Son zamanlarda psikopatları ve garip işleriyle medyaya fışkıran anadoludaki güzel ilimiz. gerçi psikopatları da az olmayan ildir.
Onun dışında tam bir yemek cennetidir. istanbullu, egeli bahtsızlar pek bilmez. onların bir inegöl köftesi bir de dönerleri var. Kebapçısı, çorbaları, daha bir sürü yemekleriyle doğudaki adeta bir lezzet merkezidir. Doğunun en güzel yanı yemekleridir.
işte bu yüzdendir ki doğuda yaşayan biri için oradan kopmak zordur efenim. Çünkü batı tam anlamıyla yemek özürlüsü kalıyor. Birşeyi güzel yaptıkları yok. Egede inegöl köfte yiyeyim dedim, ulan soğanı daha sumak yahut biberlemeyi bırak tuzlamamış adam bana köftenin arasında veriyor. Ağzımı yaktı. Kısacası adana candır, batı ise heyecandır.
Hırsızı, çingenesi, gaspçısı, katili ve tecavüzcüsüyle ünlü varoş şehir, neyse ki bu lanet yerde Kürt nüfusu her geçen gün artmakta ve ilerisi için umut vadetmekte.
bir kere günübirlik kebap yemeye gittigim sehir.
sadece güzel yerlerini gezdik haliyle kisitli zamanda.
baraj gölü cok güzeldi saatlerce oturabilirdim.
sürekli biseyler yemen gerekiyor aksi takdirde sehre adapte olman mümkün degil.
ama git gel 3 kilo aliyorsun garanti.
adana eskiden akdenizin en büyük şehriydi, türkiye'nin ise dördüncü büyük kentiydi düşünün 1990 sayımında nüfusu 1.934.000'di aynı dönemde türkiye'nin beşinci büyük kenti olan bursa'nın nüfusu 1.603.000'di. ama ne olduysa oldu adana gerilemeye başladı bursa günümüzde türkiyenin dördüncü büyük kenti ve nüfusu 2.900.000 civarında, adana ise 2.185.000 nüfusta kaldı ve antalya'nın bile gerisine düştü.
Sabah deri ceketim ve kışlık şalımla bütün dikkatleri üstüme çekip insanları kendime güldürdüğüm şehir. Millet atlet şort giyiyor hala. Ekimin ortası gelmiş farkında mısınız demek istedim resmen insanları durdurup.
Sabah sabah insanlar ızgara ciğerle kahvaltı yapıyor. Soğanlı sumaklı iğrenç.
Ayrıca insanları, esnafı gerçekten de kaba. ilk izlenimlerim bu kadar şimdilik.
Henüz 17 yaşındaydım,lise sondaydım."bir şehri tam kalbinden,beyninden vurup gitmek var"dı aklımda. Öyle de oldu.Sonra ne mi oldu?. Olaylar olaylar...Kabuğumu kırmıştım ya,içinden çıktığım o kabuğu beğenmiyor, uzaklaşmak daha da uzaklaşmak istiyordum. arada yolum düşse de bu şehre, orda yaşamak gibi de değildi doğrusu.
Aradan geçen 17 yıldan sonra, üstelik çok yeni ve hala kanayan yaralarım da varken, birçoğuna "tekinsiz" gelen güzel şehrime dönüyorum. Yaralarımın kabuk tutup iyileşmesi için onun güvenli kollarına ihtiyacım var.
Adana'm çocukluğum,ilk gençliğim...bekle beni geliyorum