4×1'de görüp mutlaka altından bi şeyler çıkacak dediğimiz kadını 3 farklı şekilde gözümüze soktular ve kimse uyanamadı. Bölümün neredeyse ilk 1 saati benim kafam da sherlock'unki gibi bi milyon olmuştu. Mary'nin bıraktığı videonun devamını görünce bir şeyler anlamlanmaya başlamıştı kendi zeka düzeylerimizde. Ama bölümün finalinde öyle bir vurdu ki moffat. Aptal yerine konmaktan zevk aldım resmen. Bu diziyle ilgili teori kasmak büyük başarısızlıklara sebep olmaya çok müsait olsa da söylemeden geçemeyeceğim: Belli ki moriarty sadece kız kardeşin tiyatrocusuymuş. Asıl aklımı kurcalayan ise şu: acaba mycroft bu kız kardeşin eylemlerine ne kadar vakıftı? Malum doğu rüzgarından 3×3'te net şekilde bahsetmişti.
Türkiye'de kötü yönetilen birçok kurum var ama ösym bunların başını çeker.
6 ocak 2017 tarihli duyurusunda öabt ve kpss a grubu testlerindeki soru sayılarının artırıldığı öğrendik. Bununla birlikte test süreleri de arttı ve muhtemelen 4 saat 10 dakikalık tek oturum yapmak yerine oturum sayısını da artıracaklardır. Tabi bununla ilgili hala net bir bilgi yok. Çünkü duyuruda "2 veya 3 oturum" ifadesi geçiyor. Ayrıca puan türlerinde de geçtiğimiz günlerde bir değişiklik yapılmıştı ve kpss puanlarına yds etkisi a grubu için sıfırlanmıştı. Bununla birlikte ekonometri testi de kpss a'dan kaldırılmıştı.
Bu tarz bir değişiklik yaparsın tamam da bunu neden sınava 4,5 ay kala yapıyorsun? Geçtiğimiz sene de yine gerek dershaneler gerekse öğrenciler tarafından bütün programlar kpss a ve gk-gy sınavının temmuz ayında yapılacak olmasına göre ayarlanmışken yine dönem içinde yapılan bir değişiklikle sınav 1,5 ay öne çekilmişti. Eğer böyle önemli değişiklikler yapıyorsan bunu sınava en az 1 sene kala yapmalısın. Ha o süreyi geçirdin mi? O zaman ocak 2017'de yaptığın değişiklik en erken 2018 kpss için geçerli olmalıdır.
Çünkü yüz binlerce kişi hazırlıklarını kpss'nin değişiklikten önceki hali için yaptı. Belki binlerce insan yiyeceğinden içeceğinden kısarak zar zor deneme setleri aldı. Yayınevleri binlerce basım yaptı. Dershaneler programlarını yaptı. Yine binlerce kişi kpss'yi düşünerek yds kurslarına yazılmak için binlerce lira döktü veya yds için aylardır çalışma içindelerdi. Peki ya yıllarca ekonometri okuyup mezun olan insanların emeklerine ne demeli? Hepsi bir anda çöp oldu. Sen böyle aptalca değişiklikler yaparak bunca insanın emeğini çalıyorsun ve sonra da dalga geçer gibi kalemlerinin üzerine "emeğiniz emanetimizdir" yazabiliyorsun.
Aslında sorunlar bu kadar değil. Çünkü söz konusu kurum ösym ise neresinden tutsanız elinizde kalır. Mesela türkiye'de alanında tekel olan bu kurumun bu tekel avantajını sınava giren milyonlarca insanı ve hatta o insanların ailelerini sömürmek için kullandığı, sırf sınav ücretlerine bakılarak bile anlaşılabilir. Bunun dışında sınav merkezleriyle ilgili ulaşım zorlukları, bu ulaşım zorluklarına ek olarak neredeyse ülkenin hiçbir yerinde olmayan çok yüksek ve bir o kadar da anlamsız güvenlik önlemleriyle sınav yerlerine giriş mecburiyeti, elinde kapı gibi hastane raporu olmasına rağmen sırf ösym'ye bildirilmediği için ülkenin bi ucundan kırık elle ayakla ve binbir zorlukla sınavın yapılacağı tek şehir olan ankara'ya gelen insanların kapıdan çevrilmesi vs. vs.
