amerika'ya incirlik üssünü kiralayan, köy enstitülerini kapatan herif. liboşların çok sevdiği adamdır. amerikan mandacıları tapar bu adama. keşke bazılarının sonu da bunun gibi olsa.
chp'ye karşı siyasi çıkışını, diğer kafadarlarıyla birlikte verdiği "beşli takrir"le yapmış toprak ağasıdır. nedir beşli takrir? chp'nin kısmen uyguladığı toprak reformunu daha geniş alanlara yaymak için çıkarmak istediği kanuna karşı yazılmış bir bildiridir.
neymiş? "chp zulmüyle inim inim inleyen halkın kurtarıcısı"nın asıl derdi topraksız köylünün toprak sahibi olmasını engellemekmiş. chp, köy enstitüleri açarak, toprak reformu yaparak "halkı aşağılıyordu" ya!... halk, menderes'i destekleyerek, toprak sahibi olma, eğitimli, vatandaşlık bilincine sahip insan olma gibi "aşağılayıcı muamelelerden" kurtulmuş oldu!
ey yandaş güruhu, hadi yapabiliyorsanız bu gerçeği inkar edin!
darbe olmasa da gidecek olan şahsiyettir.
darbe o dönem neden yapılmıştır, ne ihtiyaç vardı diyen ak beyinler, günümüz aktif siyasi ideolojiye bakarlarsa, diyeceğim de demiyorum. bakmayın siz, düşünmeyin falan.
camiye uğramadığı halde üstünden müslümanlara sövülen sabetayist kökenli bol metresli vatan haini . celal bayar' ın yakın arkadaşıdır . bizzat atatürk'ün direktifiyle chp'ye girmiştir . yine de kötülükte başçalan ile yarışamaz . menderes , hainler tarafından asılmış bir vatan hainidir . cumhuriyet dönemi siyasi arenası yığınla çelişkiyle doluyken bu çelişkilerin üstünde en çok toplandığı kişi menderes'tir . celal bayar , atatürk gibilerin göz bebeği olmasına rağmen tayyip erdoğan kendisine sahip çıkmıştır . '' iktidar '' kavramı afili bir dönektir . girmeyeceği kılık yoktur .
ismet inönü bildiğiniz üzere eğitim sisteminin ve türk halkının üzerindeki atatürk pompalamasını kaldırmıştı . menderes koruma kanunu çıkardığı ve ders kitaplarına atatürk'ü yeniden ağırlıkla koydurduğu halde nankör kemalistler tarafından sevilmiyor. menderes olmasa bugün atatürk'e duyulan saygının onda biri duyulmazdı .
menderes türk halkı için korkunç bir iblistir . kore'de sayesinde binlerce kişi ölmüş, binlerce kişi esir kalmıştır . zeytinyağı fabrikalarının açılmaması için zeytin ağaçlarını kestirip yerine margarin ve ayçiçeği yağı fabrikaları açtırmıştır . kendinden sonraki nesillerin sağlığıyla oynamıştır . illa bir tarafı sevmek zorunda değiliz . menderes'te , onu asanlarda nefret edilecek insanlardır .
bugün "demokrasi şehidi" diye yutturulan adam.
demokrasi filan hak getire o da tayyip gibi kendi diktatöryasını yaratmıştı.
--- alıntı ----
Erdoğan grup konuşmasında, Sokakların kaosa teslim olduğu o günlerde Merhum Necip Fazıl, merhum Adnan Menderesi ziyaret ediyor. Gerekli tedbirleri almasını ve gösterileri bastırmasını tavsiye ediyor. Menderes ise mevcut tavrını sürdürmeyi tercih ediyor. Biz geçen yıl Gezi olaylarıyla bir darbe senaryosu devreye alındığında Menderes gibi üzerimize gelen bu tehdide sessiz kalmadık dedi. Ne yazık ki Erdoğan hiç tarih bilmiyor
Tespit 1) Necip Fazıl Kısakürek önce Celal Bayar ile tanıştı. 1936da Bayar iktisat Bakanı iken, Ağaç dergisini çıkarmak için para istedi. 1943te Büyük Doğuyu çıkardığında Bayar ile yolları ayrıldı; mektubunda size zıt istikamet tutacak olursam beni mazur görünüz diye yazdı. Bayar, serbestsiniz yanıtını verdi.
Tespit 2) Necip Fazıl, Demokrat Parti döneminde Adnan Menderese üç kez mektup yazdı. iki kez yüz yüze görüştü. ilk görüşme DP iktidarının başında oldu. Son görüşme ise iktidarın sonunda gerçekleşti.
