adnan menderes

entry1176 galeri
    691.
  1. --- alıntı ----
    Birkaç gün sonra 27 Mayıs. Tarihimizin en çok tartışılan olayı. Kimilerine göre darbe, kimilerine göre özgürlüklerin yeniden hayata geçirilmesi. Darbe diyenler, insan hak ve özgürlüklerinin güvencesinin temel bir gereği olan ve 1961 Anayasasının başlangıç bölümünde yer alan “Baskıcı yönetime karşı direnme ve başkaldırma” hakkını göz önünde tutmuyorlar. 27 Mayıs öncesi Demokrat Parti’nin anayasa ihlallerini dile getirmiyorlar. iktidarın “istenirse halifelik ve saltanatı bile geri getirilebiliriz”, “muhalefeti karınca gibi ezeriz” sözlerini duymazlıktan geliyorlar. Hele gezi ve basın özgürlüğünün yasaklanmasından, muhalefeti ortadan kaldırmak için hem polis, hem savcı, hem de yargıç yetkili DP milletvekillerinden oluşan Tahkikat Komisyonunun kurulmasından hiç bahsetmiyorlar.

    Bir başbakanın Lozan kahramanı ismet Paşa’ya “Paşa senin devrin bitti, geçmişteki başarıların bize sökmez” demeye ne hakkı var. Mecliste isyan çıkmasın diye “isterseniz şeriatı bile getirebilirsiniz” diyen, Atatürk'ün kurduğu CHP’yi kapatmaya kalkan, ismet Paşa’yı tutuklamayı düşünen, halkı Vatan Cephesi kurarak ikiye bölen bir başbakanın o koltukta oturmaya ve o ülkeye liderlik etmeye hakkı yoktur.

    Tek parti döneminde Takrir-i Sükûn Yasası ve istiklal Mahkemeleri dolayısıyla M. Kemal, inönü ve CHP'yi hedef tahtası yapanlar, Varlık Vergisi dolayısıyla CHP'nin gırtlağını sıkanlar, demokrasiyi hiçe sayan Menderes'i ve Demokrat Parti'yi nasıl savunabilirler? 1961’de idam edilen üç kişi, kimilerine göre demokrasi şehidi, kimilerine göre vatan haini idi. Ne olursa olsun, Türkiye tarihinde asla böyle bir iktidar ve böyle bir yargılama ve cezalar olmamalıdır. Her şeye, herkese yazık oldu. Hem de yalnızca 10 yıl içinde. Ne onlar kaldı ne eski Türkiye. Sadece ibret ve acı kaldı.

    Halkımızın gerçekleri bilmesi düşüncesiyle Menderes’in hatalarını yazmak istedim. Bazı okurlarım tarafsız bir gözle okur ve olayları değerlendirirlerse ihtiras ve hırsın insana nasıl yanlışlar yaptırabileceğini göreceklerdir. Tekrar belirtmek isterim ki Adnan Menderes'in idamı yanlıştı. Menderes’in işlediği suçların cezasını çekmesi, halkın gözünde değerini yitirmesi ve tarih önünde hesap vermesi gerekirdi. Fakat idam edilerek halkın gözünde kahraman oldu. Üstüne bir de kentlere, havaalanlarına, mahalle ve caddelere adı verildi. Ancak şurası gerçek ki Adnan Menderes'in idam edilmiş olması, onun siyasal geçmişini ve sorumluluklarını aklamaz.

    1945 yılına dek ülkede tek bir parti vardı: CHP. Seçimde yurttaşlar parti kavgası yapmazdı. Ortada büyük paralar ve planlar dönmezdi. Halk, CHP’den aday olanlardan güvendiklerini seçerdi. Okur-yazar oranı %15 olan bir ülkede çok partili demokrasi çok zordu. Atatürk demokrasinin gereği olan çok partili hayata iki kez geçmek istemiş, ama toplumun henüz buna hazır olmaması yüzünden vazgeçmişti.

    Adnan Menderes kültürlü, varlıklı bir ailedendi. Siyasete girip CHP’den Aydın milletvekili oldu. Ama çok hırslıydı. Bir grup arkadaşı ile birlikte inönü'nün gölgesinde kalmak istemeyip ayrı bir parti kurdu. 1950 seçiminde iktidar oldu. inönü, seçimlerin sonucuna saygı gösterip iktidarın el değiştirmesinin pürüzsüz bir biçimde gerçekleşmesine katkısını yaptı. Böylece, çok partili demokrasiye olan inancını ve devlet adamlığı niteliğini ortaya koymuş oldu. Menderes ve DP ilk dört yıl bayağı iyi işler yaptı. Ama sonraki yıllarda ülkeyi bir emperyalist ülkeye “iki kuruş yardım alacağız” diye adeta teslim etti.

    Neydi DP ve Adnan Menderes’i suçlu yapan hatalar, birer birer sayalım.

