Aramızdaki ilişkilerin gitgide boktanlaştığı insanlarımızdır. Terör örgütü bokuna 10 - 15 milyon insanı yok saymak nasıl bir mantıktır. Dışlayarak tamamen öteki tarafa yakınlaşmalarını sağlamak. Elbette bu tepkilerin bir kısmı haksız olunsa bile haklı olunanlar da var. Özellikle büyük şehirlere gelenler müthiş örgütlenerek en ufak bir olayda şiddete başvuruyorlar. Kürt kökenli insanlarımızın ağırlıklı satıcı oldukları semt pazarlarına başka bir satıcı giremez. Girerse dayak yer. Kemeraltında kaynamış mısır satmayı bile bir çeşit mafyalaşma çatısı altında gerçekleştirmekteler. Midye de aynı şekilde. Üstelik bu oluşumların başında yine bir kürt vatandaşımız var. Lider pozisyonundaki adam illegal bir şekilde bulundukları yere başka bir satıcının girmesine izin vermiyor. Kendi adına çalışanlarına da asgari ücret veriyor sadece. Müşteri durumundaki insanlar olarak bizler de bu gördüklerimiz karşısında alışverişi kestiğimiz zaman bu sefer ekonomik milliyetçilik ile suçlanıyoruz. Oysa bu durumun oluşmasında zenginleşmiş kürtlerin de payı büyük. Genelleme yapmak çok hatalı... Ama bizzat şahit olduğum iki olay var ki sempati ile yaklaşmak ya da anlayış göstermek mümkün değil. Bunlardan biri pazarda sattığı şeftaliyi pahalı bulup geri veren kadının kocasını bir anda kalabalıklaşıp ağzını burnunu kırıncaya dek döven grup. Bunlar adamı benzettikten sonra anında tüydüler. Bir ikincisi ise kemeraltında gözlerimizin önünde 14-15 yaşındaki bir kızın cebinden cep telefonunu alan 12 yaşlardaki çocuğu kolundan yakalayan kızın yanındaki adamın etrafını bir anda 15 kişi kadar kişinin sarması. Kimse müdehale edemiyor, çünkü altından ne çıkacağını bilemiyorsunuz. Ama hırsızlığı savunan ve bunu yapanı da kolluyorsanız hakkınızdaki önyargıları körüklemekten başka bir şey de yapmamış olursunuz. Şimdi bir izmir'li olarak kemeraltına gitmeyi tercih etmiyorum. PAzarda o adamı döven satıcılardan bir şey de almıyorum. Kimse kusura bakmasın. Bunun ırkçılıkla bir alakası da kesinlikle yok. O kabakuvveti bir kürde de uygulamış olsalar ve uygulayan yüzde yüz türk de olsalar aynı davranışı sergilerdim. Şiddetin hiç bir türlüsünü tasvip etmiyorum. Biliyorum ki benim gibi düşünen bir sürü de insan var. Bunların içinde azımsanmayacak kadar kürt de var. Hatta çevremde arkadaşım dediğim ve pkk'ya en ağırından küfür eden kürtler de var. Şunları bile yazarken "kürt" demek, insan diyememek ağrıma gidiyor. Ama içimize bu etnik farklılık tohumunu ektiler bir güzel. Bundan sonra o tohumu sulamamak hem kürtlerin hem de türklerin sorumluluğunda. Yanlış giden şeyler var, isyan ettiren şeyler. Bunları kabul ediyorum. Ama bunları düzeltmek için otobüsler ateşe verilmemeli. O otobüslerdeki gencecik kızların yaşamı ortadan kaldırılmamalı. en önemlisi bir ülkede yaşadığımızı, o ülkenin türklerin olduğu kadar kürtlerin de ülkesi olduğunu herkesin ispatlaması lazım. etnik kökeni yüzünden bir insanı diğerinden ayırmayı çok yanlış buluyorum. güneydoğunun bir çok ilinde bulundum. Kürt vatandaşlarımızla yakın ilişkilerim de oldu. Doğu misafirperverliği diye tanımlanan şeyin bizzat üstümüzde uyguladılar. insan olarak onları buradaki arkadaşlarımdan, tanıdıklarımdan ayırmamın imkanı yok. Hepsi canciğer, samimi insanlar. Onların da yanlış buldukları uygulamalar var. Bunların bir kısmı da devlete ait. Bugün genelkurmay başkanı bile "pkk'yı bitirmek için hepsini öldüremeyiz" diyebiliyorsa birşeyler değişiyor demektir. Kürtlerin harcanan haklarını elde edebilmek için, ihmal edilmişliklerini gösterebilmek için şu saatten sonra silahsız bir mücadele yoluna girmeleri, bu tür yolları savunmaları gerek... Acil olarak... Türklerin de terör örgütü pkk yüzünden tüm kürtleri pkk olarak görmemeleri gerek. Kötülük, kanunsuzluk ne türklerin ne de kürtlerin tekelinde. 11 eylül olaylarından sonra nasıl her müslümanı taliban olarak gören batıyı yadırgıyorsak aynı hatayı bizlerin de yapmaması lazım.