Tespit 3) Başbakan
Menderesin devletin örtülü ödenek hesabından para verdiği dergi ve gazetelere, besleme basın deniyordu. Necip Fazıla toplamda 147 bin lira verildi. 1957de Atatürke hakaret davaları nedeniyle, 8 ay 4 gün ceza alıp hapse girince eşi Neslihan
Kısaküreke de 5 bin lira verildi.
Çatı girişimi kızdırdı
Tarih: 27 Ekim 1957
DP üçüncü kez iktidar oldu.
DPnin, sandık usulsüzlükleri yapması bazı kentlerde olayların çıkmasına neden oldu. CHP oy hırsızlığını kanıtlayan kitap çıkardı. Seçim bitti ama siyasi tansiyon düşmedi.
Menderes tepkileri umursamadı; MiTin (MAH) başına DPli Hüseyin Avni Göktürkü getirdi.
CHPnin kazandığı illerdeki bürokratları sürgüne göndermeye başladı. işadamı Vehbi Koç tehdit edildi; DPye katılmazsanız kredileriniz kesilebilir, işinizde müşkülat çıkarılır. Koç, CHPden ayrıldı.
Orgeneral Fevzi Mengüç yerine Rüştü Erdelhun Genelkurmay Başkanı yapıldı.
4 Ağustos 1958de devalüasyon oldu; dolar 2.80den 9 TLye çıktı.
Siyasi krize ekonomik kriz de eklendi.
Muhalefet partileri işbirliği yapmak için görüşmelere başladı. Bu çatı girişimi DPlileri kızdırdı.
CHP lideri ismet inönü 17
Ekimde parti kongresine katılmak için gittiği Zileye sokulmadı. Çankırıda karşılamaya gelenleri polis dağıttı.
Menderes farklı ses duymak istemiyordu. Öyle ki
Devlet radyosu tek yanlı yayınlarını sürdürünce istanbulda, Ajans Haberlerini Dinlemeyenler Derneği kuruldu. Valilik, derneği hemen kapattı.
Menderesin
kızdığı Amerikalı gazeteci
Adalet Bakanı Esat Budakoğlu, 1954-58 yılları arasında 238 gazetecinin mahkum olduğunu açıkladı. Ankara Cebeci Cezaevinde gazetecilerin doldurulduğu koğuşa
Hilton deniyordu!
Bir yıl önce basın kanunu çıkararak gazeteleri kapatmayı, gazetecileri rahatça hapse göndermeyi kolaylaştıran DP hükümeti, bu kez özel sektörün ilanlarını hangi gazeteye verileceğini hükümetin tayin edeceği kararnamesini çıkardı!
Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) basına yönelik baskıları kınayınca Menderesin tepkisini çekti.
O günlerde Amerikalı gazeteci Eugene C. Pulliam Türkiyeye geldi.
Türkiyede On ikiye Çeyrek Var başlıklı makalesinde, kendini diktatör mevkiine getiren Menderesin, kudret ve şahsi otoritesinin genişliği başına vurmuştur diye yazdı. (15.7.1959)
Bu makaleyi yayımladığı gerekçesiyle Kim dergisi ile Ulus, Kervan ve Vatan gazeteleri kapatıldı; Şahap Balcıoğlu, Ahmet Emin Yalman gibi gazeteciler mahkum edildi. (Yalman, Necip Fazıl gibi yazarların kışkırtması sonucu 1952de Hüseyin Üzmez tarafından vurulmuştu.)
inönüyü leş
haline getirin
inönünün 1959 ilkbaharındaki Batı Anadolu gezisi olaylı başladı. Ankara ve Eskişehir garında inönüyü selamlamak isteyenleri polis dağıttı. Uşakta olaylar çıktı; polis göz yaşartıcı bomba kullandı. DPlilerin attıkları taş inönüyü yaraladı. (Necip Fazıl, Büyük Doğu dergisinde, Küçük bir çakıl taşını bu kadar büyütmeye gerek yok. Onu leş haline getirecek gülleden ne haber diye yazdı.)
Valiler CHP il kongrelerini iptal etti.
inönü dönüşte istanbul Topkapıda, DPlilerin taşlı saldırısına uğradı. Otomobilinin üzerine çıkıldı; aracın kapısı açılmaya çalışıldı; bir binbaşının müdahale etmesiyle inönü linçten kurtuldu.
Polis, Ankarada karşılamaya gelen CHPlileri de dağıttı.