Dediğim gibi neresinden tutsanız elinizde kalır. Sözün özü nefret edilesi ve gereksiz bir kurumdur. En azından üniversiteye giriş dışındaki birçok sınav için ilgili bakanlıklar ve kurumların kendi sınavlarını yapabilme imkan ve kabiliyetleri varken, özellikle kpss gibi angarya bir sınav için insanları ayrıca strese sokmanın ve çok uçuk ücretler ödemek zorunda bırakmanın sosyal devlet ilkesinin tam olarak neresiyle bağdaştığını anlayamıyorum.
Son olarak mağdur olan milyonlarca insana şunu söylemek istiyorum: boyun eğmeyin!
Birçok kişinin olduğu gibi benim de her gün yürüdüğüm kaldırımda/yolda insanlar katledildi. Evet, hemen hemen hepimiz ölen ve yaralanan masum vatandaşlarımız için üzülüyoruz, acı duyuyoruz, gözyaşı döküyoruz. Ve yine en azından bir yakını veya tanıdığı herhangi bir fiziki zarar görmemiş olan herkes, patlamanın yaşandığı yer çok işlek bir cadde olduğu ve birçok insan o yoldan en az bir kez geçtiği için "ben ya da sevdiklerim de o an orada olabilirdik" diye düşünüp o an orada olmadıkları için utanarak da olsa şükrediyor.
Buraya kadar yazdıklarım zaten bilinen şeyler. Tüm bu acı, üzüntü, öfkeyle birlikte hissedilen bir şey daha var: korku. Yaklaşık bir senedir tek bir girdi dahi yazmamama rağmen şu an bunları yazmama sebep olan şey ise bu korkuya göstermek istediğim tepki.
3 gündür müthiş bir bilgi kirliliği var. asılsız ihbarlar, saçma söylentiler aldı başını gidiyor. Belli ki bu düşüncesizlikle devam da edecek. Haliyle insanlar tedirgin. Toplumlara hitap eden insanlar, yazılı-görsel basın ve sosyal medya fenomenleri başta olmak üzere birçok kişi, sayfa ya da kuruluş bu korku temelli toplum psikolojisini vurgulayıp kendilerine göre rant elde etme peşindeler ya da akıllarınca sadece işlerini yapıyorlar.
Evet insan tedirgin oluyor. Kendi için olmasa dahi sevdikleri için endişe ediyor. Kendi ölümden korkmasa dahi "ben ölürsem arkada bıraktıklarımın hali ne olur?" diye düşünüyor. Sadece ölüm değil yaralanıp sakat kalmak da bu saldırıların olası sonuçlarından biri. insan hiçbir şeyden korkmasa bile öyle haince bir saldırıda pisi pisine ölmeyi/yaralanmayı istemiyor. imkan bulsa gidip vatan için şehit olma pahasına düşmanla çarpışmaktan korkmayacak insan, bir amaç uğruna ölememekten korkuyor.
işte bu gerçekler bilinirken yukarıda bahsettiğim kişi ya da grupların yansıttıkları bu toplum psikolojisini yalanlamak realist bir yaklaşım olmaz. Ama bu psikolojiyi bu kadar dillendirmek bana göre kesinlikle yanlış. Bugün biz terör örgütünün tanımını yaparken ya da amaçlarını sıralarken "insanları sindirmek, korku salmak, toplumu ayrıştırmak" gibi ifadeler kullanıyorsak "sokağa çıkmaya korkar olduk" cümlesini kurup bunu bir de marifetmiş gibi dosta düşmana ilan etmek, o öfke duyduğumuz hainlerin ekmeğine yağ sürmekten başka bir şey değil. Evet ülke olarak bu tür olaylara alışmak istemiyoruz, can güvenliğimizin olmadığı bir ortadoğu ülkesi olmayı kabullenemiyoruz ve zaten kabullenmemeliyiz de. Tepkimizi en sert şekilde göstermeliyiz. Ama bu şekilde kendi ülkemizde, her gün yürüdüğümüz yollarda yürümekten korktuğumuzu dile getirerek, sinerek değil! Bu hain saldırıyla ilgili ille de birşeyler paylaşacaksanız acınızı, üzüntünüzü, öfkenizi paylaşın. En önemlisi hala millet bilincine sahip olduğumuzu, birlik-beraberliğimizi vurgulayan paylaşımlar, haberler yapın. Düşmana keyif vermek hoşunuza gitmiyorsa o korku hissini pekala kendi içinizde de yaşayabilirsiniz!
