Ne iş sahibiyim ne de öğrenciyim. Hangi gün olduğunu bile bilmeyerek uyanıyorum sabahları. Kitabımı yazıyorum ve sıcak çikolatamı içiyorum. Pazar günü sendromu ve pazartesi sendromu bizden gideli çok oldu.
modern yaşamın modern times'da charlie chapline yaptığı gibi hayatımızın her anını bir bunalıma çevirmesinin sonucudur.
"
We're the middle children of history.... no purpose or place. We have no Great War, no Great Depression. Our great war is a spiritual war. Our great depression is our lives.
"
küçükken bizimkiler dizisinin bitiş müziğiyle pek bir derinden hissedilirdi bu. parliament pazar gecesi sineması jeneriği eşliğinde de yatağa gidilirdi. şimdi büyüdük o enstantaneler kalmadı, hissiyatlar da değişti ama sendrom yine aynı sendrom..
depresyon deniliyorsa bunun adına varsın öyle olsun ama ben bilirim ki "depresyon" kelimesi nazar boncuğu kalır pazar sabahlarında.
binlerce düşünce, sözcük vardır aklımda hiçbirini yazamam hep yarım kalır her pazar sabahında ve ben bilirim ki pazar sabahları karadır yollar hep siyah bir şehre akar ve yine bilirim ki o yollar bir gün kısalacak ne kara bir otobüs seni benden alacabilecek nede aptal pazar sabahları.
Haftaiçine en yakın tatil günü olması itibariyle yarım kalan işlerin kafaya üşüştüğü, yapılacakların kabus gibi çöktüğü gün. 1990 öncesi doğanlar için haftanın tek banyosunun leğende yapıldığı paklanma günü. Tümbu etkilerin yarattığı depresif olgu "pazar günü depresyonu" olarak nitelendirilebilir.