    1,Marshall planı ve ABD’nin ideallerine yardımcı olma: 1950’de iktidara gelen Menderes, inönü hükümetlerinin yatırımlar ve zor günler için biriktirdiği hazinenin kapılarını sonuna kadar açtırıp söz verdiği yatırımlara girişti. Tarım makineleşti, ulaşım, enerji, eğitim, sağlık, sigorta ve bankacılık ilerledi. Hazinenin parası ve devletin geliri vaatlere yetmediği için bu kez, Atatürk'ün 1923 izmir iktisat kongresinde söylediği "Vasiyetim şudur ki, dış borç almayınız, üretip satınız. Bir ülke ne zaman başka ülkelere yardım ve kredi için avuç açmıyorsa tam bağımsızdır. Ekonomik bağımsızlık yoksa gerçek bağımsızlık olmaz. Biz Osmanlının borcunu ödeyeceğiz ama asla borç almayacağız. Benden sonraki devlet yöneticileri de almasınlar” vasiyetini çiğneyip ABD’ye parasal yardım için başvurdu.

    Türkiye ABD’nin Ortadoğu planları için önemliydi. Ancak yardım karşılığı istekleri vardı. "Rusya'ya komşusunuz. Kalkınırsanız Rusya size saldırır." diye bizi NATO'ya üye yaptı. En güçlü devletlerin silahla alamadığı Türkiye'yi böylece para gücü ile aldılar. Kore’ye asker göndermemiz istendi, gönderdik. NATO‘ya yaranmak uğruna, hiçbir sorunumuz bulunmayan Kore'ye gönderilen bu vatan evlatları ABD için öldüklerinden, şehit dahi sayılmadı. Parasal yardım yaptılar, ama idealleri bitmedi.

    Türkiye, zengin yeraltı kaynakları ile iştah kabartan bir ülkeydi. Köy Enstitüleri denen bir kıpırtıyla “çağdaş uygarlıklar seviyesinin” elde edileceğini anladılar. Köyler kalkınıyor, imeceler yaygınlaşıyordu. ABD gibi sömürücü ülkeler, karşılıksız mali yardımlarla, ücretsiz eğitim yatırımları ile ve çok uzun vadeli borç vermelerle yoksul ülkemizi etkilemeye başladı. ABD’nin ısrarlı şartlarına karşı duramayan Menderes, ünlü Marshall yardımını kabul edip kültürümüzün ve ulusal politikamızın sonunu hazırladı.
    --- alıntı ----
    http://www.habertire.com/...atalari-2-makale,320.html

    --- alıntı ----
    Menderes’in hatalı davranışlarına kaldığımız yerden devam edelim.
    2. CHP ve inönü’yü halkın gözünden düşürme ve CHP’yi engelleme eylemleri: 14 Aralık 1953’te çıkarılan yasa ile CHP mallarına el konur. Köylere dek gidilip inönü ve CHP genel sekreteri Kasım Gülek kötülenir. “Yakında ananızı bacınızı gâvurlara teslim edecekler, Gülek, ABD’de okudu, o bir kabuklu dinsiz gâvurdur” diye namussuzlukla, dinsizlikle ve komünistlikle suçlanır.

    30 Nisan 1959. inönü, Kurtuluş Savaşı'nda karargâh olarak kullandığı Uşak'taki evi ziyaret etmek isteyince Uşak valisince engellenmek istenir. Valinin bu yasadışı buyruğunu kabul etmeyen Emniyet Müdürü ve Jandarma Komutanı aynı gün görevden alınır. Ertesi gün tren istasyonuna giden inönü'nün arabası durdurulur. Yürümekte olan inönü atılan taşlarla başından yaralanır, izmir'e başından kanlar akarak ulaşır. izmir'de planlanan CHP toplantısı engellenir ve Demokrat izmir gazetesi basılır.

    4 Mayıs 1959. istanbul'da inönü'nün arabasının önü kesilir. Hem de trafik müdürü tarafından. Aynı anda önceden hazır bekletilen birçok hapçı ve serseri bir anda arabanın çevresini sarar. Amaç inönü'yü linç etmektir. Bir binbaşı olaya müdahale etmesi ile linç girişimi son anda engellenir.

    14 Mart 1960. inönü Kayseri'ye giderken yolu yine kesilir. Feci şekilde hırpalanır. Olayın gazetelere yansıması iktidar tarafından yasaklanır. Basın, muhalefet partisine ait haberleri yazamaz olur. Yazmaya yeltenen birçok gazeteci içeri atılır. Gazeteler, gece kalıp değiştiremeyeceği için, yasaklara karşı sütunları kazıyıp beyaz sütunla çıkarak iktidarı protesto ederler.
    Tüm bunlara karşın, DP iktidarı 12 Nisan 1960 günü bir bildiri yayınlar. Bildiride CHP'yi “silahlı ve organize olmuş bir ayaklanma yapmaya hazırlanmakla” suçlar. Aynı bildiri bazı gazetelerin olayları çarpıtıp yalan haber yazarak CHP'yi desteklediğini bildirmektedir. Oysa ne CHP'nin bir şeyleri sakladığı vardır, ne de CHP'nin bir ayaklanma başlatmaya niyeti.