CHP, içişleri Bakanı Namık Gedik hakkında soruşturma açılmasını istedi. Reddedildi.
Mecliste kavgalar çıktı.
inönü uzlaşmacı bir dil kullanarak iktidarla görüşmeye hazır olduğunu söyledi. 2 Temmuzdaki inönü-Menderes görüşmesi havayı yumuşattı. Fakat, 2 yıldır yapılmayan muhtar seçimlerinin ertelenmesi siyaseti yine gerdi
Ve tansiyon hep yükselecekti artık
Tarih: 9 Eylül 1959
CHP, 36ncı Kuruluş Yıldönümünü yurdun dört bir yanında kutlama kararı aldı. Çanakkaleye giden Kasım Gülek ve Esat Mahmut Karakurt partililerle buluştu. Bir partilinin, CHP seçimi kazansa bile DP iktidarı vermeyeceği konuşuluyor, bu doğru mu sorusunu Karakurt, o zaman gayrimeşru hale gelirler diye yanıtladı.
Bu söz çarpıtıldı, CHPliler DPlilere piç dedi diye yayıldı. CHP heyeti Geyiklide taşlı sopalı saldırıya uğradı.
CHP olayı TBMMye taşımadan önce bir heyet oluşturup bölgeye gönderdi. Menderes, içişleri Bakanı Gedikin CHPliler kendini TBMMnin üstünde görüyor sözü üzerine heyetin Çanakkaleye gitmesine izin vermedi.
Ayvalık adlı gemi Çanakkale limanına varmıştı; CHPlilerin inmesine izin verilmedi. Milletvekilleri sabaha karşı gizlice gemiden indi.
Menderes bu kez milletvekillerinin Geyikliye sokulmaması için emir verdi! Emniyet Genel Müdürü Cemal Göktanı askeri uçakla Çanakkaleye gönderdi.
CHP heyeti de Geyikli yolunda taşlı-sopalı saldırıya uğradı!
Sadece sokak değil; CKMP lideri Osman Bölükbaşının TBMMde yaptığı konuşma nedeniyle 10 ay hapse mahkum edilmesi siyasal krizi artırdı.
DP de karıştı; çeşitli nedenlerle 6 bakan istifa etmek zorunda kaldı.
Ve 3 Nisan 1960ta büyük kırılma
yaşandı
Her şey Kayserinin küçük bir kasabasında başladı: Yeşilhisar!
1957 seçimlerinde CHP 3 bin 664, DP 2 bin 614 oy aldı. Kasaba ikiye bölündü; 6 mahallede CHPliler 2 mahallede ise DPliler oturuyordu. Ve Tarih: 16 Şubat 1960.
DP ilçe Başkanvekili Salih Kürkçü ile CHP ilçe Başkanı Mustafa Önalın şehir kulübündeki sözlü atışması büyüdü. DPli Kürkçü, bana silahını gösterip mermilerini boşalttı diye şikayetçi oldu. Cumhuriyet savcısının uygunsuz sözler söyleyerek CHPli Önalın adam öldürmeye teşebbüs suçundan tutuklanmasını istemesi bardağı taşırdı. Mahalleler birbirine girdi.
Yetmezmiş gibi vilayetten görevlendirilen Necati Soyuyüce ve Abdulkadir Yücedağ adlı iki polis, yangının üzerine benzinle gitti. Gözaltına aldıkları CHPli Mehmet Bozkurta işkence yaptılar.
Bozkurt serbest bırakıldığında kahveye gelip vücudundaki yaraları gösterince CHPliler kaymakamlığa yürüdü. Bu arada yine o iki polisin ateş açması sonucu üç kişi yaralandı.
Kaymakam Nuri Erdem bir jandarmanın tüfeğini alarak namussuz herifler diye hücum ederken mal müdürünün müdahalesiyle
durduruldu.
Olaylarda 56 CHPli gözaltına alırken hiçbir DPliye dokunulmadı.
Menderes, kaymakama bin lira, iki polise 500 lira ödül verdi.
1.5 ay sonra
inönünün 3 Nisan 1960ta Kayseride yapılacak CHP kongresine katılmasına hükümet izin vermedi!
Karar; Başbakanlık Konutunda, Celal Bayar, Adnan Menderes, Kayseri Valisi Ahmet Kınık, 2. Ordu Komutanı Orgeneral Kemal Çarkın ve Atıf Benderlioğlu, Celal Yardımcı ile izzet Akçalın katıldığı toplantıda alınmıştı.
