Kadın sabah kalkmış, aynaya bakmış ve kafasında yalnız üç tel saç görmüş.
" Hım..." demiş "galiba bugün saçımı örgü yapacağım. "
Öyle de yapmış, günü de harika geçmiş.
Ertesi gün kalkmış, aynaya bakmış, kafasında iki tel saç kalmış.
" Hım." demiş, " bugün saçımı ikiye ayıracağım."
Dediğini de yapmış, harika bir gün geçirmiş.
Bir ertesi gün yine kalkmış, aynaya bakmış, kafasında tek tel saç var.
" Tamam, tamam. " demiş. " artık bugün atkuyruğu yaparım."
Öyle de yapmış ve çok çok güzel bir gün geçirmiş.
Daha bir ertesi gün aynaya baktığında, kafasında bir tek tel bile kalmamış.
" Voov! " diye bağırmış. " Bugün saç derdim yok. "
Bakış açısı her şeydir. Gerektiğinden kibar ol. Tanıdığın herkes kendi savaşını yaşamakta zaten. *
kişiden kişiye, durumdan duruma hatta mekandan mekandan bile değişir. her saniye farklı bir bakış açısıyla bakarız olaylara. bazen umutsuzluğun dibine vururuz bazense umut dolar içimiz.
hepimiz, içinde bulunduğumuz duruma paralel bir şekilde sahibiz buna, yani olaylara içinden baktığımız kendimize ait çerçevelere. kendi çerçevemize göre durumu tahlil edip, yargıya varıyoruz. empati kurmayı da unutursak, toptan yanlış alıyoruz diğerlerinini de ilgilendiren durumlarda. farklı açılardan bakmayı öğrenmedikçe, hep "kendimize" göre karşı tarafı suçlu-suçsuz, başarılı-başarısız, gülünç olarak nitelendiriyoruz. vazgeçebilsek keşke...
kişilikle alakalıdır. Kişinin kendinde beliren davranışlarını karşı tarafta analiz etmesidir. Bir nevi; kişi kendinden bilir işi'dir.
Empati yeteneği kuvvetli kişilerde ise genel düşünme söz konusu olsa bile, kendine yönük düşünceler belirebiliyor. Ayrıca her konu ve durumda önemli olan unsurdur. Bir yaşam tarzıdır.
marksizm leninizm, bir manada diyalektik ve tarihi materyalizm; sovyetler birliği bilim akademisince ifade bağlamında, sistem çökmeden çok önce barutunu tüketmiş, eklektik, teoriden ziyade vurgu-talimat olarak tarihin teori-pratik eski eserler müzesinde yerini almıştı bile.
marks-engelsin 19.yy şartlarında ifadesini bulan görüşleri, tilmizlerince geliştirilme istikametinde yeni veçheler kazanarak sürüp gitmektedir.
antika köleci toplum kadar yaşadığımız antika sınıflı toplum tarzı, 1960 lı yıllardan bu yana bir ivmede hızlanarak tekamül eden bilimsel teknolojik devrim şartlarında kendine nasıl bir yol biçeceği-yeni nasıl biçme evrileceği halen yaşarken öğrendiğimiz, öğrenirken evrimleştiğimiz bir durumdur.
amma, evet her zaman bir ama vardır. strateji-sevkülceyş, taktik tabiye olarak andığımız; keza her politik hareketin bir program manzumesi sorunsalı, keza kendinde-kendisi için her soydan hareketin bir liderlik kimliği belki yeni biçime kadar kendini muhafaza edecek hususlardır.
spontane hareketler her kafadan ses gibi gelişir görünse de neticede bir sonuca evrilirken liderliği, programı, stratejiyi taktiği gündeminde barındırır.
eski model, tarih olmuş eylemliliklerin bağrında taşıdığı çürüyen, geçersizleşen veçheleri kadar; kendini güne taşıyan, tekrar eden veçheleri vardır. zaman, inkar ederken eskiden kalıntıları daima taşır.
bilgi, görünenin etkisinde, sadece görünenin etkisinde inşa edilemez. bilgi kümülatif bir gerçekliktir.
bilgi subjektif değil nesnel bir hadise, hatta günümüzde bir metadır. belki de bilginin bu bağlamda metalaşması, eski anlayışlarda üretim güçlerinde basit gibi gelen bir faktörken bu gün bilgi, en ehemmiyetl bir değişim aracı ve zıplattırıcı kimliğe kavuşmuş olması çağımızın orjinalitesidir.
kendiliğndenliğin kazandırdığı kadar, ona kazandıracağımız öz önemli, önemli değil hayatidir.
not: bu görüş mehmet arif sarısözen nam altında ilk olarak face book da paylaşılmıştır.
