"bu akşam da yemeğe çıktım. pişmiyor bizim evde yemek, kaynamıyor su ne yapayım. oturdum boğazın kenarında dalgaların çarptığı duvarın dibine, söyledim balığımı ve düşündüm. sayın başbakanımız ne kadar laik, demokrat, akıllı, yakışıklı, şahane, dürüst, kusursuz, fevkalade, zeki, kaslı... "
gül için ikinci cumhuriyetin birinci cumhurbaşkanı demiş, türkiye cumhuriyetinde 1. ya da 2. dönem olmadığını bilmeyen bu. kendisi başlığıyla resmen suç işlemiştir. ayrıca bu akp'ye kadar bu ikinci cumhuriyet zırvaları yoktu, ikincisi ılımlı islam cumhuriyeti midir soruları akla geliyor bazen. ertuğrul bey'e amerika'daki sahibinden mutlaka haber gelmiştir bu konuda.
Hasan PULUR bugünkü yazısındaki bir hikaye ile kendisini çok iyi anlatmıştır.
--spoiler--
Mirasyedinin biri, kahvede otururken, karşı kaldırımdan geçen ense kulak yerinde bir adamı, fukaraya işaret etmiş:
"Git, şunu ensesine bir tokat at, gel bir altını al!"
Fakir ne haltetsin, koşup gitmiş, adamın ensesinde tokadı patlatınca, özür dilemiş, birine benzettim diye...
Gelmiş altını almış, bir süre sonra aynı adam dönüyor, fukarayı yine kışkırtmış, o da gidip tokadı aksetmiş, üçüncüde fakir, adama yalvar yakar olmuş:
"Sen de bu ense, ben de bu yoksulluk, şu kahvedeki herifte de bu para oldukça sen daha çok tokat yersin!"
--spoiler--
bugünkü köşe yazısının başlığı "beyaz zenci diasporası" olan genel yayın yönetmeni. zaten konuşulan beyaz türk, beyaz zenci ifadelerine bir de diaspora benzetmesini ekleyerek, yakın geçmişte kutuplaşmadan dem vururken son zamanlarda kutuplaşmayı körükleyecek yazılarını tespit niyetine önümüze getirmektedir. tabi bunu yaparken çevresine bakmayı ihmal etmiyormuş. nasıl bir çevreye bakarak bunları yazdığı oldukça merak konusu.
daha düne kadar başbakanın önünde el pençe divan dururken, şimdilerde aydın doğan'ın da talimatıyla, elindeki tüm malzemeyi anti hükümetcilik oyununda kullanan kişilik...
böyle keskin bir dönüşten böyle sert bir yazıdan sonra aydın medya patronumuzun hükümetle ne tür bir çıkar ilişkisine gireceğine dikkat kesilmek lazım, ertugrul bey böyle saldırmaya başladığına göre sahibi de ısırmaya hazırlanıyordur. bakalım ne kadar büyük bir lokma koparıcak...
hiçbir fikre sahip olmayan basın camiasının süleyman demirel'i.
tipik bir ertuğrul özkök yazısı şöyledir:
1. gün: ben bu görüşteyim çünkü bu doğrudur ama bir de şu taraftan yalaşırsak... arkası yarın
2. gün: evet dün yazdıklarımız bir taraftan yalnıştır çünkü...
3. gün: iki gündür dile getirdiğim görüşlerin elbette tamamına katılmak mümkün değildir. bakın başbakan ne diyor?...
4. gün: başbakan gereken açıklamayı yapmıştır, ülkemizin istikrarı için şunların şunların şunların olmaması gerekir ama bir şartla...
5. gün: başbakan'ın açıklamaları kamuyounda ciddi tartışmalara yol açabilir, bence yapılması gereken şunlardır... ama bir şartla?
6. gün: dün gece başbakanla evde tavla oynadık bana neler söyledi neler. neler? yarına...
7. gün: başbakan'ın dün bana anlattıklarından sonra memleketin selamete doğru ilerlediğini düşünüyorum...
8. gün: cumhurbaşkanı'nın açıklamalarını dikkatle dinlememiz lazım, bu açıklamalardan başbakan'ın çıkaracağı çok önemli sonuçlar var. neler? o da yarına...
9. gün: ülkede varolan kriz ortamının bitmesi için aslında yapılması gerekenler şunlardır...
10. gün: şunlardır dedik ama tabiiki bunların da olmaması lazımdır ama o da bir şartla...
tüm taraflılığına rağmen ; son günlerden oldukca tarafsız tespitler yapan köşe yazarıdır. bugüne kadar kendisini detsekleyenler birden karşısına dikilmiştir.bu uyarıları kadınları düşündüğü için yapmamıştır yada türkiye cumhuriyetini, o ayrı bir konudur. özgürlükler kısıtlandığında ilk darbeyi basın yiyeceğinden ertuğrul özkök'te bir uyanış başlamıştır.
yazdıklarını dikkatli okuyacak olursanız; tespitlerinde hiçbir hata olmadığını farkedeceksiniz.
GÜNdem belirleme yeteneğine sahip birkaç kalemden biri. sevsek de sevmesek de, öyle.
bugüne kadar akp taraflılığını konuşturmaktaydı ve akp'ciler tarafından çok seviliyordu. adam hala akp taraftarı ama farklı ve yine "akp'cileri" rahatsız edecek şeyler söylediği için şimdi zavallı mavallı lafları ile hakaret ediliyor kendisine.
ak partinin sandıktan yüzde 47'lerle çıkmasının , yönettiği gazetenin seçim öncesi ak partinin sözcüsü gibi davranmasının rolü küçümsenemez. şimdi ise adeta günah çıkarma kisvesinde halkaülkeyi bekleyen tehlikeyi göstermeye kendine rol kesmiştir.
tehlike'nin farkında olmaya başlamış şahsiyettir ennihayetinde. tıpkı onu sevmediğini iddia edip akp'yi övdüğü yazılarına hep sahip çıkmış bünyelerin de bir gün düşeceği durum gibi.
yalçın küçük'ün "dostum ertuğrul" diye başlayıp bol bol bindirdiği yazardır.
her şeye rağmen geniş ufuklu olduğunu düşünüyorum.
bu kadar hakaret ve eleştiriye tahammülü bile dikkate şayandır.
hürriyette yaptığı 22 yıllık genel yayın yönetmenliği yakında rekor kıracak olan gazeteci. ne kadar tarafsız ve güvenilir gazeteci olduğu tartışılır tabi. bence aydın doğan' ın köşe yazarı hali, tabi birde kankası dinci** ahmet hakan var tabi aydın doğan'ın ekürisi olarak*