PTT santral memuru Nazmi Ordulunun Yassıada Mahkemelerinde verdiği ifadeye göre Menderes, Ne pahasına olursa olsun o namussuz adamı (inönüyü) oraya sokmayacaksınız demişti.
Valilik kongreyi iptal etti.
inönü, silahlı tecavüzlere maruz kalan silahsız halka geçmiş olsun demek için Yeşilhisara gideceğini açıkladı.
Menderes valiyi arayarak, trenin Kayseriye sokulmamasını istedi. Emniyet Genel Müdürü Cemal Göktanı Kayseriye gönderdi. Yeşilhisar kasabasının çevresi askerlerce kuşatıldı; giriş-çıkış yasaklandı!
inönüyü taşıyan tren saatlerce istasyonda bekletildi; Menderes, inönünün bulunduğu vagonun sökülüp istasyonda bırakılarak trenin yoluna devam etmesini emretti.
Sonuçta, inönü Yeşilhisara sokulmadı.
Yeşilhisar TBMM gündemine getirildi ve ipler koptu
Tarih: 7 Mayıs 1960.
DP Bolu Milletvekili Reşat
Akşemsettinoğlu grup toplantısında
Yeşilhisar olaylarını kürsüye taşıdı:
DP hükümetine böyle bir fırsatı kaçırdığı için teessürlerimi arz ederim. Yeşilhisar tam Halk Partisinin kıskıvrak yakalanacağı yerdi. Orada idare-i Örfi ilan edip bir kaç kişiyi sallandıralım. (Alkışlar)
DPli Zeki Erataman gibi milletvekilleri de sert konuşmalar yapınca Menderes kürsüye geldi: Yeşilhisara gidememiştir. Emredin, bu tedbirlerin on mislini alalım. Ama hepsini hükümetin sırtına bırakmak suretiyle değil; kanun yapın kanun. Ahlaksızlar, namussuzlar sizi kapatıyoruz diye Büyük Millet Meclisinin kararıyla kapatalım. (Alkışlar) Siz Meclissiniz beyler, alacağınız tedbirlerin hepsinde beraberim, en ilerisinde beraberim.
Menderesin isteği oldu; 18 Nisan 1960ta DPliler Mecliste Tahkikat Komisyonu kurdu. 15 DP milletvekilinden oluşan komisyonun görevi şuydu:
- Tüm iddiaları bu komisyon soruşturacaktı.
- Mitingleri, toplantıları yasaklayabilecekti.
- Gazete ve dergileri kapatabilecekti.
- Her belgeye el koyabilecekti.
- Kurum ve evlerde arama
yapabilecekti.
Ve kararlara karşı çıkanlar 1 yıldan 3 yıla kadar ağır hapisle cezalandırılacaktı.
Tahkikat Komisyonu kurulur kurulmaz iki karar aldı:
1) Partilerin kongre, toplantı düzenlemeleri, siyasal etkinliklerde bulunmaları ve yeni örgütler kurması yasaktır.
2) Komisyonun yetki, görev, karar ve çalışmaları hakkında yayın yapılması ve TBMMde görüşme yapılması yasaktır.
Tahkikat Komisyonunun; beş kişinin yan yana gelerek dolaşmasına yasak getirmesi; 19 Mayıs törenlerine izin vermemesi ve yerel seçimleri iptal etmesi bardağı taşırdı.
Halk hürriyet hürriyet diye
sokağa çıktı.
28 Nisan 1960ta Beyazıt Meydanında Orman Fakültesi öğrencisi Turan Emeksiz polis kurşunuyla öldürüldü.
Polis kurşunuyla vurulan Hüseyin Onur bacağı kesilerek hayata döndürüldü. Hüseyin Irmak, Cengiz Ballıkaya, Vedat Boy polis mermileriyle yaralanan diğer öğrencilerdi.
Ateş açılması emrini veren bizzat Menderesti. Yüzde 50yi de evde tutamamıştı polis eşliğindeki DPliler baltalarla Kumkapıda öğrencilere saldırdı. Yazıktır günahtır diyen Nimet Koçer adlı kadın yerlerde sürüklenerek
karakola götürüldü.
Yıldız Kenterden Yaşar Kemale aydınlar-sanatçılar üniversite bahçelerinde toplanan öğrencilerin yanında yer aldı.
Olaylar Ankarada da durmadı. Siyasal Bilgiler öğrencileri üzerlerine sıkılan 285 adet mermi çekirdeği toplandı.