    3. Halkın temiz din duygularını kötüye kullanma: Menderes, 27.11.1954‘te Meclis kürsüsünden milletvekillerine “Sizler anayasayı değiştirip, hilafeti bile getirebilirsiniz " sözünü edebilmiştir: “Türk Milleti Müslüman’dır, Müslüman kalacaktır. islamiyet'in bütün icabeti vatandaşlarımız tarafından tam bir serbestlik içerisinde icra olunacaktır.” Sanki milletin dini ibadetlerine engel olanlar vardı.

    4. Yalan vaatler: Milletin kültür seviyesini çok iyi değerlendiren Adnan Menderes, %15 i okuryazar olan Türk halkına çok güzel ve duymak istedikleri şeyleri söylüyordu. "Türkiye'yi küçük Amerika yapacağız" diyordu. Hiç kimse de çıkıp "Peki bunları hangi paralarla yapacaksınız?" demiyordu.

    5. 1958 de ABD askerlerinin Türkiye'de üs kurmalarına izin verilmesi. Türkiye'nin 6 bölgesine NATO kisvesi altında Amerikan üsleri yerleştirilir. Ülkemiz göz göre hem de tek silah atmadan fiilen işgal edilir, Askeri ve ekonomik bağımsızlığımız böylece sona erer. ABD’nin sözde üs kurma amacı, o zamanki adı ile baş düşmanı SSCB’ni radarlarla gözetleyip dinlemek ve gelişen Türkiye'ye Rusların saldırısını önlemekti! Ankara, izmir, Erzurum, Adana, Diyarbakır, Malatya üsleri yanında Sinop'a bile üs ve radar kurulur. Bu üsler halen faal olarak durmakta ve aklına estiği ülkeyi de vurmaktadır.

    6. TL’nin değerinin süratle düşmesi: Ve bu durum bu güne kadar süregelir. Menderes büyük ve affedilmez tavizi sonunda Marshall yardımı adı altında yardım alarak vaat ettiği bölgelere yatırımlar yapar. Yardımlar, vaat ettiği yatırım ve hizmetlerin yüzde birini bile karşılayamaz. Ama olan olmuştur. Menderes Hükümeti bu hatasını anladığında artık çok geçtir. ABD yerleşmişti bir kere ülkemize. Kayseri uçak fabrikası kapatılır, değeri 2 dolar olan paramız devalüe edilir, Kırıkkale silah fabrikası NATO’ya göre düzenlenir. ilaç üretimimize son verilir, çeşit çeşit mallar ithal edilir, enflasyon başlar vs, vs.

    7. Millet Partisi'ne oy verdiği için Kırşehir'in ilçe yapılması: 1954 seçimlerinde Millet Partisi’ne oy verdiği için Kırşehir, DP tarafından çıkarılan bir kanunla ilçe yapılır, Nevşehir’e bağlanır. "Kırşehir faciası diyorlar. Eğer memlekette ilçe kalmak bir facia ise ülkemizde halen 500 ilçe vardır. Onlar da bu hale göre facia içindedirler." sözleri Menderes’in laf ebeliğine güzel bir örnek oluşturur.
    Kırşehir üç yıl ilçe olarak kalır. Haziran 1957’de Kırşehir yeniden il yapılır. Ancak Kırşehir’in yeniden il olma tasarısı görüşülürken Bölükbaşı, bazı ilçelerin Kırşehir’de kalması gerektiğini vurgular. isteği kabul edilmeyince başta Celal Bayar olmak üzere meclise ve meclis başkanına ağır sözler söyler. Bunun üzerine dokunulmazlığı kaldırılır, tutuklanıp cezaevine girer. Seçimlerde hâlâ hapistedir. Milletvekili seçildiği halde Menderes, serbest bırakılmaması için elinden geleni yapar. DP’nin "Demek bize oy vermezsiniz" hışmına CHP’ye oy veren Malatya da uğrar. ilçeye dönüştürülmez, ancak Malatya ve Adıyaman diye ikiye bölünür.
    1960 devriminden sonra, Yassıada Mahkemesi’nde Celal Bayar, A. Menderes ve DP’nin önde gelen yöneticileri Kırşehir’in ilçe yapılması davasından yargılanıp mahkûm olurlar. Menderes, mahkemede ilçe yapılması kararını “fahiş hata” olarak nitelendirir ve pişmanlığını ifade eder.
    Devam edeceğiz. Şimdilik hoşça kalın.

    --- alıntı ----
    http://www.habertire.com/...atalari-2-makale,320.html
    0 ...