Gozlukcuye gittiydik sevdicegimle ,bizim gibi bir cift daha vardi alici olduklarida belliydi hani kadin nasi bir azimle tum gozlukleri deniyordu,takiyor,bakiyor,yanindakine bakiyor,yok begenmeyip yine cikartiyor,gozlukcu ablamda yilgin gorunuyordu nerdeyse tum gozlukleri denedi artik yanindaki ikisini de al falan moduna girmisti.sonunda pekde gonullu olmadan aldi ablam bi gozlugu..konusmalarini duyduk dukkandan cikarken adam kadina donup ya sen nasi bi insansin dedi ,gozlukcu kadinin sana nasi baktigini gordun mu?gozleri doldu kadinin ,karar veremedim iste falan gibi bisey soyledi,ben adam hakli dedim icimden,sevdicegim bana bakti yazik dedi, cok sevgiye ihtiyaci var bu kadinin ,yada birileri icin degerli oldugunu bilmeye...
ben ilmi seven biriyim, bilimi bilimsel çalışmaları, bilimle uğraşan herkesi can-ı gönülden destekler ve kalbimin ne nadide yerinde barındırırım böyle kimseleri. çünkü temel hayat felsefem şudur: "yükselen tüm insanlar dünyayı da yükseltirler' ilimden daha iyi bir yükselme, gelişme olamaz benim için. neyse benim ilim serüveni 'sarpa sarmış, yıkık, dökük bir vaziyette, kör topal' yol alıyorken sınıf arkadaşımdan biri bu yola baş koydu. şimdi yardımcı doçent. vatikana, ürdüne gitti. ana dili gibi ingilizce, arapça biliyor. kaç makalesi yayınlandı, kitap tanıtım yazısı çıktı dergilerde. altına rav4 çekti, araba da fiyakalı anlayacağınız. beni de biraz küçümser , evlenip çoluk çocuğa karıştım, ilmi çalışmalarım kör topal ilerliyo diye. işte bu arkadaş hala bekar. yaş 35'e vardı. başka bir arkadaşımla yazın görüşme fırsatı buldum. bu benim ilimle uğraşan arkadaş için 'kendine yazık etti, ne güzel kızdı, hayatını mahvetti' şeklinde bir yorum yaptı. bu şekilde konuşmasını tuhaf buldum. benim için 'imrenilecek' bir başarıya o sırf evlenemedi diye 'kendisine yazık etti' şeklinde yorum yapmıştı. bakış açısı işte.
hiç kimse bütün bakış açılarının hepsine birden sahip olamaz. tarihteki en zeki, en muhteşem insanların bile sahip olamadıkları bakış açıları olmuştur. yani anlayamadıkları, farkına varamadıkları bazı gerçekler. işte bu sebeple, megalomani doğal bir kişilik türü değil aksine bir hastalıktır*, başkalarının fikirlerini önemsemek önemli bir gerekliliktir ve dar kafalılık çok fena bir şeydir.
bakış açılarını arttırmanın ve ufku genişletmenin yegane yolu ise, sadece ve sadece pozitif bilimleri kılavuz olarak görmekten ve hayatın, doğanın doğrudan doğruya kendisinden ilham almakta geçer.
Bunla alakalı bir fıkra tarzı birşey duymuştum, aklımdan kaldığı kadar size aktarmak istiyorum.
Eski zamanlarda, zenginlik içinde yaşayan bir kral vardı. Genelde fal baktırıyordu. Gene bir gün falcının yanına gitti. Falcı, falına baktıktan sonra:
-Bütün akrabalarının ölümünü göreceksin, der. Bunun üzerine padişah falcıyı idam eder. Bir kaç hafta sonra başka bir falcıya gider. Buna da falını gösterince falcı şu sözleri söyler:
-O kadar uzun yaşayacaksın ki akrabaların arasında en uzun hayatta kalan sen olacaksın. Bunun üzerine padişah falcıyı ödüllendirir, hep ona falını baktırır.
Önemli olan ne dediğimiz değil, nasıl dediğimizdir. Karşımızdaki insanın bakış açısına göre olayları anlatmalıyız.
olaylara bakarken duygumuzu kullanırız bence, hislerimiz neyse biz onu ima sanabiliriz
örneğin yol da birisi sövdü herkesin bakmasında ki amaç " bana mı diyor lan ? " sonra söyleyeceği kelimeler ima sanılabilir.
bir insanın karakterini belirler bence.
prim mi yapıyor diyorlar sana ? o onun karakteri, ya da bir insan sizi hangi özelliklerinizle hatırlıyor onu da kestirebilirsiniz.
yanlış arkadaşlar seçmemiş olursunuz.
müthiş bir film ve kesinlikle izlenmesi tavsiye edilir. izlemeyen bin pişman ve bunu izledikten sonra fark edebilir ancak. tavsiyem direkt açın izleyin filmi asla bilgi, spoiler tarzında bir şey bakmayın fragman bile izlemeyin.