Polis, Kızılay Meydanında toplanan halkın üzerine göz yaşartıcı bombalar attı. Yüzlerce kişi gözaltına alındı.
Ankara ve istanbulda sıkıyönetim ilan edildi.
Menderes izmirde gitti; 200 bin kişilik miting yaptı; muhalefeti komplo yapmakla suçladı.
inönü, erken seçimlere gidilerek gerginliklerin sona erdirilmesi çağrısında bulundu.
Menderes seçim kararı almadı ve kavgalı oturum sonucu TBMMyi 25 Mayıs 1960ta tatil etti.
iki gün sonra
Saat 04.36
Devlet radyosunda davudi sesli bir Albay vardı; Alpaslan Türkeş: Türk Silahlı Kuvvetleri memleketin idaresini ele almıştır.
Mehmet Akif ne diyor:
Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar,
hiç ibret alınsaydı; tekerrür mü ederdi.
--- alıntı ----
Birkaç gün sonra 27 Mayıs. Tarihimizin en çok tartışılan olayı. Kimilerine göre darbe, kimilerine göre özgürlüklerin yeniden hayata geçirilmesi. Darbe diyenler, insan hak ve özgürlüklerinin güvencesinin temel bir gereği olan ve 1961 Anayasasının başlangıç bölümünde yer alan Baskıcı yönetime karşı direnme ve başkaldırma hakkını göz önünde tutmuyorlar. 27 Mayıs öncesi Demokrat Partinin anayasa ihlallerini dile getirmiyorlar. iktidarın istenirse halifelik ve saltanatı bile geri getirilebiliriz, muhalefeti karınca gibi ezeriz sözlerini duymazlıktan geliyorlar. Hele gezi ve basın özgürlüğünün yasaklanmasından, muhalefeti ortadan kaldırmak için hem polis, hem savcı, hem de yargıç yetkili DP milletvekillerinden oluşan Tahkikat Komisyonunun kurulmasından hiç bahsetmiyorlar.
Bir başbakanın Lozan kahramanı ismet Paşaya Paşa senin devrin bitti, geçmişteki başarıların bize sökmez demeye ne hakkı var. Mecliste isyan çıkmasın diye isterseniz şeriatı bile getirebilirsiniz diyen, Atatürk'ün kurduğu CHPyi kapatmaya kalkan, ismet Paşayı tutuklamayı düşünen, halkı Vatan Cephesi kurarak ikiye bölen bir başbakanın o koltukta oturmaya ve o ülkeye liderlik etmeye hakkı yoktur.
Tek parti döneminde Takrir-i Sükûn Yasası ve istiklal Mahkemeleri dolayısıyla M. Kemal, inönü ve CHP'yi hedef tahtası yapanlar, Varlık Vergisi dolayısıyla CHP'nin gırtlağını sıkanlar, demokrasiyi hiçe sayan Menderes'i ve Demokrat Parti'yi nasıl savunabilirler? 1961de idam edilen üç kişi, kimilerine göre demokrasi şehidi, kimilerine göre vatan haini idi. Ne olursa olsun, Türkiye tarihinde asla böyle bir iktidar ve böyle bir yargılama ve cezalar olmamalıdır. Her şeye, herkese yazık oldu. Hem de yalnızca 10 yıl içinde. Ne onlar kaldı ne eski Türkiye. Sadece ibret ve acı kaldı.
Halkımızın gerçekleri bilmesi düşüncesiyle Menderesin hatalarını yazmak istedim. Bazı okurlarım tarafsız bir gözle okur ve olayları değerlendirirlerse ihtiras ve hırsın insana nasıl yanlışlar yaptırabileceğini göreceklerdir. Tekrar belirtmek isterim ki Adnan Menderes'in idamı yanlıştı. Menderesin işlediği suçların cezasını çekmesi, halkın gözünde değerini yitirmesi ve tarih önünde hesap vermesi gerekirdi. Fakat idam edilerek halkın gözünde kahraman oldu. Üstüne bir de kentlere, havaalanlarına, mahalle ve caddelere adı verildi. Ancak şurası gerçek ki Adnan Menderes'in idam edilmiş olması, onun siyasal geçmişini ve sorumluluklarını aklamaz.
1945 yılına dek ülkede tek bir parti vardı: CHP. Seçimde yurttaşlar parti kavgası yapmazdı. Ortada büyük paralar ve planlar dönmezdi. Halk, CHPden aday olanlardan güvendiklerini seçerdi. Okur-yazar oranı %15 olan bir ülkede çok partili demokrasi çok zordu. Atatürk demokrasinin gereği olan çok partili hayata iki kez geçmek istemiş, ama toplumun henüz buna hazır olmaması yüzünden vazgeçmişti.
