Öncelikle ben bu entry’yi kendime yazdım, okuma kardeşim. 87 yapımı filmin imcelemesini ne yapacaksın zaten?
filmimiz, kahramanımız muhsin’in, taşradan gelen, feodal bir mazlumun ezilmişliğinin büyüsüne kapılmasıyla alakalı. Muhsin hayatta muhteşem başarılara imza atamamış, ancak saygı gören, asla olduğundan da farklı olmamış omurgalı biri. Taşralı ali nazik muhsin’in yumuşak karnına, vicdanına oynaya oynaya hayatına giriyor. Biraz da muhsin’in ilgisiz kalmış egosunu ağam da paşam da diyerek okuşayarak yapıyor bunu.
Muhsin mazlum’a o kadar kanmış ki, içindeki köylü kurnazına, ali nazik’in içindeki aç gözlü köpeğe asla uyanamıyor son ana kadar.
Ali nazik’e mantığa aykırı bir güven duyuyor, ve bu yolda vicdanına, ve ahlakına (ki bunlar muhsin’i muhsin yapan şeyler) aykırı düşüyor. işte o son perdede ali nazik içindeki her şeyi yutmak isteyen, zenginliğe ve hayata olan kıskançlığını öyle bir kusuyor ki! Of be muhsin, bu köylüyle, bu varoşla senin ne işin olurdu allah aşkına?
Sonu olmadan kendim için yazdım entry’yi, okuduysan hakkını helal et.