erkekliğimden utandım diyen hemcinslerim var. erkeklikle bi alakası var mı bilmiyorum ama ben cinsiyetimden değil böyle canavarlarla aynı ülkeyi, hatta aynı dili paylaşmaktan bile utanıyorum. içim acıyor özgecan için.. keşke keşkelerin bi faydası olsa da özgecan için söylediğimiz, dilediğimiz onca keşke onu geri getirse, böyle bi caniliği yaşanmamış kılsa. söylenebilecek çok şey var ama söyleyecek gücü bulamıyorum kendimde. ne dersem diyeyim bu yaşanmamış sayılmayacak özgecan geri gelmeyecek çünkü. istediğim tek şey 1 gün, 1 hafta ya da 1 ay konuşulup unutulmasın bu olay. yeni bi özgecan yeni bi münevver haberi daha gelmesin. hayatının baharındaki bu gençler, çocuklar bu canilerin canavarca hislerle işledikleri bu suçlara kurban edilmesinler. 2015 türkiyesindeysek kardeşlerimiz, annelerimiz, sevgililerimiz, eşlerimiz, akrabalarımız, arkadaşlarımız kısacası hiç kimse korkarak dışarı çıkmasın, korkarak yaşamak zorunda kalmasın. milyonlar bu olaya siyasi hiçbi kaygıları olmamasına rağmen tepki gösterdi, üzüldü.. ama bu canavarlar da bahsettiğim milyonların arasından çıktı. demek ki bi yerde biz de hata yapıyoruz. kimse kendisini taciz eden şerefsizlere karşı sessiz kalmasın. kimse tehditlere boyun eğmesin. kimse sırf cinsiyeti bu toplumda bazı değerler yüzünden güçsüz addedildiği için susmasın. bu caniler bulundukları çevreyle beraber karşısındakini de gücsüz, ezik görebildiği için böyle canavarlıklara cesaret edebiliyorlar. hiçbi bebek katil doğmaz. john locke'un tabula rasa teoremine benzer olarak, insanın kişiliğini yaşadığı çevre, ailesi ve ilgili kurumlarca aldığı eğitim vs. belirler. bu ülkede yanlış olan bir şeyler ya da birileri var ki biz bugün özgecan'a ağlıyoruz. bu zihniyet problemini, eğitimsizliği ya da yanlış eğitimi çözmek de bizim elimizde. biz diyorum çünkü bu canavarlar gibi bu ülkeyi yönetenler de yine bu toplumun içinden çıkıyor. çevresince egosu yüksek olarak bilinen biri olarak ben de milyonlar gibi yalvarıyorum. nolcaksa olsun, ne yapılacaksa yapılsın ama nolur bi şeyler olsun. nolur bu olaylar bi daha yaşanmasın.
yaya toure'dir. ben de birçok simge isim sayabilirdim recoba, riquelme, ronaldinho, kluivert gibi. hatta en çok sevdiğim adamı yazabilirdim bu başlığa fernando torres diyerek. ama nedense bu afrikalının hakkını bi şekilde teslim etmek istedim. adamın defansı iyidir, hava toplarında etkilidir, tekniktir, fiziği kuvvetlidir, premier lig gibi bi ligde dribbling yeteneklerini sergileyebilir, uzaktan şutları muhteşemdir, gerektiğinde 18'in içinde gol arar ve bulur, çirkeflik yapmaz, çalışkandır, yaratıcıdır... daha gider bu. kişisel bi hayranlığım yok ama izlediğim en komple futbolculardan biridir diyebilirim.
