” Yeşilhisar’a gideceğini açıkladı.
    Menderes valiyi arayarak, trenin Kayseri’ye sokulmamasını istedi. Emniyet Genel Müdürü Cemal Göktan’ı Kayseri’ye gönderdi. Yeşilhisar kasabasının çevresi askerlerce kuşatıldı; giriş-çıkış yasaklandı!
    inönü’yü taşıyan tren saatlerce istasyonda bekletildi; Menderes, inönü’nün bulunduğu vagonun sökülüp istasyonda bırakılarak trenin yoluna devam etmesini emretti.
    Sonuçta, inönü Yeşilhisar’a sokulmadı.
    Yeşilhisar TBMM gündemine getirildi ve ipler koptu…

    Tarih: 7 Mayıs 1960.
    DP Bolu Milletvekili Reşat
    Akşemsettinoğlu grup toplantısında
    Yeşilhisar olaylarını kürsüye taşıdı:
    “DP hükümetine böyle bir fırsatı kaçırdığı için teessürlerimi arz ederim. Yeşilhisar tam Halk Partisinin kıskıvrak yakalanacağı yerdi. Orada idare-i Örfi ilan edip bir kaç kişiyi sallandıralım.” (Alkışlar)
    DP’li Zeki Erataman gibi milletvekilleri de sert konuşmalar yapınca Menderes kürsüye geldi: “Yeşilhisar’a gidememiştir. Emredin, bu tedbirlerin on mislini alalım. Ama hepsini hükümetin sırtına bırakmak suretiyle değil; kanun yapın kanun. ‘Ahlaksızlar, namussuzlar sizi kapatıyoruz’ diye Büyük Millet Meclisi’nin kararıyla kapatalım. (Alkışlar) Siz Meclis’siniz beyler, alacağınız tedbirlerin hepsinde beraberim, en ilerisinde beraberim.”
    Menderes’in isteği oldu; 18 Nisan 1960’ta DP’liler Meclis’te “Tahkikat Komisyonu” kurdu. 15 DP milletvekilinden oluşan komisyonun görevi şuydu:
    - Tüm iddiaları bu komisyon soruşturacaktı.
    - Mitingleri, toplantıları yasaklayabilecekti.
    - Gazete ve dergileri kapatabilecekti.
    - Her belgeye el koyabilecekti.
    - Kurum ve evlerde arama
    yapabilecekti.
    Ve kararlara karşı çıkanlar 1 yıldan 3 yıla kadar ağır hapisle cezalandırılacaktı.
    Tahkikat Komisyonu kurulur kurulmaz iki karar aldı:
    1) Partilerin kongre, toplantı düzenlemeleri, siyasal etkinliklerde bulunmaları ve yeni örgütler kurması yasaktır.
    2) Komisyonun yetki, görev, karar ve çalışmaları hakkında yayın yapılması ve TBMM’de görüşme yapılması yasaktır.
    Tahkikat Komisyonu’nun; beş kişinin yan yana gelerek dolaşmasına yasak getirmesi; 19 Mayıs törenlerine izin vermemesi ve yerel seçimleri iptal etmesi bardağı taşırdı.
    Halk “hürriyet… hürriyet” diye
    sokağa çıktı.
    28 Nisan 1960’ta Beyazıt Meydanı’nda Orman Fakültesi öğrencisi Turan Emeksiz polis kurşunuyla öldürüldü.
    Polis kurşunuyla vurulan Hüseyin Onur bacağı kesilerek hayata döndürüldü. Hüseyin Irmak, Cengiz Ballıkaya, Vedat Boy polis mermileriyle yaralanan diğer öğrencilerdi.
    Ateş açılması emrini veren bizzat Menderes’ti. “Yüzde 50’yi de evde tutamamıştı” polis eşliğindeki DP’liler baltalarla Kumkapı’da öğrencilere saldırdı. “Yazıktır günahtır” diyen Nimet Koçer adlı kadın yerlerde sürüklenerek
    karakola götürüldü.
    Yıldız Kenter’den Yaşar Kemal’e aydınlar-sanatçılar üniversite bahçelerinde toplanan öğrencilerin yanında yer aldı.
    Olaylar Ankara’da da durmadı. Siyasal Bilgiler öğrencileri üzerlerine sıkılan 285 adet mermi çekirdeği toplandı.
    Polis, Kızılay Meydanı’nda toplanan halkın üzerine göz yaşartıcı bombalar attı. Yüzlerce kişi gözaltına alındı.
    Ankara ve istanbul’da sıkıyönetim ilan edildi.
    Menderes izmir’de gitti; 200 bin kişilik miting yaptı; muhalefeti komplo yapmakla suçladı.
    inönü, erken seçimlere gidilerek gerginliklerin sona erdirilmesi çağrısında bulundu.
    Menderes seçim kararı almadı ve kavgalı oturum sonucu TBMM’yi 25 Mayıs 1960’ta tatil etti.
    iki gün sonra…
    Saat 04.36…
    Devlet radyosunda davudi sesli bir Albay vardı; Alpaslan Türkeş: “Türk Silahlı Kuvvetleri memleketin idaresini ele almıştır.”
    Mehmet Akif ne diyor:
    “Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar,
    hiç ibret alınsaydı; tekerrür mü ederdi.”

