din bilime engel mi

entry23 ↓ galeri
    19.
  1. Din ve bilim, her iki tarafın da kendi çıkarlarını diğerinin pahasına öne sürmesi nedeniyle sıklıkla birbirine zıt olarak sunulmuştur. Bilim, fe-nomenlerin nasıl gerçekleştiğini; din ise neden gerçekleştiğini açıklar. Belirli atomaltı parçacıklarının nasıl çalıştığını biliyor olmanız, size ahlaklı bir yaşam sürmenin, manevi tatmin sağlamanın veya evrenin bir amacı olup olmadığının cevabını vermez.

    Dinin bilime karşı hoşgörüsüz olduğu yönündeki yaygın iddialar sıklıkla dile getirilir; ancak göz ardı edilen husus, Katolik Kilisesi'nin modern bilimsel yöntemin temelini attığı, “Karanlık Çağ” boyunca klasik bilgiyi ve okuryazarlığı koruduğu ve Galileo gibi isimlerin araştırmaları da dâhil olmak üzere bilimin en büyük hamisi olduğu gerçeğidir. islam'ın Altın Çağı'nda da durum bundan farklı değildi.

    17. yüzyılda Batı ülkelerinin büyük çoğunluğu bilimsel faaliyetleri destekliyordu. insanların çoğu, Katolik Kilisesi'nin Galileo'nun araştırmalarını finanse ettiğinden haberdar değildir. Galileo, Güneş merkezli görüşleri nedeniyle değil, kilise içindeki siyasi çekişmelerin kurbanı olduğu için yargılanmıştır. Dönemin papası VIII. Urbanus aslında Galileo'nun yakın arkadaşı ve destekçisiydi. Ancak Galileo, yazdığı eserde Papa'nın sunduğu ve astronomiyle hiçbir ilgisi olmayan argümanları “Simplicio¹” adlı karaktere söyletince, Papa bunu şahsına yapılmış bir hakaret olarak algıladı. Bu duruma otuz yıl savaşları'nın getirdiği siyasi baskı da eklenince, olay bilimsel bir tartışmadan çok bir güç gösterisine ve otorite savunmasına dönüşerek Galileo'nun yargılanmasıyla sonuçlandı.

    (1) ahmak, saf.
    ---
    Öte yandan, kendi ideolojik çıkarları uğruna bilime müdahale ederek onu yozlaştıran nazi, komünist, Pol Pot ve diğer tüm egaliteryen bürokratik yönetimlere bakıldığında, a-gnostik ve ateist ideolojilerin bilime dinden çok daha büyük zararlar verdiği açıkça görülmektedir. Günümüzde ırk, cinsiyet, transformers ve diğer tabu konuları sorgulamanın cancellanarak sosyal linç, hatta hapis cezasına uğramanıza yol açabildiği Batı dünyasının o yozlaşmış toplum yapısına bir bakın. Kendileri de aynı hoşgörüsüzlüğü sergileyen bu insanların dine hangi hakla ve nasıl bu denli nefret kusabildiklerini aklım almıyor.

    Kültürel olarak dinden hoşlanmamanızın asıl nedeni, ahlaklı, alçakgönüllü, ölçülü, cesur, nazik ve iffetli olmayı gerektiren herhangi bir standarda tabi tutulmak istemeyişinizdir. Bunu sezgisel olarak ele aldığınızda, elbette hoşunuza gitmiyor; çünkü bu erdemler, doğduğu günden beri helikopter ebeveynlik ile hiçbir disiplin veya kural tanımadan “özgür düşünür” olarak yetiştirilmiş işlevsiz bir “güruh” için oldukça zor ve tatsız süreçlerdir. Toplum olarak dünyaya artık ahlaki bir pencereden bakmıyorsunuz, çünkü bu sorumluluğu üstlenmek istemiyorsunuz ve her türden yüksek standartlar karşısında “sınıfta kalmaktan” kaçınıyorsunuz.

    Öte yandan, günümüzdeki anlamıyla bilimsel metodoloji, Orta Çağ'daki manastır rahipleri tarafından kurulmuştur. Entelektüel atılımlara bakarsanız, bunların çoğu durumda ruhani olandan kaynaklandığını görürsünüz. Benzer şekilde, bir toplum mistisizmden ve dinden uzaklaştıkça yaratıcılığını ve zihinsel keskinliğini yitirir. Bu gerçeği, modernite içinde bir anomali olarak açıkça gözlemliyoruz.

    Din ve bilim, bugün mistizm olarak isimlendirdiğiniz aynı kökten türemiştir. Dinlerden miras kalan birçok temel varsayımı hafife alıyorsunuz ve bunların hayati öneminin farkına varamıyorsunuz. Örneğin, gerçek¹ kavramı köken itibarıyla dinî düşünceye dayanır. Toplumlar dinî değerlerini yitirdiklerinde, wokeizm, nazizm, feminizm veya komünizm örneklerinde olduğu gibi, hakikati önemsemeyi bırakırlar. Veritas'ı merkeze almayan bir toplumun bilimsel ilerleme kaydetmesi de imkânsızdır. Ayrıca ahlaki bir görev bilinci olmayan bilim adamları, yalnızca kendi çıkarlarına hizmet eden veya belirli çıkar gruplarınca fonlanan dogmatik mesajları yayan birer araca dönüşürler. Günümüzde bilimin sürekli olarak solun siyasi söylemlerini haklı çıkarmasının temel nedeni budur. Çünkü günümüzde bilim, birçok durumda ideolojik gruplar tarafından kendi ajandaları doğrultusunda yürütülen bir safsataya evrilmiştir. ilginç olan ise aynı “bilimin” ırk, cinsiyet, genetik farklılıklar veya transformers gibi konularda somut bilimsel verileri sistematik olarak görmezden gelmesidir.

    (1) veritas ya da hakikat.
    ---
    Batı’nın 15. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar gerçekleştirdiği en büyük bilimsel ve toplumsal ilerlemelere baktığınızda, bunların Batı’nın koyu bir Hristiyan toplum olduğu dönemlerde yaşandığını görürüz. Tüm medeniyetlerin maceraları apatheia ile başlayıp hedonizmle son bulur.

    (1) a-pathos
    ---
    ekim 14, 2026
    0 ...