yay kadınından kesinlikle ama kesinlikle uzak durması gereken erkektir. yay kadınıyla çok iyi vakit geçirebilir, çok iyi dost olabilirsiniz ama sakın aşık olmayın ne yaparsanız kendinize yaparsınız a oğlaklar! biz oğlak burcu erkekleri olarak sevdiğini kıskanan, sahiplenen karakterlere sahibizdir. bu yay kadını naptığını ne istediğini bilmez. kadınsı duyguları sahiplenilmeyi ister ama burçları bi gariptir. kendilerini özgür ruhlu kılar. dolayısıyla en ufak kıskançlığa gelemezler. ha ben bu kadına/kıza güveneyim nasolsa kalbi benimdir diye düşünmek de hatadır çünkü bunlar işin b*kunu çıkarır afedersiniz. yay kadınları beni eksileyecek belki ama bol keseden konuşmuyorum son 2 sevgilim yaydı. ikisinin de birçok ortak yönü vardı ama harfi harfine aynı söyledikleri şu cümle bir oğlak erkeğiyle yay kadınının birlikte olma ihtimalinin ne kadar zor olduğunu bana göstermiştir: ben kıskanırım ama kıskanılmaya hiç gelemiyorum darkness.
yok ya kıskanırmış ama kıskanılmaya gelemezmiş. padişah kızı mısın sen ablacım bu ne şımarıklık ne iki yüzlülük. neyse sakinim.
not: sadık, güvenilir, sahiplenilmeyi ve sahiplenmeyi seven, kıskanan ve kıskanılmaktan şikayet etmeyen bi burç kadını söyleyen olursa sevinirim. bundan sonra hayatıma alacağım kişileri ya da esas isteğim itibariyle kişiyi buna göre seçeceğim.
bir oğlak burcu erkeğinin kesinlikle ama kesinlikle uzak durması gereken kadındır. yay kadınıyla çok iyi vakit geçirebilir, çok iyi dost olabilirsiniz ama sakın aşık olmayın ne yaparsanız kendinize yaparsınız a oğlaklar! biz oğlak burcu erkekleri olarak sevdiğini kıskanan, sahiplenen karakterlere sahibizdir. bu yay kadını naptığını ne istediğini bilmez. kadınsı duyguları sahiplenilmeyi ister ama burçları bi gariptir. kendilerini özgür ruhlu kılar. dolayısıyla en ufak kıskançlığa gelemezler. ha ben bu kadına/kıza güveneyim nasolsa kalbi benimdir diye düşünmek de hatadır çünkü bunlar işin b*kunu çıkarır afedersiniz. yay kadınları beni eksileyecek belki ama boş keseden konuşmuyorum son 2 sevgilim yaydı. ikisinin de birçok ortak yönü vardı ama harfi harfine aynı söyledikleri şu cümle bir oğlak erkeğiyle yay kadınının birlikte olma ihtimalinin ne kadar zor olduğunu bana göstermiştir: ben kıskanırım ama kıskanılmaya hiç gelemiyorum darkness.
yok ya kıskanırmış ama kıskanılmaya gelemezmiş. padişah kızı mısın sen ablacım bu ne şımarıklık ne iki yüzlülük. neyse sakinim.
1,5 yıllığına atleti'nin kiraladığı fuleli forvet. torres'in büyük hayranlarından biri olarak tabi ki yuvasında kendini bulup yeniden el nino gibi oynaması en büyük temennimdir.