    --- alıntı ----
    http://sozcu.com.tr/2014/...siddeti-hazirladi-527231/
    0 ...
  34. 691.
  35. --- alıntı ----
    Birkaç gün sonra 27 Mayıs. Tarihimizin en çok tartışılan olayı. Kimilerine göre darbe, kimilerine göre özgürlüklerin yeniden hayata geçirilmesi. Darbe diyenler, insan hak ve özgürlüklerinin güvencesinin temel bir gereği olan ve 1961 Anayasasının başlangıç bölümünde yer alan “Baskıcı yönetime karşı direnme ve başkaldırma” hakkını göz önünde tutmuyorlar. 27 Mayıs öncesi Demokrat Parti’nin anayasa ihlallerini dile getirmiyorlar. iktidarın “istenirse halifelik ve saltanatı bile geri getirilebiliriz”, “muhalefeti karınca gibi ezeriz” sözlerini duymazlıktan geliyorlar. Hele gezi ve basın özgürlüğünün yasaklanmasından, muhalefeti ortadan kaldırmak için hem polis, hem savcı, hem de yargıç yetkili DP milletvekillerinden oluşan Tahkikat Komisyonunun kurulmasından hiç bahsetmiyorlar.

    Bir başbakanın Lozan kahramanı ismet Paşa’ya “Paşa senin devrin bitti, geçmişteki başarıların bize sökmez” demeye ne hakkı var. Mecliste isyan çıkmasın diye “isterseniz şeriatı bile getirebilirsiniz” diyen, Atatürk'ün kurduğu CHP’yi kapatmaya kalkan, ismet Paşa’yı tutuklamayı düşünen, halkı Vatan Cephesi kurarak ikiye bölen bir başbakanın o koltukta oturmaya ve o ülkeye liderlik etmeye hakkı yoktur.

    Tek parti döneminde Takrir-i Sükûn Yasası ve istiklal Mahkemeleri dolayısıyla M. Kemal, inönü ve CHP'yi hedef tahtası yapanlar, Varlık Vergisi dolayısıyla CHP'nin gırtlağını sıkanlar, demokrasiyi hiçe sayan Menderes'i ve Demokrat Parti'yi nasıl savunabilirler? 1961’de idam edilen üç kişi, kimilerine göre demokrasi şehidi, kimilerine göre vatan haini idi. Ne olursa olsun, Türkiye tarihinde asla böyle bir iktidar ve böyle bir yargılama ve cezalar olmamalıdır. Her şeye, herkese yazık oldu. Hem de yalnızca 10 yıl içinde. Ne onlar kaldı ne eski Türkiye. Sadece ibret ve acı kaldı.