Adnan Menderes kültürlü, varlıklı bir ailedendi. Siyasete girip CHPden Aydın milletvekili oldu. Ama çok hırslıydı. Bir grup arkadaşı ile birlikte inönü'nün gölgesinde kalmak istemeyip ayrı bir parti kurdu. 1950 seçiminde iktidar oldu. inönü, seçimlerin sonucuna saygı gösterip iktidarın el değiştirmesinin pürüzsüz bir biçimde gerçekleşmesine katkısını yaptı. Böylece, çok partili demokrasiye olan inancını ve devlet adamlığı niteliğini ortaya koymuş oldu. Menderes ve DP ilk dört yıl bayağı iyi işler yaptı. Ama sonraki yıllarda ülkeyi bir emperyalist ülkeye iki kuruş yardım alacağız diye adeta teslim etti.
Neydi DP ve Adnan Menderesi suçlu yapan hatalar, birer birer sayalım.
1,Marshall planı ve ABDnin ideallerine yardımcı olma: 1950de iktidara gelen Menderes, inönü hükümetlerinin yatırımlar ve zor günler için biriktirdiği hazinenin kapılarını sonuna kadar açtırıp söz verdiği yatırımlara girişti. Tarım makineleşti, ulaşım, enerji, eğitim, sağlık, sigorta ve bankacılık ilerledi. Hazinenin parası ve devletin geliri vaatlere yetmediği için bu kez, Atatürk'ün 1923 izmir iktisat kongresinde söylediği "Vasiyetim şudur ki, dış borç almayınız, üretip satınız. Bir ülke ne zaman başka ülkelere yardım ve kredi için avuç açmıyorsa tam bağımsızdır. Ekonomik bağımsızlık yoksa gerçek bağımsızlık olmaz. Biz Osmanlının borcunu ödeyeceğiz ama asla borç almayacağız. Benden sonraki devlet yöneticileri de almasınlar vasiyetini çiğneyip ABDye parasal yardım için başvurdu.
Türkiye ABDnin Ortadoğu planları için önemliydi. Ancak yardım karşılığı istekleri vardı. "Rusya'ya komşusunuz. Kalkınırsanız Rusya size saldırır." diye bizi NATO'ya üye yaptı. En güçlü devletlerin silahla alamadığı Türkiye'yi böylece para gücü ile aldılar. Koreye asker göndermemiz istendi, gönderdik. NATOya yaranmak uğruna, hiçbir sorunumuz bulunmayan Kore'ye gönderilen bu vatan evlatları ABD için öldüklerinden, şehit dahi sayılmadı. Parasal yardım yaptılar, ama idealleri bitmedi.
Türkiye, zengin yeraltı kaynakları ile iştah kabartan bir ülkeydi. Köy Enstitüleri denen bir kıpırtıyla çağdaş uygarlıklar seviyesinin elde edileceğini anladılar. Köyler kalkınıyor, imeceler yaygınlaşıyordu. ABD gibi sömürücü ülkeler, karşılıksız mali yardımlarla, ücretsiz eğitim yatırımları ile ve çok uzun vadeli borç vermelerle yoksul ülkemizi etkilemeye başladı. ABDnin ısrarlı şartlarına karşı duramayan Menderes, ünlü Marshall yardımını kabul edip kültürümüzün ve ulusal politikamızın sonunu hazırladı.
--- alıntı ---- http://www.habertire.com/...atalari-2-makale,320.html
--- alıntı ----
Menderesin hatalı davranışlarına kaldığımız yerden devam edelim.
2. CHP ve inönüyü halkın gözünden düşürme ve CHPyi engelleme eylemleri: 14 Aralık 1953te çıkarılan yasa ile CHP mallarına el konur. Köylere dek gidilip inönü ve CHP genel sekreteri Kasım Gülek kötülenir. Yakında ananızı bacınızı gâvurlara teslim edecekler, Gülek, ABDde okudu, o bir kabuklu dinsiz gâvurdur diye namussuzlukla, dinsizlikle ve komünistlikle suçlanır.
30 Nisan 1959. inönü, Kurtuluş Savaşı'nda karargâh olarak kullandığı Uşak'taki evi ziyaret etmek isteyince Uşak valisince engellenmek istenir. Valinin bu yasadışı buyruğunu kabul etmeyen Emniyet Müdürü ve Jandarma Komutanı aynı gün görevden alınır. Ertesi gün tren istasyonuna giden inönü'nün arabası durdurulur. Yürümekte olan inönü atılan taşlarla başından yaralanır, izmir'e başından kanlar akarak ulaşır. izmir'de planlanan CHP toplantısı engellenir ve Demokrat izmir gazetesi basılır.