gokhan tore'ye milyon kez gokhan gonul diyen melih gumusbicak'in anlattigi, futbolun icinden gelen o kadar kaliteli yorumcumuz varken fatih altayli'nin yorum yaptigi, negatif enerjisiyle hem oyunculari hem kulubeyi hem hakemleri olumsuz etkileyen fatih terim'in yonettigi, bikac kaliteli futbolcumuz da dahil kimsenin sahada ne yaptigini bilmedigi, idari yonetim anlaminda turk futbolunu katleden yildirim demiroren'in basta oldugu, yapici degil yikici medyaya sahip, 80 milyona dayanan nufustan adam gibi bi forvet cikaramayan, alternatif stoperi olmayan bir milli takim bir mac bir ulke. 2002'deki 2008'deki takimla ne kadar gurur duyuyorsam bu takimdan da o kadar utaniyorum. cok sevdigin birini kaybedersin ya da telafisi mumkun olmayan cok yikici bi hata yaparsin da hafizani sildirmek, her seyi unutmak, uyumak ve uyanmamak istersin ya.. caresiz hissedersin hani.. yapacak sey, soyleyecek soz bulamazsin. iste aynen oyle
sampiyonlar ligi finalindeki 2 takimin ispanyol olmasi, uefa avrupa ligini ispanyol bir takimin kazanmasi sonrasi dunya kupasinda da ispanya is yapar diyenlerin dumur oldugu mac olmustur. ispanya'nin grubu 2. tamamlayip son 16'da brezilya'ya elenecegini dusunuyordum ancak bunu bile basaramadilar. sebebi ispanya'nin ne real madrid, ne atletico madrid ne de sevilla'nin sistemleriyle veya oyunculariyla oynuyor olmasi. ispanya barcelona'nin sistemini ilke edinmis, onlarin pas oyununu oynayarak 3 buyuk turnuvayi kazanmis bir milli takimdi. ancak artik hem barca'nin hem ispanyanin o bogucu pas oyunu futbolseverlerin buyuk cogunluguna bikkinlik getirmisti ve ispanya bagira bagira gelen gercegi bu sekilde gormus oldu. ulan playstation oyunlarinda bile busquets'i pedro'yu oynatmiyor insanlar. bu adamlarda ne var da koskoca ispanya milli takiminda kendilerine yer bulabiliyorlar anlamak mumkun degil. ispanya'ya da barca'ya da bu sezon tokat gibi oldu. cok iyi oldu cok da guzel oldu. yeminle icimin yaglari eridi. oh olsun.
tabii ki takimlarin icinde olsun maclar esnasinda olsun bircok degisken ortaya cikabilir(sakatliklar, kartlar, penaltilar vs.) ozellikle son 16'daki portekiz-belcika macinda belcika da gulen taraf olabilir. bunun disinda e grubunu isvicre 1. fransa 2. tamamlayabilir. bosna ceyrek final gorebilir. finale gelene kadarki eslesmeler farkliliklar gosterebilir. ancak ozellikle ceyrek finaldeki brezilya-hollanda macini kazanan tarafla(ki ben hollanda'ya sempati duysam da ev sahibi avantaji ve saglam savunmasiyla brezilyanin bu eslesmeden galip ayrilacagini dusunuyorum) almanya'nin final oynayacagi ve sampiyonun da almanya olacagi konusunda guclu bir inanca sahibim.
--spoiler--
ogrendim ki eslesmeler benim sandigim sekilde olmuyormus. hic kimse de cikip "yahu darkness sen bunu yapmissin da eslesmeler boyle olmayacak ki" demiyor. neyse bi guncelleme gerekti. o halde yapalim.
brezilya-uruguay
fransa-almanya
hollanda-kosta rika
arjantin-belcika(ki bu eslesme tamamen ters de olabilir)
yari finaller:
brezilya-almanya
hollanda-arjantin(arjantine hic guvenmiyorum belcika da olabilir)
final:
almanya-hollanda
kazanan: almanya
3. takim: brezilya
duzenleme: bircok eslesmede surprizler olsa da yari final eslesmelerini ve fakat ozellikle de kazanan takimi tutturdugum icin mutluyum. aslinda en buyuk gururum daha turnuva baslamadan almanya'nin kazanacagindan emin olmamdi. onlar kazaninca ben de kazanmis oldum. tebrikler almanya.