    Halkımızın gerçekleri bilmesi düşüncesiyle Menderes’in hatalarını yazmak istedim. Bazı okurlarım tarafsız bir gözle okur ve olayları değerlendirirlerse ihtiras ve hırsın insana nasıl yanlışlar yaptırabileceğini göreceklerdir. Tekrar belirtmek isterim ki Adnan Menderes'in idamı yanlıştı. Menderes’in işlediği suçların cezasını çekmesi, halkın gözünde değerini yitirmesi ve tarih önünde hesap vermesi gerekirdi. Fakat idam edilerek halkın gözünde kahraman oldu. Üstüne bir de kentlere, havaalanlarına, mahalle ve caddelere adı verildi. Ancak şurası gerçek ki Adnan Menderes'in idam edilmiş olması, onun siyasal geçmişini ve sorumluluklarını aklamaz.

    1945 yılına dek ülkede tek bir parti vardı: CHP. Seçimde yurttaşlar parti kavgası yapmazdı. Ortada büyük paralar ve planlar dönmezdi. Halk, CHP’den aday olanlardan güvendiklerini seçerdi. Okur-yazar oranı %15 olan bir ülkede çok partili demokrasi çok zordu. Atatürk demokrasinin gereği olan çok partili hayata iki kez geçmek istemiş, ama toplumun henüz buna hazır olmaması yüzünden vazgeçmişti.

    Adnan Menderes kültürlü, varlıklı bir ailedendi. Siyasete girip CHP’den Aydın milletvekili oldu. Ama çok hırslıydı. Bir grup arkadaşı ile birlikte inönü'nün gölgesinde kalmak istemeyip ayrı bir parti kurdu. 1950 seçiminde iktidar oldu. inönü, seçimlerin sonucuna saygı gösterip iktidarın el değiştirmesinin pürüzsüz bir biçimde gerçekleşmesine katkısını yaptı. Böylece, çok partili demokrasiye olan inancını ve devlet adamlığı niteliğini ortaya koymuş oldu. Menderes ve DP ilk dört yıl bayağı iyi işler yaptı. Ama sonraki yıllarda ülkeyi bir emperyalist ülkeye “iki kuruş yardım alacağız” diye adeta teslim etti.

    Neydi DP ve Adnan Menderes’i suçlu yapan hatalar, birer birer sayalım.

    1,Marshall planı ve ABD’nin ideallerine yardımcı olma: 1950’de iktidara gelen Menderes, inönü hükümetlerinin yatırımlar ve zor günler için biriktirdiği hazinenin kapılarını sonuna kadar açtırıp söz verdiği yatırımlara girişti. Tarım makineleşti, ulaşım, enerji, eğitim, sağlık, sigorta ve bankacılık ilerledi. Hazinenin parası ve devletin geliri vaatlere yetmediği için bu kez, Atatürk'ün 1923 izmir iktisat kongresinde söylediği "Vasiyetim şudur ki, dış borç almayınız, üretip satınız. Bir ülke ne zaman başka ülkelere yardım ve kredi için avuç açmıyorsa tam bağımsızdır. Ekonomik bağımsızlık yoksa gerçek bağımsızlık olmaz. Biz Osmanlının borcunu ödeyeceğiz ama asla borç almayacağız. Benden sonraki devlet yöneticileri de almasınlar” vasiyetini çiğneyip ABD’ye parasal yardım için başvurdu.

    Türkiye ABD’nin Ortadoğu planları için önemliydi. Ancak yardım karşılığı istekleri vardı. "Rusya'ya komşusunuz. Kalkınırsanız Rusya size saldırır." diye bizi NATO'ya üye yaptı. En güçlü devletlerin silahla alamadığı Türkiye'yi böylece para gücü ile aldılar. Kore’ye asker göndermemiz istendi, gönderdik. NATO‘ya yaranmak uğruna, hiçbir sorunumuz bulunmayan Kore'ye gönderilen bu vatan evlatları ABD için öldüklerinden, şehit dahi sayılmadı. Parasal yardım yaptılar, ama idealleri bitmedi.

