Descartes felsefesinde, Deneyden edinilmemiş olan, sonradan kazanılmayan doğuştan getirilen ve açık-seçik olan şüphe edilemeyen hakiki idelerdir. Tanrı idesi ve matematiğin ideleri, descartes'e göre doğuştan getirilen idelerdir.
hume’a göre insan zihni belirli tecrübelerden edindiği bilgileri genelleme eğilimindedir. Fakat böylesi bir beklentinin mantıksal bir zemini bulunmamaktadır. Çünkü ona göre tümevarımsal çıkarımlar kurmaya yarayan bağ kurma ilişkisi izlenimlere dayanmamaktadır.
Tümevarımsal çıkarımların mantıklı bir temeli olmasa bile hayatımızı sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmemiz için tümevarımlara ihtiyacımız vardır. Bu nedenle David Hume’a göre kişinin yapmış olduğu akıl yürütmenin yanlışlanabilirliğini de kabul ederek, tümevarımsal çıkarımlar yapabilir.
david hume’a göre deneyim bize nesneler arasında üç ilişki gösterir; yakınlık ya da ardardalık, zamanda öncelik ve sürekli birliktelik. Bunların üçünde de A nesnesiyle B nesnesi arasındaki ilişki zorunlu değildir. O halde nedensellik nesnelerde gözlemlenen bir nitelik değil, A ve B örneklerinin tekrarlarından üretilen bir çağrışım alışkanlığıdır.
saf anlak kavramlarının "görü"ye nasıl uygulanabildiklerini anlatan aşkınsal bir tasarımdır.
kant'a göre nesne bizim dışımızda bir yerde değil, kendinde şey de değildir mirim, aksine kendi zihnimizin tasarımlama yetisi ile beraber verilidir... burada sorun artık nesnenin verildiği tarz olarak duyusallık ile onun düşünüldüğü kip olarak anlağın ya da "görü ile kavram"ın bir araya getirilmesidir. nasıl ilişki kurarlar bunlar?
hülasa; Kategoriyle görünün yani "kavram ve duyuların" çakıştırılması da ancak "imgelem"in bir ürünü olan şemalar aracılığıyla olmaktadır. Kategorinin görüye uygulanabilmesi, ikisiyle de türdeşlik özelliği gösteren bu üçüncü aşkınsalın olmasıyla olanaklı olmaktadır.
kant felsefesinde, kategorilerin tümel ve zorunlu birliğine dayanan (transendental) aşkınsal algı anlamına gelen kavramdır, bu akıl demektir. "empirik" olan sezgi, duyarlık yoluyla alınan ve düşünme ediminden önce meydana gelen çoklu veri olup, belirmiş tasarımdır ama; bu tasarım "anlama yetisi" (verstand) ile duyarlıktan aldığı bu sezgileri kategoriler altında önsel (a priori) olarak bir araya getirir, getirir ki azizim bilgi mümkün olur.
"insanın doğal yetilerinin akla uygun kullanılışının ya da daha doğru bir deyişle kötüye kullanılmasının mekanik araçları olup, erginleşme ve olgunlaşma için sürekli bir ayakbağı olurlar.
Biri çıkıp yürümeyi köstekleyen bu zincirleri atsa da, en dar hendekten bile hemen öyle pek kolayca atlayamaz; çünkü o henüz kendisine güven duyarak bacaklarını özgürce hareket ettirmeye daha alışamamıştır. işte bundan dolayı da ruhlarını, zihinsel yanlarını kendi başlarına işleyip kullanarak ergin olmayıştan kurtulan ve güvenle yürüyebilen, pek az kişi vardır. Oysa buna karşılık, kitlenin kendi kendisini aydınlatması daha çok olanak taşır; hatta ona özgürlük, yani özgür olma hakkı tanınırsa bu durumun önüne geçilemez de."
duygusallığa daha az kapılır, ciddidir, duygusal hazzı genelde rasyonel faydayı gözettiğinden mümkün olduğu kadar kontrol eder, ilişkide optimumu arar, hülasa; istikrarı tercih eder.
nedendir bilinmez. Orta yaş, erkeğin ve kadınında omuzlarına sorumluluklar, zorunluluklar yükleyen, romansa pek de elverişli olmayan bir dönemdir aslında...
hülasa; bundan olsa olsa tarafların eşit olmadığı, bundan ötürü asimetrik nitelik taşıyan ve bunun sonucu olarak da saplantılı seyreden aşklar çıkabilir. tabii yine de zevkler ve renkler tartışılmaz.
150’yi aşkın bilimciye “Hangi konuda iyimsersiniz? Neden?” sorusunun yöneltildiği, birbirinden ilginç cevapların olduğu, sicim teorisinden eğitime, nüfus artışından tıp bilimine, küresel ısınmadan dünyanın sonuna kadar çok geniş bir yelpazeyi kapsayan okunması elzem bir kitap.
hırsızın hırsızıdır. adam kalkıyor bisiklet çalıyor, çaldığı bisikleti cami bahçesinde başka bir hırsız çalınca, nasıl bir cesaret varsa polise gidiyor...
hülasa; bunla da yetinmeyip utanmadan "Memlekette namuslu adam kalmamış" diyebiliyor, pes vesselam...
delalet ile tasrih bir arada bulununca, tasrihe göre amel edilir. Çünkü sarahet kuvvetli, delalet zayıftır. Fakat sarahat olmayan yerde delalet ile amel olunur.
Meselâ: iki komşu arasında müşterek bir duvarın yıkılmasından korkulursa her iki komşu bunu müştereken yaptırmaya mecbur olurlar. Zira bu duvarın menfaati her ikisine de aittir.
freudyen psikolojiye göre var olan bir eğilimdir. freud, nevrasteni durumundaki mastürbasyoncuların çok uzun bir süre yanlış da olsa en küçük miktarda bedensel uyarımı bile boşaltmaya alıştıktan sonra bir "yoksunluk" durumuna girmelerinin çok kolay olduğunu belirtmiştir. hülasa; fazla çekmekten ruhsal yapının yolundan sapmasından mütevellit sürekli angaje olduğunu bildiğimiz bir görev olan bedensel uyarımla baş etmeyi artık yapamadığından nevroz ortaya çıkabilir imiş..
--spoiler--
1-Dini Kur’an dışına çekmek.
2-Kur’an dışından haram ve helaller edinmek.
3-Kur’an dışında eleştirilmez kitaplar, risaleler kabullenmek.
4- Hz. Muhammed dışında eleştirilmez kişiler (efendiler, üstadlar, hazretler) kabul etmek.
--spoiler--
postmodern kültürün yaygınlaştırma gayreti içerisinde olduğu ahlaksızlıklardandır, "oh olsun" mentalitesidir.
Bir hadis-i şerif meali:
(Müslüman kardeşinin uğradığı felâkete sevinme. Allahü teâlâ, rahmet eder, onu, o felâketten kurtarır da, seni derde uğratabilir.) [Tirmizi]
merak edilen bir ilişkidir. Ekonomik Büyüme ister faktör artışlarına ister teknolojik ilerlemeye dayalı olsun, sonuçta ülkenin toplam üretimini (GSYIH) sini genişletmez mi? Buna bağlı olarak ekonomik refah düzeyi yükselmez mi?