4 Mayıs 1959. istanbul'da inönü'nün arabasının önü kesilir. Hem de trafik müdürü tarafından. Aynı anda önceden hazır bekletilen birçok hapçı ve serseri bir anda arabanın çevresini sarar. Amaç inönü'yü linç etmektir. Bir binbaşı olaya müdahale etmesi ile linç girişimi son anda engellenir.
14 Mart 1960. inönü Kayseri'ye giderken yolu yine kesilir. Feci şekilde hırpalanır. Olayın gazetelere yansıması iktidar tarafından yasaklanır. Basın, muhalefet partisine ait haberleri yazamaz olur. Yazmaya yeltenen birçok gazeteci içeri atılır. Gazeteler, gece kalıp değiştiremeyeceği için, yasaklara karşı sütunları kazıyıp beyaz sütunla çıkarak iktidarı protesto ederler.
Tüm bunlara karşın, DP iktidarı 12 Nisan 1960 günü bir bildiri yayınlar. Bildiride CHP'yi silahlı ve organize olmuş bir ayaklanma yapmaya hazırlanmakla suçlar. Aynı bildiri bazı gazetelerin olayları çarpıtıp yalan haber yazarak CHP'yi desteklediğini bildirmektedir. Oysa ne CHP'nin bir şeyleri sakladığı vardır, ne de CHP'nin bir ayaklanma başlatmaya niyeti.
3. Halkın temiz din duygularını kötüye kullanma: Menderes, 27.11.1954te Meclis kürsüsünden milletvekillerine Sizler anayasayı değiştirip, hilafeti bile getirebilirsiniz " sözünü edebilmiştir: Türk Milleti Müslümandır, Müslüman kalacaktır. islamiyet'in bütün icabeti vatandaşlarımız tarafından tam bir serbestlik içerisinde icra olunacaktır. Sanki milletin dini ibadetlerine engel olanlar vardı.
4. Yalan vaatler: Milletin kültür seviyesini çok iyi değerlendiren Adnan Menderes, %15 i okuryazar olan Türk halkına çok güzel ve duymak istedikleri şeyleri söylüyordu. "Türkiye'yi küçük Amerika yapacağız" diyordu. Hiç kimse de çıkıp "Peki bunları hangi paralarla yapacaksınız?" demiyordu.
5. 1958 de ABD askerlerinin Türkiye'de üs kurmalarına izin verilmesi. Türkiye'nin 6 bölgesine NATO kisvesi altında Amerikan üsleri yerleştirilir. Ülkemiz göz göre hem de tek silah atmadan fiilen işgal edilir, Askeri ve ekonomik bağımsızlığımız böylece sona erer. ABDnin sözde üs kurma amacı, o zamanki adı ile baş düşmanı SSCBni radarlarla gözetleyip dinlemek ve gelişen Türkiye'ye Rusların saldırısını önlemekti! Ankara, izmir, Erzurum, Adana, Diyarbakır, Malatya üsleri yanında Sinop'a bile üs ve radar kurulur. Bu üsler halen faal olarak durmakta ve aklına estiği ülkeyi de vurmaktadır.
6. TLnin değerinin süratle düşmesi: Ve bu durum bu güne kadar süregelir. Menderes büyük ve affedilmez tavizi sonunda Marshall yardımı adı altında yardım alarak vaat ettiği bölgelere yatırımlar yapar. Yardımlar, vaat ettiği yatırım ve hizmetlerin yüzde birini bile karşılayamaz. Ama olan olmuştur. Menderes Hükümeti bu hatasını anladığında artık çok geçtir. ABD yerleşmişti bir kere ülkemize. Kayseri uçak fabrikası kapatılır, değeri 2 dolar olan paramız devalüe edilir, Kırıkkale silah fabrikası NATOya göre düzenlenir. ilaç üretimimize son verilir, çeşit çeşit mallar ithal edilir, enflasyon başlar vs, vs.
7. Millet Partisi'ne oy verdiği için Kırşehir'in ilçe yapılması: 1954 seçimlerinde Millet Partisine oy verdiği için Kırşehir, DP tarafından çıkarılan bir kanunla ilçe yapılır, Nevşehire bağlanır. "Kırşehir faciası diyorlar. Eğer memlekette ilçe kalmak bir facia ise ülkemizde halen 500 ilçe vardır. Onlar da bu hale göre facia içindedirler." sözleri Menderesin laf ebeliğine güzel bir örnek oluşturur.