    Türkiye, zengin yeraltı kaynakları ile iştah kabartan bir ülkeydi. Köy Enstitüleri denen bir kıpırtıyla “çağdaş uygarlıklar seviyesinin” elde edileceğini anladılar. Köyler kalkınıyor, imeceler yaygınlaşıyordu. ABD gibi sömürücü ülkeler, karşılıksız mali yardımlarla, ücretsiz eğitim yatırımları ile ve çok uzun vadeli borç vermelerle yoksul ülkemizi etkilemeye başladı. ABD’nin ısrarlı şartlarına karşı duramayan Menderes, ünlü Marshall yardımını kabul edip kültürümüzün ve ulusal politikamızın sonunu hazırladı.
    --- alıntı ----
    http://www.habertire.com/...atalari-2-makale,320.html

    --- alıntı ----
    Menderes’in hatalı davranışlarına kaldığımız yerden devam edelim.
    2. CHP ve inönü’yü halkın gözünden düşürme ve CHP’yi engelleme eylemleri: 14 Aralık 1953’te çıkarılan yasa ile CHP mallarına el konur. Köylere dek gidilip inönü ve CHP genel sekreteri Kasım Gülek kötülenir. “Yakında ananızı bacınızı gâvurlara teslim edecekler, Gülek, ABD’de okudu, o bir kabuklu dinsiz gâvurdur” diye namussuzlukla, dinsizlikle ve komünistlikle suçlanır.

    30 Nisan 1959. inönü, Kurtuluş Savaşı'nda karargâh olarak kullandığı Uşak'taki evi ziyaret etmek isteyince Uşak valisince engellenmek istenir. Valinin bu yasadışı buyruğunu kabul etmeyen Emniyet Müdürü ve Jandarma Komutanı aynı gün görevden alınır. Ertesi gün tren istasyonuna giden inönü'nün arabası durdurulur. Yürümekte olan inönü atılan taşlarla başından yaralanır, izmir'e başından kanlar akarak ulaşır. izmir'de planlanan CHP toplantısı engellenir ve Demokrat izmir gazetesi basılır.

    4 Mayıs 1959. istanbul'da inönü'nün arabasının önü kesilir. Hem de trafik müdürü tarafından. Aynı anda önceden hazır bekletilen birçok hapçı ve serseri bir anda arabanın çevresini sarar. Amaç inönü'yü linç etmektir. Bir binbaşı olaya müdahale etmesi ile linç girişimi son anda engellenir.

    14 Mart 1960. inönü Kayseri'ye giderken yolu yine kesilir. Feci şekilde hırpalanır. Olayın gazetelere yansıması iktidar tarafından yasaklanır. Basın, muhalefet partisine ait haberleri yazamaz olur. Yazmaya yeltenen birçok gazeteci içeri atılır. Gazeteler, gece kalıp değiştiremeyeceği için, yasaklara karşı sütunları kazıyıp beyaz sütunla çıkarak iktidarı protesto ederler.
    Tüm bunlara karşın, DP iktidarı 12 Nisan 1960 günü bir bildiri yayınlar. Bildiride CHP'yi “silahlı ve organize olmuş bir ayaklanma yapmaya hazırlanmakla” suçlar. Aynı bildiri bazı gazetelerin olayları çarpıtıp yalan haber yazarak CHP'yi desteklediğini bildirmektedir. Oysa ne CHP'nin bir şeyleri sakladığı vardır, ne de CHP'nin bir ayaklanma başlatmaya niyeti.