şu anda milli takimimizda bile onun tipinde bir forvet yok. herhangi bir super lig takimimizin(buyukler de dahil) scout ekibinden olsam, kesinlikle takima katilmasi yonunde rapor yazardim. hava toplarina ve bileklerine hakim, vucudunu iyi kullanan zeki bir futbolcu. şansı da yaver giderse ilerde büyük futbolcu olur.
trabzon sehri futbol sehri degildir. trabzonspor taraftari taraftar degildir. sozde takimini desteklemeye gelmis taraftar bozuntulari en net ifadeyle "turk futbolunun teroristleri"dir. her sene ayni sey yasaniyor. bu gerizekalilar yuzunden futbola hasret kaldik. gerizekali kelimesini tesadufen secmedim. gercek birer gerizekalilardir. cunku kendi akillariyla hareket edemeyen zavalli varliklar gerizekali yoneticilernin, medyalarinin tavirlariyla galeyana gelmektedirler. yazik.
bi dip not olarak sunu belirtmek istiyorum. bu trabzonlu idiotlar bunlari yapti. ama bizim sampiyonluk yolundaki en buyuk rakibimiz galatasaray. birkac mac ceza alacaklari kesin. bu cezali maclarindan biri de sahalarinda galatasarayla oynayacaklari mac olacaktir. trabzon galatasaraya yatacak tarzi cumleler kurmak istemiyorum bunun dogruluk payi olsa da olmasa da. ancak gercek su ki bizim macimizda yasananlar, oyuncularimizin hayati tehlike altinda mesleklerini icra etmelerine karsin bu mucadeleye kostek olanlar yine rakiplerimizin ekmegine yag surmus olacak. tipki 2011-2012 super final'de oldugu gibi.
yani dusunsenize; bizim kalecimiz volkan sahadayken tribunlerden kaya atiliyor. sans eseri volkan ya da herhangi baska bir oyuncumuz hayati bir tehlike yasamiyor. boyle çağ dışı kosullar altinda mac yapiyorlar. ancak seyircisiz macta deplasmana gidecek olan takim rakibimiz galatasaray oluyor. yorumsuz.
duzenleme: bizim sampiyonluk yolundaki en buyuk rakibimiz galatasaray demisim pardon.
baroni'nin bacaklarina sarilan onur'u uzaklastirmak icin baroni'nin yaptigi hareketi kirmizi kartlik bir hareket olarak goren hakemin yonettigi mac. ne hakemi hakem mi dedim ben? onun bunun maşası. gerci biz yaniliyor da olabiliriz. cristian'in o pozisyonda onurla sevismesi gerekiyordu belki de. futbolla alakasi yok sonucta onur'un hareketinin. bilemedim simdi.
maci izlemeyenler icin kendi fikrimi belirteyim. kirmizi cok agir oldu.
rakip takimlarin taraflarinin bircogu iste bu kadar yuzsuzdur. silme ihtimaline karsi girdi numarasi degil direkt spoiler veriyorum.
--spoiler--
sivas'ın santrayla birlikte yatışına sahne olan tiyatroların sıktığını gösteren oyun.
bu hafta geçen oyunlara göre daha farklı bir senaryo var, fener hakeme rağmen kazanmış olacak maç sonunda güzel yazılmış gerçekten. he bir de herkes hakemi konuşacağı için kimse sivas'ın yatışını konuşmayacak. yani burada yunus yıldırım kötü adam rolünü oynuyor. ne öyle daha ilk yarıdan 3 tane yemeler falan anlaşılıyordu hemen gerçekçilikten uzaktı. * artık aziz mi yazdı, mecnun mu yazdı, şansal mı yazdı bilmem ama güzel yazmışlar.
fener'in hakeme rağmen kazandığı sanılacak maç.
--spoiler--
Savcı turgut'un planına "oharaa" diye tepki verdim istemsizce. Evet kötü adam turgut ama zekası muhtesem. Sirf zekasi yuzunden bu adama hayranim. Ezel'de ezel'in ramiz dayinin oyunlarini oynayan karadayi'da turgut akın oldu. Tabii hepsi birer karakter. Asil tebrik edilmesi gerekenler yine bu oyunlari planlayan senaristler. Konu cok dar gibi gorunse de o kadar cetrefilli hale geldi ki icinden nasil cikilacak merak etmekten kendini alikoyamiyor insan.
Metin tekin: 2 gunde anca yenebildi galatasaray juventus'u.
edit: fenerliyim ama tabii ki tebrikler galatasaraya. Turkiye'yi temsil eden bi takim dururken italyanlari destekleyecek degiliz chelsea'yi destekleyenler gibi.