Olması gerekendir. Sevdiğin insana her türlü desteği verip kısa hayatta rahat etmesini isteyip buna göre planlar kurup zaman içinde o planları yaşatmaya çalıştırmaktır sevdiğin kişiye. Ama burada şöyle bi risk var, eğer sen sevdiğin insana her türlü fedakarlığı yapıp rahat etmesini sağlayıp, seni yoktan var edene ibadet etmez, kulluk etmez, O' nu yüceltmezsen, 5 vakit namaz kılmaz, insanlara iyiliği emredip kötülükten sakındırmazsan, gece herkes uyurken kalkıp 2 rekat dahi olsa namaz kılıp Rabbine ibadeti çok görürsen o mecaziye bağladığın derin muhabbet ahirette seni derin azaplara bırakabilir. Tamam karşı cinse bağlılığını hissettireceksin fakat Allaha bağlılığını ihmal etmeyeceksin.
insanin hayatını mahveder.
Unuttum ya dersin.. Aylar sonra yaptıgı tek hareket tek bakış bile onun için küllenmiş bir kalbi yangın yerine çevirmeye yeter.
Her sey icin cok gec o ayrı mesele.
bir parça kumaşı düzgün bir şekilde ikiye ayırmak için önce sabunla çizersin yamuk olur düzeltirsin makasla kesmeye başlarsın elin titrer çatal çatal olur uğraşırsın yakarsın çıkan iplerini falan bir sürü vaktini alır. derken yeni bi parça alırsın hafif sökük yerinden iki elinle tutup yırtarsın bi anda ip gibi olur.
aşk da böyle.
(bkz: terzi kendi söküğünü dikemez)
Cibran'ın diz çöküp yakardığı tapınağa; kapısına gelenlere aşkın sorulduğu tapınağa vardım.
Bana da soruldu "Aşk nedir?"
Ellerimle kapadığım karnımı yardım,
Karnımda yanan alevden bir parça alıp Aşkı soran sesin yüzüne doğru üfledim.
Alevimle yandı sesin ağzı
Ve bir daha konuşamadı.
Usulca çekildi önümden,
Yoluma devam etmem için.
Karnımı tekrar kapadım
ve ellerimi karnımda birleştirdim yeniden.
Tapınağın derinlerine doğru yola koyuldum.
Cibran'ın "beni kutsal alevine at, kutsal alevin besleyicisi yap!" diye yakardığı aleve ulaşmak için.
Ulaşıp, karnımda yanan alevi ona katmak için. Ait olduğu yere, aleve dönmek için.
Ve böyle başladı yolculuğun, aşıklığım.
Kapılardan geçtim.
Renk renk, biçim biçim...
Ama geçtim neticede,
Çünkü kutsal alev, tapınağın derinlerinde.
...
Ve sonunda aşk oldum.
Olduğumu buldum.
Yandım, alev oldum.
Gördüm, gözlerimle değil.
Bildim, aklımla değil.
Yaşadım, yıllarımda değil.
Ve aşk oldum, aşıklarımla değil.
insan yapimi, fena derecede abartilan duygu. evrimin ve biyolojinin isleyisi icin sart bile degil. onemli olan ciftlesme kismi. ask olmadan da insanlik hayatta kalabilir. gerisi teferruattir.
insanlık tarihinde tanımlanma gafletine en çok düşülen kavram.
üniversite hocalarımdan biri; bir kavramı örnekler üzerinden öğrenmenin bizleri yanlışa sevk edeceğini söylemişti. ancak sanıyorum 'aşk' bunun istisnası. zira kavramlar tanımlanırken bu iş genel bir ifade ile yapılır ve kavramın tüm çerçevesi himaye altına alınmaya çalışılır.
ancak aşk için bunun mümkün olmadığını düşünmekteyim. zira en basitinden ilhan şeşen'in 'aşk layık olanda kalmalı' parçasının girişinde belirttiği bir gerçeklik vardır; "en büyük aşk sizin aşkınız sanıyorsunuz değil mi? haklısınız". gerçekten de hepimiz haklıyız. bütün insanlar; birbirinden ayrı milyarlarca münferit düşünce, hissiyat, tanım, her biri haklıdır konu aşk ise.