    3. Halkın temiz din duygularını kötüye kullanma: Menderes, 27.11.1954‘te Meclis kürsüsünden milletvekillerine “Sizler anayasayı değiştirip, hilafeti bile getirebilirsiniz " sözünü edebilmiştir: “Türk Milleti Müslüman’dır, Müslüman kalacaktır. islamiyet'in bütün icabeti vatandaşlarımız tarafından tam bir serbestlik içerisinde icra olunacaktır.” Sanki milletin dini ibadetlerine engel olanlar vardı.

    4. Yalan vaatler: Milletin kültür seviyesini çok iyi değerlendiren Adnan Menderes, %15 i okuryazar olan Türk halkına çok güzel ve duymak istedikleri şeyleri söylüyordu. "Türkiye'yi küçük Amerika yapacağız" diyordu. Hiç kimse de çıkıp "Peki bunları hangi paralarla yapacaksınız?" demiyordu.

    5. 1958 de ABD askerlerinin Türkiye'de üs kurmalarına izin verilmesi. Türkiye'nin 6 bölgesine NATO kisvesi altında Amerikan üsleri yerleştirilir. Ülkemiz göz göre hem de tek silah atmadan fiilen işgal edilir, Askeri ve ekonomik bağımsızlığımız böylece sona erer. ABD’nin sözde üs kurma amacı, o zamanki adı ile baş düşmanı SSCB’ni radarlarla gözetleyip dinlemek ve gelişen Türkiye'ye Rusların saldırısını önlemekti! Ankara, izmir, Erzurum, Adana, Diyarbakır, Malatya üsleri yanında Sinop'a bile üs ve radar kurulur. Bu üsler halen faal olarak durmakta ve aklına estiği ülkeyi de vurmaktadır.

    6. TL’nin değerinin süratle düşmesi: Ve bu durum bu güne kadar süregelir. Menderes büyük ve affedilmez tavizi sonunda Marshall yardımı adı altında yardım alarak vaat ettiği bölgelere yatırımlar yapar. Yardımlar, vaat ettiği yatırım ve hizmetlerin yüzde birini bile karşılayamaz. Ama olan olmuştur. Menderes Hükümeti bu hatasını anladığında artık çok geçtir. ABD yerleşmişti bir kere ülkemize. Kayseri uçak fabrikası kapatılır, değeri 2 dolar olan paramız devalüe edilir, Kırıkkale silah fabrikası NATO’ya göre düzenlenir. ilaç üretimimize son verilir, çeşit çeşit mallar ithal edilir, enflasyon başlar vs, vs.

    7. Millet Partisi'ne oy verdiği için Kırşehir'in ilçe yapılması: 1954 seçimlerinde Millet Partisi’ne oy verdiği için Kırşehir, DP tarafından çıkarılan bir kanunla ilçe yapılır, Nevşehir’e bağlanır. "Kırşehir faciası diyorlar. Eğer memlekette ilçe kalmak bir facia ise ülkemizde halen 500 ilçe vardır. Onlar da bu hale göre facia içindedirler." sözleri Menderes’in laf ebeliğine güzel bir örnek oluşturur.
    Kırşehir üç yıl ilçe olarak kalır. Haziran 1957’de Kırşehir yeniden il yapılır. Ancak Kırşehir’in yeniden il olma tasarısı görüşülürken Bölükbaşı, bazı ilçelerin Kırşehir’de kalması gerektiğini vurgular. isteği kabul edilmeyince başta Celal Bayar olmak üzere meclise ve meclis başkanına ağır sözler söyler. Bunun üzerine dokunulmazlığı kaldırılır, tutuklanıp cezaevine girer. Seçimlerde hâlâ hapistedir. Milletvekili seçildiği halde Menderes, serbest bırakılmaması için elinden geleni yapar. DP’nin "Demek bize oy vermezsiniz" hışmına CHP’ye oy veren Malatya da uğrar. ilçeye dönüştürülmez, ancak Malatya ve Adıyaman diye ikiye bölünür.
    1960 devriminden sonra, Yassıada Mahkemesi’nde Celal Bayar, A. Menderes ve DP’nin önde gelen yöneticileri Kırşehir’in ilçe yapılması davasından yargılanıp mahkûm olurlar. Menderes, mahkemede ilçe yapılması kararını “fahiş hata” olarak nitelendirir ve pişmanlığını ifade eder.
    Devam edeceğiz. Şimdilik hoşça kalın.