Kırşehir üç yıl ilçe olarak kalır. Haziran 1957de Kırşehir yeniden il yapılır. Ancak Kırşehirin yeniden il olma tasarısı görüşülürken Bölükbaşı, bazı ilçelerin Kırşehirde kalması gerektiğini vurgular. isteği kabul edilmeyince başta Celal Bayar olmak üzere meclise ve meclis başkanına ağır sözler söyler. Bunun üzerine dokunulmazlığı kaldırılır, tutuklanıp cezaevine girer. Seçimlerde hâlâ hapistedir. Milletvekili seçildiği halde Menderes, serbest bırakılmaması için elinden geleni yapar. DPnin "Demek bize oy vermezsiniz" hışmına CHPye oy veren Malatya da uğrar. ilçeye dönüştürülmez, ancak Malatya ve Adıyaman diye ikiye bölünür.
1960 devriminden sonra, Yassıada Mahkemesinde Celal Bayar, A. Menderes ve DPnin önde gelen yöneticileri Kırşehirin ilçe yapılması davasından yargılanıp mahkûm olurlar. Menderes, mahkemede ilçe yapılması kararını fahiş hata olarak nitelendirir ve pişmanlığını ifade eder.
Devam edeceğiz. Şimdilik hoşça kalın.
kore savasinda binlerce okumus subayi savasa gonderen,devlet butcesinden amerikan üssü yaptiran ve adamlara zorla hediye eden,kendisine oy vermeyen sinop ve kırıkkaleye herturlu destegi kesen,esini aldantigi soylenen,amerikan sermayesi deyip ulkeyi bataklığa suruyen sözde milletin adamı .
hakkında pek çok yanlış bilginin ve yanlış algıların oluştuğu devlet adamı.
sonda söylyeceğimi başta söyleyeyim. kendisine yapılan darbenin haklı dayanakları vardı çünkü anayasa ihlal edilmeye başlanmış, ülkenin son 10-15 yılda yapmaya başladığı demokratik reformların çoğu geri sarmaya başlamıştı. hiç bir şart altında demokratik bir ülkede darbeyi desteklemem. ancak demokrasi yolundan çıkıldığında, anayasa ihlal edildiğinde maalesef darbelere gayet de meşru bir ortam hazırlanmış oluyor.
adnan menderesin başında olduğu dp de bu dönemde sırf tahkikat komisyonunu kurup ona olağanüstü yetkiler vererek dahi anayasayı adeta rafa kaldırmış bulunuyorlardı. ayrıca öncesinde de defalarca anayasaya aykırı eylemlerde bulunulmuştu. kırşehirin osman bölükbaşını seçtiği için ilçe yapılması dahi buna bir örnektir.
ancak ne olursa olsun, idamı oldukça sakat bir kafa tarafından alınmış sakat bir karardır. seçilmiş bir lideri idam etmek, her şey bir yana, halkın egemenlik hakkına hakaret etmek, millete ihanet etmektir.
bir başka düzeltmek istediğim mevzu da abd ile ilişkiler konusunda izlediği politikalardır. zannediliyor ki bu politikalar tamamiyle adnan menderesin ürünüdür. o dönemleri şimdiki gibi düşünmemek lazım. dış ilişkilerde türkiyenin tarihine baktığınızda taa ittihat terakki döneminden itibaren sırayla atatürk, inönü ve menderes dönemlerinde benzer bir anlayışla politikalar yürütüldüğünü görürüz. yani bir süreklilik vardır. ve demokrat partinin abd ile ilişkileri, denilebilir ki çok büyük bir oranda ismet inönünün de iktidarda olması halinde izleyeceği politikalardır. hatta öyle ki, cumhuriyet tarihinin en büyük hatalarından birisi olan (akpye kadar) jupiter füzelerinin türkiyeye yerleştirilmesi hadisesi bile maalesef inönü tarafından da yoğun bir eleştiriye maruz kalmamış, ve hatta darbeden sonra da bu füzeler ülkede kalmıştır.
iyi adamdı şüphesiz. insanın ağrına giden ise özal ve tayyip gibi halk düşmanlarının kendine onun üzerinden pay Çıkarma çabaları idi..O yüzden cahil sığır sürüleri bu adamcağızı bu ikisi gibi kansız sanıyor.