    --- alıntı ----
    http://www.habertire.com/...atalari-2-makale,320.html
    1 ...
  36. 692.
  37. 693.
  38. kore savasinda binlerce okumus subayi savasa gonderen,devlet butcesinden amerikan üssü yaptiran ve adamlara zorla hediye eden,kendisine oy vermeyen sinop ve kırıkkaleye herturlu destegi kesen,esini aldantigi soylenen,amerikan sermayesi deyip ulkeyi bataklığa suruyen sözde milletin adamı .
    0 ...
  39. 694.
  40. hakkında pek çok yanlış bilginin ve yanlış algıların oluştuğu devlet adamı.

    sonda söylyeceğimi başta söyleyeyim. kendisine yapılan darbenin haklı dayanakları vardı çünkü anayasa ihlal edilmeye başlanmış, ülkenin son 10-15 yılda yapmaya başladığı demokratik reformların çoğu geri sarmaya başlamıştı. hiç bir şart altında demokratik bir ülkede darbeyi desteklemem. ancak demokrasi yolundan çıkıldığında, anayasa ihlal edildiğinde maalesef darbelere gayet de meşru bir ortam hazırlanmış oluyor.

    adnan menderesin başında olduğu dp de bu dönemde sırf tahkikat komisyonunu kurup ona olağanüstü yetkiler vererek dahi anayasayı adeta rafa kaldırmış bulunuyorlardı. ayrıca öncesinde de defalarca anayasaya aykırı eylemlerde bulunulmuştu. kırşehirin osman bölükbaşını seçtiği için ilçe yapılması dahi buna bir örnektir.

    ancak ne olursa olsun, idamı oldukça sakat bir kafa tarafından alınmış sakat bir karardır. seçilmiş bir lideri idam etmek, her şey bir yana, halkın egemenlik hakkına hakaret etmek, millete ihanet etmektir.

    bir başka düzeltmek istediğim mevzu da abd ile ilişkiler konusunda izlediği politikalardır. zannediliyor ki bu politikalar tamamiyle adnan menderesin ürünüdür. o dönemleri şimdiki gibi düşünmemek lazım. dış ilişkilerde türkiyenin tarihine baktığınızda taa ittihat terakki döneminden itibaren sırayla atatürk, inönü ve menderes dönemlerinde benzer bir anlayışla politikalar yürütüldüğünü görürüz. yani bir süreklilik vardır. ve demokrat partinin abd ile ilişkileri, denilebilir ki çok büyük bir oranda ismet inönünün de iktidarda olması halinde izleyeceği politikalardır. hatta öyle ki, cumhuriyet tarihinin en büyük hatalarından birisi olan (akpye kadar) jupiter füzelerinin türkiyeye yerleştirilmesi hadisesi bile maalesef inönü tarafından da yoğun bir eleştiriye maruz kalmamış, ve hatta darbeden sonra da bu füzeler ülkede kalmıştır.
    0 ...
  41. 695.
  42. Gayet muhafazakar muhafazakar olduğu kadar modern , batıcı bir başbakandı rahmetli. Allah nur içinde yatırsın.
    0 ...
  43. 696.
  44. iyi adamdı şüphesiz. insanın ağrına giden ise özal ve tayyip gibi halk düşmanlarının kendine onun üzerinden pay Çıkarma çabaları idi..O yüzden cahil sığır sürüleri bu adamcağızı bu ikisi gibi kansız sanıyor.
    0 ...
  45. 697.
  46. tam bir çapkın ya. kasasından kadın iç çamaşırları tangalar falan çıkmıştı. manyaksın sen.

    ip tanga için yaşadın, ipte öldün. hayat ne garip...
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük